Aramak istediğiniz kelimeyi yazın
3 dakika okuma süresi
Değerli Okuyucular,
Ortadoğu 2010’lu yıllara birçok ülkede patlak veren devrimlerle girmiş olsa da, bu resim kısa süre içinde yerini çok sayıda iç savaşa ve vekâlet savaşlarına bıraktı. Bugün Suriye, Irak, Libya ve Yemen’de iç savaş bütün şiddeti ile devam ederken, Suudi Arabistan ve İran gibi bölgenin önemli aktörleri bu iç savaşlarda fiili olarak yer almayı tercih etmiş durumda. Türkiye ve Katar gibi ülkeler de doğrudan müdahil olmasalar da bu iç savaşlarda ciddi inisiyatifler alma yoluna gittiler. Silahlı çatışmadan değil politik mücadeleden yana tavır koyan İslamcı hareketler önemli ölçüde tasfiye edilirken yerlerini silahlı mücadeleyi temel felsefe olarak benimsemiş radikal İslamcı hareketler aldı. Bütün bunlar büyük bir nüfus hareketine yol açarken milyonlarca insan mülteci konumuna düştü ve Akdeniz iç savaşlardan kaçan mültecilerin mezarlığına dönüştü. Kısacası bugün için Ortadoğu’da elimizde bir hayli karamsar bir tablo bulunuyor. Kimileri bunu bölgenin içinde olduğu bir “otuz yıl savaşı” olarak tasvir ederken, kimileri de Arap Baharı’nın gerek küresel güçler gerekse bölgedeki otoriter rejimler tarafından sekteye uğratılmasının sonuçları olarak değerlendiriyor. Çatışmaların farklı dini yorumlar üzerine oturmuş olması “otuz yıl savaşı” fikrini savunanları haklı çıkarırken, Mısır’da yeniden bir otoriter rejime geri dönülmesi ikinci grubu haklı çıkaran bir dinamik. Dolayısıyla, bugün Ortadoğu’nun içinde olduğu karamsar resme ilişkin basit bir açıklama modeli geliştirmek bir hayli zor. Bu nedenle dergi olarak öne çıkan bazı dinamikleri ve bunların söz konusu karamsar tablodaki paylarını anlama çabası güdüyoruz. Bu çaba, farklı görüşlerin mümkün olduğunca dergide kendilerine temsil imkânı sunulması ile somut bir karşılığa bürünüyor. Bu sayıda Ortadoğu’daki İslami hareketleri kapak konusu yaptık. Bunlardan selefi hareketler üzerine çalışmaları ile bilinen iki değerli akademisyeni sayımızda konuk ettik. Mehmet Ali Büyükkara ve Mustafa Selim Yılmaz selefi hareketlerin ne olduğuna ve tarihsel gelişimine dair aydınlatıcı iki yazıyla dergiye katkıda bulundular. Tunus’taki Nahda ve Ürdün’deki Müslüman Kardeşler’e odaklanan iki yazı da kapak konusuna dahil edildi. İslamcı hareketler dışında yukarıda tasvir ettiğim karamsar tablonun en önemli aktörü olan IŞİD ile ilgili teorik bir yazıya da bu sayımızda yer verdik. Bütün bu karamsar tabloya rağmen ABD ve İran arasında gerçekleşen nükleer anlaşma gibi bazı barışçıl adımlar da söz konusu. Bu konuya odaklanan Tarık Oğuzlu ve Seven Erdoğan tarafından kaleme alınan iki farklı yazıya da bu sayıda yer verdik. Bir sonraki sayıda kapak konumuzu Ortadoğu’daki karamsar tablonun ortaya çıkardığı en büyük insani drama yani mülteci krizine ayırmayı düşünüyoruz.
Herkese keyifli okumalar…