Aramak istediğiniz kelimeyi yazın
4 dakika okuma süresi
Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde 15 Ağustos’ta başlayacak Hacıbektaş Veli Anma Kültür ve Sanat Etkinlikleri’ne katılmak üzere Irak’ın Musul, Kerkük, Erbil vilayetlerinden gelen Bektaşiler ile ORSAM’da bir toplantı gerçekleştirildi. 20 kişilik Irak heyetinde ülkenin farklı etnik toplumlara mensup Bektaşiler yeraldı. Çoğunluğunu Türkmenlerin oluşturduğu Iraklı Bektaşiler arasında Musul’da yaşayan Şebek toplumu ve Erbil’den gelen Kakai toplumunun temsilcileri de bulundu.
Toplantıda Irak’taki Bektaşi toplumunun mevcut durumu, sorunları ve neler yapılabileceği konuları ele alındı. ORSAM Başkanı Hasan Kanbolat, açılış konuşmasını takiben Iraklı heyetten sorunlarını, Türkiye’den beklentilerini dile getirmelerini istedi. İlk olarak söz alan konuşmacı heyetlerinin Bektaşi toplumu adına Irak’ın Kerkük (Merkez, Tazehurmatu, Tavuk, Beşir), Musul (Merkez ve Telafer), Erbil bölgelerinden gelen temsilcilerden oluştuğunu ifade etti. Bektaşiliğin Türklükle yakından bağlantılı olduğunu belirten konuşmacı, Bektaşiliğin kurucusu Hacıbektaş Veli’nin Horasan’da doğduğunu, hareketin Anadolu’da yerleştiğini belirtti. Bektaşilik hakkında kısa bilgilendirmenin ardından Türk hükümetinin kendilerini birleştirme konusunda yardımcı olmasını istedi. Daha sonra söz alan konuşmacılar da bu tarz etkinlikler ve panellerin Bektaşilerin birbirlerini tanıması noktasında çok faydalı olduğunu dile getirdiler. Konuşmacılar Irak’ta farklı bölgelerde yaşayan Bektaşi toplumunun birbirinden kopuk olduğunu ve programın her şeyden evvel Iraklı Bektaşilerin tanışması için vesile olduğunu ve devamının gelmesinin gerektiğini belirttiler. Şebek toplumunu temsilen Türkiye’ye gelen heyet üyeleri de toplumlarının mevcut durumu ve sorunları konusunda bilgi verdi. Musul merkez ve Hamdaniye, Tilkeyf, Başika gibi tartışmalı bölgeler olarak bilinen yerleşim yerlerinde yaşayan Şebeklerin toplam nüfusunun 400 bin civarında olduğu ifade edildi. Şebek toplumu temsilcileri Saddam zamanında baskı gördüklerini ancak işgalden sonra da aynı durumun devam ettiğini ancak bu kez farklı grupların baskısı altında kaldıklarını ifade etti. Şebeklerin sosyal ve siyasal yaşamdan dışlandığını savunan konuşmacılar, Şebeklerin asimilasyon sürecine engel olunması konusunda Türkiye’den beklentilerini dile getirdi. Şebek toplumunun yaklaşık yüzde 20’lik bir bölümünün Bektaşi olduğu ifade edildi. Konuşmacılar tarafından dile getirilen en önemli konu ise Iraklı Türkmen ve Şebek toplumuna mensup Şiilerin tamamının en fazla iki nesil öncesine kadar Bektaşi olduklarını ve son yüzyıl içinde Şiileştiklerini ifade etmesi olmuştur. Hatta Musul’da yaşayan Şebekler arasında Şiileşme sürecinin 1970’lerden sonra başladığı yani bir nesil öncesinin Bektaşi oldukları dile getirildi. Telafer’de de Bektaşilerin Şiileşme sürecinin 1940’larda başladığı ve 1970’lerden sonra hız kazandığı belirtildi. Telafer’den katılan konuşmacı 1940’a kadar Telafer’de bir tek Şii camisinin bulunmadığını bunun da en önemli kanıt olduğunu savundu. Şiileşme sürecine neden olan faktörler olarak Irak’ta Şii adamlarının etkin biçimde ortaya çıkışı, Bektaşiliğin Şiilikle yakınlığı ve son olarak Şii edebiyatının yaygınlaşması sıralandı. Halen kendini Şii olarak tanımlayan kişilerin birçoğunun büyük babalarının Bektaşi olduğu ancak şu an Türkmen ve Şebekler içindeki Şii nüfusun Bektaşilerden oldukça fazla olduğu bildirildi.
Konuşmacılar Hacıbektaş Veli Anma Kültür ve Sanat Etkinlikleri’ne katılmak ve bu tarz toplantılar düzenlemenin ötesinde yapılabilecekler konusunda önerilerini dile getirdi. Bir konuşmacı Bağdat’ta “Bektaşi Evi” kurulması ve böylece Iraklı Bektaşilerin düzenli olarak bir araya gelebilecekleri bir kurumun oluşmasının gerekliliğini belirtti. Bektaşilik konusundaki kitapların, edebiyat eserlerinin Arapçaya çevrilerek Irak’a gönderilmesinin yeni neslin bilgilendirilmesi ve Bektaşi kimliğinin korunması için son derece faydalı olacağı söylenmiştir. Ninova (Musul) vilayetinin farklı ilçelerinden katılan konuşmacılar Musul’da bir kültür merkezinin açılması ve Bektaşilik konusunda çalışmalar yürütmesinin önemine vurgu yaptı. Bektaşi topluma mensup gençlerin Türkiye’de okutulması ve bu şekilde Şebek toplumunun da Türkçe öğrenmesi konusundaki fikirlerini öne sürdüler. Toplantı, işbirliğinin sürdürülmesi yönündeki beklentilerin ifadesinin ardından sona erdi.