Ubab Halil: “Alevi Kökenli Biri Olarak Yeni Suriye’de Kota Sistemini Reddediyorum
Suriye Ulusal Koalisyonu halen birçok ülke ve uluslararası örgüt tarafından Suriye halkının meşru temsilcisi olarak tanınıyor. Suriye halkının farklı kesimlerinin temsil edildiği Koalisyon halen Suriye muhalefetini temsil eden en geniş çatı muhalif yapı konumundadır. Koalisyon’un dünyanın çeşitli başkentlerinde temsilcilikleri yer alıyor. Ürdün’de Koalisyon’un Washington Temsilcisi Ubab Halil ile görüşme imkanı elde ettik. Halil, Suriye’deki son durum, Koalisyon’un çalışmaları ve Suriye sorununa çözümüne bakışı konusundaki fikirlerini bizlerle paylaştı.
ORSAM: Kendinizden kısaca bahseder misiniz?
Ubab HALİL: İsmim Ubab Halil (Oubab Khalil). Hukuk bölümü diplomam var ve avukatlık yapıyorum. 2006 yılında Suriye’den ayrılana kadar avukatlık yaptım, ABD’de emlak işiyle uğraştım ve 2005 yılında Suriye rejimine karşı sivil hareketlerde ve pasif direnişte yer aldım. Devrim başlar başlamaz sokaklara çıktım, topluluklara yardım ettim ve kısa zamanda devrimin sonucunu görmek için elimden geleni yaptım. Suriye Yurtseverler Örgütü’nün bir üyesiyim ve burada danışmanlık yaptım, kısa zaman öncesine kadar Suriye Yardımlaşma Topluluğu yönetiminde yer aldım. Bu örgüt, Özgür Suriye Ordusu’na destek verme ve onlar ile ilgilenme hakkına sahip tek örgüttü ve şubat ayında Suriye muhalefetinin çatı örgütü olan Suriye Ulusal Koalisyonu’nun ABD Temsilciliği’ni üstlendim.
ORSAM: Suriye’de ayaklanmalar başlayalı iki yıldan fazla oldu. Başlarda yalnızca sivil gösteriler varken zaman geçtikçe ordu ile silahlı muhalifler arasındaki çatışmalara dönüştü. Suriye’deki son durumu, rejim ile silahlı muhalifler arasındaki güç dengesini, ekonomik durumu ve güvenliği nasıl görüyorsunuz?
Ubab HALİL: Bu çok kapsamlı bir soru; kısaca özetlemeye çalışayım. Koalisyonda, sivil önderlikte, bizi Suriye halkının yasal temsilcisi olarak tanıyan 116 ülke var. Rejimi destekleyen üç ülke, Rusya, İran ve Çin, bu 116 ülkenin yaptığından fazlasını yapabiliyor. Güçler arasındaki dengesizliğe neden olan da bu. Asıl sahip olduğumuz; uçaklarla, hava araçlarıyla, güçlü silahlarla, taktiksel ve stratejik bilgilerle donatılmış bir güçlü rejim. Suriye’de şimdiye kadar çok güçlü bir kimyasal silah olan sarin gazının dört kere kullanıldığına dair kanıtlarımız var. Herhangi bir yardıma ya da desteğe ulaşamamak radikal grupların ortaya çıkmasına da yol açtı ve sayıları gün geçtikçe artıyor. Muhalifler ve iç güvenlik açısından baktığımızda, eğer sahalara çıkabilirsek ve adil savaşmaya imkanımız olabilirse başarabileceğimiz bir Suriye mücadelesi söz konusu bu nedenle hava sahasının uçuşlara kapatılmasını istiyoruz ve stratejik silahlar istiyoruz. Hava sahasının uçuşlara kapatılması konusuna değinmek istiyorum; çünkü bu konuyu neden gündeme getirdiğimiz merak ediliyor. Bunun önlenemez olduğunu düşünüyorum; günde 2000 göçmenin Ürdün’e 8000 göçmenin ise Türkiye ve Lübnan’a geçtiğini biliyoruz. Türkiye bu durumla baş edebilir; ancak diğer ülkeler için zorlayıcı şartlar ortaya çıkıyor. Ürdün ve Lübnan’ın yıkılmaması için bununla mücadele etmeliyiz. Diğer bir konu ise yaşanan radikalleşmenin ve bölünmenin önüne geçebilmek. Sivil yönetimin altında güvenli bir bölgemiz var, sivil yönetim görülmeye başlandı, yapmamız gereken; sistematik, medeni ve kurumsallaşmış bir şekilde tüm tarafları bir araya getirmek ve sivil yönetimi ülke bütününe yaymak; ancak baskıcı politikalar ve ateş altındayken bunu başarmak çok zor.
ORSAM: İlk muhalif grup, İstanbul’da kurulan Suriye Ulusal Konsey’iydi. Bu topluluğun bir bütünlüğünün olmadığına ve Suriye halkını temsil etmediğine dair eleştiriler geliyordu. Şimdi ise Katar’da kurulan Suriye Ulusal Koalisyonu var. Koalisyon ve faaliyetleri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Hala aynı eleştirileri alıyor musunuz?
Ubab HALİL: Cevaplarıma Konsey ile başlamak istiyorum. Yaşananlar için Konseyi tamamen suçlamak olmaz; çünkü 6 ay boyunca Suriye Ulusal Konseyi hiçbir destek almadı. Koalisyon için durum farklı; çünkü koalisyon yeni bir hükümet kurabilmek için bir araya geldi. Söylenecek farklı nedenler var, bunlardan ilki temsil edilme. Kuşatma altında olmayan özgür bir ülkede olmadıkça özgür bir seçim yapabileceğinize ve doğru temsil edileceğinize inanmıyorum. Hıristiyanları, Alevileri ya da Dürzîleri meclise sokabilirsiniz; ancak adil şekilde temsil edilemezsiniz; çünkü asıl temsil, doğru seçimlerle, siyasi partiler ve ideolojiler arasındaki eşit yarışlarla olur. Liberal ya da Irak modeli mahkemelere ihtiyacımız yok, farklı ırkların ve etnik grupların çatışmasına değil farklı ideolojilerin fikir alışverişine ihtiyacımız var. Koalisyon, farklı fikirden insanların oluşturduğu bir topluluk. Tüm insanların hem fikir olacağı ve Cenevre Tebliği’nden yola çıkılan bir ortak paydada buluşmamız gerekiyor. Bunu ara hükümet olarak adlandırmamızın bir nedeni var; çünkü her mücadelenin politik bir çözüme ulaşması gerektiğini düşünüyoruz. Tüm gücü, güvenliği ve orduyu elinde tutabilecek asıl hükümete kadar bir ara hükümet kurulmasını uygun buluyoruz ve bu ara hükümetin şartlar düzelene kadar yerini geçici hükümete bırakacağı için ara terimini kullanmayı uygun gördük. Bu yürütme organını Suriye halkı olarak ileri götürmemiz gerekiyor. Emir alabilecek ve sistemin yürüdüğünü görecek yöneticilere ihtiyacımız var ve bu ancak Koalisyon ile mümkün olabilir.
ORSAM: ABD’nin Suriye’de politik çözüm için baskı yapacağı düşünülüyor. Koalisyonun bu politik çözüm hakkındaki görüşü nedir?
Ubab HALİL: Öncelikle Koalisyon önümüzdeki günlerde daha detaylı bir konuma ulaşacaktır; tüm bunları tartışmak için sürekli toplantılar yapılıyor. Müzakereler için verimli bir ortam oluşturmak çok önemli. Bu konuda genel yaklaşım, mantık çerçevesinde ve rejimle dengeyi kuran müzakerelere her zaman açık olduğumuzdur. Şahsi olarak, güç paylaşımını değil güç aktarımını tartışmalıyız. Elinde Suriye halkının kanı olmayan rejimin bir parçası olan geçici bir hükümet burada devreye giriyor. Ölüm emirlerini liderler verdi, sokakta savaşan askerler değil; burada yürüyen binlerce kişiden değil liderlerden bahsediyoruz. Hükümet kuruluşları ile rejim arasındaki farkı biliyoruz ve bu kuruluşların sürekliliğini istiyoruz.
ORSAM: Suriye’nin geleceği ile ilgili birçok senaryo mevcut. Esad sonrası dönemden beklentileriniz neler? Suriye’nin politik ve sosyal yapısı açısından Koalisyonun nasıl bir bakış açısına sahip?
Ubab HALİL: Farklı etnik kökenlerden ve geçmişlerden gelen birçok topluluğumuz var; ancak tek bir Suriye’ye ihtiyacımız var, birleşmiş bir Suriye’ye. Alevi kökenli biri olarak ben, kota sistemini reddediyorum, Alevi kotasını reddediyorum; ülkeyi oluşturanın farklı fikirlerin ittifakı olduğunu düşünüyorum. Bir Alevi ya da Hıristiyan görmek benim için hiç fark etmiyor; benimle hükümet, ekonomi, eşitlik, kadınların temsili ve sosyal konularda hem fikir olan kişiler benim için önemli. Toplum hazır olduğunda kurulması gereken tek kotanın kadınlar için olması gerektiğini düşünüyorum. Kotanın ne kadar olacağı zor bir soru; Suriye halkının `’ı kadın ve eğitim ve hayat onlara adil şekilde verilene kadar her adımda bir kota tarafından korunmalarını istiyorum.
ORSAM: Suriye dışındaki siyasi muhalefetin içerideki silahlı muhalifler üzerinde ciddi bir yaptırım gücü bulunmuyor. Bu durum hakkında ne söyleyebilirsiniz, Koalisyon bu sorunun üstesinden gelmek için ne yapıyor?
Ubab HALİL: Sivil koalisyon altında meşru silahlı gruplar olarak Genel Selim İdris yönetimindeki Yüksek askeri Konsey’i tanıyoruz. Bu soruyla sık sık karşılaşıyorum ve cevabı oldukça basit; yine de insanlar bunu yapmıyor. Yapılan destekleri birleştirmek, Yüksek Askeri Konsey için kaynakların temin edilmesi için uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyuyoruz. Bu şekilde Konsey, tugay ve taburlara para ödeyebiliyor. Aşırı uçlarla böylelikle baş edebiliriz; çünkü onlar beklemiyor ve beklemeyecek. Uluslararası toplumdan kuruş dahi alamayacaklarını biliyorlar. Bu nedenle kendi finans sistemleri var, bütçeleri çok geniş ve sahada bunu yönetebilecek durumdalar. Bir yıl boyunca Suriye’de herhangi bir aşırı uç topluluğun ismini duymadık. Hatta onlardan bahsederken doğru kişileri söylememiz gerekiyor. Rejimden bahsederken bile, onun aşırı uçları kör ettiğini, Amerikalıları öldürmek için Irak’a gittiklerini, Irak’ta işler durulurken tekrar ortaya çıktıklarını unutmamak gerekir. Biraz aşırı fikirleri olan, Afganistan ve Irak’ta ölmemiş, şehit olup cennete gitmek isteyen, ailesini kaybetmemek ve ekonomik güç için zor yolları seçen gazilerimiz var. Bu kişiler, en güçlü savaşçılar olan radikallere katılmak istiyor. Aşırı güçlerin varlığı düşüncesiyle askeri destek vermemek ve hareketsizlik riski artıracaktır. Silahlı gruplar arası parçalanma artacak ve radikaller daha da güçlenecektir.
ORSAM: Türkiye’nin Suriye politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ubab HALİL: Türkiye bize çok yardımcı oluyor ve bunun için minnettarız; ancak herhangi bir ülkeden gelecek fazladan her türlü desteğe de ihtiyacımız var. Onlardan daha fazla baskı ve bölgesel kuvvetlerle kurumsal çerçevede ortak bir destek istiyoruz ve bunun General Selim İdris’in başını çektiği Yüksek Askeri Konsey’e olması gerektiğini düşünüyoruz. Uluslararası düzeyde baskılar kurarak Suriye halkına özellikle uçuşa yasak bölge konusunda destek olabileceklerine inanıyoruz. Siyasi refah sağlama konusunda en büyük desteğin Türkiye’den geleceğine inanıyoruz. Bu destek diğer ülkelerde karşılaştığımız bir şey değil; Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda Suriye ile stratejik ilişkiler için bir temel atacağına inanıyoruz.
ORSAM: Çok teşekkür ederiz.
* Bu söyleşi ORSAM Başkanı Hasan Kanbolat ve ORSAM Uzmanı Oytun Orhan tarafından 21 Mayıs 2013 tarihinde Ürdün’de gerçekleştirilmiştir.