Aramak istediğiniz kelimeyi yazın
5 dakika okuma süresi
30 Nisan 2014 tarihinde Irak’ta gerçekleşen genel seçim, Irak halkı kadar bölge ülkeleri ve uluslararası kamuoyunun da takip ettiği bir seçim olmuştur. 19 Mayıs 2014 tarihinde Irak genel seçimlerinin ilk resmi sonuçları Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği tarafından açıklanmıştır. Bu bağlamda hem Irak halkını ve siyasetini önemli derede etkileyecek olan seçimleri değerlendirmek hem de bu seçimlerin Irak siyasetini nasıl etkileyeceğini kamuoyu ile paylaşmak ve bilgilendirmek amacıyla Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) 13 Haziran 2014 tarihinde “2014 Seçimlerinden Sonra Irak Siyasetinin Geleceği” başlıklı bir çalıştay düzenlemiştir. Çalıştaya konuşmacı olarak hem Irak’tan hem de Türkiye’den Iraklı akademisyenler ve uzmanlar katılmıştır. Toplantıda basın, diplomatik çevreler, kamu kuruluşlarının temsilcileri ve düşünce kuruluşlarının çalışanlarını içeren 60 civarında katılımcı yer almıştır.
Konuşmacılar seçimlerde, etnik ve mezhepsel oluşumların ve partilerin ön planda olduğunu ve seçimin mezhepsel ve milliyetçi kavramlara dayandığını belirttiler. Ülkede mezhepsel ve etniksel uygulamaların hala devam ettiğini ve Irak’ta mezhepsel bir anlaşmazlığın söz konusu olduğu konusunda geniş bir uzlaşı vardı. Konuşmacılar, Irak’ta bütün siyasi partilerin Parlamentoda temsil edilmekte olduğunu ve bu durumun hem Irak’ta denetim mekanizmasının işlememesine hem de parlamentoda muhalefetin söz konusu olmamasına neden olduğunu dile getirdiler. Irak toplumu arasında bir uyumun mevcut olmadığından dolayı Irak’ta barışçıl bir şekilde yaşamanın zor olduğu vurgulandı. Bu durumun da ülkeyi sürekli anlaşmazlıklara ve çıkmazlara sokmakta olduğu dile getirildi.
Seçimler öncesi ve sırasında Maliki hükümetinin Irak’ın bütün gelirlerini, kaynaklarını bir liste için, kendi listesi için kullandığı vurgulandı. Seçim zamanında bazı kesimlerin tehdit edildiği ve oy vermelerinin engellendiği dile getirildi. Bu ortamda seçmenin psikolojik baskıya maruz kaldığı ve bu yüzden de bazı kesimlerin oylarının düştüğü tespiti yapıldı. Partilerin seçim sloganları da tartışıldı. Sünni listeler anayasanın değiştirilmesini talep ederken, Şii listeler, bu seçimlerin Şiilerin geleceğini belirleyeceğini dile getirmiş, Vatandaş grubu ise bu tarz sloganlardan uzak durmuştur.
Çalıştayda Irak için üç hükümet alternatifinden bahsedildi. Bunlardan ilki ‘ulusal ortaklık hükümeti’dir. Irak’ta birçok farklı etnik ve mezhepsel grup ve ayrım olduğunu ve bu nedenden dolayı Irak’ta ulusal bir yapı, kimlik oluşturmanın zor olduğu vurgulanmıştır. İkinci hükümet biçimi ‘siyasal çoğunluk hükümeti’dir. Siyasal çoğunluk hükümetinde iktidar olmak isteyen parti bütün sandalyelerin yarısından bir fazlasını (165) almak zorundadır. Siyasal çoğunluk hükümetinde sadece mezhepsel ve etnik çoğunluk değil, aynı zamanda siyasi çoğunluk da gerektiği vurgulanmıştır. Son alternatif ise ‘ulusal bütünleşme hükümeti’dir. Bu hükümet seçeneğinde herhangi bir siyasi grubun etkinliği söz konusu değildir. Hükümet kurmak için bütün siyasi oluşumların bir araya gelmesi gerekmektedir. Bu hükümet yapısı ülke içindeki bütün mezhepsel ve etniksel ayrılıkları sona erdirme potansiyeline sahip olabileceği ihtimali öne sürülmüştür. Birçok konuşmacı bu hükümet alternatifinin ülkenin siyasetinin geleceği için daha iyi bir yol olduğu görüşünde birleşmiştir.
Son olarak çalıştayda Irak’taki Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tehdidinden de bahsedilmiştir. Irak’ta meydana gelebilecek herhangi köklü bir değişikliğin sadece Irak’ı etkilemeyeceği, aynı zamanda bölge ülkelerini, özellikle de Irak’a komşu ülkeleri, etkileyeceği söylenmiştir. Radikal grupların desteklenmesinin onları daha güçlü bir hale getirdiği ve bu durumun da onları sadece Irak için değil aynı zamanda Suudi Arabistan, Suriye ve İran gibi komşu ülkeler için de büyük bir tehdit haline getirmekte olduğu dile getirilmiştir. Kısacası bu tehdidin destek veren ülkelere de sıçrayabileceği söylenmiştir. Eğer IŞİD tehdidi ülkede devam ederse, ülke içindeki duruma, güvenliğe, politikalara ve iç siyasete büyük etkileri olacağından bahsedilmiştir. Bu bakımdan, bölge ülkeleri, uluslararası aktörler ve organizasyonlara Irak’taki IŞİD tehdidini bitirmek için büyük sorumluluklar düştüğü söylenmiş ve bu tehdidi bitirmek için Irak’a yardım etmeleri gerektiği dile getirilmiştir.