Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Hicaz Demiryolu’nun Canlandırılması Ürdün İçin Ne Anlama Geliyor?

Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan aksaklıklar alternatif bağlantısallık projelerine yönelik bölgesel ilgiyi yeniden canlandırmış; Ürdün, Türkiye ve Suriye arasında ulaştırma alanında iş birliği ile tarihî Hicaz Demiryolu’nun yeniden canlandırılmasına yönelik görüşmelerin de önünü açmıştır. Amman, Ankara ve Şam’da gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerin ardından üç ülke, ticareti kolaylaştırmayı ve lojistik entegrasyonu güçlendirmeyi amaçlayan bir ulaştırma mutabakat zaptı imzalamıştır. Bu gelişmeyle birlikte tarihî Hicaz Demiryolu yeniden bölgesel gündemde yer edinmiştir.

Osmanlı döneminde inşa edilen Hicaz Demiryolu, Şam’ı Medine’ye bağlarken, daha geniş Osmanlı demiryolu ağı aracılığıyla Levant bölgesini de İstanbul’a bağlıyordu. Günümüz Ürdün’ündeki birçok şehirden geçen hattın başlıca istasyonları Amman ve Maan’da bulunuyordu. Kral I. Abdullah’ın karargâhını kurmak üzere Maan’a giderken Hicaz Demiryolu’nu kullanmış olması, bu demiryoluna Ürdün açısından önemli bir tarihî değer kazandırmaktadır. Günümüzde ise demiryolunun yeniden işler hâle getirilmesi, Ürdün’e Türkiye, Suriye ve Körfez’i birbirine bağlayacak yeni bir bölgesel ulaşım koridoru üzerinden krallığın coğrafi konumunu stratejik bir değere dönüştürme fırsatı sunmaktadır.

Son dönemdeki üçlü girişimler

Suriye’de Esed rejiminin devrilmesinin ardından Türkiye, Ürdün ve Suriye arasındaki ilişkiler yeni bir ivme kazanmış ve bağlantısallık, iş birliğinin temel unsurlarından biri olarak öne çıkmıştır. İlk üçlü toplantı, Mayıs 2025’te Ankara’da gerçekleştirilmiş ve üç ülke burada Suriye’nin yeniden inşası ile istikrarının önemini vurgulamıştır. İkinci önemli adım ise nisan ayında, üç ülkenin ulaştırma bakanlarının Amman’da bir mutabakat zaptı imzalamasıyla atılmıştır. Bu anlaşma, bölgesel kalkınmaya yönelik ortak kararlılığı yansıtmaktadır. Mutabakat, taşımacılık operatörlerinin karşılaştığı engelleri kaldırmayı, ticari iş birliğini genişletmeyi ve bölgesel ekonomik büyümeyi teşvik etmeyi amaçlamaktadır.

Proje henüz erken aşamalarında olsa da hayata geçirilmesine yönelik ek adımlar atılmaktadır. Bunun önemli bir örneği, haziran ayında Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan, bölgesel bağlantısallığın genişletilmesini ve demiryolunun yeniden canlandırılmasını destekleyen mutabakat zaptıdır.

Ürdün’de Hicaz Demiryolu’nun mevcut durumu

Bu anlaşmalara rağmen demiryolunun durumu bölge genelinde önemli farklılıklar göstermektedir. Suriye’de yıllarca süren iç savaş ve çatışmalar, hattın büyük bölümünü işletilemez hâle getirmiştir. Bu durum, seferlerin yeniden başlayabilmesi için kapsamlı bir yeniden inşa sürecini gerekli kılmaktadır. Türkiye ise bu yeniden inşa çalışmalarına destek vermeye hazır olduğunu daha önce açıklamıştır.

Buna karşılık, Ürdün’de durum farklıdır. Demiryolu, Osmanlı Demiryolları İdaresi’nin dağılmasının ardından kurulan ve devlete ait Ürdün Hicaz Demiryolu Kurumu tarafından korunmuştur. Kurum, tarihî demiryolunun bazı bölümlerini muhafaza etmeye ve işletmeye devam etmektedir. Kısa süre önce işletme güvenliğini sağlamak amacıyla raylarda bakım çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Hâlihazırda Amman’daki Palace İstasyonu ile El-Cize İstasyonu arasında gidiş-dönüş toplam yedi saat süren sınırlı seferler düzenlenmektedir. Bu sayede demiryolu, devletin sürekli yatırım yaptığı altyapı projelerinden biri olmayı sürdürmüş; bu önemli tarihî altyapının korunmasına yönelik çalışmalar kesintisiz biçimde devam etmiştir.

Ürdün-Suriye ilişkileri

Yıllar süren gergin ilişkilerin ardından, Esed rejiminin devrilmesiyle birlikte Ürdün-Suriye ilişkileri önemli ölçüde iyileşme göstermektedir. İki ülke, güvenlik ve istikrar konusunda ortak çıkarlara sahip olmanın yanı sıra daha yakın iş birliği ve koordinasyon gerektiren ortak güvenlik sorunlarıyla da karşı karşıya kalmaya devam etmektedir. Güvenlik alanının ötesinde ise Ürdün ve Suriye, ulaştırma, ticaret ve sınır iş birliğini güçlendirmeye giderek daha fazla önem vermektedir. Bu doğrultuda çeşitli girişimler halihazırda hayata geçirilmektedir. Caber-Nasib sınır kapısının yeniden açılması ve yenilenmesi bu girişimlerin önemli örneklerinden biridir. Ayrıca Ürdünlü yetkililer, Suriye tarafındaki yeniden inşa çalışmalarının tamamlanmasının ardından Hicaz Demiryolu üzerinden Şam’a turistik tren seferleri başlatmayı planladıklarını geçen yıl açıklamıştır.

Ürdün-Suriye Yüksek Koordinasyon Konseyi’nin bakanlar düzeyindeki toplantıları da bu yeni ivmeyi yansıtmaktadır. Nisan ayında Amman’da düzenlenen ortak basın toplantısında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Hicaz Demiryolu’nun yeniden canlandırılmasına yönelik planları açıklamıştır. Her iki taraf da ortak altyapı projelerinin, ikili ilişkileri sürdürülebilir bir stratejik ortaklığa dönüştürmeyi hedefleyen ortak bir kurumsal vizyon doğrultusunda, iş birliğinin bir sonraki aşamasının temelini oluşturacağını vurgulamıştır.

Bu ivme haziran ayında da devam etmiş; Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safedi, bakanlardan oluşan bir heyete liderlik ederek Suriye’yi ziyaret etmiştir. Taraflar ulaştırma, ekonomik entegrasyon, ticaret, su, enerji ve çeşitli diğer sektörlerde iş birliği imkânlarını değerlendirmiş, görüşmelerin sonunda dokuz mutabakat zaptı imzalamıştır. Her iki hükümet de kurumsal düzeyde kesintisiz iletişimin sürdürülmesinin önemini vurgulamıştır. Demiryolunun yeniden faaliyete geçirilmesi ise Ürdün’ün Suriye ile stratejik ortaklığını daha da derinleştirecektir.

Ürdün için fırsatlar

Hicaz Demiryolu’nun yeniden canlandırılması, Ürdün’e ulaştırma sektörünün ötesine geçen fırsatlar sunmaktadır. Ürdün’ün stratejik coğrafi konumu, ülkeyi bölgesel bir transit ve lojistik merkezi olarak hizmet etmek için iyi bir noktada konumlandırmaktadır. Demiryolunun kuzeye doğru Türkiye’ye ve güneye doğru Suudi Arabistan’a uzatılması, ticari ürünlerin farklı pazarlar arasında taşınmasını kolaylaştırarak Ürdün’ün bölgesel ticaretteki rolünü güçlendirme potansiyeline sahiptir. Örneğin bu proje, daha hızlı ve güvenilir ihracat güzergâhları açarak Ürdün’ün tarım sektörünü destekleyebilir ve aynı zamanda kolaylaştırılmış sınır ötesi ulaşım yoluyla turizmin gelişimine katkı sağlayabilir. Buna ek olarak, projeye dahil ülkeler arasında daha güçlü sınır güvenliği iş birliği ve teknik uzmanlık paylaşımı için fırsatlar yaratabilir.

Ürdün’ün tek kıyı kenti olan Akabe’nin de daha büyük bir stratejik önem kazanması beklenmektedir. Demiryolu, Kızıldeniz deniz taşımacılığı güzergâhlarını bölgeden geçen kara koridorlarına bağlayarak Akabe’nin değerini artırabilir. Bu doğrultuda Akabe Limanı, bölgesel tedarik zincirleri içindeki konumunu güçlendirirken ve birden fazla sektörde yeni fırsatlar yaratırken daha da önemli bir stratejik varlık hâline gelebilir. Son üçlü görüşmeler sırasında Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Akabe’yi potansiyel bir “kara-deniz köprüsü” olarak nitelendirmiştir. Tüm bu faktörler birleştiğinde, Ürdün’ün gelişmekte olan bölgesel bağlantısallık ağlarındaki rolünü önemli ölçüde güçlendirebilir.

Bu ekonomik fırsatların ötesinde, proje Ürdün’ün jeopolitik konumunun önemini de artırabilir. Bölgesel aktörlerin bağlantısallık ve ekonomik entegrasyona giderek daha fazla önem verdiği bir dönemde Ürdün; Türkiye, Suriye ve Körfez ülkeleri arasında bir köprü görevi görme potansiyeline sahiptir. Sınır güvenliği, finansman ve altyapının yeniden inşası gibi zorluklar devam etse de demiryolu, Ürdün’ün coğrafi konumundan yararlanarak daha nüfuzlu bir bölgesel ulaştırma ve ticaret merkezi olma yönündeki daha geniş hedefini destekleyebilir.

Sonuç olarak, demiryolunun tek başına Ürdün ekonomisini dönüştürmesi pek olası değildir. Projenin stratejik değeri, projeye dahil ülkelerin sembolik taahhütlerin ötesine geçerek güvenli sınır geçişleri, sürdürülebilir finansman ve entegre ulaşım ağları oluşturup oluşturamayacağına bağlı olacaktır. Bu nedenle girişimin başarısı, demiryolu hatlarının yeniden onarılmasıyla değil; işleyen ticaret güzergâhları ve ilgili ortaklar arasında güvenilir bağlantılar oluşturma kapasitesiyle ölçülecektir. Ürdün açısından bu durum, tarihî bir sembolün ekonomik fırsat, bölgesel önem ve stratejik bağlantısallık sağlayan modern bir araca dönüştürülmesi anlamına gelmektedir.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar