Arap Yarımadasının güneyinde yer alan Umman Arap baharı sürecinden nispeten az etkilenen ülkelerden biri oldu. Bazı gösteriler olmakla birlikte bunlar sınırlı düzeyde kaldı. Türkiye – Umman ilişkileri ise son yıllarda ilerleme kaydediyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün geçen yıl içinde Umman’a gerçekleştirdiği ziyaret bu açıdan önemli bir kilometre taşı olmuştu. Biz de Sultan Kabus Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi’nde Kitle İletişim Bölümü Başkanı olarak görev yapan Prof. Dr. Said Obeid Al Shamsi ile gerçekleştirdiğimiz kısa röportajda Türkiye – Umman ilişkilerini konuştuk.
ORSAM: Sayın al Shamsi, Türkiye – Umman ilişkileri hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?
AL SHAMSİ: İsmim Said Obeid Al Shamsi. Umman’ın başkenti Maskat’ta bulunan Sultan Kabus Üniversitesi sosyal bilimler bölümünde Kitle İletişim Departmanı başkanı olarak görev yapıyorum. Umman ile Türkiye arasındaki ilişkilerin oldukça iyi seviyede olduğunu düşünüyorum. Bu ilişki aynı zamanda kültürel bağlarla sınırlı kalmamış ve ekonomik alanlara da yayılmış durumdadır. Örneğin Türkiye, Umman’da uluslararası havaalanı inşa edilmesinin yanı sıra başka pek çok projede yer almaktadır. Türkiye ile ilişkilerimiz yüzlerce yıl geriye götürülebilir. Her iki ülke eskiden imparatorluktu ve her ikisinin de birbiri ile sosyal ve ekonomik bağları vardı. Tarihsel anlamda Umman’da ikili ilişkiye bu yönde bakılmaktadır. Ayrıca Umman, Türkiye ile geliştirdiği ilişkilerle bölgeye iyi bir örnek oluşturabilir. Her iki ülke de dış politikada oldukça barışçıl siyaset takip etmektedir. Her iki ülke de olaylara realist bir pencereden bakmaktadır. Kültürel bağlamda, bence akademisyenler olarak Türkiye ve Umman arasındaki ilişkilerin eğitim alanında geliştirilmesi oldukça büyük bir öneme sahiptir. Örneğin öğrenci değişim programları gibi değişim programlarına veya Ummanlı ve Türk öğrencilerin özellikle yaz aylarında eğitilmesi olasılıklarına önem verilmesi gerekmektedir. Eminim ki yakın zamanda Türk heyetleri Umman’ı ziyarete geleceklerdir. Bu konuları konuşmak için bu önemli bir fırsat olabilir. Böylece her iki ülkede özellikle öğrencilerin birbirlerini tanımaları ve deneyimlerini paylaşabilmeleri için büyük bir kapı aralanmış olur.
Önümüzdeki dönemde Türkiye ile Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerin nasıl gelişeceğini düşünüyorsunuz?
Bence Araplar ile Türkiye arasındaki ilişkiler bir bütündür. Bu ilişkileri ayıramazsınız çünkü ortada ortak tarih var. Gerçekçi düşünen ve davranan herkes bu tarihi unutamaz. Bu aynı zamanda dil için de geçerlidir. Türkçe pek çok Arapça kelimeyi içermektedir. Bizler de Türklerden örneğin yediğimiz yemeklerin isimleri gibi pek çok kelime aldık. Tüm bunlar Osmanlı ya da Selçuklu İmparatorluğu dönemlerine kadar geri götürülebilir. Bu ne anlama gelmektedir peki? Bu kültürel, sosyal hatta dinsel ve coğrafik anlamda Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmemiz gerektiği anlamına geliyor. Çünkü bizim gücümüz birlikteliğimizden geliyor. Ve bence küreselleşme sorunu ve Türkiye’nin ekonomi ve askeri alanlarda kendini geliştirmesi ile birlikte, elimizden geldiğince bu durumdan faydalanmalı ve kendimizi Türkiye ile daha fazla ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasi bağlar geliştirme fırsatlarına odaklamalıyız. Geçmiş, bu anlamda Araplar ve Türkler için pek yardımcı olmadı ancak geçmişe bakmamalıyız. Odaklanmamız gereken geleceğimizdir. Ve gelecek bize birleşmemiz gerektiğini söylemektedir. Yapabildiğimiz kadar bağlarımızı kuvvetlendirmeliyiz.
Çok teşekkür ederiz.
*Bu röportaj ORSAM Başkanı Hasan Kanbolat tarafından Şubat 2012'de Riyad'ta yapılmıştır.