Suriye Kürtleri arasındaki en önemli ve aktif partilerden birisi olan Kürt Birlik Partisi son dönemde daha da ön plana çıkıyor. Kürt Ulusal Konseyi’nin en önemli partilerinden olan ve kısaca Yekiti olarak bilinen partinin politbüro üyesi Abdulbaki Yusuf ile görüştük.
ORSAM: Bize kendinizi ve partinizi tanıtır mısınız?
Abdülbaki Yusuf: Adım Abdülbaki Yusuf Suriye Kürt Birlik Partisi politbüro üyesi ve KBH temsilcisiyim. Partimiz üç partinin bir araya gelmesiyle 1992’de kuruldu. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte yeni bir parti ihtiyacı doğurmuştu. Bu ihtiyaca binaen ayrı bir mücadele yöntemiyle harekete geçen insanlar bu partiyi kurdu. Sivil bir ayaklanma yoluyla amacımıza ulaşabileceğimize inandık. Bu nedenle 1992’den beri Suriye’de Kürtlerin haklarının verilmesi için mücadeleye başladık. O tarihten itibaren 358 üyemiz hapsedildi. 2002’de Suriye Parlamentosu önünde gösteri yaptık. Suriye’de ekonomik ve politik olarak yeni bir yol haritası istedik. Suriye’nin bütünlüğü çerçevesinde Kürt Sorunu’nun barışçıl ve demokratik bir biçimde çözülmesini amaçladığımızı ve aydınlarımızın hapishanelerden çıkarılmasını istediğimizi belirttik. Biz o dönemde dahi, Suriye’deki sorunların barışçıl yollarla ve demokratik yollarla çözülmesi amacımızı dile getirdik. Bizim partimiz bir çeşit yuvarlak masa gibi ortak karar verme yolunu tercih etmiştir. bu nedenle liderliğimiz dönemlere göre değişmektedir. 2000-2003 yılları arasında partinin genel sekreteri bendim. Şimdi ise partimizin genel sekreteri İsmail Hami’dir. Partimiz halihazırda Suriye Kürt Ulusal Konseyi üyesidir.
ORSAM: Kürtlerin geleceği için partinizin beklentisi ve isteği nedir?
Yusuf: Suriye’nin önünde önemli bir değişim süreci durmaktadır. Suriye’deki devlet merkezi yönetimi başarıyla yönetememiştir. Bize göre, gelecekteki Suriye demokratik olmalıdır. Gelecekte Suriye’nin tüm etnik gruplarının bir araya gelebilmesi anayasal ve ademimerkeziyetçi sisteme sahip olmalıdır. Kürt Sorunu içinse, Kürt kimliğinin anayasada tanınması ve Kürtler ile Arapların ortak olarak tanındığı bir yapının hakim kılınmasını istiyoruz. Kürtlerin çoğunluğunun olduğu bölgelerde kendi kendilerini yönetmelerini talep ediyoruz. Kürtlerin çoğunluğunun olduğu bölgelerde Şam’dan ya da Dara’dan bir Arabın bizi yönetmesini istemiyoruz.
ORSAM: Mevcut gösterilerin Beşar Esad Yönetimi’ni devirebileceğini düşünüyor musunuz?
Yusuf: Tek başına yeterli değil, ancak önemli bir faktör olabilir. ayaklanmalar rejimin devrilmesinde en önemli rolü oynayacaktır. Ama bölgesel güçlerin ve büyük devletlerin önemli bir rol oynaması önemli olacaktır. Şu anda Suriye’de bir iç savaşın eşiğindeyiz. Devlet halka karşı silah kullanırken, halk da kendini savunmaya başlamıştır. Şu andaki çatışmalar bir iç savaş gibi görünmektedir. Bu çatışmanın ileride bir mezhepsel savaşa dönüşmesi ihtimali çok güçlüdür.
ORSAM: Bu tür bir ortamda Kürtler kendini nereye koyacaktır?
Yusuf: Bu tür bir durum Suriye’deki tüm gruplar için son derece kötüdür. Bu tür bir iç savaş oluşursa bölge ülkelerinin ve dış güçlerinin bu süreç içindeki yeri artar. Bu tür bir iç savaşı istemediğimiz gibi göstericileri koruyan bir yapının hazırlanmasının yararlı olacağını düşünüyoruz. Bunun için uluslar arası güçlerin bir araya gelip bir güvenli bölge yaratması yararlı olacaktır. Bu tür bir tampon bölgenin gerçekleştirilmesinde büyük bir ihtimalle en önemli rolü Türkiye oynayacaktır. Irak ve Ürdün gibi devletler bu rolü oynayabilecek durumda değildir. Türkiye ise önemli bir devlettir ve NATO üyesidir.
ORSAM: Suriye Kürtleri arasında pek çok partinin kurulmuş olduğu görülüyor. Bunun nedeni nedir?
Yusuf: Suriye bir güvenlik devleti olarak partiler üzerinde çok önemli bir rol oynadı. Demokrasinin yoksunluğu ve yönetimin otoriter rejimin tutumu nedeniyle bu kadar çok sayıda parti oluştu. Ancak bugün partilerin büyük bir kısmı Kürt Ulusal Konseyi içinde birleşmiştir.
ORSAM: Kürt ve Arap muhalefeti arasındaki ilişkiler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yusuf: Suriye’de uzun yıllar boyunca rejim muhalefetin oluşmasına izin vermemiştir. Muhalifleri hapislerde çürütmüştür. Herhangi bir muhalif partinin ofisinin olmasına bile izin vermemiştir. Bu nedenle bütün muhalif partilerin sadece adı vardır. Somut bir varlıkları son derece zayıf kalmıştır. Rejimin diktatöryel politikaları muhalif hareketleri yok etmiştir. Kürtler olarak bizim durumumuz biraz farklıdır. Çünkü, devlet bize ne kadar baskı uyularsa, millet bize o kadar destek vermiştir. Her zaman Suriye’deki yapı kendi zihniyetini halkan zorla aşılamaya çalışmıştır. Geçmişten bugüne Kürtler Arapların düşmanı olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Kürtlerin Suriye’yi bölmek istediği korkusu yaratılmak için uğraşılmıştır. Bu nedenle halkın içinde de bize karşı olan düşünceler yeşertildi. Bizim kendi kimliğimizden vazgeçmemizi ve Arap olduğumuzu söylememizi beklediler. Ama biz bunu asla kabul etmedik. Bu nedenle Arap muhalif hareketleriyle geçmişte uzlaşmamış çok güç olmuştu. Oysa şu anda ayaklanmaya önderlik eden bazı Araplar pankartlarını bile bazen Kürtçe yazıyorlar. Humus ve Dara’da bile bize destek çıkabiliyor.
ORSAM: İki ayrı muhalif konsey arasındaki ilişkiler nasıldır?
Yusuf: Ben, Suriye Ulusal Konseyi’nin kurucularından birisiyim. Biz iki Konseyi’n uzlaşıp, ortak bir yol haritası ortaya çıkarmasını istiyoruz.
ORSAM: Bu ortaklık siyasi ve diplomatik mi olacaktır? Yoksa, askeri bir birliktelik de söz konusu mu?
Yusuf: Şu ana kadar askeri bir ortaklık gündeme gelmemiştir.
ORSAM: Türkiye’nin Suriye politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yusuf: Türkiye büyük bir güç ve komşu bir ülkedir. Türkiye’nin Suriye politikası önceleri Suriye halkı üzerinde önemli bir etki yarattı. Ayaklanmalarda Türkiye bayrağı dalgalandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine destek büyüktü. Fakat, son dönemde Türkiye’nin etkisinin azaldığı söylenebilir. Daha önce Türkiye Suriye’deki meseleyi kendi iç meselesi gibi gördüğünü ve halkın öldürülmesine izin vermeyeceğini söylemiştir. Ama birkaç gün önce çok sayıda Suriyelinin öldürülmesine rağmen güçlü bir tepki gelmedi. Bu nedenle etkisinin azaldığı söylenebilir.
ORSAM: Teşekkür ederiz.
* Bu röportaj 6 Şubat 2012 tarihinde Süleymaniye’de gerçekleştirilmiştir.