Hasan Kanbolat, ORSAM Başkanı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 30 Mart-2 Nisan tarihlerini kapsayan Pakistan ziyareti devam ediyor. Gül’ün beraberinde Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker ile birlikte milletvekilleri, akademisyenler, bürokratlar ve işadamlarından oluşan yaklaşık 150 kişilik kalabalık bir heyet bulunuyor. Türkiye ile Pakistan, aradaki coğrafi mesafeye rağmen derin ve halkların sahip çıktığı bir dostluğa sahip. Babür İmparatorluğu döneminde gelişen bu dostluk, Pakistan halkının Türk Kurtuluş Savaşı’na desteği ile pekişti. Dünyanın çeşitli ülkelerinde de Pakistanlılar ile Türkler arasında doğal ve içten bir dayanışma mevcut. Dışişleri Bakanlığı deneyiminin yanı sıra Gül’ün Pakistan üzerine özel bir ilgisi ve sevgisi de bulunuyor. Gül’ün kurmay ekibi de Pakistan konusunda oldukça deneyimli. Dışişleri Başdanışmanı Büyükelçi Hüseyin Diriöz, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Büyükelçi Hüseyin Avni Karslıoğlu, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Erşat Hürmüzlü, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve eski İslamabad Büyükelçisi Rauf Engin Soysal, Elçi Burak Akçapar ve Türkiye’nin İslamabad Büyükelçisi M. Babür Hızlan, Pakistan’ı oldukça iyi bilen bir ekip. Pakistan ordusu, siyasi partileri ve aydınları arasında Türkiye’nin siyasi gelişmeleri ve Türk siyasetçilerinin Pakistan’da tüm tarafları kapsayan olumlu tavsiyeleri her zaman etkili olmuştur. Günümüzde, Pakistan’da anayasa reformu gündemdedir. Müşerrref döneminde başbakanlık ve parlamentonun elindeki birçok yetki cumhurbaşkanlığına geçirilmişti. Şimdi ise bu durum düzeltilmeye çalışılıyor. Ancak, iktidar ile muhalefet anayasa reformu paketi üzerinde uzlaşamayınca ülkede istikrar ve demokrasi zayıflıyor. Terör tırmanışa geçiyor. Bu nedenle, Gül’ün Müşerref sonrası gerçekleşen Pakistan ziyareti ülkede demokrasinin yerleşmesi için kritik bir öneme sahip. Başkent İslamabad’da çok sıcak karşılanan Gül’e Quaid-i Azam Üniversitesi tarafından fahri doktora; Cumhurbaşkanı Ali Asıf Zerdari tarafından da Pakistan nişanı verildi. Tarım, yatırım ajansları, planlama ve sağlık alanlarında anlaşmalar imzalandı. TİKA’nın temsilcisi İslamabad’da göreve başladı ve TİKA kanalıyla Pakistan’a kalkınma yardımına başlanmasına karar verildi.
İslamabad’da Pakistanlı siyasetçilerle bir araya gelen Gül, siyasi deneyimi ile Lahor’da demokratik uzlaşı atmosferini yarattı. Hükümet ile muhalefetin buluşmasını sağladı. 1 Nisan’da Lahor’da anamuhalefet partisi ve Pakistan Müslüman Ligi (PML-N) lideri Navaz Şerif ve kardeşi Pencap Eyalet Başbakanı Şahbaz Şerif’in Gül’ün onuruna verdiği öğle yemeğinde Pakistan Başbakanı Yusuf Gilani de bulundu. Aynı akşam Gilani’nin Gül’ün onuruna verdiği yemeğe Navaz Şerif katıldı. Gilani ile Şerif’in baş başa konuşmalarının da sağlanmasıyla Pakistan’da siyasi tansiyonun düşmesi sağlandı. 2007 yılında da Cumhurbaşkanı olarak ilk ziyaretlerinden birini Pakistan’a yapan Gül, bu ziyaretinde de iktidar ve muhalefet ile görüşmüş, siyasi tansiyonu düşürmüş ve muhalefetin genel seçimleri boykotunu önlemişti. Pakistan kendini hem Güney Asya, hem Orta Asya ve hem de Ortadoğu ülkesi olarak tanımlıyor. Özellikle İngiltere ve ABD başta olmak üzere Batı’da oldukça büyük bir diyasporaya sahip. Dünyanın en büyük altıncı nüfusunu barındıran nükleer güç sahibi Pakistan’ın istikrarsızlaşması hem bölgenin hem de dünyanın istikrarsızlaşmasına yol açabilir. Pakistan’da demokrasinin kurumsallaşması bu ülkenin ve bölgenin istikrarına katkıda bulunacaktır. Bu nedenle, Gül’ün Pakistan demokrasinin kurumsallaşması çabaları, bölgenin demokrasiye yöneliminde önemli bir kilometre taşıdır.