Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

ORSAM ve Beyrut Amerikan Üniversitesi Issam Fares Enstitüsü Ortak Paneli

6 dakika okuma süresi

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) ve Beyrut Amerikan Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Issam Fares Enstitüsü işbirliğinde 2 Mart 2015 tarihinde Beyrut Amerikan Üniversitesi yerleşkesinde bulunan Issam Fares Enstitüsü oditoryumunda “Suriye Krizinin Komşu Ülkelere Etkisi” başlıklı bir panel düzenlenmiştir.
 
Moderatörlüğünü Issam Fares Enstitüsü Başkan Yardımcısı Dr. Rayan El Amine’nin yaptığı panelde konuşmacı olarak ORSAM Başkanı Doç. Dr. Şaban Kardaş, Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi ve ORSAM Danışmanı Doç. Dr. Ferhat Pirinççi ve ORSAM Araştırmacısı Oytun Orhan yer almıştır. Rayan El Amine’in açılış konuşmasını takiben ilk konuşma ORSAM Başkanı Şaban Kardaş tarafından gerçekleştirilmiştir. Kardaş konuşmasında Türk dış politikasının oluşumunda etkili olan ana faktörleri ele almıştır. Bu çerçevede Türkiye’nin Suriye krizi ve mülteci akınına karşı nasıl bir politika izlediğini anlatmıştır. Türkiye’nin Suriye’de Cenevre-1 Konferansı ile somutlaşan siyasi çözümü savunduğunu belirtmiştir. Siyasi çözümün önemine vurgu yaparak bu yolun Esad rejimini daha demokratik bir yönetim için siyasi geçişe zorlayacağını savunmuştur. Türkiye’nin Suriye’de ılımlı muhalifleri desteklediğini ve bu grupların Suriye’de yönetim alternatifi olabileceğine inandığını söylemiştir. Kardaş ayrıca Suriye’deki radikal grupların özellikle sınır bölgesinde Türkiye’nin güvenliğine tehdit oluşturduğunu ifade etmiştir. 
 
“Suriye Krizinin Irak’a Etkisi: IŞİD ve Sonrası” başlıklı ikinci sunum Ferhat Pirinççi tarafından gerçekleştirilmiştir. Pirinççi Suriye krizinin Irak’a etkisini farklı boyutlarda ele almıştır. İlk olarak krizin insani açıdan etkisini ele alan Pirinççi, Irak’a giden mülteci sayısı diğer komşu ülkelere göre az olsa da ülke içinde çok sayıda yerlerinden edilmiş insanların olduğunu belirtmiştir. Irak’ta yaklaşık 245 bin Suriyeli mülteci bulunduğunu buna karşın 2.2 milyon Iraklının evlerini terk ederek ülke içinde daha güvenli bölgelere göç etmek durumunda kaldığını ifade etmiştir. Krizin ikinci etkisinin Irak’ta devlet yapısının istikrarsızlaşması olduğunu vurgulamış, siyasi yaşamın giderek daha problemli bir hal almaya başladığını belirtmiştir. Bu çerçevede hükümet kurma, cumhurbaşkanı seçme gibi süreçlerin zorlaştığını, IŞİD ile beraber ülkede bazen “intikam” almaya yönelik politikaların uygulandığını savunmuştur. Pirinççi krizin sosyal ve ekonomik etkilerini de ele almış ve bu çerçevede Irak ekonomisini Türkiye ile kıyaslayarak Irak’ın yapısal sorunlarına dikkat çekmiştir. Krizin yarattığı sosyal etkiye bakıldığında Irak’ta demografik yapının değişmeye başladığını belirten Pirinççi, Irak’ta farklı güçlerin zorla göç ettirmeyi bir politika olarak benimsediğini belirtmiştir. Askeri açıdan bakıldığında Irak’ta IŞİD’in bazı bölgelerde kontrolü ele geçirmesini yerel halkın desteğiyle ilişkilendiren Pirinççi bunun nedeninin, yerel halkın önemli bir kısmının IŞİD’i kendilerini “Maliki’nin baskı aracı” olarak gördüğü Irak ordusundan kurtaran güç olarak görmeleri olduğunu belirtmiştir. Pirinççi, son olarak Suriye krizinin Irak’ın uluslararası ve bölgesel ittifakları üzerine yarattığı etkileri ele almıştır.
 
Üçüncü konuşmacı olan Oytun Orhan ise Suriye Krizinin İnsani Boyutu: Mülteci Sorunu” başlıklı sunum gerçekleştirmiştir. Orhan sunumunda Suriyeli mültecilerin Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak’ta yarattığı etkileri ele almıştır. İlk olarak Suriyeli mülteciler hakkındaki temel resmi verileri paylaşan Orhan kayıt dışı Suriyeliler ile birlikte gerçek rakamların daha fazla olduğunu vurgulamıştır. Yüksek sayıda mülteci akını nedeniyle yerel halk ile Suriyeliler arasında yaşanan sıkıntılara değinen Orhan, buna rağmen henüz büyük bir sosyal patlama veya gerginlik yaşanmamış olmasını toplumların kendi içinde bir fren mekanizması geliştirmiş olması ile açıklamıştır. Mülteci krizinin sadece olumsuz değil aynı zamanda olumlu yönde de etkileri olduğunu savunan Orhan özellikle ekonomik anlamda yerleştikleri ülkelere katkı sunduklarını belirtmiştir. Ancak sosyal alanda farklı yaşam tarzı, dil ve kültür farklılığı, demografik yapının değişmesi gibi nedenlerden kaynaklı gerginliklerin varlığından bahsetmiştir. Suriyelilerin ucuz işgücü olarak çalıştırılması ve yerel halkın iş fırsatlarının elinden alındığı tepkisi, Suriyeliler ile suç oranlarının arttığı gibi şikâyetlerin gerçek durumla çok örtüşmediğini ve olayın algı boyutunun güçlü olduğunu ifade etmiştir. Konunun güvenlik boyutunda ise yerel halkın kendini terör saldırılarına açık hissetmesinin ortak bir kaygı olarak ortaya çıktığını belirtmiştir. Suriyeli mültecilerin büyük çoğunluğunun Sünni Arap olmasının hassas demografik yapıya sahip bazı bölgelerde gerginlik yaratmasından bahseden Orhan bunun Lübnan için çok bariz olduğunu vurgulamıştır. Suriyelilerin eğitim, sağlık ve belediyecilik gibi temel hizmetler üzerinde yarattığı yükten bahseden Orhan, Suriyelilerin ülke içinde daha dengeli dağılımının sağlanması ve fazla sayıda Suriyeli ağırlayan belediyelere merkezden daha fazla destek verilmesinin gerekliliğini vurgulamıştır. Orhan konuşmasının sonunda Türkiye ile Suriyeli mülteci ağırlayan diğer ülkeler arasındaki temel yaklaşım farklılığını ortaya koymuştur. Buna göre Türkiye mülteci krizini uzun yıllar devam edecek bir gerçeklik olarak kabul edip fırsata dönüştürme çabası içindeyken diğer ülkeler Suriyelilerin kalıcı olması meselesine bir tabu şeklinde yaklaşmaktadır. Bu nedenle Türkiye Suriyelileri entegre etme yönünde bir mülteci politikası takip etmektedir.
 
Panel Suriye krizinin bölge içi ticarete ve Sünni-Şii çatışmasına etkisi, Suriye krizinde ABD’nin rolü, Türkiye’nin ılımlı muhaliflere desteği, Türkiye’nin Suriye krizinde uyguladığı politikanın etkinliği yönündeki soruların konuşmacılar tarafından yanıtlanması ile sonlanmıştır.
 
Panelin ardından ORSAM ekibi ve Issam Fares Enstitüsü araştırmacıları ile Beyrut Amerikan Üniversitesi’nden öğretim üyelerinin katılımı ile kapalı bir çalıştay gerçekleştirilmiştir. Bu çalıştayda da ORSAM tarafından Türkiye’nin Ortadoğu bölgesinde yaşanan siyasi dönüşüm sürecine bakışı, Türkiye’nin Ortadoğu politikası, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı meydan okumalar anlatılmıştır. Ardından Lübnanlı katılımcılar Suriye krizinin ülkelerinde yarattığı etkileri ele almıştır. Çalıştay karşılıklı soruların sorulması ve cevaplar ile sona ermiştir.

Diğer Etkinlikler