Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

IRAKLI KÜRT AKADEMİSYENLER: “ARTIK TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİMİZ BOZULMAZ”

Erbil’deki Selahattin Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölüm Başkanı Dr. Sabah Suphi Hayder ve Selahattin Üniversitesi Hukuk ve Politika Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Sahran Hamit Barzinji ile Kürt bölgesindeki mevcut siyasi durum ve Türkiye ile ilişkiler hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşiyi Erbil’de saha çalışmalarında bulunan ORSAM araştırmacıları Oytun Orhan ve Ogün Duru gerçekleştirdi. Hayder ve Barzinji, bölgede Türkiye’nin son dönemde izlediği politikaların ilgiyle ve beğeniyle izlendiğini anlattı ve Iraklı Kürtlerle Türkiye arasındaki ilişkilerin daha iyiye gideceği öngöründe bulundular.

ORSAM: Üniversitede eğitiminde karşılaştığınız sorunlardan bahseder misiniz?

HAYDER: En önemli sorunlarımızdan biri dil sorunudur. Öğrencilerimiz yalnızca Kürtçe bilmektedir fakat halen ders kitaplarımız Kürtçe değil. Önemli eserler Arapça ve İngilizce gibi dillerdedir. Bu sorunu yabancı dil öğretip çözmekten başka çaremiz yok. Öğrencilerimize Arapça diline ihtiyaç olduğunu ve öğrenmeleri gerektiğini söylediğimizde bizi Araplığa yakın olmakla suçluyorlar. İngilizce öğrenmeye Arapça öğrenmekten çok daha arzulular.

Burada verdiğiniz eğitimle temel olarak bölgenizin en fazla hangi ihtiyacını karşılamayı planlıyorsunuz?

HAYDER: Özellikle uluslararası ilişkiler alanında öğrenci yetiştirmek istiyoruz. Dış ilişkilerde ve Bağdat’ta dışişleri bakanlığında çalışacak insanlara ihtiyacımız var.

Biraz da siyaset konuşacak olursak, 7 Mart parlamento seçimlerinin genel Irak siyaseti açısından sonuçlarını değerlendire bilir misiniz?

 HAYDER: Öncelikle Irak parlamentosuna giren partilerin sayısı arttı. Fakat Kürdistan Listesi’nin durumu biraz zayıfladı. Bunun nedeni seçimin yapılış şekli idi. El Irakiye Listesi ve Kanun Devleti’nin durumu Kürdistan Listesi durumu açısından bazı olumsuz sonuçlar yarattı. Öte yandan şöyle bir durum gözlemliyoruz. Türkiye, Suriye ve İran eskisine göre Irak siyasetine daha fazla müdahalede bulunuyor ve hükümetin oluşması konusunda etkili odlularını görüyoruz.

Peki seçimlerin Kürtler iç siyaseti açısından sonuçları nasıl oldu, KYB zayıflarken KDP’nin güçlendiğini görüyoruz. İslamcı partiler ve Goran’ın durumu da dikkate alındığında neler söylenebilir?

Mesut Barzani oranlar bakmaksızın Kürt partilerin birliğini sağlamaya çalışıyor Halen de bununla meşgul. Çünkü şu düşünülüyor. Sorunlar ve anlaşmazlıklar ne olursa olsun bu durum Kürdistan’ın dışına yansımamalı. Nitekim bugün Kürt partiler arasında Irak parlamentosunda birleşik grup oluşturma kararı alındı. Şunu da biliyoruz ki Kürtleri Irak parlamentosunda birleştiren en büyük neden Kerkük ve tartışmalı bölgelerin statüsü konusudur.

Peki Kürt partiler bu seçimden hangi dersleri çıkardılar?

HAYDER: Tüm partilerin çıkardığı ortak ders bir reform ihtiyacı olduğudur. Reformdan kasıt şudur. Genç kuşakların siyasete girmesi için önlerinin açılması yolsuzluk sorununun çözülmesi ve partilerin gelirleriyle ilgili yasal düzenleme yapılması. Çıkarılan derslerden biri de küçük büyük tüm Kürt partilerinin aralarında ittifak yapmalarının ne kadar önemli olduğunu görmesidir. Kanaatimce bundan sonra ittifak konusunda herkes çok daha dikkatli olacaktır.

Seçim sonuçlarının Kerkük’ün statüsü konusunda nasıl bir etkisi olacağını düşünüyorsunuz?

HAYDER: Aslında bakacak olursanız Kerkük’te Kürtlerin aldığı toplam oy sayısı daha fazla. Fakat bana göre Kürtlerin seçim planlamasında bir hata oldu. Kerkük’ün çözümü hükümetin görevi.  Sorunu 140. madde temelinde çözmezse daha ciddi sıkıntılar yaşayabiliriz.

Bölgenizde 2003 yılından bu yana elde ettiğiniz kazanımlara yönelik olarak gerek yönetimin gerekse de halkın en büyük tehdit algılaması nedir?

HAYDER: En büyük tehdit Irak’ta yaşanan terör olaylarıdır. İran ve Suriye kaynaklı terörün Irak’ın diğer bölgelerini tehlikeye atması bizim bu bölgedeki durumumuzu da tehlikeye atmaktadır. Ancak şunu da ifade etmek gerekir ki mevcut kazanımlarımız kolayca elden çıkamaz.

Kürt halkının ve yönetiminin gözündeki Türkiye imajını anlatabilir misiniz?

HAYDER: AK Parti hükümetinin attığı adımlar hem bizim bölgemizin hem de Irak’ın genelinin istikrarına olumlu katkısı olmaktadır. Erbil Konsolosluğu’nun açılması çok önemli bir gösterge. Türkiye’de Kürtlerle ilgili açılım süreci bizim Türkiye ile ilişkilerimize de eş zamanlı olarak olumlu yansıyor. Buradan bakıldığında görülen şudur. Kendi evini düzelten bir Türkiye dışarıya tehdit oluşturamaz. Bu arada ticari ilişkilerin de çok iyi bir durumda olması ilişkilerde son derece olumlu bir rol oynamaktadır.

BARZİNJİ: 1990’lar boyunca karşılıklı olarak yanlış anlaşılmalar vardı. Fakat Kürt halkı Türkiye’nin Çekiç Güç ile ilgili tutumunu hiçbir zaman unutmadı. Çekiç Güç’ün varlığı Kürtler için çok önemliydi. Türkiye’de Iraklı Kürtlerin ilişkisinin bozulması artık zor bir ihtimal. Artık Türkiye buradaki Kürtleri anlıyor. Türkiye Kürtleri ile Irak Kürtleri arasında da karşılıklı bir sempati var. Bizim düşüncemiz şudur. Türkiye’deki Kürtler Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında haklarını alsınlar. Tıpkı bizim Irak çatısı altında haklarımızı aldığımız gibi. Bunun dışında da başka bir şey düşünmüyoruz.
 
Mesut Barzani’nin Türkiye ziyaretini nasıl yorumluyorsunuz?

BARZİNJİ: Türkiye’nin gerek Irak gerekse de Ortadoğu’daki rolünü artırmak istemesini olumlu karşılıyoruz. Irak’ın istikrarına katkıda bulunmasını içişlerine müdahale etmeksizin yapması ilkesi herkes için önemli. Mesut Barzani’nin resmi unvanı ile davet edilmesi ve kabul görmesi önemli. Ama bu ziyaret bir taraftan da olağanüstü bir durum olarak düşünülmemeli çünkü Türkiye ziyareti Batılı ülkelere yapılan birçok ziyaret kapsamında gerçekleşiyor. Ziyaretlerin Kürt yönetimine meşruiyet kazandıran bir yönü de var.

Kuzey Irak’taki PKK varlığının nasıl ele alınacağını düşünüyorsunuz?

BARZİNJİ: Herhalde ziyarette bu konuda gündeme gelecektir. Bana göre PKK’nın durumunun Türkiye ile ilişkilerimizi bozmasına neden olmasına müsaade edilmeyecektir. PKK’nın yöntemi tasvip edilemez ama Türkiye’de yasal partilerin kapatılması nedeniyle ilgi PKK’ya kayabiliyor ve bu da şiddeti besliyor. Bu şiddet de kimsenin lehine olan bir durum değildir.

Sayın Hayder ve Barzinji sizlere samimi görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ediyoruz.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar