Aramak istediğiniz kelimeyi yazın
4 dakika okuma süresi
ORSAM’ın Türkmen Aydınları Toplantıları dizisinin ilki 18 Şubat 2009’da gerçekleştirildi. “Irak Anayasası ve Türkmenler” konulu toplantıya Türkiye’nin farklı illerinden çok sayıda Türkmen aydını ile çeşitli Türkmen kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplantının başında ORSAM’ın çalışmaları hakkında bilgi veren ORSAM Başkanı Hasan Kanbolat, Irak Türkmenlerin sesinin bölgede ve dünyada daha fazla duyurulması için çaba gösterileceğini anlattı. Kanbolat, Türkmen toplumu içindeki etkileşimin artırılmasının ve Türkmen aydınlarının daha aktif roller üstlenmelerinin önemini vurguladı. Toplantıda bir sunum yapan Irak Danıştayı eski Başkanı İsmet Abdülmecit, Irak’taki anayasa yapım süreçleri hakkında bilgi vererek Türkmenlerin durumuna ilişkin bazı değerlendirmelerde bulundu. Abdülmecit, 1925’ten sonra Irak’ta birçok kez anayasa yapıldığını ancak hiçbirinde de Türkmenlerin haklarını koruyan ve varlığını tescil eden hükümler yer almadığını söyledi. 2004’teki geçici anayasa ile 2005’teki daimi anayasada Türkmenleri ilgilendiren temel konulara temas eden Abdülmecit; Kerkük’ün statüsü, anadille eğitim ve Türkmence’nin resmi dil olarak kullanılması, Türkmenlerin idari, kültürel, eğitim ve siyasi haklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantının soru cevap bölümünde, Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Erşat Hürmüzlü, 1925’ten sonra Irak’ta hiçbir anayasanın kalıcı bir nitelik kazanamadığına dikkat çekerek, “Mevcut şartlarda acaba 1925 Anayasası’na dönmek gerektiği şeklinde bir tez ileri sürülebilir mi?” sorusunu yöneltti. İsmet Abdülmecit de buna, “Bence de en iyi anayasa 1925 Anayasası’dır. Çünkü insanlara eşit bir gözle bakıyordu” yanıtını verdi. Irak’ta 2003 yılından sonra yaşanan gelişmelerin Türkmenler açısından olumlu olarak nitelendirilebilecek bazı yönleri bulunduğunu belirten toplantı yöneticisi Habib Hürmüzlü ise bunları şöyle özetledi: Yeni Anayasa’da Türkmenlerin adının doğrudan ifade edilmesi, Türkmenlerin azınlık statüsüne sokulmaması, tüm sorunlarına rağmen 1937’den sonra ilk kez resmi Türkmence eğitime başlanması, mühendislerden edebiyatçılara kadar çok sayıda meslek grubunun sivil toplum örgütleri kurması ve bunların Kürtler ile Araplar tarafından tanınması, Türkmen toplumuna ait yayınların yüzde 90’ında yeni Türkçe’ye geçilmesi, televizyon ve radyo kanallarının etkili bir işlev görmesi, Anayasa’nın 140. maddesinin uygulanamaması. Hürmüzlü, bu kazanımların içinin doldurulamaması halinde ise anlamlarını yitireceği uyarısında bulundu. Toplantıdaki katılımcıların görüş belirttiği diğer konular ise şöyleydi: – Türkmencenin Kerkük dışındaki bölgelerde, örneğin Telafer ve Tuzhurmatu’da da resmi dil olarak kullanılması için çaba harcanması ve bu amaçla ilgili makamlara baskı yapılması gerektiği; – UNESCO bünyesindeki Dünya Müfredatlar Birliği faaliyetleri çerçevesinde, henüz bir eğitim müfredatı olmayan Irak’ta sürece daha etkili biçimde müdahil olunabilmesi için gerekli girişimlerde bulunulması; – Türkmen diasporasının bulunduğu ülkelerde etkili bir lobi faaliyeti gerçekleştirebilmesi ve Türkiye’deki Türkmen toplumu ile güçlü ilişkiler kurulabilmesi için çalışmalar yapılmasının önemi; – Türkiye’de eğitim gören Türkmen öğrencilerin eğitim kurumlarındaki başarı düzeylerinin yükseltilmesi için önlemler alınması gerektiği. – Türkmen toplumunun Türkçe kullanımının desteklenmesi ve basın yayın organlarının işlevinin bu amaçla artırılmasının faydalı olacağı. Toplantıda ayrıca, kısa süre önce Erbil ve Kerkük’te günlük yaşama ilişkin sanatsal fotoğraflar çeken Dr. Ferit Müftü’nün hazırladığı slayt gösterisi sunuldu. Programın sonunda, katılımcılardan toplantıların düzenli olarak devam ettirilmesi yönünde yoğun bir talep geldi. Bunun üzerine, toplantı tarihleri için katılımcıların önerileri alınarak sonraki buluşmalar için tartışma konuları saptanması kararlaştırıldı.