Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

DÜNYA ABAZA HALKI BİRLİĞİ BAŞKANI ŞAMBA: “BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAK İSTİYORUZ”

Dünya Abhaz-Abazin (Abaza) Halkı Birliği Başkanı Prof. Taras Şamba, Abhazya’daki mevcut durumu, uluslararası tanınma çabalarını ve bölge halklarıyla ilişkilerini değerlendirerek, geleceğe ilişkin beklentilerini anlattı.

ORSAM: Fiilen (de facto) bağımsız durumdaki Abhazya, Ağustos 2008 Krizi sonrasında, 26 Ağustos 2008’de Rusya Federasyonu tarafından tanındı. Bundan sonrası için Abhazya’nın uluslararası alandaki konumu konusunda ne tür öngörülerde bulunabilirsiniz?  

Taras Şamba: Abhazların çok eski ve büyük bir tarihi bulunmaktadır. Dört ya da beş bin yıl önce Avrupa, Asya, Afrika ve Mezopotamya gibi çok geniş bir alanda Abhazca konuşuluyordu. Bu dil bilinen ve yazılı bir dildi. Tarihimizden gelen bu güvenle barış olsun istiyoruz. Barış içinde yaşanan bir ortamda bizim kültürümüzü tanıtmak daha kolay ve daha iyi olacak, daha iyi olanaklara sahip olacağız. Abhaz halkının kendi devletine sahip oluşu iki bin yıllık bir tarih üzerine kuruludur. İki bin yıllık bir devlet geleneği olan bir halkız. Tarihte zaman zaman çok güçlü zaman zaman da güçsüz olduğumuz dönemler oldu, ancak halkımız kültürünü ve dilini kaybetmeden bugünlere kadar geldi. Bu nedenle, etrafımızdaki diğer halklarla birlikte her zaman sağlıklı bir diyalog kurabilecek ve onları anlayabilecek bir dil kullanabileceğimiz şekilde hazırlıklarımızı yapıyoruz. 

Yeni bir cumhuriyet kurduk. Bu nedenle Kafkasya’da meydana gelen olaylar doğrudan bizi de ilgilendiriyor ve eşzamanlı olarak bizim de sorunumuz oluyor. Kafkasya coğrafyası; Asya, Orta Asya, Avrupa ve Ortadoğu arasında bir köprüdür. Kafkasya’da yaşayan bütün halklar bize her zaman saygı gösterirler; biz de onların kültürlerine ve varlıklarına her zaman saygı duyarız. Dünyada, uluslararası hukukta, Birleşmiş Milletler’de gözetilen ölçütleri karşılıyoruz. Bu ölçütler, devlet olabilmenin şartları içinde en başta tarih, dil, kültür, toprak, birlikte yaşamaktan bahseder. Bunların yanında bağımsız bir devlet olabilmek için gereken bağımsız bir orduya, ekonomik yeterliliğe ve benzeri koşullara Abhazya olarak sahibiz. Bağımsız ve egemen bir devletin olmazsa olmaz kurumları olan parlamento, hukuk kurumları, hükümet ve diğer kurumların tümü mevcuttur. Bu kurumların alt kurumlarına da sahibiz. Yani devlet olmamamız için hiçbir neden yoktur. Uluslararası hukukun tanımladığı ve BM’nin tanımlamış olduğu kuralların hepsine halk olarak uymaktayız. Devletimizin küçük olması sebebi ile Rusya Federasyonu, Türkiye ve Kafkasya’daki diğer ülkeler ile ters düşmek ya da bu ülkelere sorun çıkarma gibi bir düşüncemiz yoktur. Tersine tüm ülkelerle uzlaşmak istiyoruz, çünkü küçük bir devletiz. Bu nedenle barış içinde yaşamak istiyoruz. 

Türkiye ve Rusya Federasyonu arasındaki ilişkiler sıcak bir şekilde devam ediyor. Bundan önce Abdullah Gül Moskova’yı ziyaret etti; daha öncesinde ise Başbakan Erdoğan Moskova’ya ziyarette bulundu. Rusya Federasyonu Başbakanı Putin de Türkiye’yi ziyaret edecektir. Bu ziyaretler ilişkilerin sıcak bir şekilde yürümesine olanak sağlıyor, bu durum Abhazya olarak bize de yansıyacaktır. Bizler Abhazya içindeki ufak tefek sorunları çözecek güce ve yeteneğe sahibiz. Yıllardır Avrupa ve Amerika’da gözlemciler ülkemize gelip ziyaretlerde bulunup, Abhazya’nın bağımsızlığa layık olup olmadığına, demokrasinin ve hukukun işleyip işlemediğine, seçimlerin hangi koşullarda yapıldığına dair gözlemler yaparlar ve gözlemlerin ardından bizleri takdir ederek ülkemizden ayrılırlar. Bugün Abhazya dışında yaşayan diğer halklar da Abhazya’da demokrasinin işlediğini, tüm seçimlerin serbest bir biçimde yapıldığını ve tüm atamaların şeffaf bir şekilde gerçekleştirildiğini görüyorlar ve bu durumdan da çok memnunlar.
 
En büyük sorunumuz Abhaz halkının 52 farklı devletin sınırı içinde yaşamasıdır. Temel amacımız 52 ülke içinde yaşayan insanların dil olarak birbirleri ile paylaşım içinde olarak yaşamalarını sağlamak ve iletişimlerini canlı tutmaktır. Bu durum bizim sorunumuzun temelini teşkil etmektedir. Şu anda Gürcistan ve Gürcüler ile aramızda her hangi bir sorun yoktur. Onlar bağımsız bir devlet, biz de bağımsız bir devletiz. Ekonomik ilişkiler de yavaş yavaş canlanmaya başladı. Hem benim hem de Abhaz aydınlarının ortak görüşü şudur: Bütün Abhaz halkları, Kuzey Kafkasya, Güney Kafkasya halkları kardeştir, biz öyle görüyoruz. Ancak herkes kendi topraklarında, kendi ülkesinde kendi evinde kalmalıdır. Daha sonra daha güzel dostluklar ve daha güzel kardeşlikler kurulur. Bugün BM bünyesinde bulunan devletlerden 32’si hem toprak hem de nüfus bakımından Abhazya’dan küçüktür. Onun için acelemiz yok. Zaman içinde bütün dünya, ABD, BM, Avrupa bizi kabul eder. Herhangi bir güvenlik sorunumuz olmadığı için biz son derece rahatız. Kültürümüz ve tarihimizle yavaş yavaş kendimizi tanıtırız. 

Abhazya, uluslararası hukuka göre devletlerin tanımasına imkan veren kriterlerin hepsini yerine getirmiş olsa bile şunu biliyoruz ki bir devletin tanınmasının önündeki en büyük engel komşuları tarafından tanınmasıdır. Bu konuda kısa vadede bir beklentiniz var mı? Orta vadede Avrupa Birliği, Türkiye ya da Hazar devletleri tarafından tanınma ihtimalinden söz edilebilir mi? Abhazya’nın en temel sorunlarından birini teşkil eden bu konuda, Abhazya-Rusya Federasyonu arasındaki yakın ilişkilerin olumsuz bir etkisi olabilir mi? 

Her şeyden önce kendimize güveniyoruz. Eğer kendimize olan özgüvenimiz olmasaydı bu büyük tarihimiz bugün olmazdı, yok olurdu. Ancak bize destek veren ve bizden yana olan tüm halklara teşekkür ediyoruz. Her şeyden önce, Abhazya savaş halindeyken, Abhazya saldırıya uğradığı zaman bize ilk başta destek veren Adige, Çeçen, Kabardey, Rus, Ermeni, Kazak, Balkar gibi kardeş Kafkas halklarına teşekkür ediyoruz. Bu ülkeler bizim için dost ülkeler. Bugün bize en çok destek veren ülke Rusya Federasyonu’dur. Ona çok teşekkür ediyoruz, ancak her şeyden önce bizim kendi öz güvenimiz önemlidir. Rus ve diğer kardeş halklara teşekkür ediyoruz. Ancak biz kendi devletimizin bağımsızlığını güçlendirmeyi ve pekiştirmeyi ve diğer halklar ile olan ilişkilerimizi güçlendirmeyi kendi özgüvenimiz nedeni ile istiyoruz. 

Sonuç olarak Rusya Federasyonu ile ilişkilerin olumsuz etkide bulunmayacağını düşünüyorsunuz. Malumunuz, sadece Rusya Federasyonu ile ilişkileri iyi tutmak yeterli değil. Diğer devletler ile iyi ilişkiler içinde olmak, Batı ile ilişkileri iyi şekilde götürmek de önemli. Acaba açılımda bulunmasın beklediğiniz yeni devletler de var mı?

Türkiye değil ancak komşu ülkeler, öncelikle Kafkas halkları ile Kafkasya’daki ve Orta Asya’daki devletler bizlerle görüşmek ve bizi tanımak istiyorlar. Ancak bunun için daha erken, bizim vaktimiz daha var.
 
Bu aşamada Türkiye’den bir beklentiniz var mı?
 
Türkiye’den her hangi bir tanınma beklentimiz yok.
 
Siyasi ya da ekonomik beklentiniz var mıdır?
 
Bir beklentimiz olsun istiyoruz ancak olmasa da bizim için bir sorun değil.
 
Ortadoğu bölgesine ilişkin bakış açınız nedir? Gelecekte bölgeye ilişkin bir dış politika yürütmeyi öngörüyor musunuz? Bu dış politika nasıl şekillenecektir?
 
Şu anda Suriye ve Ürdün’de bulunan soydaşlarımız kanalı ile kültürel ilişkilerimiz devam etmektedir. Ufak tefek ekonomik ilişkilerimiz de var ama henüz siyasi düzeyde her hangi bir ilişkimiz yoktur.
 
 
 
 
Taras Şamba Kimdir?
Dünya Abhaz-Abazin (Abaza) Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Halkı Birliği Başkanı Taras Şamba, 1938’de Sohum’da doğdu. Yüksek öğrenimini Moskova’da yapan Şamba, 1963’de Moskova Devlet Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Sohum’da 9 yıl farklı görevlerde bulunan Şamba, 1972 yılında Moskova’ya dönerek akademik hayata atıldı ve anayasa hukuku alanında profesörlük unvanı aldı. 1989-1993 yılları arasında SSCB ve ardından Rusya Federasyonu parlamentosu Duma’da milletvekili olarak görev yaptı. 2008 yılına kadar Rusya Federasyonu bünyesinde bürokrat ve diplomat yetiştiren Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde öğretim üyeliği ve dekanlık görevlerinde bulunduktan sonra yaş haddinden emekli oldu. Halen bu kurumda ve Rusya Federasyonu bünyesindeki muhtelif üniversitelerde dersler veren Şamba 1992 yılındaki kuruluşundan bu yana Dünya Abhaz-Abazin (Abaza) Halkı Birliği’nin Genel Başkanlığı görevini yürütüyor.
 
 
Not: Bu söyleşi 17 Mart 2009’da tarihinde Ankara’da ORSAM Avrasya Uzmanı Aslan Yavuz Şir tarafından gerçekleştirilmiştir. 

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar