Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

ORSAM, Beyrut Amerikan Üniversitesi Issam Fares Enstitüsü İşbirliğinde “Suriye Krizinin Komşu Ülkelere Etkisi” Paneli

9 dakika okuma süresi

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) ve Beyrut Amerikan Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Issam Fares Enstitüsü işbirliğinde 15 Haziran 2016 tarihinde ORSAM’ın yayınladığı “Suriye Krizinin Komşu Ülkelere Etkisi” başlıklı rapor çalışmasının tanıtım toplantısı gerçekleştirilmiştir. Toplantı Beyrut Amerikan Üniversitesi yerleşkesinde bulunan Issam Fares Enstitüsü’nde yapılmıştır. Rapor tanıtımını takiben Irak, Lübnan, Türkiye ve Suriyeli akademisyenlerin katıldığı ve rapor ile aynı başlığı taşıyan bir oturum düzenlenmiştir. Suriye’ye komşu ülkelerden davet edilen konuşmacılar Suriye krizinin kendi ülkelerine siyasi, ekonomik, toplumsal ve güvenlik etkilerini ele alan sunumlar gerçekleştirmiştir. Toplantıya Türkiye Cumhuriyeti Beyrut Büyükelçisi Çağatay Erciyes, Lübnanlı yetkililer, Lübnanlı akademisyenler, Lübnan basını ve Beyrut Amerikan Üniversitesi öğrencileri katılmıştır.

Panel ORSAM Başkanı Doç. Dr. Şaban Kardaş, Issam Fares Enstitüsü Başkan Yardımcısı Dr. Rayan El Amine ve paneli destekleyen Konrad Adneauer Vakfı Suriye/Irak Ofisi Başkan Yardımcısı’nın gerçekleştirdiği açılış konuşmaları ile başlamıştır. İki oturumdan oluşan toplantının ilk kısmında oturumda ORSAM’ın Suriye’ye komşu dört ülkede (Türkiye, Irak, Ürdün ve Lübnan’da) gerçekleştirdiği saha çalışmasına dayalı olarak hazırlanan rapor sunulmuştur. Raporda Suriye iç savaşının dört komşu ülkede göç, ekonomik, toplumsal, güvenlik etkileri ve radikalleşme eğilimleri, devlet yapısı, silahlanma açısından ne gibi sonuçlar doğurduğu, karşılaştırmalı bir perspektiften ortaya konmuştur. İlk oturumda rapor yazarları Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi ve ORSAM Danışmanı Doç. Dr. Ferhat Pirinççi ve ORSAM Araştırmacısı Oytun Orhan sunumlarını gerçekleştirmiştir. İlk sözü alan Pirinççi Suriye krizinin Irak ve Lübnan’a etkilerinden bahsetmiştir. Pirinççi Suriye’ye komşu ülkelerin iç savaş nedeniyle benzer etkilere maruz kaldığını ancak her ülkenin kendine has özellikleri nedeniyle etkilenme şekilleri ve etkilerle mücadele yöntemlerinin farklı olduğunu belirtmiştir. İlk olarak krizin insani açıdan etkisini ele alan Pirinççi, Irak’a giden mülteci sayısı diğer komşu ülkelere göre az olsa da ülke içinde çok sayıda yerlerinden edilmiş insanların olduğunu belirtmiştir. Irak’ta yaklaşık 245 bin Suriyeli mülteci bulunduğunu buna karşın 2.2 milyon Iraklının evlerini terk ederek ülke içinde daha güvenli bölgelere göç etmek durumunda kaldığını ifade etmiştir. Krizin ikinci etkisinin Irak’ta devlet yapısının istikrarsızlaşması olduğunu vurgulamış, siyasi yaşamın giderek daha problemli bir hal almaya başladığını belirtmiştir. Bu çerçevede hükümet kurma, cumhurbaşkanı seçme gibi süreçlerin zorlaştığını, IŞİD ile beraber ülkede bazen “intikam” almaya yönelik politikaların uygulandığını savunmuştur. Pirinççi krizin sosyal ve ekonomik etkilerini de ele almış ve bu çerçevede Irak ekonomisini Türkiye ile kıyaslayarak Irak’ın yapısal sorunlarına dikkat çekmiştir. Krizin yarattığı sosyal etkiye bakıldığında Irak’ta demografik yapının değişmeye başladığını belirten Pirinççi, Irak’ta farklı güçlerin zorla göç ettirmeyi bir politika olarak benimsediğini belirtmiştir. Askeri açıdan bakıldığında Irak’ta IŞİD’in bazı bölgelerde kontrolü ele geçirmesini yerel halkın desteğiyle ilişkilendiren Pirinççi bunun nedeninin, yerel halkın önemli bir kısmının IŞİD’i kendilerini “Maliki’nin baskı aracı” olarak gördüğü Irak ordusundan kurtaran güç olarak görmeleri olduğunu belirtmiştir. Pirinççi, son olarak Suriye krizinin Irak’ın uluslararası ve bölgesel ittifakları üzerine yarattığı etkileri ele almıştır. Pirinççi, daha sonra Suriye’deki krizin Lübnan üzerindeki etkilerine değinmiştir. Göç etkisi konusunda Lübnan’ın Türkiye’den sonra Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapan ikinci büyük ülke olduğunu söyleyen Pirinççi, “Şu anda Lübnan’daki Suriyeli mülteci oranı Türkiye’ye 18 milyon mültecinin gelmesi gibi bir durumdur. Dolayısıyla Lübnan’da 4 kişiden 1 kişi mülteci konumundadır.” ifadelerini kullanmıştır. Krizin Lübnan devlet yapısı üzerinde ciddi etkisi olduğunu vurgulayan Pirinççi, “Lübnan’daki grupların Suriye’deki krize yönelik pozisyon almaları bu süreci doğrudan doğruya etkiler nitelikte. Lübnan’da Suriye krizinin en yüksek olduğu dönemde hükümet yoktu, geçici hükümet ile idare ediliyordu. Lübnan’da parlamento seçimleri 2013 yılında yapılması gerekiyordu şimdi 2017’ye ertelendi. Lübnan ciddi anlamda sıkıntılarla karşı karşıya” demiştir.

Pirinççi’nin ardından söz alan Oytun Orhan ise ilk olarak Suriye krizinin Türkiye’ye etkilerini ele almıştır. Orhan göç etkisini ele alırken ilk olarak Türkiye’deki Suriyeliler hakkında temel verileri paylamıştır. Orhan Mayıs 2016 itibarıyla Türkiye’de kayıtlı Suriyeli sayısının 2,748,367 olmakla birlikte gerçek rakamın 3 milyonun üzerinde olduğunun tahmin edildiğini belirtmiştir. Suriyeli sığınmacı krizinin sadece olumsuz değil aynı zamanda olumlu yönde de etkileri olduğunu savunan Orhan özellikle ekonomik anlamda yerleştikleri ülkelere katkı sunduklarını belirtmiştir. Ancak sosyal alanda farklı yaşam tarzı, dil ve kültür farklılığı, demografik yapının değişmesi gibi nedenlerden kaynaklı gerginliklerin varlığından bahsetmiştir. Türkiye’nin siyasi istikrarı, devlet mekanizmasının etkinliği ve ekonomik kapasitesi sayesinde Suriyeli sığınmacı krizinin fırsata çevirmek imkanına sahip olduğunu belirten Orhan bu açıdan AFAD başta olmak üzere ilgili devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının kapasitesinin gelişimine vurgu yapmıştır. Ekonomik alanda Suriye krizinin ilk aşamada türbülans yarattığı ancak geçen süre ile birlikte bunun atlatılarak kriz öncesi rakamlara ulaşıldığını belirtmiştir. Ancak Türkiye’nin Suriyelilere yaptığı harcamalar ve kriz yaşanmasaydı şimdikinden çok daha olumlu bir tablo ile karşılaşılacağı öngörüsünden yola çıkarak Suriye krizinin Türkiye’ye ekonomik etkisinin genel olarak olumsuz olduğunu ifade etmiştir. Orhan Suriye krizinin Türkiye üzerindeki olumsuz etkisinin en fazla güvenlik alanında hissedildiğini belirtmiş ve bu açıdan Suriye’de PKK/YPG ve IŞİD terör örgütlerinin yükselişinin yarattığı meydan okumalara değinmiştir. Son olarak Suriye iç savaşının Ürdün’e etkilerini ele alan Orhan, radikalleşme ve Suriye’nin parçalanması gibi sonuçların Ürdün’ü kaygılandırdığını belirtmiştir. 

Rapor tanıtımının ardından ORSAM Başkanı Şaban Kardaş’ın moderatörlüğünde “Suriye Krizinin Komşu Ülkelere Etkileri” başlıklı panel gerçekleştirilmiştir. Panelin bu kısmında, Lübnan, Irak, Suriye ve Türkiye’den katılan konuşmacılar Suriye krizinin kendi ülkelerine etkilerini çeşitli boyutlardan ele alan sunumlar gerçekleştirmiştir. Panelde ilk konuşmayı Beyrut Amerikan Üniversitesi Öğretim Üyesi olan Suriyeli akademisyen Fouad Fouad gerçekleştirmiştir. Fouad konuşmasında Suriye krizinin Lübnan’a daha çok Suriyeli mülteciler kaynaklı etkilerini ele alan bir sunum gerçekleştirmiştir. Panelde ikinci konuşma Arap Reform Girişimi isimli Suriyeli sivil toplum kuruluşu üyesi ve Suriyeli aktivist Salam Kawakibi tarafından yapılmıştır. Kawakibi Suriye krizi konusunda uluslararası toplumun başarısız bir sınav verdiğini ifade etmiş ve Suriye krizinde dört komşu ülkenin aldıkları pozisyonu Suriyeliler açısından değerlendiren bir konuşma yapmıştır. Kawakibi’nin ardından Irak’tan katılan konuk Dilaver Ala Aldeen söz almıştır. Irak Kürt Bölgesi’nin önde gelen araştırma merkezi MERI’nin başkanı olan Aldeen Suriye krizinin Irak ve özellikle Irak Kürt Bölgesi açısından ne anlam ifade ettiğini ele alan bir sunum yapmıştır. Ardından son olarak Türkiye Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi Başkanı Doç. Dr. Mesut Özcan’ın Suriye krizinin Türkiye’ye etkilerini ele aldığı sunum gerçekleşmiştir. Özcan krizin Türkiye açısından siyasi, ekonomik ve güvenlikle ilgili etkilerini anlatmıştır. Toplantı konukların yorumları ve soru cevap kısmı ile sonlandırılmıştır.

Diğer Etkinlikler