Son yüzyılda Arap coğrafyası incelendiği zaman ön plana çıkan en önemli iki ülkenin birisi Suudi Arabistan iken bir diğeri Mısır olmuştur. Bu iki ülke arasında tarih boyunca Arap dünyasının liderliği konusunda mücadele ve rekabet yaşanmıştır.  Dini ve siyasi kimlik olarak da sürekli olarak bu iki ülke aslında iki farklı kutbu temsil etmektedir. Mısır daha Sufi bir geleneğe ve anlayışa sahip olmuşken, Suudi Arabistan sahip olduğu Selefi-Vahhabi çizgi ile farklı bir anlayışa kaynaklık etmiştir. Mısır sahip olduğu Arap nüfusu ile Arap dünyasının en kalabalık ülkesi konumunda iken Suudi Arabistan Arap dünyasının en zengin ülkesi olarak ve iki kutsal beldeye (Mekke ve Medine) ev sahipliği yapmasıyla ön plana çıkmaktadır.

Bu iki ülke asırlar boyunca bölgede var olan İslami hareketlere ve Arap milliyetçiliğine karşı farklı iki kimliği temsil etmiştir. Geçtiğimiz yüzyılın ortalarında özellikle Faysal ve Nasır arasında yaşanan rekabet ve bunların yarattığı çatışma ortamı birçokları tarafından malumdur. Tüm bunlara karşılık özellikle Arap Baharı sonrasında Mısır derin devleti ve Suudi Arabistan arasında ciddi bir ittifak ortaya çıkmıştır. Birçoklarının anlamlandıramadığı bu ittifak aslında yerel ve küresel aktörler tarafından değerlendirildiğinde çok pragmatist bir ilişki olduğu anlaşılacaktır. Bu ilişkilerin temelinde Mısır’ın yaşadığı çalkantılar sonrasında finansal destek ihtiyacı ve diğer taraftan Suudi Arabistan’ın İran’a karşı bölgesel destek arayışı yatmaktadır. Bununla beraber ikili ilişkilerin geliştirilmesinden sonra çok farklı stratejik bir takım karşılıklı yatırım alanları da doğmuştur.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman beşinci kez Mısır’ı ziyaret etti. Fakat bu beşinci ziyareti, kendisinin veliaht prens olarak tayin edilmesinden sonra gerçekleştirdiği yalnızca ilk Mısır ziyareti değil aynı zamanda ilk yurtdışı ziyareti olması hasebiyle dikkat çekmektedir. Veliaht Mısır ziyaretine bağlı olarak İngiltere ve Amerika’ya da gidecek olması yapılacak olan bu ziyaretler silsilesinin manasını daha da önemli kılmaktadır. Zira savunma bakanı olarak gerçekleştirdiği en son Mısır ziyareti sürpriz bir şekilde Tiran ve Sanafir adalarının Mısır’dan satın alınması ve deniz sınırının yeniden çizilmesi ile sonuçlanmıştı. 2015’te ise yine Mısır ziyaretleri sonrasında İslam ordusu üzerine antlaşmalar imzalanmıştı.

Geçmiş bu tecrübeler ışığında Selman’ın son Mısır ziyaretinin de önemli sonuçlara gebe olduğu aşikardır. Ziyaretin tek taraflı olarak değil çift taraflı olarak neler ortaya koyacağı önemlidir. Mısır açısından değerlendirildiğinde öncelikle bu ay içerisinde seçimlere girecek olan ve ülkesinde kendisine muhalif bütün karakterleri ya hapse atan ya da bertaraf eden yönetime bir destek niteliği taşımaktadır. Yine özellikle 2013 darbesinden sonra Mısır’ın bölgedeki en önemli destekçisi Suudi Arabistan olmuş ve veliaht değişikliğinden sonra Mısır gelecek dönem açısından bu ziyaret ile birlikte bu desteğin süreceğini garantilemiş olmaktadır. Yine özellikle radikal İslamcı gruplara karşı ortak operasyonlar ve etkinliklerin devam ettirilmesi Mısır açısından önemli bir diğer mesele olarak karşımızda durmaktadır. Yine Mısır’da başlatılan büyük projelerin devam ettirilmesi açısından ihtiyaç duyulan maddi desteğin bu gezi sırasında yine gündemde olacağı aşikardır.

Mısır açısından özellikle son dönemlerde ortaya çıkan enerji problemleri bu görüşmelerde yine merkeze alınacak önemli problemlerdendir. Özellikle Mısır’ın elektrik konusunda yaşadığı sıkıntılar yönetimi halk nazarında ciddi sıkıntılara sokmaktadır. Özellikle muhaliflere kurduğu baskı üzerinden ülkesinde istikrar sağlamaya çalışan Mısır hükümeti Mısır’ın sahip olduğu doğal kaynakları işletecek Uluslararası şirketleri Mısır’a yatırıma çağırıyor. Petrol dışında alternatif yatırım araçları ve ortamı arayan başta Suudi Arabistan olmak üzere diğer körfez ülkeleri için ise Mısır çok önemli bir yatırım sahasına dönüşmüş durumdadır. Nitekim Mısır Merkez Bankası’nın 2017’de yayınladığı bir rapora göre Suudi Arabistan, 7.3 milyar dolar ticaret hacmi ile Mısır’ın en önemli ticaret ortakları arasında beşinci sıraya yerleşmiştir.

Gezinin esas önemli kısımları Suudi Arabistan tarafından ele alınacaktır. Zira Suudi Arabistan özellikle bölgede etkinliği artan veya kendisi için tehdit olarak algıladığı İran nüfuzuna karşı bölgesel desteklerini kuvvetlendirmek istemektedir. Bu gezisi sırasında özellikle İran’a karşı mücadele ettiği Yemen’de daha fazla destek talep edeceği beklenmektedir. Suudi Arabistan’ın Mısır’dan taleplerinin ve beklentilerinin daha çok askeri alanda olduğu bilinmektedir. Yine İran nüfuzuna karşı Katar ile olan mücadeleleri konusunda da görüşmelerin yapılacağı bilinmektedir. Elbette burada gelecekte nasıl adımlar atılacağı henüz kuşatmacı dört üye ülke (Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap emirliği, Bahreyn ) arasında da netleşmiş değildir. Gerek İran ve gerekse Yemen konusu üzerinden Sisi’nin ziyaret esnasında zikrettiği “Körfez ülkelerinin güvenliği Mısır’ın güvenliğinin bir parçasıdır” sözü tüm bu ortaklarına destek niteliğindedir.

Bu görüşmeler esnasında Suudi Arabistan’ın Mısır’dan İran ile olan mücadelesinde daha net bir duruş sergilemesini isteyeceği biliniyor. Zira bugüne kadar Mısır, İran’a karşı Suudi Arabistan’ı desteklerken bir denge politikası izlemiş ve doğrudan İran’ı karşısına alacak tavırlardan kaçınmıştır. Özellikle Yemen konusunda Suudi Arabistan’ın Mısır’dan doğrudan destek vermesi hususunda ısrarcı olacağı beklenmektedir. Buna yönelik talepleri bugüne kadar Mısır’ın reddettiği bilinmektedir. Hatta Mısır ile Suudi Arabistan arasında kara bağlantısının sağlanması Suudi Arabistan tarafından yıllardır dillendiriliyor. Bu gezi sırasında da Mısır ve Suudi Arabistan arasında çok büyük projeler içinde bunlarda konuşulmuş ve Veliaht Selman “Kızıldeniz’de Mısır ve Suudi Arabistan’ı bir birine bağlayacak bir köprü yapılması konusunda Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile anlaştık" demiştir.

Veliaht Prens Selman’ın 7 Martta başlayacak İngiltere gezisi ise özellikle İngiltere açısından çok tartışmalı bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Gezi esnasında bir takım protestoların yapılacağı beklenmektedir. Protestoların hedefinde ise Yemen iç savaşı ve orada sivillerin katledilmesi bulunmaktadır. Zira bilindiği gibi Suudi Arabistan’ın Yemen’de yürüttüğü operasyonlara İngiltere’nin gerek siyaseten ve gerekse toplumsal olarak ciddi tepkiler verildiği bilinmektedir. Selman bu ziyaretleri ile gerek kendi kişisel geleceği ve gerekse bölgesel politikalarına destek aradığı söylenebilir.

Suudi Prens’in bu gezi turu boyunca son durağı ise Amerika Birleşik Devletleri olacaktır. Prens, Amerika’da birkaç eyalet gezecek ve durakları arasında New York ile Washington da bulunmaktadır. New York’ta Birleşmiş Milletler binasında yapacağı ziyaret ile geçen Haziran ayında tayin edildiği veliahtlığın meşruiyetini uluslararası zemine taşımak istediği düşünülmektedir. Yine Trump ile yapılacak görüşme bölge siyasetinin geleceği açısından önemli sonuçlara gebe olarak görülmektedir. Bu konuda net bir öngörüde bulunmak çok zor görünmekle beraber bu geziler sonrasında Katar krizi ve Yemen iç savaşı konusunda yeni adımların atılacağı beklenebilir. Bir diğer taraftan, Salman’ın daha önce yaptığı ılımlı İslam projesine dair yeni açılımları yine bu ziyaretler sonrasında duyabiliriz.

Tüm bunlar ile beraber Selman’ın gerçekleştireceği bu gezi silsilesi içerisinde son durağı olan Amerika birleşik devletleri bu günlerde İsrail Başbakanı Netanyahu’yu misafir etmektedir. Bu çerçeveden değerlendirildiğinde Veliaht Prens Selman’ın Amerika’ya gitmeden önce izlediği rota bir kat daha fazla anlam kazanmaktadır. Özellikle Mısır ziyaretinin İsrail ile alakalı bir dosya taşıdığı açıktır. Zira İsrail’in özellikle İran karşıtlığı üzerinden Suudi Arabistan ile yakınlaştığı bir dönemde yine Amerika’nın Filistin’i yok sayarak İsrail’i bölgede sivriltmeye çalıştığı bir ortamda tüm bu grift ilişkilerin farklı ve keskin sonuçlar doğuracağı aşikardır.

 

 

 

Bu Yazıyı Paylaşın