ORSAM: Kendinizi tanıtır mısınız?
Nuriddin Cabir Attar: Halep İli’nin Firdovs Mahallesi’nde yaşıyorum. Belediyeden emekli oldum. 53 yaşındayım. 5 çocuğum var.
ORSAM: Suriye’de yaşadıklarınızı ve sizi Türkiye’ye geliş nedenlerinizi anlatır mısınız?
Nuriddin Cabir Attar: En büyük oğlumu 26 yaşında şehit verdim. Evimizin üzerine fıçılardan yapılan bir bomba atıldı. Üst kattakilerin çoğu öldü. Alt kattakilerden hem yaralananlar ve ölenler oldu. Benim büyük oğlumda bu olayda öldü, çocuklarımdan birisi ise yaralandı. Deprem gibi bir sarsıntı oldu ve apartmanımız yıkıldı. Kendimizi dışarıya attığımızda etrafımızdaki apartmanlarında yıkıldığını, her yerin ateş ve duman içinde kaldığını gördük. Üstümüzdeki kıyafetler ve birkaç ev eşyası dışsında hiçbir şey kurtaramadık. Halep’ten Türkiye’ye gelmek için birçok aileyle birlikte yola çıktık. Emekli maaşım 15 bin Suriye parası. Rüşvet vere vere ancak İdlib’e kadar gelebildik. İdlib’te bir gece zeytin ağaçları arasında gizlendik. Bizim gibi onlarca insan vardı orada saklanan. Ne su ne ekmek, ne tuvalet ne de gecenin serinliğinde üstümüze örtecek bir battaniye ve yatağımız vardı. Tüm aileler yanlarında getirdiği kuru ekmeği, turşuyu, helvayı birbiriyle paylaştı. Amacımız Türkiye’ye gelmekti ancak beklememiz gerektiğini söylediler. bir, iki, üç gün derken zeytinliklerin arasında perişan olduk. Korku, endişe, açlık ve çocuklarımın gözümüzün önündeki haykırışları bizleri perişan ediyordu. Ancak çaremiz yoktu, beklemek zorundaydık. Bir kamyonet geldi ve bizi İdlib’ten Türkiye sınırına kadar aile başına 10 bin Suriye parası ile getirdi. Cilvegözü’nden Reyhanlı’ya geçmek için 2 bin Suriye parası ödedim. Neticede cebimde sadece 3 bin Suriye parası kaldı. Ne ev kiralama imkanım var ne de çocuklarımı doyurma imkanım. Tek umudum çadırkentlerdir.
* Bu söyleşi, 10 Ekim 2012 tarihinde Feyyat Özyazar tarafından Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilmiştir.