Ceren Gürseler, A.Ü., Afrika Araştırmaları ve Uygulamaları Merkezi Uzmanı, [email protected]
Sudan’da gündem bu kez 11 ve 15 Nisan 2010 tarihleri arasında gerçekleşen seçimlere odaklandı. Seçimi tahmin edildiği üzere El-Beşir ve Milli Kongre Partisi (MKP) kazandı. Güney Sudan’da da kazanan taraf Sudan Halk Kurtuluş Hareketi (SHKH) ve lideri Salva Kiir oldu. 24 yıl aradan sonra ilk defa çok-partili seçimin düzenlenmesi, iç savaşa son veren Bütünleyici Barış Antlaşması’nın (BBA) kapsamında gerçekleşmesi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Sudan lideri Ömer El-Beşir hakkındaki tutuklama kararının “gölgesi altında” yapılması seçimin önemli özellikleri olarak değerlendirilebilir. Örneğin El-Beşir’in devlet başkanlığı seçimini kazanamaması durumunda meşruluğunun giderek azalacağı ve UCM ile olan gerginlikte gelecek iç ve dış baskılara karşın güçsüz duruma düşebilirdi. Uzun bir aradan sonra çok-partili seçimlerin yapılması da ülkede demokrasinin yerleşmesi ve Darfur sorununun çözülmesi yönünde olumlu bir adım olarak düşünülmekte idi. BBA’nın bir parçası olan seçimlerin başarıyla geçmesi ise seçeneklerinin arasında güney Sudan’ın bağımsızlığını da bulunduracak olan 2011 referandumunun düzenlenmesi açısından önemli idi.
11 Nisan 2010 Pazar günü başlayan devlet başkanlığı, parlamento seçimleri ve yerel seçimler 13 Nisan’da bitecekti fakat kimi bölgelerdeki eksiklikler nedeniyle tarih 15 Nisan Perşembe’ye uzatıldı. Seçim sürecinde en fazla gündeme gelen konu da bu olumsuzluklar ile bağlantılı oldu: muhalif parti ve adayların eksikliklerin ve uygunsuzlukların olduğu gerekçesiyle adaylıktan çekildi ve kimi eyaletlerde seçime katılmadı. Bu doğrultudaki en önemli gelişme Afrika’daki en uzun iç savaşa son veren BBA’yı Hartum yönetimi ile imzalayan Sudan Halk Kurtuluş Hareketi’nin devlet başkanı adayı Yasir Arman’ın çekilmesi oldu. Bu adımı Ümmet Partisi gibi muhalefetin önde gelen isimleri de izledi. Geri çekilmelere dair yapılan açıklamalarda Darfur sorununa ve bölgede yaşanan güvensizliğe işaret edildi. Seçimin gerçekleşeceği Darfur’da olağanüstü halin uygulanması ve güvenliğin sağlanamaması nedeniyle SHKH gibi bazı partiler bölgede seçime katılmayacaklarını belirtti. Ayrıca Avrupa Birliği de (AB)yine güvensizlik endişesiyle Darfur bölgesindeki gözlemcilerini geri çekti. Bir başka deyişle oy vermeye günler kala Sudan’da muhalif gruplar ve iktidar arasındaki uzlaşma, demokratikleşme ve seçim süreçlerini tehdit edecek gelişmelerin yaşanması seçimin önüne geçti.
Seçimler Neyi Kapsıyordu?
20 yılı aşkın bir süreden sonra gerçekleşen ilk çok partili seçimde Sudanlılar devlet başkanı ve 450 koltuklu Millet Meclisi için oy kullandı, 25 eyaletin valisi ve eyalet meclislerini seçti. Sudan devlet başkanlığı için ikisi bağımsız olmak üzere 12 isim adaylığını koymuş fakat çekilmelerle bu sayı düştü. Güney Sudanlılar ise, güney Sudan Yarı Özerk bölgesinin devlet başkanını, güney Sudan Hükümeti’nin başkanını ve 171 koltuklu meclisin üyelerini seçti. Seçime 72 kayıtlı partinin katıldığı açıklandı.
Seçime katılım yüksek oldu. Seçimden önce seçmenlerin yüzde 81’inin yani 15,7 milyon kişinin seçmen olarak kaydedildiği açıklanmıştı. Toplam 16.083 sandığın kullanılacağı; bunların 10.335’inin kuzeyde ve 5.748’inin güneyde olacağı belirtilmişti. 750 yabancı ve 18.000 yerel seçim gözlemcisinin katıldığı açıklanmıştı.
Devlet başkanı için öne çıkan adaylar arasında El-Beşir, kuzey Sudanlı Yasir Amman ve Halk Kongre Partisi ve adayı güney Sudanlı bir Müslüman olan Abdullah Deng Nhial bulunuyordu. Fakat Amman’ın çekilmesiyle en güçlü aday El-Beşir oldu. Güney Sudan yarı-özerk bölgesi başkanlık seçimini de en güçlü aday olan Kiir kazandı.
Seçim Sürecinde Neler Oldu?
Seçim öncesinde en fazla öne çıkan konu usulsüzlük iddiaları ve adayların, partilerin seçimden çekilmesi idi. Bazı muhalif partiler tarafından Ulusal Seçim Komisyonu’nun MKP’yi desteklediği öne sürüldü. Örneğin 30 Mart 2010 Salı günü dile getirilen şikâyetler arasında çoğunlukla İngilizcenin konuşulmasına rağmen Güney Sudan’a dağıtılan devlet başkanlığı seçimi oy pusulalarının salt Arapça basılması bulunuyordu. Muhalifler seçimlerdeki usulsüzlük iddialarını seçmenlerin belirlendiği 2008 nüfus sayımının sonucuna dayandırarak ta karşı çıktı. İddialarına göre El-Beşir’in fazla desteklenmediği bölgelerde nüfus az tutulurken; Darfur gibi El-Beşir’e destek verilen bölgelerde nüfus fazla gösterildi. Uluslararası gözlemciler de birçok usulsüzlüğün yapıldığına dikkat çekerek seçimin şeffaf olamayacağını öne sürdü.
Bu çerçevede kimi parti ve adayların seçimlerden çekildi. Özellikle 31 Mart 2010 Çarşamba SHKH’nin devlet başkanı adayı Yasir Arman’ın çekildiğini açıklaması seçimlerin çok-partili olmasının ve meşruluğunun sorgulanmasına neden oldu. Kararın, Darfur bölgesinde yapılan usulsüzlüklerle bağlantılı olduğu belirtilmiş; MKP’nin diğer partilerin destekçilerine seçmen kayıtlarında zorluk çıkarma gibi sorunlar yaratılarak oy verme hakkını engellendiği öne sürülmüştü. Arman ayrıca MKP’nin devletin kaynaklarını, Darfur’daki olağanüstü hali diğer partilerin aleyhine kullanmakla, kendisi ve diğer devlet başkanı adaylarını Darfur’un Neale, Geneina ve el-Fasher bölgelerine ulaşmalarını engellemekle de suçladı. Arman, seçimin Kasım 2010 gibi bir tarihe ertelenmesinin daha uygun olacağını söylemişti. Bunun yanında SHKH, Güney Kordofan ve Mavi Nil eyaletleri hariç kuzey Sudan ve batı Darfur’da 13 eyalette parlamento ve yerel seçimlere katılmadı. Gerekçe olarak ta baskıcı güvenlik önlemlerini, devlet medyasını kullanma gibi isteklerinin yerine getirilmemesini gösterdi. SKHK Genel Sekreteri Pagan Amum, özelikle Darfur bölgesindeki güvensiz ortamın endişe verici olduğunu ifade etti. Darfurlu gruplar da seçimin ertelenmesi gerektiğini; mevcut durumda seçimin adil ve şeffaf olamayacağını; hedeflenen demokratik sürece ulaşamayacağını belirtmişlerdi.
SHKH’nin dışında Ümmet Partisi’nin de seçimi boykot kararı vermesi seçim sürecindeki olumsuzluklardan biri oldu. Ümmet Partisi devlet başkanlığı, parlamento ve yerel seçimlere katılmadı. Devlet başkanı adayı Sadeq el-Mahdi olan parti, bir takım koşulların yerine getirilmesini istemiş aksi taktirde seçimlere katılmayacağını belirtmişti. Seçimin 4 hafta kadar ertelenmesini isteyen muhalif gruptan olan Ümmet Partisi, 2 Nisan 2010 Cuma günü El-Beşir’e ültimatom verdi; 6 Nisan Salı gününe kadar arasında yeni bir seçim komisyonunun kurulmasının da bulunduğu 8 istek yerine getirilmezse seçimleri boykot edeceğini açıkladı. Ülkenin önde gelen siyasi güçlerinden biri olarak değerlendirilen Parti, 1986 seçimlerini kazanmış fakat daha sonra El-Beşir’in yaptığı darbeyle iktidardan düşmüştü.
Seçimlerin ve galibinin meşruluğu seçimlerin uzatılmasıyla daha da yara aldı. Oy pusulalarının ulaşmamasından ötürü seçim süresi 15 Nisan’a çekilmişti. Böyle bir davranış seçimin en başında bekleniyordu; seçim gözlemcileri ve Sudanlı yetkililer seçimin başlangıcında usulsüzlüklerin görüldüğünü ifade etmişlerdi. Örnek olarak kayıp seçim sandıkları, görevlilerin iyi eğitim almaması, oy verme merkezlerinin yeri verilmekte idi. Buna ilaveten oy pusulalarının dağıtılmaması ve seçim merkezlerinin geç açılması gibi teknik problemler gerekçe gösterilerek seçimlerin yapılmasının bazı bölgelerde yeniden düzenlenebileceği 13 Nisan’da açıklanmış, usulsüzlük iddiaları artmıştı.
Tahmin edildiği üzere seçim sonrasında seçimlerde usulsüzlük yapıldığı ve uygulamada eksikliklerin yaşandığı sıklıkla dile getirildi. Örneğin AB’nin seçim gözlemcisi heyeti başkanı Veronique de Keyser, seçime katlımın yüzde 60 gibi yüksek bir rakam da gerçekleştiğini ifade ederken yine de Sudan’ın uluslararası standartların tamamına uymadığını belirtti. Bunun yanında yine beklenildiği gibi ve Halk Kongre Partisi örneğinde görüldüğü üzere bazı muhalif partiler seçim sonuçlarını tanımadıklarını açıkladı.
Sudan devlet başkanı Ömer El-Beşir ve MKP, usulsüzlükler ile ilgili suçlamalara ve erteleme taleplerine karşı çıkarak seçimin bütün eleştirilere karşı yapılması gerektiğini ifade etmişti. Örneğin El-Beşir, iddialara karşın yaptığı 6 Nisan 2010 günkü açıklamasında lideri olduğu MKP’nin seçimi kazanacağının anlaşıldığı için muhalif kesimin bu suçlamaları yaptığını iddia etmişti. Seçimden çekilmelere de tepkisi kimi zaman sert oldu. 29 Mart 2010 Pazartesi günü SHKH’nin çekilmesi durumunda 2011 Ocak’ında gerçekleşmesi planlanan referandumun iptal edilebileceğini öne sürmüştür.
MKP, oy verme devam ederken seçim sonuçlarını meşrulaştırmaya çalışmıştır. 14 Nisan 2010 Çarşamba günü El-Beşir’in partisi seçimin galibi olması durumunda seçimi boykot eden partileri hükümete katılmaya çağıracağını açıkladı. El-Beşir’in danışmanı Gazi Selahaddin, önümüzdeki dönemde referandum gibi önemli konularla uğraşacaklarını; bu yüzden farklı partilerin katılımıyla elde edilebilecek desteğin ve fikirbirliğinin başat öneme sahip olduğunu kaydetti. Ümmet Partisi gibi seçime katılmayan muhalifler ise açıklama karşısında temkinli oldu. İlk önce Sudan’ın sorunlarının çözülmesi için diyalog sürecinin başlatılması gerektiğini söyledi. Fakat SHKH’nin başkan adayı Arman ise söz konusu teklifi reddederek, bunun MKP’nin seçimin sonucunu önceden bildiğinin göstergesi olduğunu öne sürdü. Öte yandan seçimin tamamlanmasından sonra 18 Nisan Pazar günü MKP, muhaliflerin hükümete katılma fikrinden vazgeçtiğini; seçim sonuçlarının halkın isteğini yansıttığı için seçimi boykot eden isimlerin katılmayacağını belirtti.
Bu Noktaya Nasıl Gelindi?
24 yıl sonra çok-partili seçimlerin düzenlenmesinde en önemli nokta 2005 yılında Sudan Hükümeti ve SHKH arasında imzalanan BBA’dır. Birçok girişim ve 2,5 yıl süren görüşmeler sonucunda elde edilen Antlaşma’nın en önemli kısmı güney Sudan’a bağımsızlık sağlayabilecek referandumu içermesidir. Ayrıca güç, refah ve yetki paylaşımını öngören BBA kapsamında SHKH’nin de katıldığı birlik hükümeti ve güney Sudan’da otonom hükümet kurulmuştur.
Abyei gibi petrol bölgelerinin sınırları ve statüsünün yanında seçimler de BBA’nın bir takım sorunlu alanları arasında bulunmakta idi. Normalde 6 yılı kapsayan bir geçiş sürecinden sonra Temmuz 2009’da seçimler gerçekleşecekti. Fakat Ulusal Seçim Konseyi bu tarihlerin uygun olamayacağını belirterek seçimi 6-21 Şubat 2010’a, daha sonrasında da Nisan 2010 tarihine erteledi. BBA bünyesinde düzenlenen seçimlerin Sudan’daki demokratik sürece destek olacağı ifade edilmekte idi.
Sonuçların Analizi
Nisan 2010 seçimleri Sudan’daki farklı kesimler için farklı anlamlar taşımaktadır. Özellikle güney Sudan için referanduma giden bir yol olarak değerlendirilebilir. Güney partilerinin güney eyaletlerinde seçime katılıp kuzeyde katılmamakla MKP’ye hem BBA’nın işleyişine uyduğunu göstermekte yani referandumun uygulanmasını garantilemekte, hem de Darfur krizini Sudan ve dünya kamuoyuna hatırlatmaktadır. MKP ise UCM kararına karşı lideri El-Beşir’in ve iktidarının meşruluğunu sağlamlaştırmak istemektedir. Bunun yanında Sudan’ın demokratikleşme sürecine inandığını ve bu doğrultuda hareket ettiğini Sudan ve dünya kamuoyuna göstermeyi amaçlamış olabilir.
Sudan seçimlerinde usulsüzlük iddiaları ve Darfur krizi doğrultusunda adayların ve partilerin çekilmesi öne çıkmıştır. Fakat usulsüzlük iddialarının yanı sıra seçimlerin hayli kapsamlı olması çeşitli sorunların yaşanabileceğini, seçimlerin zorlu geçebileceğini gündeme getirmişti. Örneğin, güney Sudan’daki kimi bölgelerde ise 12 ayrı oy kullanıldı.
Seçimler örneğinde görüldüğü üzere demokratik süreç engellere rağmen bir şekilde ilerlemeye çalışmakta; Darfur sorununda yetersiz olmakla beraber bir takım adımlar atılmaktadır. Örnek olarak Şubat ayında Darfur’un en önde gelen gruplarından olan Adalet ve Eşitlik Hareketi (AEH) ile Hartum yönetimi arasında uyumsuzlukların çözülmesini hedefleyen yeni bir anlaşmanın imzalanması verilebilir. Darfur Sorununun Çözümü için Çerçeve Antlaşması’na göre Darfurlu isyancı mahkûmlar serbest bırakılacak, 100 kadar verilen idam cezası kaldırılacak. Sonradan AEH bir parti kuracak ve Hartum yönetimi ve AEH arasında her seviyede yetki paylaşımına gidilecek. Fakat daha önce imzalanan antlaşmalarda görüldüğü üzere bu son antlaşmada da bir takım eksiklikler mevcut bulunmaktadır. Diğer Darfurlu örgütler anlaşmaya katılmadı. Bu gibi özelliler de antlaşmanın Darfur sürecinde ilerleme sağlanmasında ne kadar etkili olabileceği sorusunu akla getirmektedir. Darfur sorununun çözümünde önemli bir yere sahip olan Çad ile olan ilişkileri geliştirmek için bir adım daha atılarak 6 yıllık bir aradan sonra Çad lideri İdris Debi Sudan’ı ziyaret etti. El-Beşir ve Debi iki ülke arasındaki sorunların bittiğini; artık işbirliğine odaklanacaklarını ifade etti.
Darfur’da olağanüstü halin uygulanması ve güvenliğin olmadığı gerekçesiyle seçime katılmamak Darfur’da yaşananlara karşı bir tepki göstermek ya da duruma dikkat çekmek amacını taşıyabilir. Fakat seçimi boykottan zaten sorunlu başlayan demokratik sürecin engellenmesi yorumu da çıkarılabilir. Seçimlerin ve galibinin meşruluğunun sarsılması buna örnek olarak verilebilir. SHKH’nin devlet başkanı adayının çekilmesi ve Darfur’da seçimlere katılmaması seçimin meşruluğuna büyük oranda gölge düşürdü. Seçimin tamamlanmasından sonra bazı muhalif partiler seçim sonucunu tanımayacaklarını açıklamışlardır. Bu doğrultuda El-Beşir’in de devlet başkanı seçilmesi SHKH’nin boykotu ve usulsüzlük iddiaları ile gölgeleneceği tahmin edilmektedir. Bu noktada da seçimlerin ve özellikle muhalif partilerin bahse konu tutumlarının referanduma hazırlık olarak algılanması mümkün olmaktadır. Bir başka deyişle boykot ile usulsüzlüklerin gösterilmesi yanında BBA’nın işleyiş sürecinin garanti altına alınması hedeflenmiştir.
Aslında Sudan’ın önemli muhalif partilerin adaylarına bakıldığında özellikle devlet başkanlığı seçimini nasıl algıladıkları ve seçim sonucunu nasıl kullanılacakları anlaşılmaktadır: SHKH, lideri Kiir yerine yine partide önemli bir yeri sahip olan ve kuzeyli bir Müslüman olan Yasir Arman’ı aday olarak göstermiştir. Kiir’in adaylığını koymaması kazanacağı kesin gözüyle bakılan El-Beşir karşısında kendisini “tehlikeye atmak” istememesi ve referandumdan bağımsızlığın çıkması durumunda güney Sudan başkanlığı dışında yükümlülüğe girmeyi istememesi olarak yorumlanabilir. Kuzeyden Arman’ın seçilmesi ise kuzey eyaletlerine SHKH’nin güney odaklı bir parti olmadığının; Sudan geneline hitap ettiğinin gösterilmesi olarak değerlendirilebilir. Keza Sudan’daki önemli muhaliflerden ve siyasal İslam’ın önde gelen isimlerinden Hasan el-Turabi’nin partisi Halk Kongre Partisi’nin de güney Sudan’dan bir ismi seçmesi de aynı şekilde yorumlanabilir. Çünkü HKP, Nhial’in Müslüman olmasına ve Sudan Devlet Başkanı eski Yardımcısı ve SHKH’nin eski lideri John Garang’ın akrabası olmasına vurguda bulunarak Nhial’in adaylığının Sudan’ın birlik ve bütünlüğüne verilen önemin bir göstergesi olduğunu ifade etmekteydi. MKP ise güney Sudan için aday koymamış ve Kiir’i destekleyeceğini daha Ocak’da açıklamıştır.
Muhalif partilerin yanında ABD’nin de seçime yönelik tutumu referanduma Obama yönetiminin de referanduma odaklandığını, mevcut dönemdeki önceliğinin akla getirmektedir. Çünkü muhalefet ve kimi uluslararası aktörlerin seçimlerde usulsüzlük yapıldığı iddialarına rağmen Washington yönetimi seçimlerin ertelenmesi konusunda Sudan’a fazla baskıda ve eleştiride bulunmamıştır. ABD Başkanı Barack Obama’nın Sudan Özel Temsilcisi Scott Gration 1 Nisan 2010 Perşembe ülkeye gelerek adayların çekilmesinin yarattığı gerginliği gidermeyi amaçlayan temaslarda bulunması bu politikaya örnek olarak verilebilir. ABD, seçimin ertelenmesine ihtiyaç duyulduğu taktirde olumlu olarak değerlendirileceğini belirtmiştir. Örneğin ABD’nin BM Daimî Temsilcisi Susan Rice, şayet kısa bir ertelenmeye ihtiyaç duyulursa bunu olumlu olarak değerlendireceklerini ve sürecin ilerlemesinde olumlu bir etkisi olacağını söylemiştir. Sudan’ın BM Temsilcisi Abdalmahmoud Abdalhaleem ise hükümetin değil seçim komisyonunun böyle bir karar vereceğini ifade ederek ve seçimin ertelenmeyeceğini kaydetmiştir.
Washington yönetiminin geçmişe oranla olumlu veya tarafsız olarak nitelendirilebilecek yorumlarına kimi Amerikan sivil toplum kuruluşları da katılmaktadır. Örneğin, ABD eski başkanı ve seçimlerde gözlemcilik yapan Carter Merkezi’nin başkanı Jimmy Carter, 8 Nisan 2010 Perşembe günü yaptığı açıklamasında kimi partilerin seçimi boykot etmesini üzüntüyle karşıladığını; yine de seçim ortamın barışçıl bir ortamda geçtiğini ve seçime birçok partinin katılmasından memnun duyduklarını belirtmiş ve seçimlerin başarılı geçmesini umduklarını kaydetmişti. Carter, seçimin uzatılmasını da olumlu karşılayarak böylelikle herkesin oy verebileceğini ifade etmişti. Fakat kullanılan bu yumuşak ifadelerin öncesinde Carter Merkezi ve Hartum yönetimi arasında gerginlikler yaşanmıştı. Carter Merkezi’nin Mart ayında seçimlerin ertelenmesini dile getirmesi üzerine El Beşir, gözlemcilerin Sudan’ın işlerine karıştığını; bu yönde devam ederlerse “parmaklarını keseceği” gibi sert açıklamalarda bulunmuştu. Yabancı gözlemcilerin ülkede bulunmasını kabul ettiklerini fakat işlerine karışmaya devam etmeleri durumunda sınır dışı edeceklerini de kaydetti. Carter Merkezi, ülkede uzun dönem seçim gözlemciliği yapan tek kuruluş olmaktadır.
Bütün olumsuzluklara rağmen MKP seçimi ve olası galibiyetini meşrulaştırma girişiminde bulunmaktadır. Örneğin; Devlet Başkanı El-Beşir, seçim kampanyasında birlik-bütünlük mesajı vermeye çalışmıştı, kalkınma politikalarının bölgesel ayrım gözetmeksizin uygulanacağını vurguladı. Temel hizmetlerin ülke geneline yayılmasını, dengeli kalkınmayı hedeflediklerini açıkladı. El-Beşir, bu tür açıklamalarla güney eyaletlerine ve Darfur’a bir bölgenin diğerleri aleyhine kayrılmayacağını belirtmek istemiştir. Seçim esnasında da meşrulaştırma adımları bizzat iktidar tarafından atılmıştır. MKP’nin seçimin galibi olması durumunda seçimi boykot eden muhalif partileri hükümete katılmaya çağırmıştır. Böylelikle hem seçim hem de kurulacak hükümeti meşrulaştırma girişimi olarak yorumlanabilir. Çünkü çağrı yapılırken partinin üst düzey yetkilileri referandum gibi önemli olaylar öncesinde fikirbirliğinin ve hükümete desteğin sağlanmasının başat öneme sahip olduğunun altı çizilmiştir. Öte yandan oy verme sürecinden sonra MKP’nin bu çağrıdan vazgeçmesi Sudan’da demokratikleşme sürecinde ve Darfur sorununun çözümünde kayda değer değişikliğin en azından kısa dönemde yaşanmayacağını akla getirmektedir.
Sonuçta Sudan’da 24 yıl aradan sonra gerçekleşen seçimler BBA’nın işleyişi özellikle de referandumun düzenlenmesi için önemlidir; fakat Sudan’a demokrasinin yerleşmesi ya da demokratik sürecin ilerlemesinde kayda değer bir adım olarak düşünülememektedir. El-Beşir ve lideri olduğu MKP’nin seçimden aldığı zafer ya da kazandığı meşruluk tartışmalı olacaktır. Darfur krizine, seçimin SHKH tarafında boykot edilmesine ve UCM’nin hakkındaki tutuklama kararına karşın halkın kendisini seçtiğini ifade edecektir. Diğer taraftan muhalifler ise seçimin meşru olamayacağını belirtecektir. Fakat Afrika’nın kimi ülkelerinde görüldüğü üzere seçim sonuçlarının Sudan’da şiddet dalgasına yol açacağı düşünülmemektedir. Bundan sonra El-Beşir, MKP, SHKH ve Darfurlu örgütler gibi diğer muhalifleri bekleyen süreç BBA’nın uygulanmasıdır. Güney Sudan ile iç savaşın çözülmesinde görüldüğü gibi Darfur’da arabuluculuk hızlanabilir.