Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

ORSAM-KTÜ-TRABZON TİCARET VE SANAYİ ODASI İŞBİRLİĞİYLE

9 dakika okuma süresi

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM), Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ), Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası, işbirliği ile 25-26 Mart 2011 tarihinde Trabzon'da “Uluslararası Deniz Hukuku’nda Kıyı Devletinin Gemilere El Koyma Yetkisinin Sınırları” konulu bir sempozyum düzenlendi. Sempozyumda “Karadeniz’de Deniz Emniyeti, Karadeniz’de Gemi Trafik Rotaları, Karadeniz’in Jeopolitiği ve Güvenliği, Uluslararası Hukukta Devletlerin Açık Denizde Bulunan Gemilere Müdahale Yetkisinin Kapsamı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında mülkiyet hakkı perspektifinden devletlerin gemilere el koyma yetkisi, Türkiye’nin Deniz Alanlarındaki Sınır Anlaşmaları ve Güncel Durum” gibi konu başlıklarına değinildi.   Panelde ilk olarak söz alan ORSAM Başkanı Hasan Kanbolat, Gürcistan'ın son 20 yıl içinde Türkiye'den balıkçı tekneleri dahil olmak üzere 100’e yakın gemiyi alıkoyduğunu belirtti. Kanbolat, Türkiye ile Gürcistan arasındaki sorunların dostlukla çözüleceğine inandığını ifade ederek “İnanıyoruz ki uluslararası deniz hukukunda esas olan seyri sefer özgürlüğüdür, esas olar ticari özgürlüktür. Esas olan Karadeniz'de demokrasinin var olmasıdır. Zaten bu çabalar için buradayız. Son 20 yıla baktığımız zaman Gürcistan'ın Türk balıkçı tekneleri de dahil olmak üzere 100 yakın Türk ve diğer uyruklu gemiye el koyduğunu görmekteyiz. 1999-2003 arası 40’dan fazla 2004 ve 2006 arası 22 gemiye el konulduğunu görüyoruz. Sorunlar çözülüyor mu, evet hızlı bir şekilde çözülüyor. Türkiye ile Gürcistan arasında bir çalışma grubunun oluşturulduğunu, bu sorunların ele alındığını Gürcistan'ın da iyi niyetiyle gemilerimizin bırakıldığını görüyoruz. Şu anda Gürcistan'da bulunan 1 gemimiz var, Afrostar. Onun da askeri eğitim gemisi yapıldığını görüyoruz. Umut ediyoruz ki o gemi de bir an önce bırakılsın. Karadeniz'in bütünlüğünü hepimiz istiyoruz. Türkiye'de istiyor, Gürcistan'da istiyor, diğer komşularımız Rusya Federasyonu ve Batı da istiyor. Karadeniz'in istikrarı için Karadeniz'de insan, yük taşımacılığı çok daha serbest olması gerekiyor. Karadeniz'in ayrıştırıcı değil birleştirici bir hale gelmesi gerekiyor. Bu bölgede sınır komşumuz Gürcistan'la çok yakın bir ilişki içindeyiz, kara sınırımız her gün biraz daha eriyor yok oluyor, vizeler kaldırıldı. Şimdi komşu sınırlarımız içersinde ilk defa Gürcistan'la sadece kimlikle geçişe başlamak için hazırlıklar tamamlanmış bulunuyor, artık uygulamaya doğru geçeceğiz. Hava sınırımıza bakıyoruz, dünyada iki örneği var. Biri Cenevre birisi Batum. Batum'u birlikte kullanıyoruz yani hava sınırımız da eriyor. İstiyoruz ki karadan ve havadan olan dostluk denizde de olsun. Deniz sınırımız da erisin. Denizde de birleşelim, kimse kimseye müdahale etmesin istiyoruz. Kimse kimseye müdahale etmesin, herkes sınırını, haddini bilsin. Önemli olan sorunlarımızı aile içinde tartışarak ve ileriye dönük olarak bu sorunları bir yük olarak kabul edip sırtımızdan atmaktır. Karadeniz’i bir demokrasi, bir özgürlük denizi haline getirelim. Gürcülerin çok sevdiğim bir sözü var diyorlar ki ‘yakın komşu uzak akrabadan iyidir’. Biz hem komşuyuz hem akrabayız. İnanıyorum ki dostlukla tüm sorunları çözebileceğiz” dedi.   “Sorun Ne Zaman Bizim Başımıza Geldi O zaman Anladık”
Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Suat Hacısalihoğlu ise oda olarak birinci derecede mağdurları oldukları bir konuyu uluslararası gündeme taşıdığı için sempozyumun çok önemli olduğunu vurguladı. İlgili tarafların konuya gereken hassasiyeti göstereceğine inandığını ifade eden Hacısalihoğlu “Geçmiş dönemlerde Karadeniz'in batısında da yaşanan bazı deniz hukuku ihlalleri olmuştur, ama bizler batıya uzak kalmamızdan dolayı bizleri etkilemez diye düşünüyorduk. Fakat ne zaman başımıza geldi o zaman bizim için çok önemli olduğunu hissettik. Özellikle de bölgemizde huzursuzluk maddi kaynakların kaybolması yönünde dikkate aldığımız zaman bizleri ne kadar etkilediğini farkında olduk. Önemli olan deniz hukukunda tarafların birbirlerine hukuk kuralları içersinde saygılı olmasıdır. Bu saygı olmadığı sürece her zaman birbirimize düşman gözüyle bakarak geleceğimizde sıkıntı yaşayacağımız düşüncesiyle maddi ve manevi yönden kayıplarımız olacaktır. Özellikle bir göl olarak görmek istediğimiz Karadeniz'deki huzur ne yazık ki günümüzde arzu ettiğimiz şekilde değildir” diye konuştu.
Karadeniz’deki sorunların sadece ilgili ülkeleri değil üçüncü ülkeleri de her açıdan etkilediğini belirten Hacısalihoğlu, “Gürcistan’la yaşadığımız sorun, malum Gürcistan’ın Rusya Federasyonu ve Abhazya ile olan problemlerinin Türkiye’nin bu ülkelerle yapmış olduğu ticaretin etkisinden kaynaklanmaktadır. Yani Türkiye Karadeniz’e komşu tüm ülkelerle ticaretini geliştirmek istemektedir fakat bunu yaparken de diğer devletlerin aralarındaki sorunların bizler tarafından problem olarak görülmesine neden olmaktadır. Aslında Gürcistan’la en ufak bir problemimiz yoktur. Gürcistan’la kan bağımız vardır, komşuluğumuz vardır. Aynı şekilde Rusya Federasyonu ve Abhazya ile de benzer bağlarımız vardır. Önemli olan herkesin kendi konumunu bilerek, gerekli saygıyı göstererek, hukuka uyarak ve hukuk dışı olaylardan uzaklaşmak suretiyle geleceğimizi yönlendirmektir. Burada etkili olan ticarettir, yoksa bu alan içerisinde komşu devletlerarasındaki deniz hukuku yönünden yapılan anlaşmalar devletler arasındaki hukuku aştığı takdirde bir savaş nedeni olabilir ama ticarette böyle değildir. Burada zararı gören ticaretle uğraşan üyelerimizdir, gemilerimizdir. Amacımız bu hukuk dışı olayların bir an önce önlenmesi ve tarafların kendi üzerlerine düşenleri yapması suretiyle bu küçük havzadaki ticaretin geliştirilmesi ve refah seviyesinin yükseltilmesidir” şeklinde konuştu.
“Armatör ve Gemi Adamlarımızın Uğradığı Kayıplar Telafi Edilmedi”

Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu üyesi Tamer Kıran ise kıyı devletlerinin gemilere siyasi, ekonomik ve liman devleti denetimleri neticesinde yapılan alıkonulmalar olmak üzere 3 sebeple el koyduklarını, siyasi sebepler nedeniyle alıkoymaların özellikle son yıllarda Gürcistan’da yaşandığını belirterek şunları söyledi:

“Türk bayraklı veya Türk sahipli yabancı bayraklı bazı gemilerin, Karadeniz’de uluslararası sularda seyir halinde iken Abhazya’ya illegal yük taşıdığı iddiası ile alıkonduğu ve personeli ile birlikte uzun süreler Gürcistan limanlarında tutulduğu malumlarınızdır. Yapılan uzun diplomatik girişimler neticesinde sorun, şimdilik hallolmuş olsa da, bu süre içerisinde armatörlerin ve gemi adamlarının uğramış olduğu maddi ve manevi kayıplar telafi edilmemiştir. Ekonomik sebepler dolayısıyla yapılan alıkoymaların deniz veya okyanusa kıyısı olan ülkelerin uluslararası hukuk çerçevesinde hak iddia ettikleri doğal deniz kaynaklarının izinsiz kullanımı nedeniyle yapılan alıkoymalar olduğunu dile getiren Kıran, “Bunlar için verilebilecek en güzel örnek, bir ülkenin karasuları içinde avlanma yaptığı iddiasıyla alıkonan balıkçı tekneleridir. Bu tip alıkonmaların sonuçları da biraz önce bahsettiğim siyasi sebepler nedeni ile yapılan alıkonmalarda yaşanan mağduriyetler ile aynı olmaktadır. Liman devleti denetimleri neticesi yapılan alıkonmalar ise günümüzde en sık karşılaştığımız alıkonma nedenidir. Liman devleti kontrolörünün kimi zaman gayet makul kimi zaman da hiç de objektif olmayan uygulamalar yapabildiği, böylelikle bir anlamda ticari bariyerlerin devreye sokulabildiği bir nedendir. Yine bu birim tarafından yapılan ve uluslararası sularda olsa dahi, çevre kirliliği yarattığı tespit edildiği iddia edilen gemiler de seferden alıkonabilmekte, ağır para cezası ve hatta ilgili gemi adamlarının hürriyetini bağlayıcı ceza ile cezalandırılabildiği sonuçlar doğabilmektedir” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından panelistlerden Dr. Jale Nur Ece, “Uluslararası Deniz Hukuku'nda Kıyı Devletinin Gemilere El Koyma Yetkisinin Sınırları”, Av. Aslıhan Erbaş Açıkel “Uluslararası Deniz Hukuku'nda Kıyı Devletinin Gemilere El Koyma Yetkisinin Hukuku boyutu” konusuyla ilgili sunum yaptı.

Yapılan sempozyum sonucunda;
  – Kıyı ve bayrak devletlerinin uluslararası antlaşmalara ve düzenlemelere uyması gerektiği,   – Gemi tutuklamalarında gemi kaptanı ve mürettebata yapılan olumsuz davranışların insan hakları açısından değerlendirilmesi gerektiği,   – Kaptan ve mürettebat bakımından hapis işlemlerinin, ancak gerekli hukuksal dayanaklara dayandırılarak yapılabileceği,   – IMO kuralları kapsamında zorunlu olan “AIS cihazının açık olması” ilkesinin tutuklama yapan liman devleti tarafından hassasiyetle uygulanması gerekliliği,   – Kıyı devletinin gemiye el koyduğu takdirde hızlı bir şekilde bayrak devletine eldeki tüm bilgi ve belgeleri iletmesi gerektiği, Gemilere haksız el koymaların, Karadeniz güvenliğine, Karadeniz’e kıyısı olan 6 ülkenin ticaretine, ekonomisine ve ilişkilerine zarar vereceği,   – Karadeniz’de Gürcistan’ın gemilere el koyması eylemlerinin uluslararası deniz hukuku ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ilgili hükümlerini ihlal ettiği,   – Gemilere el konulması sırasında ve sonrasında oluşabilecek deniz kazalarının çevre kirliliğine neden olmasının Karadeniz gibi kapalı bir denizdeki ekosisteme olan olumsuz etkisinin uzun ve tehlikeli olacağı,   – 6 kıyıdaş ülkesi ve paydaşları ile önceden de olduğu gibi Karadeniz’in BARIŞ GÖLÜ olma özelliğini koruması gerekliliği,
Sempozyum sonuç bildirgesi olarak konuşmacı ve katılımcılar tarafından kamuoyuna duyurulmuştur.
      *Toplantı programı ve sonuç bildirgesi ektedir.

Diğer Etkinlikler