Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

DR AL-MOSSAVI: “FEDERATİF YÖNETİM IRAK’TA SU KAYNAKLARI YÖNETİMİNİ ZORLAŞTIRABİLİR”

ORSAM Su Araştırmaları Programı, Irak’ın Stockholm’daki Kültürel Temsilcilik Konsolosu Dr. Betül Al-Mossavi ile Irak’ın su sorunları hakkında bir söyleşi gerçekleştirdi. "1991'den Bugüne Türkiye'nin Arap Körfezi Politikası ve Gelecek Doktrini”isimli bir kitabı da bulunan Al-Mossavi, Irak Su Kaynakları Bakanlığı’nın su sıkıntısının hafifletilmesi için ivedilikle birtakım projeleri hayata geçirmeye çalıştığını söyledi. Al-Mossavi, federatif yönetim yapısının ise gelecekte Irak’ın su kaynakları yönetimi için yeni sorunlara kaynaklık edebileceğini belirtti. 
 
ORSAM: Öncelikle bizi Bağdat’ta misafir ettiğiniz için Irak halkı namına sizlere teşekkür ederiz. Irak ve Türkiye arasındaki su sorununa Irak Devleti’nin bakışını yorumlayabilir misiniz? Ve su sorunun çözümü sizce nasıl olur?
 
Dr. Al-Mossavi: Irak hükümeti, akademisyenler ve siyasetçiler Türkiye’nin bu sorunu bazen siyasi kazançları için kullandığını düşünüyor. Konuyu “petrol yerine su” haline getiriyor. Bu nedenle biran önce anlaşmaya varmamız lazım. Bu sınıraşan bir nehir midir, yoksa uluslararası bir nehir midir?
 
ORSAM: Türkiye’nin konunun çözümü için önerdiği 3 aşamalı plan vardı. Bu planda Fırat ve Dicle Havzasının su kaynaklarının ve toprak kaynaklarının belirlenmesi ve buna göre tahsisi öngörülmüştü. Fakat zamanında bu plan Irak ve Suriye hükümetleri tarafından reddedilmişti. Fırat ve Dicle havzasının tümüne dair verilerinin tamamlanıp daha sonra bu suların ülkeler arasında tahsisine gidilmesi konusunda sıkıntı yaşanıyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
 
Dr. Al-Mossavi: Irak savaştan çıkmış ve siyasi sıkıntılar içinde. Türkiye bu dönem içerisinde projeler yapmış ve barajlar kurmuş durumda. Irak’a ulaşan su miktarı azalmış bu da bize büyük zararlar vermiştir. Ziraat Irak’ta bitmek üzeredir. Birçok yer çölleşmiş, çok yer temiz sudan mahrum kalmıştır. Bu sıkıntılar siyasi açıdan Türkiye’ye kötü bir imaj çizdi. Türkiye’nin o dönemde bize yardımcı olmak yerine bu tarz projeler yapması, fırsatçı bir ülke olarak algılanmasına yol açtı.
 
ORSAM: Irak’taki genel görüş bu mudur?
 
Dr. Al-Mossavi: Hem siyasi çevreler hem de akademik çevreler bu görüştedir. Halka su sorunun nedenini sorduğunuzda “Suyu Türkiye kesti” cevabını almaktasınız. Irak milleti Türkiye’nin Irak’ın zayıf durumunu kullandığını ve bu dönemde suyunu kesmeye çalıştığını düşünüyor. Irak’ın eski gücünde olsaydı buna cesaret edemeyeceği konuşuluyor. Bu da Irak’ın zayıflığından faydalanan bir Türkiye’yi düşman olarak görmeye yol açıyor.
 
ORSAM: Peki, bu projelerin çok eskilere dayandığını hatta bazılarının 1950’lerden beri planlandığını Iraklı akademisyenler bilmiyor mu?
 
Dr. Al-Mossavi: 50 yıl önce böyle bir projenin olduğu bilinse bile bazı koşullar değişmiştir. Irak’ın ziraat bölgelerinin birçoğu yağmura bağlıdır, nehirlere değil. Ancak küresel ısınmadan dolayı son yıllarda yağış miktarı azalmış ve insanlar nehirlere ihtiyaç duymaya başlamıştır. Öncelere insanlar sel olmasından korkuyorlardı. Kimse yağmurun azalacağını düşünmezdi. Ve Türkiye’nin suyu azaltması İran’la eş zamanlı olmuştur. Karun Nehri tamamen kesilmiştir. İnsanlar büyük su sıkıntısı yaşamıştır. Iraklılar böyle bir dönemde Türkiye’den tam destek beklemekteydi. Yeni hükümette yanımızda olması isteniyordu. Bu istek hala devam etmektedir. Biz Türkiye’nin bizi desteklemesini ve bize yardım etmesini istiyoruz.
 
Irak, 1980’den bugüne kadar hep savaş içindeydi. Savaşan bir ülkenin suyu düşünme ve onun kullanımıyla ilgili proje yapma ihtimali çok düşüktü. Savaş yaşamayan Türkiye’nin bu tarz projeler yapması daha kolay.
 
ORSAM: Peki, yeni Irak hükümetiyle birlikte Irak’ın istikrara kavuşması sonrasında, Irak’ın su alt yapısını geliştirmeye yönelik ne tür projeler yapılması planlanıyor?
 
Dr. Al-Mossavi: Bildiğim kadarıyla Su Bakanlığı büyük bir bütçeyi suyu en iyi şekilde kullanmak için projelere ayırmış.
 
ORSAM: Peki, bir siyaset bilimci olarak sizce Irak’taki federal yapı su yönetimini nasıl etkiler?
 
Dr. Al-Mossavi: Bu konu ileride büyük bir sorun olabilir. Şimdi nasıl Türkiye suyu kesiyorsa ileride Kürt Bölgesi de kesebilir. Bu sorun üzerinde şimdiden çalışılması ve bazı anlaşmalar yapılması lazım. Şunu belirtmek istiyorum, anayasamızda federasyonların haklarını ve varlıklarını bütün Irak milletiyle paylaşmak zorunda oldukları yazmaktadır.
 
ORSAM: Peki, bu sorunun çözümünde siyasetçilerden bağımsız olarak Iraklı ve Türk akademisyenler neler yapabilirler?
 
Dr. Al-Mossavi: Bu konunun çözümü sadece uluslararası bir anlaşmayla sağlanabilir. Akademisyenler öncelikli olarak kavramlarda anlaşmalıdır. Bu su uluslararası bir su mudur? Türkiye, Suriye ve Irak arasında sınıraşan bir nehir midir? Bu nehir bir ülkenin değildir. Bu nehrin sahibi içinden geçtiği tüm ülkelerdir. Yapılacak anlaşmayla herkes hakkı kadarını almalıdır. Ayrıca akademisyenler vasıtasıyla uluslararası bir komisyon kurulmalıdır. Sorunun çözümünü ancak bu sağlar.
 
ORSAM: Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.
 
* Bu röportaj ORSAM Su Araştırmaları Programı Uzmanı Dr. Seyfi Kılıç tarafından 1 Aralık 2011 tarihinde Bağdat’ta yapılmıştır.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar