İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Hüseyin Bagheri, Türk mevkidaşı Org. Hulusi Akar’ın daveti üzerine 15-17 Ağustos tarihlerinde Ankara’ya bir ziyaret gerçekleştirdi. Bagheri’ye İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’nun Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Pakpur dahil çok sayıda üst düzey askeri yetkiliden oluşan bir heyet eşlik etti. Bagheri,ziyaret sırasında Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Nurettin Canikli ve Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan ile görüştü.

Bagheri, Ankara’ya vardıktan sonra İran televizyonuna yaptığı açıklamada Türkiye’yi  bölgede ve İslam dünyasında önemli bir yeri olan mühim komşularından birisi diye nitelendirdi. Bölgesel gelişmeler ile güvenlik meselelerine işaret eden Bagheri, bu çerçevede böyle bir ziyaretin gerekli olduğunu belirtti. Nitekim, Bagheri’nin Ankara temaslarında üç husus öne çıktı; ikili güvenlik ilişkileri, sınır güvenliği ve terörizme karşı mücadele; Suriye’de meydana gelen gelişmeler ve Irak Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin (IKBY) bağımsızlık referandumu hazırlığı.

 

İkili Güvenlik İlişkileri ve Sınır Güvenliği

Türkiye ile İran ilişkilerinde öne çıkan en önemli hususlardan birisi sınır güvenliği. Türk yetkililer uzun yıllar boyunca PKK’nın İran sınırını kullanarak Türkiye topraklarında terör eylemleri yapmasından şikayetçi oldu. Ayrıca iki ülke arasındaki sınır, kaçakçılık ve uyuşturucu kaçakçılığı sorunlarıyla öne çıktı. Ankara ile Tahran arasında sınır güvenliğinin artırılması, terörizm, kaçakçılık ve uyuşturucu ile mücadele çerçevesinde çeşitli adımlar atıldı. Temelleri 1992’de atılan ortak güvenlik komisyonları (İçişleri bakanlıkları müsteşarlarından müteşekkil Yüksek Güvenlik Komisyonu, müsteşar yardımcılarından oluşan Ortak Güvenlik Komitesi ve sınır bölgelerinde görev yapan güvenlik görevlileri düzeyinde toplanan Güvenlik Alt Komiteleri) belirli aralıklarla toplandı ve bir dizi protokol imzalandı. Ne var ki 2010 yılından sonra ikili güvenlik işbirliği kesintiye uğradı.İkili siyasi ve ekonomik ilişkiler gelişme kaydederken güvenlik ilişkileri sınırlı kaldı. Güvenlik işbirliğindeki kesinti ve sınırdaki sorunların devam etmesi üzerine Türkiye sınır güvenliğini artırmak için İran sınırına 2 metre genişliğinde, 3 metre yüksekliğinde ve 500 kilometre uzunluğunda duvar örmeye karar verdi ve Ağustos ayının başında duvarın inşasına başladı. İran tarafı, Türkiye’nin sınıra duvar inşa etmesini hem sınır güvenliğinigüçlendirmesi, hem de kaçakçılıkla mücadele yardımcı olması temennisiyle ve memnuniyetle karşıladı.

Gerek bazı komşularındaki istikrarsızlık, gerekse çeşitli ayrılıkçı silahlı hareketlerin geçişken sınırları kullanması, İran için sınır güvenliği meselesini hep öne çıkardı.  PKK’nın İran kolu PJAK’ın yanı sıra KDP-İran ve Komala gibi İran Kürt militan hareketlerinin geçtiğimiz yıllarda silahlı faaliyetlerine tekrar başlaması İran’ı batı sınırlarında güvenlik alarmına geçirdi. Geçtiğimiz Mayıs ayında PJAK ile İran güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada iki İranlı askerin ölmesi ve yedi askerin yaralanmasından sonra Sınır Muhafızları Komutanı Kasım Rızayi, saldırganların  Türkiye’den girdiğini belirtmiş, sınırı koruma sorumluluğundan bahsederek Türkiye’yi eleştirmişti. Son aylarda İran’ın batı ve kuzeybatı (Irak ve Türkiye) sınırları ile ilgili hassasiyetini artıran iki önemli gelişme daha oldu. Birincisi, ABD’nin İran üzerindeki baskıyı artırması ve İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerilim gibinedenlerle uluslararası güçlerin silahlı İran Kürt hareketini teşvik etmesi ihtimali belirdi. Nitekim bu Kürt milisleri son zamanlarda İran topraklarındaki silahlı faaliyetlerini artırdı. İran’ın sınır güvenliği hassasiyetini artıran ikinci husus ise IŞİD tehdidi. Haziran ayında Tahran’da İran Meclis binasına terörist saldırı düzenleyen IŞİD, bir müddettir İran’ı tehdit etmeye devam ediyor ve ülkedeki Sünnileri (Kürtleri ve Belucileri), Şii rejimine karşı ayaklanmaya çağırıyor.

Bu çerçevede İran, Türkiye ile sınır güvenliğinin artırılmasına büyük önem vermeye başladı.İki ülke arasında güvenlik işbirliğinin geliştirilmesi için içişleri bakanları müsteşarları düzeyinde oluşturulan ortak çalışma grubunun ilk toplantısı 25 Temmuz’da Tahran’da düzenlendi. Bagheri’nin Türkiye ziyaretini değerlendiren Devrim Muhafızları Sözcüsü Ramezan Şerif, ülkesinin sınır güvenliğinin artırılması için Türkiye ile iyi bir anlaşma arayışında olduğunu söyledi.

Bagheri’nin ziyareti sonunda iki ülke arasında güvenlik alanında üst düzey ziyaretlerin sürdürülmesi konusunda mutabakata varıldı. Bagheri’nin açıklamalarına göre iki ülke ortak eğitim programlarının düzenlenmesi, askeri öğrenci değişimi ve terörizme karşı istihbarat paylaşımı yapılması konusunda adımlar atacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Türkiye ile İran’ın PKK’nın yerleştiği Kandil dağına ve Sincar’a ortak operasyonlar yapmasının an meselesi olduğunu söyledi. Erdoğan, bu meselenin uzun zamandan beri gündemde olduğunu ve Bagheri’nin ziyaretinde de bu konunun ele alındığını belirtti.

 

Bölgesel Meseleler ve Ankara-Tahran İlişkileri

Bagheri’nin Ankara temaslarında öne çıkan ikinci husus Suriye’deki gelişmelerdi. Astana sürecinde işbirliği yapan iki ülke Suriye’de oluşturulacak çatışmasızlık bölgelerinin belirlenmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Bagheri’nin ziyaretinde de Suriye’de güvenliğin ve huzurun sağlanması için iki ülkenin çalışmalarını koordine etmesi, Astana müzakerelerinin devam etmesi, çatışmasızlık bölgelerinin kurulması ve soruna nihai çözüm bulunması için siyasi görüşmelerin sürdürülmesi hususları teyit edildi.

Ziyaretin üçüncü önemli gündem maddesi ise IKBY’nin bağımsızlık referandumu hazırlığı idi. Hem Ankara, hem de Tahran mevcut şartlarda bağımsızlık referandumunun Irak içinde ve bölgede istikrarsızlığa neden olacağını ileri sürüyor ve referandumun yapılmasına karşı çıkıyor. Bagheri, Ankara ziyaretinden sonra yaptığı açıklamada ‘referandumun yapılması yalnızca Irak’ı değil, İran ve Türkiye’yi de yakında ilgilendirir’ dedi ve iki ülke yetkililerinin referandumun yapılmaması konusunda hemfikir olduğunu belirtti.

Türkiye ve İran bölgesel politikalarındaki ve vizyonlarındaki farklılıklara rağmen terörizm (PKK ve IŞİD) tehdidine karşı ortak mücadele ile Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması konusunda anlaşıyorlar. ABD’nin Suriye’de PKK’nın kolu PYD ile aktif bir işbirliğine gitmesi her iki ülkeyi de endişelendiriyor. Keza, iki ülke de ABD ile Rusya’nın Suriye’nin güneyindeki topraklar üzerinde yaptığı ateşkes anlaşmasını şaşkınlıkla karşıladı. Bölgede ortak tehditlerin artması, Ankara ile Tahran’ı birbirine yakınlaştırdı. Bu açıdan Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 4-5 Mart 2016’da Tahran’a yaptığı ziyaret bir dönüm noktası olarak alınabilir. Davutoğlu’nuno ziyaret sırasında yaptığı“bölgenin kaderinin dış güçlere bırakılmaması” çağrısı Ankara ile Tahran ilişkilerine yeni bir ivme kattı. 15 Temmuz darbe girişiminde İran’ın Türkiye’ye destek vermesi ikili ilişkileri daha da güçlendirdi.

Geleneksel olarak her iki ülkede güvenlik elitleri tarihi, ideolojik ve  stratejik nedenlerle mütemadiyen diğerine karşı şüpheci yaklaşıyor. Bu nedenle güvenlik ve askeri işbirliği Türkiye-İran ilişkilerinin en zayıf tarafı olageldi. Bu açıdan bakıldığında geçen yıl Temmuz ayında İran Genelkurmay Başkanlığını devralan Bagheri’nin ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yapması gerçekten tarihi bir olay. Bu ziyaretin Türk ve İranlı askeri yetkililer arasında gerçekleştirilen en yüksek düzeyli görüşme olması, iki ülke arasında ilişkilerin siyasi ve ekonomik ilişkilerin ötesine geçtiğini, iki ülkenin güvenlik alanında ve bölgesel meselelerde işbirliğini artırma eğiliminde olduğunu gösteriyor.Bagheri yaptığı açıklamalarda ziyaretin İran lideri Ayetullah Ali Hamanei’nin de onayıyla yapıldığını belirtti. Bu açıklama, İran devletinin hemen her kademesinin Türkiye ile güvenlik işbirliğini artırma isteğinin işareti olarak değerlendirilebilir.

Yazar Hakkında

Profili Gör

Bu Yazıyı Paylaşın