Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

“Irak’ta IŞİD Sonrası Tartışmalı Yeni Aktör: Haşdi Şaabi” Raporu’nun Tanıtım Toplantısı

5 dakika okuma süresi

9 Haziran 2015 tarihinde Ankara’da düzenlenen ve Irak’tan Nahrain Center Başkanı Hamza Şerif ve Selahaddin Üniversitesi Öğretim Üyesi Osman Ali’nin katılımıyla ORSAM tarafından yayınlanan "Irak’ta IŞİD Sonrası Tartışmalı Aktör: Haşdi Şaabi” başlıklı raporun sunumu gerçekleştirilmiştir. Konferansa Türkiye’deki yabancı ülkelerin diplomatik misyon temsilcileri, akademisyenler, uzmanlar ve bürokratlar katılmıştır.
 
Konferans, ORSAM Başkanı Doç. Dr. Şaban Kardaş moderatörlüğünde, ORSAM Araştırmacısı Bilgay Duman'ın rapora ilişkin sunumuyla başlamıştır. Duman, Haşdi Şaabi’nin kapsam itibariyle Şiilerden oluşan gönüllü savaşçıların bir araya geldiği ve Irak güvenlik güçlerine destek amacıyla kurulan bir yapı olarak ortaya çıktığını belirtmiştir. Duman'a göre Haşdi Şaabi yapısı içerisinde yaşadıkları bölgeleri korumak isteyen yerel halkın yanı sıra milis gruplar bulunmakta ve bu milis gruplar hem IŞİD’le mücadele sürecini hem de Haşdi Şaabi yapısını domine etmektedir. Irak hükümeti tarafından Haşdi Şaabi'yi kurumsallaştırma çalışmaları başladığını belirten Duman, başta Sünniler olmak üzere, Şiiler dışındaki oluşumların da dâhil edilmeye çalışıldığı kurumsallaşma sürecinin henüz etkili bir sonuç doğurmadığını vurgulamıştır. Bu bağlamda, Haşdi Şaabi’nin geleceğindeki belirsizliğin endişe yaratmaktadır. Zira bu güçlerin Irak güvenlik güçlerine entegre edilip edilmeyeceği tartışmalıdır. Duman, milis grupları devşirmek yerine, Irak güvenlik güçleri içerisinde nüfus dengesinin sağlanarak, siyasi entegrasyon sürecinin başlatılmasının, IŞİD’le mücadelede daha etkin bir rol oynayacağını düşündüğünü dile getirmiştir.
 
Duman'dan sonra söz alan Hamza Şerif, Haşdi Şaabi üzerindeki bütün tartışmaların mezhep üzerinden yürütüldüğünü, ancak daha önce El-Kaide ile savaş için ABD tarafından Sünni aşiretler içerisinden kurulan Sahva oluşumu üzerinde aynı tartışmaların yapılmadığını ifade etmiştir. Şerif, Ayetullah Ali El-Sistani’nin cihat fetvasında bütün Müslümanlara ve Iraklılara IŞİD’le savaş için çağrı yapıldığını belirterek, bunun mezhepsel bir çağrı olmadığını savunmuştur. Milis güçlerin Irak açısından yeni bir durum olmadığına dikkat çeken Şerif, neden milis grupların kurulmasına ihtiyaç duyulduğunun asıl sorun olarak ele alınması gerektiğini ifade etmiştir.

Konferansın bir diğer konuşmacısı olan Osman Ali, Haşdi Şaabi’nin amaç, davranış, yapı ve uygulamaları bakımından IŞİD’ten farklı olmadığını öne sürmüştür. Ali'ye göre, Iraklılar Şii ve Sünni olarak barış içerisinde yaşarken, Selefi akımlar gibi dış etkenler bu barışa sekte vurmuştur. Ali, İranlıların Irak’taki varlığı ve Ortadoğu planlarının Haşdi Şaabi üzerinden pekiştirildiğini belirtmiştir. Irak’ın bir 'Hizbullahlaşma' süreci içerisinde olduğunu belirten Ali, önümüzdeki süreçte Irak’taki milis yapıların, petrolün de verdiği zenginlikle birlikte, Lübnan’daki Hizbullah yapısına benzer bir biçimde güç ve yetkiye sahip olacağını öne sürmüştür. Ali, Irak’ta özellikle Türkmenler ve Sünniler açısından bir polarizasyon sürecinin başladığının altını çizmiştir.
 
Sunumların ardından gerçekleşen soru cevap kısmında Haşdi Şaabi’nin Sünni bölgelerdeki uygulamaları, geleceği ve Haşdi Şaabi üzerindeki İran etkisine yönelik tartışmalar ön plana çıkmıştır. Özellikle Haşdi Şaabi içerisindeki milis grupların IŞİD sonrasında nasıl elimine edileceği veya sisteme entegre edilip edilmeyeceği konusundaki belirsizlikler dikkat çekilen unsurlar olmuştur.

Diğer Etkinlikler