Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

“ORTADOĞU’DA BARIŞ İNŞASI İÇİN TÜRK-JAPON İŞBİRLİĞİ: AFGANİSTAN’A ÖZEL BAKIŞ”

7 dakika okuma süresi

ORSAM ile TEPAV,  Japon ve Kanalı akademisyen konuklarıyla, “Ortadoğu’da Barış İnşası için Türk-Japon İşbirliği: Afganistan’a Özel Bakış” başlıklı bir toplantı gerçekleştirdi. 23 Mart 2011'de TEPAV konferans salonunda gerçekleştirilen toplantıda Ortadoğu'nun genel meseleleri ile özel olarak Afganistan’da Türkiye ve Japonya'nın işbirliği potansiyelleri ele alındı. “Türkiye ve Japonya'nın Ortadoğu Politikaları” ile “Afganistan'da Barışın İnşası: Siyaset, Güvenlik, Ekonomi” konulu iki oturumdan oluşan toplantıya, aralarında diplomasi, akademi, sivil toplum ve kamu-özel sektör temsilcilerinin de yer aldığı büyük bir katılım gerçekleşti.

“Türkiye ve Japonya'nın Ortadoğu Politikaları” başlıklı oturum Eski Devlet Bakanı Vehbi Dinçerler’in oturum başkanlığında başladı. İlk oturumda, Türkiye'nin bölgede yürüttüğü ikili çalışmaları başarılı bulduğunu ve bu konuda Japonya'nın Türkiye'den öğrenecekleri olduğunu söyleyen Doshisha Üniversitesi Küresel Çalışmalar Merkezi'nden Prof. Dr. Hisae Nakanishi, Beyrut, Amman ve Filistin'de yürütülen “Ortadoğu'da Çatışmaların Azaltılması” isimli projenin takım lideri olarak bölgeye ilişkin gözlemlerinden de bahsetti. Nakanishi, Ortadoğu'da durdurulamaz bir dönüşüm sürecinden geçildiğini ve farkındalığın arttığını, özellikle genç aktivistlerin insan hakları konusunda çaba harcadıklarını belirtti. Nakanishi, bölgede yapılacak çalışmalarda sivil toplumla işbirliğinin önemi üzerinde durdu.

Nakanishi ‘nin konuşmasının ardından söz alan Orta Doğu Teknik Üniversitesi’den Doç. Dr. Özlem Tür ise 11 Eylül sonrası yaşanan süreçte Türkiye'nin Ortadoğu'da daha aktif bir politika izleme hususunda çeşitli fırsatlar edindiğini, siyasi ve ekonomik anlamda “yumuşak güç” olarak bölgede yükselen bir model olduğunu söyledi.

Bilkent Üniversitesi'nden Doç. Dr. Tarık Oğuzlu yaptığı konuşmada Türk dış politikasının gelişmekte olduğunu ancak halen birbiriyle çelişen noktaları bulunduğunu ifade etti. Bu duruma ise Türkiye'nin güvenlik nedeniyle Ortadoğu rejimlerinin liderleriyle karşı karşıya gelmek istememesini örnek gösteren Tarık Oğuzlu, diğer yandan Osmanlı mirasından gelen sorumluluklar taşıdığını belirtti.

Söz konusu oturumda ayrıca Japonya Ulusal Savunma Akademisi'nden Prof. Dr. Ryoji Tateyama da bir konuşma yaptı. Afganistan'da Barışın İnşası: Siyaset, Güvenlik, Ekonomi” başlıklı oturumun moderatörlüğünü yapan ORSAM Başdanışmanı Armağan Kuloğlu ise Afganistan'da istikrar için tek yolun uluslararası güçlerin merkezi kapasiteyi yeniden düzenlemesinden geçtiğini dile getirdi. Yeni inisiyatiflerin oluşturulmasının mevcut çalışmalara hız verilmesi açısından önemine işaret eden Kuloğlu, Türkiye'nin Vardak ve Cevizcan'daki İl İmar Ekibi (PRT)'nin çalışmaları ile inşa çalışmalarının ve eğitime verdiği desteklerin Afganistan'a yaptığı önemli katkılar olduğunu belirtti.

Japonya'nın Afganistan'da sürdürdüğü çalışmalar hakkında konuşan Kobe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yasuyuki Shimada, Afganistan-Japonya ilişkilerinin tarihinin 1930’lara kadar gittiğini ve bu tarihsel geçmişten ötürü Afganistan’a yardım etmek istediklerini aktardı. Afganistan'a Japon yardımlarının uzun zamandır sürdüğünü ve hâlihazırda Kandahar, Mezar-ı Şerif ve Kabul’de devam eden Japon projelerinin yanı sıra Kabil Uluslararası Havaalanı'nın yeniden yapımı ve Yeni Başkent Projesi olduğunu belirtti. Japonya’nın Afganistan’da bilgiye ulaşmada ve güvenliği sağlamada sorunlarla karşılaştığını belirten Shimada, Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile Türkiye'nin ortak projeler planladığını sözlerine ekledi.

Dışişleri Bakanlığı'ndan Burçin Gönenli de Afganistan'da son 10 yılda iyi bir ilerleme kaydedildiğini işaret ederken, uluslararası toplumun bu sürece destek olması gerektiğini ancak ülkede güvenliğin sağlanmasının tek başına çözüm olmayıp yeniden inşa süreci ile bölgesel işbirliğinin de sürdürülmesinin önemli olduğunu belirtti. Öte yandan 2001’de başlayan Türkiye-Afganistan askeri ilişkilerinin 10. Yılı olması nedeniyle 2011 yılının çok önemli bir yıl olduğunun altını çizen Gönenli, Afganistan’da ilerleme kaydedildiğini, güvenlik anlamında bazı aksilikler olmasına rağmen hükümet kontrol alanının genişlemeye devam ettiğini, Afganistan’a pek çok yatırımın yapıldığını ve varlığını devam ettirmesine rağmen Taliban’a karşı teknik üstünlük sağlandığını söyledi. Ayrıca Türkiye’nin Afganistan algısının “Afganistan Afganlılarındır” sözlerini temel aldığını da belirtti. Gönenli, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA)'nın ülkede sürdürülmekte olan yeniden yapım projelerinin önemli bir kısmını yürüttüğünü ifade etti.

Afganistan'daki etnik yapı hakkında bilgi veren Bilkent Üniversitesi'nden Doç. Dr. Hasan Ali Karasar ise Afganistan’da tek bir Afgan kimliğinin var olmadığını belirterek kimlik inşa sürecinde ülkenin pek çok sorunla karşılaştığına değindi. Afganistan tarihi boyunca birleşik bir devlet olmadığını ve 2001 sonrası süreçte ulus devlet oluşturma yönünde uygulanan politikaların bu bağlamda derin sorunlara yol açtığını, Peştun kimliğine yapılan vurgunun Özbek, Hazara ve diğer kimliklerin görmezden gelinmesi ile sonuçlandığın, bu durumun da Peştun şovenizminin önünü açtığı ifade etti. Afganistan’daki tüm unsurları birleştirmenin gerekliliğine vurgu yapan Karasar, bu sürecin de yaşanmış kanlı etnik çatışmalar dolayısıyla zor bir süreç olduğunu ekledi. Öte yandan Peştun kimliğine yapılan vurgunun siyasi açıdan da sıkıntıları olduğunu, Peştun halkların komşu ülkelerde yaşamamsının bu bağlamda sorunlar yarattığını da belirtti. Bu çerçevede geçmişteki çatışmaların hafızalarda hala yerini korumasına rağmen bu unsurları bir araya getirmenin gerekliliğini tekrarlayan Karasar ayrıca, uluslararası toplumun halkın entegrasyonu konusunda yapıcı rol oynayamadığını sözlerine ekledi.

JICA çalışanı olarak uzun bir süre Afganistan’da görev yapan Makiko Koyabu ise toplantıda JICA’nın özellikle kadınlar ile ilgili Afganistan’da yürüttüğü çeşitli politikalar hakkında bilgi verdi. JICA’nın Afganistan’da başlıca iletişim, kadın sorunları, bütünleşme ve tarım ile ilgili çeşitli projeler yürüttüğünü anlatan Koyabu, Afganistan’ın kırsal kesimindeki kadınların İşgal, iç savaş ve Taliban yönetimine karşı varlıklarını ve cesaretlerini koruduklarını, bu nedenle de JICA’nın kadınlara yönelikl projelerinin bu bağlamda çok yapıcı olduğunu belirtti. Japonya ve Türkiye’nin Afganistan’da pek çok farklı alanda çalıştığını ekleyen Koyabu bu nedenden ötürü iki ülkenin birbirini pek çok açıdan tamamlayacağını düşündüğü ifade etti.

Oturumda, Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES)'ndan Aslı Karatekin de Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) işbirliğiyle Afganistan'da mesleki eğitim alanında sürdürülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Diğer Etkinlikler