Uluslararası Suriye Gündemi
Uluslararası basında bu haftaki Suriye gündemine iki olay damga vurdu. Bunlardan ilki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mevkidaşı Rusya Federasyonu Başkanı Putin’le Soçi’de gerçekleştirmiş olduğu görüşmedir. Bu günübirlik ziyaretin geçen haftaki üçlü Tahran zirvesinden hemen sonra yapılması ise bu görüşmeyi daha manidar kılmıştır. Bu mini zirvede haftalardır tartışma konusu olan Idlib’in geleceğine yönelik somut adımlar atılmıştır. İdlib sınırlarından 15-20 km derinlikte bir hat, hem rejime hem de muhaliflere ait ağır silahlardan arındırılarak güvenli bir tampon bölge oluşturulma kararı alınmıştır. Bu anlaşma neticesinde İdlib çatışmasızlık bölgesi olacak ve bu bölgenin garantörlüğünü Türkiye ve Rusya üstlenecektir. Mevcut nüfusu 3,5 milyon civarında olan İdlib’in güvenli bölge haline getirilmesi özellikle doğabilecek mülteci akımını önleme noktasında son derece kritik bir karar olmuştur. Bu anlaşmaya ilk destek veren ülkelerden birinin de İran olması, anlaşmanın uzun ömürlü olabileceği ve İdlib halkı için gerçek bir çözüm sunabileceği noktasında olumlu sinyal vermiştir.
Bu haftanın Suriye gündemine damga vuran diğer olay ise 17 Eylül 2018 gecesi gerçekleşen 14 mürettebatlı Rusya’ya ait İl-20 tipi casus uçağının düşürülmesi hadisesidir. Uçağın nasıl düştüğü/düşürüldüğü/kaybolduğu konusu ise tam bir muamma olmuştur. Avrupa basınında Rusya’ya ait uçağın dost ateşi neticesinde Suriye ordusunun elindeki S-200 hava savunma sistemleri ile vurulduğu vurgulanırken, Rusya-Suriye merkezli haber ajansları hadiseyi İsrail’in bölgeye düzenlediği sorumsuz saldırılarla bağdaştırarak İsrail’i olaydan sorumlu göstermiştir. Rus ordusunun yaptığı incelemeler sonucunda İsrailli pilotların Rus uçağını Suriye hava savunma sisteminin bulunduğu bölgeye sürükleyip kalkan olarak kullandığı ortaya çıkmıştır. Rusya’nın askeri kanadından yetkili ağızlarının yaptığı açıklamalar Rusya-İsrail ilişkilerinin gerilmesine sebebiyet vermiştir. Putin’in olayla ilgili yaptığı ‘trajik olay’ yorumu ve İsrail hava kuvvetleri komutanının görsel belgelerle Rusya’ya gidip yetkilileri İsrail’in olayda kastı olmadığına dair ikna çabaları ilişkilerin söylem bazında kısmi olarak normalleşmesine yol açmıştır.
Uluslararası Suriye gündemi açısından basında yer edebilecek diğer bir gelişme de 73. BM Genel Kurulu için dünya liderlerinin ABD’de bir araya gelecek olmasıdır. Burada yapılacak olan ikili ve çoklu görüşmelerde Suriye’nin gündeme gelecek olması kaçınılmazdır. Öyle ki, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Türkiye, Rusya ve İran arasında New York’da üçlü bir zirve yapılacağını belirtmiştir.
Bölgesel Suriye Gündemi
Türk Silahlı Kuvvetleri Suriye’deki stratejik noktalara 50 araçlık bir konvoyla takviye yapmıştır. Askeri konvoyun muhteviyatını daha çok tank ve toplar oluşturmaktadır. Özellikle daha önce rejimin saldırılarına maruz kalan Cisr el-Şugur bölgesindeki 11. Gözlem noktasına takviye yapılmıştır.
İdlib konusunda Rusya ile ciddi bir adım atan Türkiye, Münbiç konusunda da ABD ile olan mevcut anlaşmasında bir sonraki aşama olan ortak devriye yapma noktasına gelmiştir. ABD her ne kadar Türkiye ile Münbiç konusunda ilerleme kat ediyor olsa da Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile olan organik bağını da eş zamanlı olarak güçlendirme yoluna gitmektedir. Öyle ki ABD’nin SDG’ye içinde hava savunma sistemlerinin de bulunduğu son teknoloji silahlar transfer ettiği yönünde haberler bazı basın organlarınca dillendirilmektedir.
Bu haftaki bölgesel dinamiklerle ilgili diğer bir gelişme ABD destekli SDG unsurlarının Deyr ez-Zor yakınlarındaki ve Irak sınırındaki son IŞİD kalesi olan Hecin’e yönelik bir operasyon yürütmesi ve buradaki IŞİD varlığını sonlandırmasıdır. IŞİD lideri Ebu Bekir El-Bağdadi’nin de daha önce burada saklandığı iddia edilmekteydi. IŞİD’e karşı diğer bir operasyon rejim güçleri tarafından el-Sukne çölüne yakın doğu Humus çöllerinde yapılmıştır. El- Naraya, el-Reşadiye ve el-Sevarem köyleri IŞİD unsurlarından arındırılmıştır.
Bölgesel anlamdaki diğer bir gelişme de mültecilerle ilgilidir. Rejime yakın kaynakların aktardığına göre Lübnan’daki Suriyeli mültecilerden oluşan ilk büyük kafile rejim unsurlarının bazı şehir ve köyleri geri almasının ardından Suriye’ye geri dönmüştür.
Yerel Suriye Gündemi
Rejim güçlerinin kontrol ettiği bölgelerde geçen pazar günü 2011’de başlayan iç savaştan itibaren ilk defa bir yerel seçim yapılmıştır. Bu seçime ülke içinde yer değiştiren 6 milyon insanla, 5 milyondan fazla mülteci dahil edilmemiştir. YPG, “kendi otonomilerine saygı duyacak federatif bir yapı istediklerini” beyan ederek yapılan bu seçime iştirak etmemişlerdir.
Pazartesi günü yapılan Soçi mutabakatı öncesi Suriye yerel basınına yansıyan bir haber Türkiye’nin İdlib’e yönelik olarak Moskova ve Şam yönetimleri üzerinde baskı kurma niyetinde olduğuna yöneliktir. Habere göre Ankara’nın emri ile Türkiye destekli grupların Halep ile İdlib arasındaki tek koridor olan ve Tel-Rıfat’ı Mareh’e bağlayan yolu kesmiş olduklarıdır. Bu durum Şam yönetiminin hazırlandığı İdlib operasyonunu geciktirmeye yönelik bir hareket olarak algılanmıştır.
Yerel Suriye gündemi ile ilgili dikkat çekici diğer bir başlık ise Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) üst düzey resmi görevlilerinden Ali Muhammed bin Hammad el-Şemsi’nin temmuz ayında Şam’a yaptığı ziyaretin bu hafta basına yansıması olmuştur. Habere göre el-Şemsi, Suriye Muhaberatından General Deeb Zeytun ile ikili ilişkilerin yeniden tesisi hakkında görüşmüştür.
El-Bab’daki yerel kaynaklara dayandırılan haberlere göre Türkiye destekli Ahrar el-Şarkiye ve Ahrar el-Haseke grupları arasında el-Bab’da çatışmalar çıkmıştır. Çatışmaların sebebi hakkında bilgi verilmezken, Ahrar el-Haseke’nin, Ahrar el-Şarkiye’den henüz yeni ayrılmış bir grup olduğu noktasına dikkat çekilmektedir.
El-Bab’daki Türkiye destekli gruplarla savaşan, rejimin ve de Rusya’nın güdümündeki unsurların bulunduğu Halep’in Hakleya bölgesine Rusya tarafından insani yardım kolileri dağıtılmıştır.