Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Goran Hareketi’ne Bağlı Araştırma Merkezi Araştırmacısı ve Süleymaniye Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ako Hama Kerim ile Söyleşi

Goran Hareketi Irak Kürt Bölgesel Yönetimi siyasetinin yükselen güçlerinden. Hareket, 21 Eylül tarihinde gerçekleşecek seçimlerden daha da güçlenerek çıkmayı hedefliyor. Goran Irak siyasetinde giderek artan önemine rağmen henüz bölge ülkeleri ile güçlü bağlar kurmayı başaramadı. Bu açıdan Goran Hareketi’ne bağlı milletvekili ve akademisyenlerin Ankara ziyareti ayrı bir önem taşıyor. Goran Hareketi’ne bağlı Politika Araştırmaları Merkezi’nde görev yapan ve aynı zamanda Süleymaniye Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Dr. Ako Hama Kerim ile ziyaretleri sırasında gerçekleştirdiğimiz mülakatta; Goran Hareket’nin Türkiye ile ilişkilere bakışı ve Suriye Kürtleri gibi konuları ele aldık.  

 

ORSAM: Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

 

Ako Hama Kerim: İsmim Ako Hama Kerim. Siyaset Bilimi dalında doktoramı yaptım. Süleymaniye Üniversitesi’nde öğretim görevlisiyim ve aynı zamanda Goran Hareketi’ne bağlı politika merkezinde araştırmacıyım.

 

ORSAM: Türkiye’nin Ortadoğu bölgesindeki yumuşak gücü konusunda çalışmalarınız var. Bu konundaki görüşleriniz nedir ve genel anlamda Türkiye’nin Ortadoğu politikasını nasıl görüyorsunuz?

 

Ako Hama Kerim: Evet, doktoramın bir bölümünde Türkiye’nin ne şekilde bir yumuşak güç olduğunu inceledim. Bu bölgede Türkiye’nin rolü gün geçtikçe artıyor. Fakat, eğer Türkiye bölgedeki mezhepsel çatışmada rol oynamaya çalışırsa bu rolü azalacaktır. Eğer dış politikasını açık ve dürüst bir diplomasi ile oynarsa Türkiye için hiçbir sorun çıkmaz. Türkiye’nin pozisyonu şu an güçlü ve bu bölgedeki çatışmalara karışmaması Türkiye’nin menfaatinedir. Türkiye demokrasiyi savunuyor. İçerde demokrasiyi sağlamlaştırması ülkeye dıştan bakışı da daha sağlam zeminler üzerine kurmasına yardımcı olur. Bu gibi çatışma yaşanan bölgelerde bir denge sağlanmalıdır. Güvenlik adı altında insan hakları göz ardı edilmemeli.

 

ORSAM: Türkiye’nin Irak ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimine yönelik politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Ako Hama Kerim: Türkiye bu ilişkisini son derece pragmatik yürütüyor. Hem Irak’la hem Kürdistan bölgesi ile yakın bir ilişkide bulunmaya çalışıyor. Fakat Türkiye’nin Irak’la ilişkisi bu aralar iyiye gitmiyor. Kürdistan bölgesi ile ilişkisi ise pragmatik çerçevede kısmen iyi denilebilir.  Kürdistan bölgesi ile olan ilişkisi menfaate dayalı bir ilişki. Türkiye politik, ekonomik ve enerji alanında kazançlı çıkıyor ve Kürdistan bölgesi de ayni alanlarda fayda sağlıyor. Bir de güvenlik konusunda iki tarafın ortak çıkarları ve ilgileri söz konusu. Kürdistan bölgesi hem Suriye’deki hem Türkiye’deki PKK sorununu çözmekte yardımcı oluyor. Kendi fikrimi sorarsanız, Türkiye Irak’taki Sünnileri savunuyor ve iktidardaki Şii hükümete karşı. Şiiler de İran tarafından destek buluyor. Bana göre bu bölgede dini inançlar konusunda bir çekişme yaşanıyor. Konu Şii’ler ve Sünni’ler. Şii tarafında İran, Irak ve Suriye yer alıyor. Sünni tarafında ise Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan yer alıyor. Türkiye de bu çekişmenin içinde yer alıyor.

 

ORSAM: Irak Kürt bölgesinin ve halkının Türkiye’ye bakışı nasıl. Bölgedeki genel bakışa göre Türkiye güvenliklerine yönelik bir tehdit unsuru mu yoksa Batıya açılmak için bir fırsat olarak mı görülüyor?

 

Ako Hama Kerim: Ekonomi ve ticaret konusunda Kürtler Türkiye’ye çok pozitif bir gözle bakıyor. Bunun sebebi o bölgelerde çok fazla Türk şirketinin olmasıdır. Irak Kürt halkının yaklaşık on kişisinden dokuzu Türk malları tüketiyordur. Gıda, tekstil veya teknoloji sektöründe bu geçerli. Bu gibi faktörler Türkiye imajı açısından pozitif bir etki yaratıyor. Aynı zamanda Kürdistan bölgesi Türkiye’nin şu anki hükümetinin Kürt sorununu çözmeye ve haklarını tanıma konusunda çalıştığını da görüyor. Örneğin anadilde eğitim ve yayın gibi konularda adımlar atılmaya çalışılıyor. Bu gibi gelişmeler dışarıdan bakıldığında Türkiye için çok olumlu. Politik açıdan, Türkiye’nin sınırlarını açmış olması da iyi. Türk politikacıların bu bölgeyi ziyaret etmeleri, düzenli ve güvenilir bir ilişki kurmak istediklerinin bir göstergesidir. Sınırların açılmasının bir diğer faydası da Kürt’lerin Türkiye’ye giriş yapıp nasıl bir yer olduğunu görmeleri. Çünkü Türkiye’ye çoğu zaman uzaktan farklı bir gözle bakılmaktadır. İlişkilerin artması yanlış anlamaları da ortadan kaldıracaktır.

 

ORSAM: Suriye Kürtlerinin durumu ve Türkiye’nin Suriye Kürtlerine yaklaşımı konusunda ne düşünüyorsunuz?

 

Ako Hama Kerim: Şu anki duruma bakılırsa Suriye’deki Kürtlerin özerkliklerini kurmak ve haklarını savunmak için çok elverişli bir zaman. Tabi bu Türkiye için bir tehdit unsuru olmamalı. Önemli bir başka konu da Kürtlerin Türkiye’de kendi içinde çekişme yaşamamaları. Kürtlerin kendi aralarındaki farkları gidermeleri lazım. Kürtlerin ortak bir amaç için aralarındaki farklılıkları bir tarafa bırakıp kendileri için neyin iyi olacağını tartışmaları gerekiyor. Maalesef böyle bir dayanışmayı Kürtler arasında görmüyorum. Aralarındaki çekişmeden dolayı Suriye’deki büyüme kapasitelerini ve haklarını isteme işlemini gerçekleştiremiyorlar. Bu arada, Türkiye de Suriye’deki Kürtleri bir tehdit unsuru olarak görmeyi bırakmalı. Türkiye eski bir mantık üzerinde yürüyor. PKK diye bir sorunu tehdit unsuru olarak görmek yanlış. Yeni bir sayfa açılmalı ve ona göre yeni bir yaklaşım sağlanmalı. Irak Kürdistan Bölgesi her zaman ortak noktaların, örneğin dil ve ticaretin, tehdit ve ordu dilinden daha güçlü olduğunu savunur. Türkiye’nin Suriye’deki Kürtlerle ortak bir masada oturması gerekiyor. Bu durumdan Türkiye de faydalanır. Hem güvenlik açısından hem de iç politikada barış sağlanmış olur. Eğer Türkiye Suriye’deki Kürtlerin farklılıklarını öne sürerse ve üzerine basarsa, bu Türkiye için hiç iyi bir görüntü vermez. Türkiye ve Suriye’deki Kürtler aynı lehçeyi, aile bağlarını, kabileleri ve geçmişi paylaşıyor. Bu halkları birbirlerine karşı tehdit unsuru olarak göstermek Türkiye’nin aleyhindedir.

 

ORSAM: Teşekkür ederiz.

 

* Bu söyleşi 15 Ağustos 2013 tarihinde ORSAM Uzmanı Oytun Orhan tarafından Ankara’da gerçekleştirilmiştir.

  

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar