Aramak istediğiniz kelimeyi yazın
7 dakika okuma süresi
بتاريخ 14 كانون الاول 2015 استضاف مركز اورسام ندوة بعنون "التطرف في البحر الابيض :العوامل الجديدة والقديمة" وبالتعاون مع وشبكة البحوث المتوسطية و(معهد الشؤون الدولية)
Internazionali). (Instituto Affari New-Med Research Network ve IAI
وبداء المؤتمر بكالمات المتحدث باسم رئاسة الجمهورية السفير ابراهيم قالين و رئيس مركز اورسام الدكتور شعبان قارداش ووزير خارجية والتعاون الدولي الايطالي Massimo Cornelos . شاركت في المؤتمر ممثلي البعثات الأجنبية رفيع المستوى ،وشارك في الندوة ايضا جامعة اكسفورد ،وجامعة هرفورد، جامعة جنوب الدنمارك، وجامعة اتحاد الغرف والبورصات التركية الاقتصادية و التقنية، وجامعة انقرة، وغيرها من الجامعات .
حيث تطرق السفير ابراهيم قالين ان التطرف ظهر بفترة ساعد فيها العدو الاجنبي الى صعود الإسلاموفوبيا، مشيرا بذلك إلى خلق حلقة مفرغة في المنطقة .واضاف ان عدم الاستقرار والحرب في سوريا ادت الى خلق ارضية متطرفة في سوريا ،ولابد من توفير الاستقرار والامان في المنطقة. واضاف السفير قالين لا بد من تكافؤ الفرص لمسلمين الغرب ومن خلال هذه ادخال هذه الفرص الوصول الى الشباب وكسر دوافع التطرف، وتطوير ثقافة العيش معا، والوقف امام الفعاليات الارهابية الى النابعة من التطرف. وتطرق السفير ايضا في حديثه الى موضوع اللاجيئن، والمواقف المتباينة من اللاجئين، وكذلك الخوف زيادة الإسلاموفوبيا ،حيث ذكر انه يجب الانتباه إلى التطرف والاهداف التي تسعى اليها المتطرفين في المنطقة والعالم ، ويجب اخذ التدابير اللازمة من اجل مواجهة التطرف.
تم مناقشة اسباب عدم الاستقرار في المنطقة في الجلسة الاولى، حيث لم يكتفي التطرق الى العامل الديني فقط وانما تم تناول العوامل الاخر المساعدة لدهور التطرف .وذكر السفير الى ان ما بين ظهور الثورة الاسلامية 1979 حتى احتلال العراق من قبل امريكا سنة 2003 حدث والتغيرات التي ظهرت للعلن بعد ذلك في المنطقة والعالم . واضافة الى التطرف تطرق السفير الى اخراج المقاتلين الاجانب من هذا المنطقة وارجاعهم الى اوطانهم واعادة تأهيلهم واندماجهم و داخل مجتمعاتهم كل ها يقع على عاتق الدول الكبيرة . وتحدث ايضا عن العلاقة الفلسطينة الاسرائلية قائلا ان المسلمين واليهود كانوا يعيشون معا قديما ،سائلا من الذي اوصل الوضع بينهما الى نقطة الصراع ؟ وخاصة حرب 1967 .
ومن المواضيع الاخرالذي تم التطرق لها في الاجتماع الى تقديم المساعدات الى الدول الضعيفة او الدول المنهارة وهذه لا يمكن ان تكون من سياسية الدولة فقط وانما يجب استشارة الشخصيات المحلية و تعزيز آليات وعلاقة الدولة لهذه البلدان، وكذلك توفير الاستقرار في تلك الدول على وجه السرعة .
حيث تم في الجلسة الثاني مناقشة موضوع المقاتلين الاجانب واشار الى ان قرار مجلس الامن ذو العدد 2178 حيث وضع مفهوم واضح لحالة المقاتلي الاجانب . بالاضافة الى ان التطرف العنيف تؤدي الى التقليص من الاسلام او الدين بشكل عام الا انه يجب الاخذ بنظر الاعتبار العامل العرقي، والإرهاب ويساري او يميني في منظور شامل عند البحث عن اسباب التطرف .واشار في هذا الموضوع الى لا تقتصر دخول المقاتلي الاجانب الى تركيا فقط انما اماكن اقامتهم تشكيل تهديدا لتركيا ايضا ،وان تركيا اخذت الاجراءات الاحترازية في هذا الموضوع .حيث ذكر التشابه بين المتطوعين الذين شاركوا في الحرب الاهلية في اسبانيا وبين المتطوعين الذين ذهبوا للقتال مع داعش .
حيث تم في الجلسة الثالثة دراسة الدين والسياسة في سياق ظاهرة التطرف ،علاقة التطرف العنيف مع الدين، مثال على ذلك غزوات المغول.وان الاعمال الرهابية ا في وقتنا الحاضر لا يؤثر على الاسلام او على المعارف الاسلامية الاساسية .حيث نستطيع القول ظهور اتجاهات فكرية فسرت المبادئ الاساسية للدين بشكل مختلف او كلا حسب فكره. وشدد على أهمية اتباع نهج شامل لمصادر دينية الحقيقية، اختيار بعض من هذا المصادر واستخدمه ضد التطرف .
في قسم الاسئلة والاجوبة لجلسة النقاش تم التطرق الى الدوافع الاساسية للتطرف والمجاميع المتطرفة حيث ان للعامل عدم المساوة الدينية والعامل القومي، الروابط الأسرية الضعيفة، وعدم الرضا الاقتصادي، والسعي الى الانتماء، كل هذا من العوامل المساعدة للتطرف. فانه على الرغم من العامل الديني والعامل السياسية فان عدم وجود للمعلومات الاساسية لدى الشخص له دورا كبيرا في ظهور التطرف. ولذلك في هذا المرحلة لا تقتصر على العوامل الايديولوجي فقط وانما يجب اخذ العوامل الاقتصادية والسياسية في نظر الاعتبار في ظهور وانتشار التطرف .
يتم التعبير عن بعض أساليب السيطرة على التطرف بعد اكتشاف المشكلة خلال المؤتمر يمكن ادراجها على النحو التالي:
عمل النظام القانونية اواللوائح القانونية على أساس من حقوق الإنسان، و ومنع اتجاهات التطرف وإعطاء الدعم النفسي والطب النفسي للعائدين من العمليات الارهابية إذا لزم الأمر، و تطبيق قانون لمكافحة استراتيجيات والامتناع عن الاستخدام المفرط للقوة والموقف العدواني، زيادة البحوث التي تعتمد على البيانات، التنسيق، الإرشاد الأسري، والتعليم تلعب دورا من حيث اجتثاث التطرف، تطوير اسلوب خطاب لمجابهة اقوال وخطابات المنظمات المتطرفة .ومنع هولاء المقاتلين الاجانب من السفر الى نقاط محددة في العالم ، والتأكيد على أهمية تواصل وانخراط الشباب مع الجمهور. والحاجة إلى إعادة التأهيل على آلية ومناقشة أهمية التعاون الإقليمي والدولي في مواجهة التطرف.
14 Aralık 2015 tarihinde ev sahipliği ORSAM, New-Med Research Network ve IAI (Instituto Affari Internazionali) tarafından yapılan “Akdeniz'de Radikalleşme: Eski ve yeni Faktörler" (Radicalization in the Mediterranean Region: Old And New Drivers) başlıklı bir konferans düzenlenmiştir.
Konferans, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın, ORSAM Başkanı Doç. Dr. Şaban Kardaş ve İtalya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı’ndan Massimo Cornelos’un açılış konuşmalarıyla başlamıştır. Konferansa Türkiye’deki yabancı misyon temsilcilerinin üst düzey katılımı gerçekleşmiş, Oxford Üniversitesi, Harvard Üniversitesi, Güney Danimarka Üniversitesi, TOBB Üniversitesi, Ankara Üniversitesi gibi çeşitli üniversitelerden konuşmacılar iştirak etmiştir.
Büyükelçi İbrahim Kalın açılış konuşmasında radikalleşmenin bir süreç olduğuna ve bu sürecin yabancı düşmanlığı ve İslamofobinin yükselişi tarafından da beslendiğine, dolayısıyla bir fasit daire oluşturduğuna değinmiştir. Kendisi aynı zamanda Suriye’deki istikrarsızlığın ve savaşın radikalleşme noktasında mümbit bir zemin oluşturduğunu ve bölgede istikrar sağlanmasının çok önemli olduğunu ifade etmiştir. Büyükelçi Kalın, konuşmasının devamında özellikle Batı’nın Müslüman nüfusu eşit imkan ve fırsatlarla entegre etmesinin gençliğe ulaşma, radikalleşme yönündeki motivasyonu kırma, birlikte yaşama kültürünü geliştirme ve 'homegrown' olarak nitelenen terörist faaliyetleri önleme noktasında oynayacağı role de dikkat çekmiştir. Sn. Kalın, konuşmasında güncel göçmen krizi, göçmenlere karşı tutumlar ve artan İslamofobinin yine potansiyel radikalleşme motivasyonu işlevi görme ihtimaline dikkat edilerek bu konularda gerekli özen gösterilmesinin önemine de değinmiştir.
Bölgesel istikrarsızlığın kökenlerinin tartışıldığı birinci oturumda konunun yalnızca dini boyutta değil, 1979 İslam Devrimi ve 2003’te ABD’nin Irak’ı işgali sonrası değişen düzlem çerçevesinde bölgesel ve küresel olarak da ele alınması gerektiği belirtilmiştir. Bölgede mezhepçi politikaların her ne kadar belirli devletler için dış politikayı meşrulaştırma ve iç politikada destek edinme aracı olarak kullanıldığı ancak mezhepçi politikaların hem ulusal birliği zedeleyici hem bölgesel istikrara zarar verici bir nitelikte olduğu da ifade edilmiştir. Ayrıca radikalleşmenin ötesinde ülkelerin yabancı terörist savaşçıların (YTS) ülkeden çıkması noktasında ve bu savaşçılardan ülkelerine dönenlerin rehabilitasyonu, entegrasyonu ve kontrolü noktasında devletlere büyük iş düştüğü belirtilmiştir. İsrail-Filistin ilişkilerine de değinilen oturumda Müslüman ve Yahudi toplumların geçmişte beraber yaşama tecrübesine karşın neden çatışma noktasına geldiğine ve özellikle 1967 Savaşı’nın bu konudaki etkisi de tartışılmıştır. Oturumda tartışılan konulardan biri de bölgede devlet mekanizması zayıf ya da çökmüş ülkelere yapılan yardımların bir dış politika aracı olarak değil, yerel figürlere de danışılması yoluyla ülkelerin devlet mekanizmalarını güçlendirici ve istikrar sağlayıcı bir tutum ile gerekli alanlara dikkatle ve ivedilikle iletilmesinin önemi vurgulanmıştır.
YTS olgusunun ele alındığı ikinci oturumda, BM Güvenlik Konseyi’nin 2178 sayılı kararı kapsamında YTS konseptinin tanımına değinilmiştir. Akabinde şiddete varan aşırıcılık kapsamında konuyu İslam’a ya da genel olarak dine indirgeyici bir yaklaşımdan ziyade etnik, sağcı ve solcu terörizmi de dikkate alan bütüncül bir bakışla yaklaşılmasının önemi üzerinde durulmuştur. Türkiye’nin yalnız YTS’lerin geçişi bağlamında değil, dönüşleri ve ülkede yerleşmeleri bağlamında da tehditle karşı karşıya olduğu belirtilmiş ve Türkiye’nin YTS konusunda aldığı önlemlerden söz edilmiştir. Yine bu oturumda İspanya Sivil Savaşı’na katılan gönüllüler ile IŞİD’e katılan gönüllülerin arasında motivasyon yönünden benzerliklere dikkat çekilmiştir.
Radikalleşme bağlamında din ve siyaset olgusunun incelendiği üçüncü oturumda, şiddete varan aşırıcılığın dinlerle olan bağlantısı Moğol istilaları örneğiyle sorgulamış, günümüzdeki terör eylemlerinin de İslam’a bütüncül olarak mal edilemeyeceğini, bunların temel dini bilgi ve belgelerin farklı yorumlanması dolayısıyla ortaya çıkan farklı akımların düşünce sisteminden beslendiğini ifade edilmiştir. Dini kaynaklara bütüncül yaklaşımın önemi vurgulanmış ve bu kaynaklardan belirli kısımların seçilerek şiddet özelinde kullanımının radikalleşmeye etkisi tartışılmıştır.
Panellerin soru-cevap kısımlarında genel olarak radikalleşmenin motivasyonları açısından bakıldığında radikalleşen kitlelerin geçmişteki acılarının, ülkelerindeki etnik veya dini temelli fırsat eşitsizliğinin, zayıf aile bağlarının, ekonomik tatminsizliğin, aidiyet arayışlarının ve radikalleşilen konularda, ister dini ister siyasi odaklı olsun, temel bilgi eksikliklerinin ciddi rol oynadığı vurgulanmıştır. Dolayısıyla bu süreçte yalnızca ideolojik sebeplerin değil sosyo-ekonomik sebeplerin de göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.
Konferansın genelinde sorunun tespit edilmesini takiben ifade edilen bazı mücadele yöntemleri şu şekilde sıralanabilir: işler hukuki sistem ve insan hakları temelinde hukuki düzenlemeler, radikalleşme eğiliminde ve/veya geri dönen kişilere psikolojik ve gerektiği takdirde psikiyatrik destek verilmesi, yasa uygulayıcıların karşı-stratejilerini uygularken aşırı güç kullanımı ve saldırgan tutumdan kaçınması, veri-odaklı araştırmaların artırılması ve koordinasyonu, aile danışmanlığı, eğitimin de-radikalizasyon açısından rol oynayacak şekilde irdelenmesi, şiddete varan aşırıcı örgütlerin söylemlerine karşı söylem geliştirilmesidir. Bu kapsamda YTS konusunda belirli nihai noktaları içeren bir seyahat yasağı, radikalleşme noktasında önemli bir hedef kitle olan gençliğe ulaşılmasının önemi, rehabilitasyon mekanizmalarına dair çalışmaların gerekliliği ve tüm bu çalışmalar için bölgesel ve uluslararası işbirliğinin önemine değinilmiştir.