Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

“Irak, Türkiye ve ABD: IŞİD’e Karşı Koalisyonu Güçlendirmek” Toplantısı

8 dakika okuma süresi

ORSAM ve Middle East Institute işbirliğinde 28 Eylül 2015 Pazartesi günü ABD’de Washington D.C.’de “Irak, Türkiye ve ABD: IŞİD’e Karşı Koalisyonu Güçlendirmek (Iraq, Turkey, and the U.S.: Strengthening the Anti-ISIS Coalition)” başlıklı bir toplantı düzenlenmiştir. Moderatörlüğünü Middle East Institute Türkiye Programı Direktörü Gönül Tol’un yaptığı toplantıda CSIS’den (Center for Strategic and International Studies) Antony H. Cordesman. ORSAM Başkanı Şaban Kardaş, Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Hicran Kazancı ve ORSAM Ortadoğu Uzmanı Bilgay Duman birer sunum yapmıştır. Toplantıya ABD’deki pek çok düşünce kuruluşu temsilcisinin yanı sıra Washington’daki yabancı ülke misyon temsilcileri, bürokratlar, akademisyenler, gazeteci ve öğrenciler iştirak etmiştir.
 
Toplantı Bilgay Duman’ın “Irak’ta IŞİD Sonrası Tartışmalı Yeni Aktör: Haşdi Şaabi (Halk/Millet Yığınları)” başlıklı raporunun sunumuyla başlamıştır. Duman sunumuna, IŞİD öncesi Irak’taki siyasi ve güvenlik durumunu özetleyerek başlamış ve Haşdi Şaabi’yi ortaya çıkaran dinamiklere değinerek devam etmiştir. Ardından Haşdi Şaabi’nin oluşum sürecine ilişkin bilgiler veren Duman, bu yapının IŞİD’le mücadele sürecinin sahadaki yürütücüsü konumuna geldiğini ifade etmiştir. Duman, Haşdi Şaabi içerisindeki milis oluşumuna dikkat çekerek, 50’den fazla milis grubunun bu süreç içerisinde ortaya çıktığını, bu durumun Irak hükümeti tarafından kontrol edilemediğini belirtmiştir. Haşdi Şaabi’nin kurumsallaştırılması için çalışmalar yapıldığını vurgulayan Duman, Şiilerin hakim olduğu bu yapıyı diğer grupların gözünde meşrulaştırmak için Sünni Araplar, Türkmenler, Feyli Kürtler, Yezidiler, Hıristiyanlardan da Haşdi Şaabi’ye katılım sağlamaya çalışıldığını söylemiştir. Buna rağmen özellikle Kürtler ve Sünni Arapların büyük bölümünün bu oluşuma karşı çıktığını ifade eden Duman, Haşdi Şaabi’nin kontrolsüz yapısı nedeniyle gelecekte etnik ve mezhepsel çatışmanın derinleşebileceğinin altını çizmiştir. Diğer taraf Haşdi Şaabi oluşumu üzerindeki İran etkisine de dikkat çeken Duman, İran’ın Haşdi Şaabi’ye askeri, maddi ve operasyonel olarak destek verdiğini belirtmiştir. Ancak bu desteğin Haşdi Şaabi üzerinde kontrol sağlamaya yöneldiğini vurgulayan Duman, bu durumun Irak’ta Şiiler dahil bütün gruplar açısından endişe yarattığını, İran’ın kendi amaç ve hedefleri doğrultusunda Haşdi Şaabi’yi yönlendirmeye çalıştığı yönünde bir algının ortaya çıktığını vurgulamıştır. Duman, bütün bu faktörlerin bir arada düşünülmesi gerektiğini belirterek, Haşdi Şaabi yapısının Irak’ın geleceğinde yeni bir istikrarsızlık faktörü olarak ortaya çıkabileceğini vurgulayarak sözlerini tamamlamıştır.
 
Duman’dan sonra söz alan Hicran Kazancı, Irak’ta yaşayan Türkmenler hakkında genel bilgiler vererek sunumuna başlamıştır. Türkmenlerin 2003 sonrası Irak’taki olaylardan en fazla etkilenen grup olduğuna dikkati çeken Kazancı, IŞİD meselesinin de en fazla Türkmenleri etkilediğini belirtmiştir. IŞİD’in Irak’taki ele geçirdiği bölgelerin neredeyse tamamında Türkmenlerin de yaşadığını ifade eden Kazancı, IŞİD nedeniyle yüzbinlerce Türkmen’in göç etmek durumunda kaldığını dile getirmiştir. Kazancı, yüzlerce Türkmen’in IŞİD’in şiddetine maruz kalarak hayatını kaybettiğini ifade ederek, Türkmenlerin hem nüfus hem de coğrafi açıdan bir kayıp yaşadığını vurgulamıştır. Irak hükümetinin Türkmen bölgelerini kurumakta yetersiz kaldığını belirten Kazancı, Türkmenlerin tek amacının kendilerini ve bölgelerini korumak olduğunu, ancak bunun için bir güce sahip olamadıklarını ifade etmiştir. Türkmenlerin 2003’ten bugüne kadar hiçbir etnik ya da dini grupla sorun yaşamak istemediğinin altını çizen Kazancı, bölgedeki konjonktür nedeniyle zaman zaman gerginliklerin yaşandığını ancak Irak’ta Türkmenlerin bütün gruplarla iyi ilişkilere sahip olmak istediğinin altını çizmiştir.

Kazancı’dan sonra Cordesman sunumunu yapmıştır. Cordesman sunumunda 2003’ten sonra Irak’tan yaşayan istikrarsızlık ve savaş ortamının ülkeyi ne yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Irak’ı siyasi, ekonomik ve güvenlik açısından “failed state” olarak adlandıran Cordesman, Irak’taki istikrarsızlığın on yıllardır devam ettiğini bunun sadece 2003’den sonra gelişmediğini ifade etmiştir. Siyasi istikrarsızlığın yanı sıra, etnik ve mezhepsel ayrışmanın savaşlar nedeniyle derinleştiğini belirten Cordesman, Irak’ta güçlü bir güvenlik yapısının da kurulamadığının altını çizmiştir. Ekonomik gelişmişliğin sağlanamadığını ifade eden Cordesman, Irak’ın uluslararası şeffaflık ölçütlerine göre en fazla yolsuzluğun olduğu ülkelerden biri olduğunu sözlerine eklemiştir. Cordesman, Irak’ın insani gelişim indeksi açısından da 187 ülke arasında 120. sırada olduğunu belirterek, Irak’taki bütçe harcamalarında her geçen yıl güvenlik harcamalarının yükseldiğini ve bu nedenle insani gelişime yeterli kaynağın ayrılamadığını vurgulamıştır. IŞİD’in Irak’ta hakimiyet kurmasıyla yeni bir döneme geçildiğinin altını çizen Cordesman, bu sürecin Irak’taki etnik ve mezhepsel çatışmaların derinleşmesine sebep verdiğini belirtmiştir.

Son olarak söz alan ORSAM Başkanı Şaban Kardaş konuşmasında Türkiye’nin IŞİD’le mücadeledeki pozisyonuna dikkat çekmiştir. Türkiye’nin bütün ülkelerden önce IŞİD’in bir tehdit unsuru olarak ortaya koyduğunu belirten Kardaş, Türkiye’nin 2011 itibariyle bu tehditle karşı karşıya kaldığının altını çizmiştir. Bu kapsamda Türkiye’nin hem Irak hem de Suriye’de strateji geliştirmeye çalıştığını söyleyen Kardaş, IŞİD’den Suriye ve Irak dışında en fazla etkilenen ülkenin Türkiye olduğunu vurgulamıştır. Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğundaki görevlilerin kaçırılmasından Türkiye içerisinde IŞİD tarafından yapılan saldırılara kadar geniş bir biçimde IŞİD’in Türkiye açısından doğrudan bir tehdide dönüştüğünü belirten Kardaş, Türkiye’nin bölgedeki ekonomik aktivitelerinin olumsuz etkilenmesinin yanı sıra, Türkiye’ye Suriye ve Irak’tan Türkiye’ye yaşanan göçe de dikkat çekmiştir. Kardaş, Türkiye’nin mevcut durum itibariyle iki milyondan fazla mülteciyi kabul ettiğini ifade ederek, Türkiye’nin hiçbir tarafın yardımı olmadan kendi kaynaklarından mülteciler için 7 milyar dolardan fazla harcama yaptığının da altını çizmiştir. Bölgede IŞİD’le birlikte yeni dinamiklerin de ortaya çıktığını belirten Kardaş, radikalleşme, silahlanma ve ülke sınırlarının değişmesi gibi dinamiklerin bölgeyi derinden etkileyen konular olduğunu vurgulamıştır.
 
Toplantı soru-cevap periyodunun ardından tamamlanmıştır.

Diğer Etkinlikler