“Arap sokağı” ve 15 Temmuz Darbe Girişimi

İsmail Numan Telci

15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimi sadece Türkiye’yi değil, İslam dünyasında yaşayan milyonlarca insanı da ciddi anlamda endişelendirmişti.  Katar, Cezayir, Mısır ve Pakistan’dan aldığım telefonlarda benzer kaygılar dile getiriliyordu. Yaşananlar karşısında şok olduklarını söyleyen dostlarım hızla gelişen olaylar silsilesini endişeyle takip ettiklerini belirtirken bir taraftan da ne olup bittiği konusunda doğrudan bilgi sahibi olmak istiyorlardı.

Eminim İslam coğrafyası ile o ya da bu şekilde hemhal olan birçok Türkiyeli o gece farklı ülkelerden gelen telefonlara cevap vermiş ve dostlarını “endişelenecek bir durum olmadığı” konusunda bilgilendirmeye çalışmışlardır.

Bu durum en basit haliyle genelde İslam coğrafyasında özelde de Ortadoğu’da yaşayan halkların Türkiye’ye atfettiği önemin bir göstergesi olarak okunabilir. Özellikle AK Parti döneminde dış politikasında Ortadoğu’ya önceki yıllara kıyasla daha fazla yer ayıran Türkiye’nin bu siyaseti bölge toplumları tarafından olumlu biçimde karşılandı.

Bunun yanında dış politikasında yumuşak gücünü farklı enstrümanlarla işlevselleştiren Türkiye’nin Ortadoğu’daki nüfuzu her geçen yıl arttı. Özellikle Filistin ve Gazze konusunda İsrail’e karşı izlenen siyaset, Türkiye’yi Arap halkları nezdinde güvenilir bir konuma yükseltti.

2011 yılında başlayan Arap devrimleri sürecinde de bu siyasetini devam ettirmek isteyen Ankara, ilk etapta bunda başarılı oldu. Mısır’dan Yemen’e, Tunus’tan Suriye’ye halkların özgürlük mücadelesine destek vererek bir taraftan Arap kamuoyunda saygınlığını daha da arttırırken, diğer taraftan da bölge halkları nezdinde bir liderlik pozisyonu aldı.

Türkiye'deki Başarısız Askeri Darbe'ye Karşı Irak'ın Tutumu

Ahmet Abdullah Ali

Darbe Girişiminin Türkiye-İran İlişkilerine Etkileri

Bayram  Sinkaya

15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yapılan askeri darbe girişimine karşı Irak’tan gelen tepkiler ve tutumlar çok şaşırtıcı değil. 16 Temmuz’da Irak hükümetinin resmi açıklamasında şöyle denildi: Irak, tüm ülkelerin devlet kurumlarına saygı duyar. Irak, Türkiye’yle iyi komşuluk ve iyi ilişkiler temellerine dayanarak, Türkiye’nin içişlerine karışmamaktadır”. Fakat Irak’taki siyasi güçler ve diğer oluşumlar Türkiye’de darbe gecesini değerlendirmekte tamamen farklı ve çelişkili ifadeler kullanılmıştır. Tabii ki bu çelişkili tutumlar Irak’ta yaşanan gerginlik ve siyasi farklılıklarındandolayı ortaya çıkmıştır. Irak’taki siyasioluşumların bölgesel konulara ve Irak’a komşu ülkelere karşı tutumları ve görüşleri birbirinden tamamen farklıdır. Irak’ın Türkiye’deki darbe girişimine karşı tutumunuüç bölüme ayırabiliriz: Birincisi Irak hükümetin resmi tutumu, ikincisi Irak’taki siyasi güçlerin tutumu ve üçüncüsütoplumun tutumu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere hükümet yetkilileri 15 Temmuz darbe girişimi karşısında Türkiye’nin Batılı müttefiklerinin ikircikliaçıklamalarına sert tepki gösterdi. Batılıların ikircikli tavrına karşılık,Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bu süreçte Türkiye’ye en büyük desteği Rusya’nın verdiğini söyledi. O gece Türkiye’deki gelişmeleri yakından izleyen ve Türk hükümetine açık bir şekilde destek veren devletlerden birisi de İran idi.

İran Hükümetinden Türkiye’ye Destek

Darbe girişiminin ilk saatlerinde İran alarma geçti. Gümrük kapılarındaki işlemler durduruldu, sınırlar kapatıldı ve iki ülke arasındaki uçuşlar askıya alındı. Güvenliğin sağlanması için sınır bölgelerine askeri birlikler kaydırıldı. İran Dışişleri Bakanlığı’nda darbe girişimini izlemek üzere kriz masası oluşturuldu.

Batı neden Gülen hareketini çok seviyor?

Ali Balcı & Tuncay Kardaş 

Askeri Darbe Girişiminin IKBY Medyasındaki Yansımaları: Türkiye ve IKBY Arasında Artan Karşılıklı Bağımlılık

Othman Ali

New York Times’da yayınladığı bir makalede, Türkiye’deki darbe girişiminin arkasındaki adam, Fethullah Gülen şunları yazdı: “Batılı demokrasiler ılımlı Müslümanlar arıyorken, ben ve Hizmet hareketindeki arkadaşlarım,El-Kaide’nin 11 Eylül saldırılarından İslam Devletinin gerçekleştirdiği vahşi katliamlara ve Boko Haram’ın adam kaçırma olaylarına kadar, her türlü aşırı şiddete karşı açık bir duruş sergiledik.” Dünyadaki şiddet yanlısı “İslamcı” hareketlere kıyasla, mensubu olduğu hareketi “ılımlı Müslümanlar” olarak tanımlamaktadır. Bu tanım, özellikle 11Eylül saldırılarının ardından Batıdaki akademik ve kamusal söylemlere yayılmıştır. Gülen ve hareketi hakkında yazılan bazı önemli kitap adları bu eğilimi yansıtmaktadır: “Toward an Islamic Enlightenment: The Gülen Movement (İslamcı Bir Aydınlanmaya Doğru: Gülen Hareketi)”; “Islamand Peacebuilding: Gülen Movement Initiatives (İslam ve Barışın İnşası: Gülen Hareketi Girişimleri)”; “The House of Service: The Gülen Movement and Islam’s Third Way (Hizmet Evi: Gülen Hareketi ve İslam’ın Üçüncü Yolu)” vb.
 

Kuzey Irak medyası, siyasi gruplar ve halk 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’de yaşanan darbe girişimine özel ilgi göstermiştir. Darbenin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) nasıl yansıtıldığına yakından bakıldığında Türkiye ile IKBY arasında artan bir karşılıklı bağımlılığın olduğu görülmektedir. Medyada yer alan haberler IKBY’deki siyasi bölünmeleri önemli ölçüde yansıtmıştır. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) yanlısı medya organları darbe liderlerine karşı hükümetin yanında yer almıştır. Ancak, yeni kurulan Goran – Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) bloğuna yakın duran medya büyük ölçüde darbeyi desteklemiştir. İslamcı gruplar, özelikle Yekgirtu ve Komal mensupları gelişmelere ilişkin genel anlamda darbe karşıtı haberlere yer vermiştir. Bölgedeki halk da sosyal medya üzerinden darbeye büyük bir ilgi göstermiştir. Genel kamuoy arasında da darbe karşıtı eğilimler daha yoğun olarak görülmüştür. 

                                                                                     

Mısır'ın 15 Temmuz Darbe Girişimi Karşısındaki Tutumu

Semir Yorulmaz

O Gece ve Sonrası: Utanç, Yas, Gurur ve Zafer

Göktuğ Sönmez | ORSAM Misafir Araştırmacı

Şüphesiz, Ortadoğu ülkeleri arasında 15 Temmuz’daki başarısız darbe girişimini en yakından takip eden ülkelerden biri Mısır oldu. Mısır, gerek ülkedeki önde gelen medya kuruluşlarının darbe girişimi karşısındaki yanlı tutumu, gerek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yayınlamak istediği açıklamaya karşı çıkması, gerekse de İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Fethullahçı Terör Örgütü’nü, ‘terör örgütü’ ilan ettiği karar karşısında hayır oyu kullanmasıyla dikkat çekti.

Mısır devletinin 15 Temmuz’daki kalkışmayla ilgili tutumunu anlamaya çalışırken Mısır medyasının o gece ‘darbe girişimini destekleyen’ tavrına bakmak oldukça önemli bir etkendir. Mısır’da mevcut yönetimin etkisindeki ana akım medya, Türkiye’deki darbe girişimini yakından takip etmekle kalmamış, darbe girişimini destekleyen bir tavır içine girmiş, hatta ülkenin El-Ahram gibi bazı önemli gazeteleri 16 Temmuz sabahı “Türkiye’de ordunun yönetime el koyduğu”şeklinde manşetlerle çıkmıştır. Aslında bu durum Mısır medyasının 3 Temmuz 2013 darbesinden sonra nasıl bir hale düştüğünü de gözler önüne sermektedir. Ancak tamamen mevcut yönetimin etkisi altındaki söz konusu bu ana akım medya, Mısır yönetiminin darbe girişimiyle ilgili tutumunu göstermesi açısından da bir hayli önem taşımaktadır.                                                      

15 Temmuz 2016 gecesinde başlayan hain darbe girişimi başarıyla engellenmiştir. Bu menfur olay akabinde bazı temel meselelerin üzerinde durulması önem arz etmektedir. Darbe girişiminin nasıl başladığı, demokrasinin Türkiye'de ne denli kök saldığı, ve demokratik biçimde seçilmiş görevi başındaki hükümetin halihazırda mücadele için almış olduğu tedbirler incelemeye değer başlıklardır.

15 Temmuz 2016 gecesi jetler alçak uçuşlarına, aynı esnada da askeri personel ve araçlar Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köpülerini kapatmaya başladı. İlk etapta, Meclise ya da bir diğer stratejik noktaya saldırı gerçekleştirmesi muhtemel bir uçak ele geçirme vak’ası olduğuna dair söylentiler yayıldı. Boğaz’daki köprülerin kapatılması ise bu uçak söylentisinin ötesinde PKK ve/ya IŞİD kaynaklı çoklu bir saldırı tehdidine dair endişeleri beraberinde getirdi. Olayın bu yoğunlukta cereyan ettiği ilk saat içerisinde darbe girişiminde bulunan askerlerin Twitter üzerinden paylaşılan ses ve görüntü kayıtlarıyla ve Başbakan Binali Yıldırım’ın canlı televizyon açıklamasıyla durum netlik kazandı.                                                            

Askeri Darbe Girişiminin Türk Dış Politikasına Etkileri

Oytun Orhan | ORSAM Araştırmacısı

Türkiye'deki Demokrasi Tecrübesi ve 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi

Doç. Dr. Kudret Bülbül | YTB Başkanı

Darbe Teşebbüsü Sonrası Yaşananlar ve Yansımaları

Doç. Dr. Şaban Kardaş | ORSAM Başkanı

27/07/2016 tarihinde TRT Avaz ekranlarında Gökçen Oğan'ın sunduğu Detay
13 Programında ORSAM Araştırmacısı Oytun Orhan, askeri darbe girişiminin Türk dış politikasına etkilerini değerlendirdi.

27.07.2016 tarihinde Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkanı 
Doç. Dr. Kudret Bülbül'ün ORSAM Ortadoğu Yaz Okulu kapsamında 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ile ilgili değerlendirme yapmıştır.

20.07.2016 tarihinde ORSAM Başkanı Doç. Dr. Şaban Kardaş Darbe Teşebbüsü Sonrası Yaşananlar ve Yansımaları konusunu değerlendirdi.

Sapkın Vaiz’in Darbe Kalkışması

Çetiner Çetin

7 Şubat 2012 tarihinde meydana gelen MİT krizi, 17-25 Aralık 2013 tarihinde ise polis içerisindeki FETÖ mensupları tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi gibi gelişmelerin ardından yeni bir kriz daha yaşanmıştır. 15 Temmuz 2016 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki FETÖ mensubu Gülenist cunta tarafından darbe girişiminde bulunulmuştur. 12 Eylül askeri darbesinin ardından istisnasız her hükümet ile kolaylıkla anlaşabilecek şekilde Makyavelist politikalar izlemesinin sonucunda FETÖ’nün sisteme sızması ve güç kazanması kolaylaşmıştır. FETÖ, yaşanan her darbeden/darbe girişiminden güçlenerek çıkmıştır.12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra olduğu gibi, 28 Şubat 1997 tarihinde gerçekleştirilen post-modern darbeden sonraki siyasal atmosferden de FETÖ kendisi için pek çok kazanım sağlamıştır.1980’li yıllardan itibaren sivil ve askeri bürokrasiden özel sektöre, sivil topluma ve medyaya uzanan pek çok farklı alana nüfuz edebilmiştir. Yapılan bu çalışma, FETÖ’nün 12 Eylül 1980 sonrası süreçte sistem içerisindeki etki alanın nasıl genişlettiğini ve 15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişimine giden süreç içerisindeki kilometre taşı niteliğindeki olaylara referansla ele almaktadır.
 

İlgili Dosyalar