2011 yılının Mart ayından bu yana ciddi bir değişim sürecine giren Suriye’de en önemli boyutlardan birisi Suriyeli Kürtlerin tutumu, örgütlenmeleri ve beklentileridir. Bu nedenle Suriye’deki Kürt partilerin görüş ve politikaları özel bir önem taşımaktadır. Birçok partisi olan Suriyeli Kürtlerin en önemli partilerinden birisi Suriye Kürt Demokratik İlerici Partisi’dir. Bu nedenle Suriye Kürtlerinin politikadaki duayen ismi Abdülhamit Hacı Derviş’in liderlik ettiği partinin Kuzey Irak Sorumlusu Şemdin Ali ile görüştük.
ORSAM: Bize kendinizi ve partinizi tanıtabilir misiniz?
Ali Şemdin: Adım Ali Şemdin. Suriye Kürdistan Demokratik İlerici Partisi’nin üst düzey yetkilisi ve Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki temsilcisiyim. Partimizin başkanı olan Abdülhamit Derviş aynı zamanda SKDP’yi 14 Haziran 1957’de ilk kuran kişilerden birisidir. Kurulduğumuz günden bu yana Suriye’de barış ve demokrasiyi sağlamak için mücadele etmekteyiz. Bizim Suriye’den istediğimiz, Suriye’de Araplardan sonra sayıca ikinci büyüklükteki millet olarak (yaklaşık 3.5 milyondan fazladır) Baas diktatörlüğünün kurduğu düzenin sona erdirilmesi için mücadele ediyoruz. Suriye’de parlamenter ve demokratik bir sisteme geçmek istiyoruz. Suriye’nin gelecekteki anayasasında Kürtlerin haklarını savunabilmek için özerklik talep ediyoruz.
ORSAM: Bahsettiğiniz özerklik Irak’taki gibi bir hakkımı içeriyor?
Şemdin: Federalizm bizim için uygun değildir. Parlamento gibi kurumları olan bir federalizm istemiyoruz. Suriye’de demokratik, çoğulcu ve parlamenter bir sistem inşa etmek için yeni anayasada Kürtlerin varlığın tanınması sağlanmalıdır. Kürtlerin kendi bölgelerinde kendilerini yönetmelerini istiyoruz. Bu Irak’taki gibi bir federal sistem çerçevesinde değil, Suriye’ye özgün ademi merkeziyetçi bir siyasi sistem çerçevesinde olmalıdır. Federalizme yakın bir sistem ama tam anlamıyla federalizm değil. Bizim durumumuzun Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki durumdan farklı olduğunu düşünüyoruz. Biz Kürt partileri olarak Suriye’deki Kürt bölgelerinde kendimizi yönetmek istiyoruz. Bu bir çeşit özerklik sayılabilir. Federalizmi yeni hükümet bunu kabul etmeyecektir. Özetle, Kürt bölgelerinin bizim tarafımızdan yönetildiği, ülke genelinde ise Kürtlerin kendi nüfusları oranında ülke yönetimine katıldığı bir yönetim amaçlıyoruz. Ayrıca Suriye’nin gelirlerinin Kürtlerin yaşadığı bölgelere de aktarılmasını istiyoruz. Suriye’deki ikinci büyük millet olarak kültürel, sosyal ve siyasi haklar talep ediyoruz. Kürtlerin kendi dillerinde eğitim hakkı olmalı. Bir bölge kurmak bizim gündemimizde yok.
ORSAM: Bunun nedeni Suriye’de Kürtlerin farklı bölgelerde yaşıyor olması mı?
Şemdin: Suriye’de Kürtler Türkiye sınırındaki Haseke ve Cezire’de yaşıyorlar. Ayrıca Halep’in bir parçası olan Kovane ve Afrin’de yaşıyorlar. Yani üç Kürt bölgesi var. Haseke-Cezire bir bölge, Afrin bir bölge ve Kovane bir bölge. Kürt nüfusunun çok büyük bir kısmı buralarda bulunmaktadır. Bu nedenle kısmen söylediğiniz doğru. Ancak başka nedenler de var.
ORSAM: Beşar Esad yönetimin reform yapabileceğine inanıyor musunuz? Yoksa ancak rejim devrilirse mi yeni bir düzen gelebilir?
Şemdin: 4 ay önce reformun başarılı olması şansı bitti. Rejimin reform yapma şansı vardı ama kullanamadı. Suriye halkı, Arap Birliği ve uluslararası toplum birçok kez reform yapması için ona şans verdi ama rejim bunu kullanamadı.
ORSAM: Esad Yönetimi Kürtlere yönelik olumlu adımlar atmaya çalıştı. Kimlikler dağıttı ama yeterli olmadı mı?
Şemdin: Söz verdi ama pratik adımlar atmadı. Propaganda olarak birşeyler yaptığı doğru ama uygulamada yapmadı. Asıl olarak yaptığı Kürt ve Arap muhalefeti arasındaki ilişkiyi yoketmeye çalışmaktı. Bu kimlikleri vermesinin nedeni Kürtlere haklarını vermek değil Araplardan ayırmaya çalışmaktı. Kürtler, Suriye’de politikayı en iyi anlayan millettir. Önemli tecrübeleri vardır. Çünkü yarım yüzyıldır bir tiranlık rejimi tarafından baskı altında yaşamaktadırlar. Kürtler rejimin kendi planlarını nasıl uyguladığını anlamaktadırlar.
ORSAM: Bu gösterilerle Beşar Esad rejimin devrileceğine inanıyor musunuz?
Şemdin: Beşar Esad’ın devrileceğinden kuşkumuz yok. Sorun ne zaman devrileceğidir. Nasıl devrileceğine dair çeşitli senaryolar vardır. Ancak hangi senaryo ile devrileceği belli değildir. Esad, baştan beri sorunu askeri yöntemlerle çözmeye çalışmıştır. Suriye halkı ise ilk günden beri onurlarını kurtarıncaya ve özgürlüğünü elde edinceye kadar vazgeçmemeye karar vermiştir. İsyanın nasıl sona ereceğini bilemem. Ama Beşar Esad’ın ülkeyi eskiden yönettiği gibi yönetemeyeceği kesindir. 7000’den fazla insan göz göre göre öldürülmüştür. Binlerce kişi hapishanededir.
ORSAM: Muhaliflerin gösterilerle ya da Suriye ordusuna saldırarak rejimi devirebileceğine inanıyor musunuz?
Şemdin: Silahlı mücadele Suriye’nin felç olmasına neden olacak en büyük tehlikedir. Beşar Esad, ülkenin bu seviyeye gelmesi için çaba sarfetmektedir. Uluslararası sessizlik ve insanların günlük olarak öldürülmesi insanları silahlanmaya ve kendilerini savunmaya zorlamaktadır.
ORSAM: Hangisi daha kötü uluslararası müdahale mi yoksa silahlı çatışma yoluyla devrilme mi?
Şemdin: En iyisi Beşar Esad’ın kendi isteğiyle ayrılmasıdır. Biz iç savaş görmek istemiyoruz. Uluslararası güçlerin yasal bir yolla ve BM aracılığıyla sürece dahil olabilir. Fakat, Suriye’deki gelişmelere büyük güçler müdahale ederse bu iyi bir çözüm olmaz. Biz gelişmelerin BM’nin gözetiminde olmasını istiyoruz.
ORSAM: Arap Birliği Planı gibi bir çözüm mü istiyorsunuz?
Şemdin: Libya ve Mısır gibi olmalı, Irak başarılı değildi. Arap Birliği’nin kararı Beşar Esad’a zaman kazandırıyor. En iyi çözüm Suriye dosyasını BM’ye göndermek ve bir güvenli bölge kurmak. Bu yapıldıktan sonra Suriye ordusu ikiye bölünecektir. Yani, demek istediğim Suriye ordusunun hepsi rejimin yanında değil. Ama güvenli bölge olursa bu durum değişebilir. Suriye ordusundaki ciddi fikri ayrılıkları var. Fakat ayrılıp da gidebilecekleri ve operasyonlarını yürütebilecekleri bir bölge yok.
ORSAM: Suriye’deki Kürt hareketlerinin büyük bir kısmı Beşar Esad yönetimin değişmesini istiyor ama gösterilerin sayısı diğer bölgelere daha az. Bunun nedeni nedir?
Şemdin: Bu bilgi doğru değil. İnsanların öldürülmesiyle gösterilerin sayısı arasında bağlantı kurulması doğru değil. Bizim gösterimizin sayısı az değil, fakat biz kendi bölgemizde güçlü olduğu için insanları istediği gibi öldüremiyor. Kürtler daha medeni olduğu ve gösterilerini kontrol etmeyi becerebildiği için gösterilerde sorun daha az çıkıyor. Ayrıca Kürtler en güçlü muhalefettir. Çünkü Kürt hareketi insanları örgütleme bağlamında daha örgütlüdürler. Rejim Kürtleri bu oyunun dışında tutmak istiyor. Son 10 ayımızda biz Kürtlerin sesini örgütlemekle meşguldük. Sevinerek söylüyorum bunu yapabildik. 26 Ekim 2011’de Suriye’de 1. Kürt kongresi yapıldı. Bu kongrenin adı Suriye Kürt Ulusal Kongresi’dir. Bu toplantıya 254 kişi ve 11 parti katıldı. Ayrıca gençler birliği gibi örgütler katıldı.
ORSAM: Erbil’de yapılan toplantı yararlı geçti mi? Amacına ulaştı mı?
Şemdin: Ben bu konferansı hazırlayan yetkililerden birisiyim. Kongrenin amacı dışarıdaki bütün Kürt güçleri biraraya getirip düzenli bir hale sokmak ve faaliyetleri daha üst seviyeye taşımaktı. Bütün ayrı grupları biraraya getirerek genellikle Suriye’deki devrime katkı vermelerini sonra da Kürt muhalefetine aynı şekilde destek vermelerini sağlamak amaçlanıyordu. Kongre 28-29 Ocak 2011 tarihlerinde 2 gün sürdü. 27 ülkeden 254 kişinin katılımcı vardı. Siyasal partilerin dışında, Gençler ve Kadınlar Birliği temsilcisi gibi gruplar da toplantıya katıldı. 27 ayrı ülkeden temsilciler katıldı. Kongre bittikten sonra bir bildiri yayınlandı. Bu nedenle kongrenin başarılı geçtiğini düşünüyorum. Kamışlı’daki kongreden sonra bu ikinci kongreydi. Kamışlı’daki Kongre Suriye’deki güçleri biraraya getirmeyi Erbil’deki Kongre ise yurtdışındaki güçleri biraraya getirmeyi amaçlıyordu. Sayın Mesut Barzani’nin son toplantıda belirttiği gibi yakında bir büyük Kürt Kongresi toplanması planlanmaktadır. Bu toplantıda bütün Kürtlerin güçleri biraraya getirilip, Kürtlerin söylemleri birleştirilecektir. Bunun başarılı olup olmayacağını bilmiyorum.
ORSAM: Kürt muhalefetinin diğer Suriyeli muhalefet partileriyle ilişkisi nasıldır?
Şemdin: İlişkilerimiz iyiye gitmektedir. Suriye’de hiçbir muhalif grup tek başına başarılı olamaz. Olayların başlamasından bu yana Arap muhalefeti ve Kürt muhalefetinin faaliyetleri karşılaştırıldığında Arapların düzenli bir biçimde çalışmadığı görülmektedir. Birçok farklı oluşum içinde sadece Müslüman Kardeşler örgütlü bir şekilde faaliyet göstermiştir. Onlar da 1980lerde yedikleri büyük darbeden sonra Suriye’nin dışına kaçmışlardır. Son 10 ay içinde Arap muhalefeti düzenli bir örgüt olabilmek için faaliyet gösterdiler. Bu toplantılar sonucunda Burhan Galyun’un liderliğinde Suriye Ulusal Konseyi (SUK) oluşturuldu. Bu oluşumun içinde Müslüman Kardeşlerin güçleri fazlayken ülkenin içinde Arap milliyetçileri daha güçlüdür. Bunlar da Hasan Abdülazim’in başkanlığında Ulusal Demokratik Değişim Koordinasyon Komitesi’ni oluşturdular. Bu iki grup, Arapların muhalefetine öncülük ettiler. Biz ise Kürtlerin muhalefetine önderlik etmek istedik ve başardık. Yani 3 temel muhalif grup var, SUK, Ulusal Demokratik Değişim Koordinasyon Komitesi ve Kürt Ulusal Konseyi (KUK). Bizim görüşümüz Kamışlı Kongresi’nin ardından şöyle belirginleşti. Bu rejim devrilmelidir. Beşar Esad ile hiçbir zaman uzlaşmayacağız. Fakat, tüm muhalefet partileri biraraya gelir Esad ile görüşürse o zaman biz de bu görüşmeye dahil oluruz. Sürekli olarak toplantılar yaptık ama şu ana kadar Araplar Kürtlerin haklarını kabul etmemişlerdir. Biz de Kürt Bloku olarak değişimi istiyoruz, ama her tür değişimi kabul etmiyoruz. Kürtlerin haklarını verecek bir değişimin gerçekleşmesini istiyoruz. Liderimiz, Abdulhamit Derviş bir süre önce Kahire’de Burhan Galyun ve Hasan Abdülazim ile ayrıca Arap birliği Genel Sekreteri Nebil El Arabi ile de biraraya gelmiştir. Bunların hepsi Kürtlerin olmadığı bir değişimi istemediklerini söylemişlerdir. Temelde Kürtlere verdikleri temel hak vatandaşlıktır. SUK, anayasada Kürtlerin ikinci millet olarak kabul edilmesini destekleyeceğini söylemiştir. Kürtler de yeni demokratik rejimde yeni bir rol oynayabileceklerini kabul etmişlerdir. Ancak biz Kürtler olarak Suriye’nin birliği çerçevesinde Kürtlerin özerkliğini kabul etmelerini talep ediyoruz. Onlarla ilişkilerimiz iyi ama Kürtlerin haklarını tamamen kabul etmemişlerdir. Şurası kesindir ki, Kürtler olmaksızın Suriye’de değişim gerçekleştirilemez. Kürtlerin birçok partisi olsa da aralarında birlik olabilmişlerdir. Fakat, bu Araplar için geçerli değildir.
ORSAM: Teşekkür ederiz.
* Bu röportaj 5 Şubat 2012’de Süleymaniye’de gerçekleştirilmiştir.