Kerkük, Irak siyasetinin en karmaşık ve en hassas vilayetlerinden biri olmaya devam etmektedir. Türkmenler, Kürtler ve Arapların birlikte yaşadığı Kerkük; etnik çeşitliliği, enerji kaynakları, coğrafi konumu ve siyasi sembolizmi nedeniyle ülkenin en önemli güç mücadelelerinden birine sahne olmaktadır. 2023 yılında gerçekleştirilen vilayet meclisi seçimlerinin ardından ortaya çıkan sonuçlar, Kerkük’te tek taraflı bir yönetim modelinin sürdürülebilir olmadığını bir kez daha göstermiştir. Bu süreçte gündeme gelen ve zamanla daha fazla tartışılmaya başlanan dönüşümlü valilik modeli, karma yapılı bölgelerde siyasi uzlaşı üretme kapasitesini destekleyen bir formül olarak öne çıkmaktadır.
Irak Parlamentosu, 20 Mart 2023’te gerçekleştirdiği oturumla 2018 tarihli ve 12 sayılı Parlamento ve Vilayet Seçimleri Kanunu’nun üçüncü değişikliğine ilişkin oylama süreci kapsamında Kerkük seçimlerini ilgilendiren 35. maddesini değiştirmiştir. Bu durumda 35. maddenin yerini 13. madde almış ve seçimlerin 18 Aralık 2023’te yapılması kararlaştırılmıştır. 13. maddede ise Kerkük vilayetindeki idari görevlerin vilayetin bileşenleri arasında seçim sonuçları gözetilmeksizin eşit bir şekilde dağıtılması öngörülmüştür. Bu hüküm ise bir defaya mahsus olmak üzere parlamento ve vilayet meclis seçimlerinde geçerli olacaktır.
Model ile ilgili tartışmalar, Kerkük’te modelin fiilen uygulanmasından çok hukuki ve kurumsal bir çerçeveye kavuşturulup kavuşturulamayacağı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bağdat ile Kerkük arasında yürütülen siyasi temaslar, bölgesel aktörlerin yaklaşımları ve Irak Parlamentosu’ndaki muhtemel destek dinamikleri birlikte değerlendirildiğinde dönüşümlü valilik modelinin yasal statü kazanma ihtimalinin önceki dönemlere kıyasla arttığı söylenebilir.
Kerkük Vilayet Meclisi aritmetiği
Irak’ta 18 Aralık 2023 tarihinde gerçekleştirilen Kerkük Vilayet Meclisi seçimlerinde Kürtler; Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) 5 ve Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) 2 olmak üzere toplam 7 üye, Araplar; Rakan el-Cuburi liderliğindeki Arap Koalisyonu 3, dönemin Irak Başbakan Yardımcısı ve Planlama Bakanı Muhammed Timim’in listesi Kiyade’den 2, dönemin Kerkük Arap Milletvekili Vasfi el-Asi’nin desteklediği Uruba listesinden 1 olmak üzere toplam 6 üye ve Irak Türkmen Cephesi’nin (ITC) liderliğindeki Birleşik Irak Türkmenleri Cephesi listesi 2 ve azınlık kotasından Babiliyon listesi de 1 üye kazanmıştır.
Bu tablo, 16 sandalyeli mecliste hiçbir etnik grubun tek başına çoğunluk sağlayarak yerel yönetimi kuramayacağını ortaya koymuştur. Valinin seçilebilmesi için en az 9 sandalyeye ihtiyaç duyulması, seçim sonrası tıkanıklığı aşmak amacıyla güç paylaşımına dayalı formülleri öne çıkarmıştır. Bu çerçevede dönemin ITC Başkanı Hasan Turan, 10 Ocak 2024’te açıkladığı altı maddelik 2024-2028 Kerkük Vizyonu içinde “dönüşümlü vali” tezine yer vermiş; Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile dönemin Irak Başbakanı Muhammed Şiya Sudani’nin bu yaklaşıma verdiği destek modelin siyasi görünürlüğünü artırmıştır. Dolayısıyla, dönüşümlü valilik modeli, ani biçimde ortaya atılmış bir öneriden çok ITC, Muhammed Halbusi liderliğindeki Takaddum Koalisyonu ve Bafel Talabani liderliğindeki KYB başta olmak üzere farklı aktörlerin uzun süredir yürüttüğü temasların ürünü olarak hayata geçirilmiştir. Resmî olarak sürecin içinde yer almasa da KYB ile yakın ilişkileri ve Bağdat’taki siyasi ağırlığı nedeniyle Asaib Ehl el-Hak’ın da bu modele siyasi destek verdiği değerlendirilmektedir.
Dönüşümlü valilik modelinin yasalaşma meselesi
Kerkük’te son dönemde yaşanan siyasi gelişmeler, dönüşümlü valilik modelinin yerel bir uzlaşı formülünün ötesine geçerek yasal statü kazanabilecek bir yönetim modeli olarak tartışıldığını göstermektedir. Özellikle 24 Mayıs 2026 tarihinde ITC Kerkük Milletvekili Erşat Salihi başkanlığındaki heyetin Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi ile yaptığı görüşme, bu ihtimali yeniden gündeme taşımıştır. Görüşmenin içeriği kamuoyuna açıklanmamış olsa da Kerkük’teki yönetim krizine daha kalıcı bir çözüm üretme arayışları kapsamında modelin yasal zemine kavuşturulması seçeneğinin ele alınmış olması muhtemeldir. Böyle bir yasal düzenleme için Irak Parlamentosu’nda en az 165 milletvekilinin desteği gerekmektedir.
Bu kapsamda Muhammed Halbusi liderliğindeki Takaddum Partisi, Hamis Hançer liderliğindeki Siyade İttifakı, KYB, Kays Hazali liderliğindeki Sadikun Bloğu, ITC, Azm İttifakı ve Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Akımı potansiyel destekçiler arasında değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra modelin uygulanma esasları ve güç paylaşımı mekanizmasına ilişkin teknik ayrıntılar üzerinde uzlaşı sağlanması halinde Mesut Barzani liderliğindeki KDP’nin de sürece destek verebileceği ihtimali bulunmaktadır. Bir diğer önemli husus ise Kerkük’teki siyasi tıkanıklığın aşılmasına yönelik önceki süreçlerde uzlaşı formüllerine sıcak yaklaşan eski Başbakan Sudani liderliğindeki İmar ve Kalkınma İttifakı’nın tutumu ve parlamentodaki ağırlığıdır. Sudani’nin olası desteği, dönüşümlü valilik modelinin yalnızca bir bölgesel talep olmaktan çıkıp ulusal düzeyde desteklenen bir siyasi proje haline gelmesini sağlayabilir.
Teorik olarak bu aktörlerin ortak bir pozisyonda buluşması halinde parlamentoda 200’e yaklaşan bir destek tabanı oluşabilir. Ancak belirleyici mesele, prensipte destekten çok görev süresi, makamların paylaşım yöntemi, uygulanacağı iller ve anayasal dayanaklar üzerinde uzlaşı sağlanıp sağlanamayacağıdır. Bu nedenle modelin geleceği, parlamentodaki sayısal imkândan çok Kerkük’ün etnik ve siyasi dengelerini gözeten kapsamlı bir mutabakat üretilebilmesine bağlıdır.
Dönüşümlü valilik modelinde rotasyon süresinin belirlenmesi
Dönüşümlü valilik modelinin önündeki en önemli tartışma, görev sürelerinin nasıl belirleneceğidir. Kerkük’te zaman zaman gündeme gelen formüllerden biri, dört yıllık vilayet meclisi döneminin Türkmenler, Kürtler ve Araplar arasında paylaşılmasıdır. Bu durumda her bileşen yaklaşık 16 aylık bir süreyle valilik görevini üstlenecektir. Ancak böylesi kısa süreli bir rotasyon ciddi yönetsel sorunlara yol açabilir. Her şeyden önce bir valinin kurumsal kapasite oluşturabilmesi, yatırım projelerini planlayabilmesi, bütçe uygulamalarını yönlendirebilmesi ve bürokrasiye hâkim olabilmesi için belirli bir zamana ihtiyacı vardır. Yaklaşık bir veya bir buçuk yıllık görev süreleri, yönetsel sürekliliği zayıflatabilir. Etnik kimliğin kurumsal aidiyetin önüne geçtiği toplumlarda kısa süreli dönüşümlü modeller bürokratik parçalanmayı teşvik edebilir.
Kürt bir valinin görev yaptığı dönemde bazı Arap veya Türkmen bürokratların karar alma süreçlerine mesafeli yaklaşması, Arap bir valinin döneminde Kürt ve Türkmen kadroların benzer refleksler göstermesi veya Türkmen bir valinin görev yaptığı süreçte diğer bileşenlerin aynı yaklaşımı benimsemesi ihtimal dahilindedir. Bu durum zamanla “ortak yönetim” yerine “sıralı etnik yönetim” algısını güçlendirebilir. Dolayısıyla, dönüşümlü valilik modeli etnik rekabeti azaltmak yerine yanlış tasarlandığında etnik ayrışmayı kurumsallaştırma riskini de beraberinde taşımaktadır.
Bu nedenle dönüşümlü valilik modelinin yasalaştırılması gündeme gelecekse rotasyonun kısa süreli periyotlar yerine seçim döngüleri esas alınarak uygulanması daha rasyonel ve sürdürülebilir bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Irak’ta vilayet meclisi seçimlerinin dört yılda bir gerçekleştirildiği dikkate alındığında Kerkük’teki temel bileşenlerden birinin bir seçim döneminin tamamı boyunca valilik görevini yürütmesi, ardından görevin sonraki dönemde diğer bileşene devredilmesi daha işlevsel bir yönetim modeli ortaya çıkarabilir.
Böyle bir uygulamanın üç temel avantajı bulunmaktadır. İlk olarak, yönetsel istikrar ve kurumsal süreklilik sağlanması sayılabilir. Sık aralıklarla gerçekleşecek görev değişimleri, kamu politikalarının uygulanmasını ve uzun vadeli planlamayı zorlaştırabileceğinden, dört yıllık görev süresi idari karar alma süreçlerinin daha sağlıklı işlemesine katkı sağlayabilir. İkinci avantaj, bürokrasinin sürekli değişen siyasi otoritelere uyum sağlama zorunluluğunun ortadan kalkmasıdır. Bu durum kamu kurumlarının verimliliğini artırırken idari mekanizmanın siyasi rekabetten kaynaklanan dalgalanmalardan daha az etkilenmesini sağlayabilir. Üçüncü olarak ise her bileşen, kendisine tahsis edilen yönetim döneminde orta ve uzun vadeli kalkınma projeleri üretme, bunları uygulama ve sonuçlarını değerlendirme fırsatı elde edebilir.
Bu çerçevede seçim dönemleri esas alınarak uygulanacak bir dönüşümlü valilik modeli, Kerkük’te makam paylaşımını düzenleyen geçici bir formülün ötesine geçerek daha öngörülebilir bir yönetişim mekanizmasına dönüşebilir. Böyle bir sistem hem bileşenler arasındaki güveni artırabilir hem de yönetim krizlerinin sürekli pazarlıklarla değil, önceden tanımlanmış kurallarla çözülmesine katkı sağlayabilir.
Kerkük’te başarıyla uygulanıp yasal zemine oturtulacak bir model, Irak’ın diğer karma yapılı vilayetleri için de emsal oluşturabilir. Mevcut parlamento dengeleri, Türkiye’nin destekleyici yaklaşımı, Bağdat’taki uzlaşı arayışları ve Kerkük’teki aktörlerin ortak çıkarları bu ihtimali güçlendirmektedir. Bununla birlikte belirleyici unsur, modelin kabul edilmesinden çok nasıl tasarlanacağıdır. Kısa süreli rotasyonlar yönetsel istikrarsızlık ve etnik kutuplaşma üretebilir. Ancak seçim dönemlerini esas alan daha uzun rotasyon mekanizmaları ise kalıcı uzlaşı ihtimalini güçlendirebilir.