Al Hadath TV: Ulusal İttifak ve sizin aranızda görüş farklılıkları olduğu görülüyor, siz bu ayrımın neresindesiniz?
ALLAVİ: Bizim farklılığımız Ulusal İttifak ile değil, Hukuk Devletiyle. Aslında, Ulusal İttifak üyeleriyle kuvvetli bir ortak algımız bulunmuyor. Fakat bu problem yalnızca Hukuk Devleti üyelerinin bir kısmıyla.
Kanun Devleti’nde yer alan yetkililerden mi bahsediyorsunuz?
Yani, hükümet demek istedim. Bu farklılıkların üstesinden gelebilmek ve grupların mutabaka varabilmeleri için, Barzani’nin yaptığı girişimlere olumlu baktık ve yapıcı olduk. Ayrıca Erbil Anlaşmasının 9 maddesini kabul ettik. Ne yazık ki, bu kararların yürütülmesi için şimdiye kadar bir adım ileri gidemedik.
Bu görüş farklılıkların konusu değildir, ama konunun çekirdeğini oluşturur. Biz ulusal bir ortaklık hükümeti kurmalı mıyız, kurmamalı mıyız? Esas konu budur. Farklı bileşenlerden oluşan bir bakanlar kurulu ve parlamentomuz olduğu sürece biz ulusal bir ortaklık hükümetine sahibiz diyorlar, ama bu bizim Erbil Anlaşması ve sonraki görüşmelerde kabul ettiğimiz şart değildi.
Problem, ulusal ortaklığı kabul etmek ya da reddetmek. Biz, bize seçim hakkı verildiği takdirde bir ortaklık istiyoruz. Ayrıca Irak halkının güvenilir bir ortaklığı temsil eden bir devleti hakettiğini düşünüyoruz.
Maliki'nin ulusal ortaklık kavramının farklı bir anlayışı olduğunu düşünüyor musunuz?
Gerçekten bilmiyorum. Hükümet sekiz ay önce oluşturuldu ve sadece bir yıl sürebildi. Aslında, daha oluşturulamadı. Bize seçme hakkı verilirse, ulusal ortaklık hükümetinin bir parçası olacağız, esas anlaşma bu. Gerçek bir ulusal ortaklık elde etmek için sekiz ay önce karar verdik, bir iyi niyet gösterisi olarak Başbakanı ve Hükümeti destekledik.
İnsanlarının çıkarlarını en önde tutmak Irakiye listesinin fedakarlık yaptığı şey miydi peki?
Buydu. Bunu kabul ettik ve Maliki’ye nerede durduğumuzu söyledim ve kabul etti. Fakat sekiz ay geçti ve hiçbir şey gerçekleşmedi.
Kanun Devleti Listesi’nin Erbil Anlaşmasının dokuz maddesinin yürütülememesi için bahaneleri ya da açıklamaları nelerdir?
Bu günlerde, konu hakkında yeni bir tartışmamız var. Son zamanlarda Barzani’ye gittim, o konuyu doğru olarak anlayan bir insan. Ona durumumuzu açıkladım; ya ortaklığa ulaşacağız ya da bu anlaşma son bulacak. Aslında herkes onların nerede durduğunu ve ne istediklerini biliyorlar. Onlar anlaşmayı ikincil konulara bağlıyorlar. Parlamentoda oylanacak olsun ya da olmasın, bu konuyu strateji konseyine bağlıyorlar. Bunlar ikincil konular ve esas amacın içinde bulunmamalıdır. Hiçbir işe ortaklıkla ilgilendiğim gibi koşuşturmuyorum. Irak halkı yeterince acı çekti, utanç bizim üzerimizde. Eğer ortaklığı beğenmezlerse, düşüncelerimizi açıklamak için başka barışçıl yollarımızda var. Parlamentoyu Irak halkı ve çektikleri acılar için, ayağa kalkabildiğimiz bir podyum olarak kullanabiliriz, Barzani’ye söylediğim şey buydu. Onlar konuları karıştırıyorlar. Biz ‘Ulusal Denge’ diyoruz, onlar ise ‘Mezhep Dengesi’ diyorlar. Bütün her şeyi birbirine karıştırıyorlar.
Neden anlaşmaya zamanında itiraz etmediler?
Aksine, her şeyi kabul ettiler ve imzaladılar. Kürdistan İttifakı buna şahit oldu. Bir insandan diğerine neyin değişim gösterdiği, onların güvenilebilirliği ve dürüstlüğüdür. Eğer bir şeyi yapacaklarsa, yapmalıdırlar. Eğer iyi niyetli ve anlaşmanın ruhuna inanıyorlarsa, sorun çözülmelidir. Bu sadece kağıt üzerinde değil, anlaşmanın ruhuylada ilgilidir.
Maliki son söylemlerinde, bazılarının bu siyasi sürecin bir parçası olmadıklarını dile getirdi. Özellikle bahsettiği birilerini düşünüyor musunuz?
Gerçekten bilmiyorum. Bazı partiler ortaklığı reddetmemesine rağmen, bunu gerçekleştirmek için herangi bir gayret sarfetmiyorlar. Bence, Malik’nin bunu söylemeye hakkı var, biz de bunu yapıyoruz. Ortaklığı kimin kabul edip etmeyeceğindeki belirleyici faktör Irak halkıdır. Baskı günlerinde, bazı hayallerimiz vardı. Diktatörlüğü yıkmak istiyorduk, eşitlik, hukukun üstünlüğü ve Irak halkının, onları yönetecek kişiyi kendilerinin seçmelerini sağlayacak haklara sahip olmasını istiyorduk. Bu bizim Irak halkı için başlıca zorunluluğumuz.
Irak sokaklarını hareketlendiren bazı yorumlarınız olmuştu…
Biliyorsunuz ki bunların tamamı siyasete karalamak için uydurulan yalanlar ve hükümet tarafından finanse ediliyor.
Ancak milletvekilleri ve Baasçılar sizin arkanızda olduklarını söyledi…
Baas Partisi’nin 1968 yılında bir tıp öğrencisiyken üyesiydim. 1970’lerdeki Baas liderliğinin hareketlerini kabul etmedim ve karşı durum. Tıp okulunu bitirdim ve kısa bir süre sonra Irak’tan ayrıldım. Herkes ailemin ve benim diktatörlüğün Irak’tan kovulması için neler feda ettiğimizi bilmelidir. Herkes yerini bilmeli.
Neden yasal olarak bile, bu suçlamaları yanıtlamadınız ve bir sona ulaştırmadınız?
Kim arkamdaki yabancı güçlerle ilgili konuşursa, suçlu olur. Onların arkasında kesinlikle yabancı güçler bulunuyor. Bilmelidirler ki Saddam, muhaliflerinin af listesini hazırladığında her zaman bir ayrım yapardı. Celal Talabani ve ben hiçbir zaman böyle bir liste hazırlamadık. Bu ifadeler Amerika’nın Irak’a ne getirdiğidir. Onlar kendi demokrasilerini Irak’a empoze ettiler. Amerika’nın Irak'ta uygulamak istediği demokrasi, büyük bir saçmalığa dönüştü. Şimdi Irak’ın bütün bileşenleri arasında rastgele tutuklamalar görebiliyoruz. Bunun yanısıra, Sadr Trend gibi bazı kişiler için net bir marjinalleşme görebilirsiniz.
Hükümetin mevcut sorunları çözmede ciddi olduğunu düşünüyor musunuz?
Bütün anlaşmalara karşı olan tutumlarından yola çıkarak, konularla ilgili ciddi olduklarına dair doğru dürüst bir kanıt yok. Örneğin; Blok toplantısı sırasında kabul ettiğimiz tek şey, birbirimize karşı medya aracılığı ile karalama kampanyası düzenlememekti. Biz bu anlaşmaya bağlı kaldık. Fakat ulusal ortaklık konusunun çözümünü önemsemediklerini gösteren SoL üylerinin yaptıkları kişisel saldırıları farketmem, televizyona çıkmama neden oldu. İşte sebep bu.
Stratejik Konsey konularını çözmeye dair olan eğilim konusunda ne düşünüyorsunuz?
(Allavi gülümsüyor ve içini çekiyor) Bildiğiniz üzere ben bu konuya dahil değilim. Irakiye Listesi’nin ulusal ortaklığı sağlama konusunda bir geçit olarak gördüğü bu konu komiteler tarafınca görüşülmekte. Komiteler Konsey’in durumu ile ilgili bir konu dışında tüm konularda karara vardı. Bu konu ise Konsey’in başkanını seçerken parlementonun oy kullanıp kullanmayacağı. Kimileri bu konunun politik bir anlaşma olması nedeniyle parlementoda oylamanın anayasaya aykırı olduğunu düşünüyor. Evet, bunun politik bir anlaşma olduğu doğru ancak halkın temsilcileri tarafından desteklenmeli ve onaylanmalı, yalnızca bir amaç çevresinde birleşen partilerin liderliği haline gelmemeli. Irakiye, Stratejik Konsey başkanlığı için benim dışımda adaylara da sahip. Her konuda anlaşmaya varıp imzalarımızı atmamıza rağmen daha bugün başladığımız noktaya dönüp konuyu başından tartışma isteği yapıldı. Ortaklık konusunda gerçek anlamda ciddi değiller.
Stratejik Konsey konusundaki sonuç nedir?
Hem biz hem onlar anlaşmayı imzaladıktan sonra bir mutabakata vardığımız kanısındayız.
Konseyin bir yasama organı haline gelmesi konusuna katıldınız mı?
Konsey bir yasama organı olmayacak ancak ülkedeki politik kararlarla bağlantılı olacak. Konsey üylerinin %80’inin onayladığı bir karar yasama, yürütme ve yargı organlarınca uygulanması zorunlu olacak. Ülkedeki önemli kararlar liderlik atmosferinde tartışılmalı. ABD’nin idda ettiğinin tersine henüz tam bir demokrasi sağlayabilmiş değiliz. Talabani’nin evinde gerçekleşen siyasal parti toplantılarında ulusal ortaklık hakkında tartışmaktan ziyade Birleşik Devletler ile olan güvenlik anlaşmamızı tartıştık. Ancak, biz, diğerlerinden farklı olarak bu toplantılarda yalnızca güvenlik anlaşmasını tartışmayı reddettik. Şahsen bu toplantıların bir tanesinde konuştum ve ulusal sıkıntılar hakkında tartışmadan güvenlik anlaşmasını konuşmamızın bir anlamı olmadığını belirttim. Irak bir kriz hali içerisinde ve sokaklar hizmet eksikliği, güvenliğin azlığı ve yolsuzluklardan ötürü gerginlikle dolup taşıyor. O zaman, herkes ABD Birlikleri konusundan önce, ulusal konunun çözülmesi gerektiği konusunda anlaşmaya vardı.
Stratejik Konsey başkanlığa bir taslak sundu. Bu taslak onaylandı mı?
Hazırlanan taslağın başkan Talabani’ye 3 gün içinde sunulmasına karar verilmişti. Biz de, Kanun Devleti de bir taslak sundu ve bu taslaklar arasında bir tek fark vardı. Konsey, parlamento tarafından oylanmalı mı yoksa oylanmamalı mı? Maliki’yi başbakan olarak onlayladığımız için bir mutabakata varabileceğimizi umuyorduk ancak beklediğimiz olmadı. Başkanın ofisini bu konuda bilgilendirdik ancak yine bugün yapılan toplantıda Konsey ile beraber sil baştan başlamamız gerektiğini düşünmekteler.
Milletvekillerinden Konsey’e dair açıklamalar alıyoruz. Örneğin bir Irak İslam Devrim Konseyi üyesi konseyin yalnızca uzlaştırıcı bir organ olabileceğini söyledi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bu kişinin fikrine saygı duyarız. Stratejik Konsey barışı sağlayacak bir organdır. Stratejik ve politik konular için bir mutfak denebilir. Konsey ulusal ekonomi, politika, savunma ve güvenlik konularını gözden geçirecektir. Stratejik Konseyi politik liderleri barındıran bir kazan gibi düşünün. Bu kazan sayesinde önemli ulusal sorunları tartışmaları ve çözmeleri mümkün olacaktır. Örneğin, bu konsey Irak’ta bulunan Amerikalılar konusunu tartışmalıdır. Konsey, Irak halkına yardım etmek, onlara adaleti, eşitliği ve özgürlüğü sağlamak için var olacaktır. Hükümetin başlatılmasından 8 ay sonra bile Bakanlar Kurulu’nun henüz dâhili işletim sistemi bile bulunmamakta. Diğer yandan parlamento, yeni liderliğiyle Irak halkını temsil etme konusunda büyük bir gelişim gösterdi. Bazı üyelerden, Stratejik Konseyi benim ihtiyaçlarım doğrultusunda ve böylelikle başkanı ben olabileyim diye uyarladığımıza dair hoş olmayan beyanlar duyuyoruz. Bunları göz ardı ediyorum zira herhangi bir pozisyonda gözüm yok. İlgilendiğim tek konu Irak hükümetinin işbirliği. Konsey konusunu Kürtlerle, Irak İslam Devrim Konseyi ile ve bunun yanı sıra sessiz ve sivil diğer siyasal liderlerle tartıştık. Konseyi benim yüzümden sil baştan yaratmak istemelerine şaşırıyorum. Beni bir kenara koyup Tarık Haşimi ya da başka bir Irakiye liderini Konsey Başkanı olarak aday gösterebiliriz. Irak halkına daha iyi bir hizmet verebilmek için hakaretlerin üstesinden gelmemiz gerekiyor ancak bu durum siyasal sürecin bir parçası gibi görünüyor.
Sizce bunların hepsi Kanun Devleti’nin ertelemelerinden ötürü mü oluyor?
Tam olarak bilmiyorum. Karar verildi ve imzalar atıldı ancak şimdi konunun tekrar tartışılması gerektiğini söylüyorlar. Altı aylık bir müzakere dönemine daha hoş geldiniz. Konsey 9 topluluktan sadece bir tanesi. Esasen sorunları çözmeye pek niyetleri yok.
Güvenlik Kurulu konusunda düşünceleriniz neler?
Son partilerin toplantısından sonra beyanat konusu açıkça gösterdi ki Savunma Bakanlığı için adaylarımızı sunmamız gerekiyor. Onlar da İçişleri Bakanlığı için adaylarını sunmalılar. Biz adaylarımızı onlara sunduk ancak seçimlerimize katılıp katılmadıklarını bilmiyoruz. Tüm bu sorunlar nedeniyle iki adayımız isimlerini geri çekti.
Fillah Al-Naqeeb adaylarınızdan biri mi? Kendisi tartışmaya açık bir aday…
Elbette adaylarımızdan bir tanesi. Bizim kafamızı karıştırdılar. Önce siviller için yasaya uygun iş istediklerini söylediler, şimdi ise askeri personel istediklerini söylüyorlar. Biz sivilleri temsil edersek onlar askeri istiyorlar, Askerileri temsil edersek sivilleri istiyorlar. Bu sefer hem bazı sivilleri hem de bazı askeri personeli aday göstermeye karar verdik. Ortak bir toplantı yapacağız. Böylelikle herkes adaylar hakkında sesini duyurma ve itiraz etme hakkına sahip olacak. İnşallah yakında bir anlaşmaya varacağız. Anlaşmaya göre; Savunma bakanlığındaki boşluk Al-Iraqiya listesine bağlı olacak, Ulusal Antlaşma Savunma bakanlığı ve Ulusal güvenlik Konseyi başlığı altında olacak ve Kürtler istihbarat aracı olması için adaylarını öne sürecekler. Irakiye, Sünni bir adaya verilebileceği için Savunma Bakanlığı’ndaki boşluğu doldurmak istiyor denilmekte ancak biz Irakiye listesinde Şiilik, Sünnilik ya da Hıristiyanlığı uygulamıyoruz. Biz Iraklılar, Sünniler, Şiiler, Hıristiyanlar, Kürtler ve Türkmenler, esas Irakiye ideolojisi bu. Onların söyledikleri şey Irakiye Listesini, bu ideolojiyi ve Allavi’yi reddetmek içindi. Elimde kimlerin Şii ya da Sünni olduğuna dair bir istatistik yok, bu bizim işimiz değil ve bununla ilgilenmiyorum. Sünnileri, Şiileri ya da Hıristiyanları temsil ediyorsak, bunda yanlış olan ne? Bir diğer konu, birtakım Iraklı politikacılar hala eski mezhepçilik etkisinin altındalar ya da öylesine kabul etmiyorlar. Bir gün Kürtleri sevmiyorlar, onların ayrılmak istediklerini söylüyorlar; başka bir gün bizi sevmiyorlar, Sünnileri temsil ettiğimizi söylüyorlar; bir diğer gün ise Hıristiyanları sevmiyor, onları öldürüyor ve kiliselerini yıkıyorlar, onlar da Irak’tan ayrılıyorlar. Bu insanlar ne yapmaya çalıştıklarını biliyor ve anlıyorlar, herhangi gizli saklı bir şey yok. Bütün Iraklılara açık olan bir kitap gibiler.
Sizce yabancı eller hala Irak siyasetini manipüle ediyor mu?
Gerçekten bilmiyorum ve kimseyi suçlamak istemiyorum. Biz esas olarak Ulusal İttifakın adayı olan Adel Abdul-Mahdi’yi kabul ettik. Bunun çok uzun süreceğini ve Irak halkının gerçekten işleyen bir hükümeti hak ettiğini görünce, seçim hakkımızdan fedakârlık ettik.
Parlamento dış müdahale sorununun neresinde duruyor?
Evet, bilirsiniz bizde ünlü bir söz vardır, “öküz düşünce, herkes bıçak getirir”. Biz birbirine bağlı, güçlü ve gelişen bir ulusa sahip değiliz. Bir devletimiz var, fakat bölgede belli bir politikamız yok. Dış ve iç politikada, güvenlik konusunda ve diğer çoğu durumda bu açıkça görülüyor. Daha bir askeri uçağımız bile yok, sadece bir tane onuda ben Başbakan iken almıştım.
Irak’ın dış politikası hakkındaki izlenimleriniz nelerdir?
Hiçbir şey, bir dış politika yok. Sadece Zebari bakan ve donanımlı birisi. Ülkenin dış politikasını bir bakan oluşturmaz, devlet oluşturur. Biz yetersiziz ve herşey için Amerikalılara güveniyoruz. Fakat Amerikalı kendi yönettiği gemiyi terk ediyor. Amerikalıların Irak’la bir güvenlik anlaşmaları yok mu? Bütün bombardımanlardan Irak sınırlarına neredeler? Neden konuştular ve hiçbir şey yapmadılar? Amerikalılar eski Irak ordusunu dağıttılar, şimdi bir tavır almalı ve Irak’ı savunmalıdırlar. Bu konuda şaşkınız. Şu an, her ülkenin kendi sorunları bulunuyor. Irak, sınırlardaki bombardımanı durdurmak için Birleşmiş Milletlere, Güvenlik Konseyi’ne ve Arap Ligi’ne başvurmalıdır. Ancak hiçbirinde kabul görmediği takdirde, askeri güce başvurulabilir. Sorun Irak’ın bu bombardımanlarda nerede durduğu ve nasıl çözeceğidir. Kanımca, bu sorunun çözümde üç tane yol var. Birincisi diplomasi. İkincisi İslam Konferansı gibi bölgesel organizayonlar. Üçüncüsü ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bizi uluslararası gündeme alması. Bu ayrıca Kuveyt sorunu için de uygulanmalı. Bu Saddam’ın Kuveyt’i işgalinden beri açık olan bir yara ve biz bunu tekrar deşmek istemiyoruz.
Sayın Allavi teşekkür ediyoruz.