Aramak istediğiniz kelimeyi yazın
7 dakika okuma süresi
Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) tarafından “Jeopolitik Tartışmalar” adı altında düzenlenen toplantılardan altıncısı 14 Ekim 2009 tarihinde “Türkiye’nin Irak’ın Kuzeyi ile İlişkileri, Gelişmeler ve Sonuçları” başlığı altında gerçekleştirilmiştir. Oturum başkanlığını ORSAM Başdanışmanı E. Tümgeneral Armağan Kuloğlu’nun yaptığı konferansa konuşmacı olarak Dışişleri eski Bakanı E. Büyükelçi Sayın Yaşar Yakış, Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sayın Hasan Ünal ve Hürriyet Gazetesinden gazeteci Sayın Metehan Demir katılmıştır. Aşağıdaki bağlantıdan toplantı dökümünün tam metnine ulaşabilirsiniz. Toplantıda elde edilen sonuçlar ise şu şekildedir: 1. ABD’nin Afganistan konusuna gereken önemi ve desteği verebilmesi için bir şekilde Irak’taki yükünü azaltması gerektiğini söylemek mümkündür. Halen ABD açısından en önemli konunun, Irak’taki istikrarın bozulmaması, güvenliğin tehlikeye girmemesi olduğu ifade edilmiştir. 2. ABD, Irak’tan askeri gücünü çekme kararı almış ve çekilme hazırlıklarına başlamıştır. Irak’ta arzu ettiği sistemi tam olarak kuramamış ve yerleştirememiş ise de, ABD’nin, Irak’taki ve Ortadoğu’daki siyasi, ekonomik ve sosyal menfaatlerini koruyabilecek asgari yeterli seviyede bir düzeni gerçekleştirdiği sonucuna vardığı ifade edilebilir. 3. Rand Corperation,Anthony Cordesman ve Adam Mausner’in Irak’la ilgili yaptıkları araştırmalarda ortaya konan esas konu Irak’taki istikrar ve güvenliğin bozulmadan bu çekilme harekatının icra edilmesi, hem çekilme esnasında hem de çekilmeden sonra bunun devam ettirilmesi esasına dayandırılmaktadır.Öncelikle yapılması gerekenin, problem çıkarabilecek Kürt yönetimi üzerinde bir baskı kurmak, Arap-Kürt çatışmasını her nasıl olursa olsun önlemek, Kürtlerin herhangi bir şekilde bu baskıya rağmen toprakları genişletmek, otonomu güçlendirmek gibi hareketleri olduğu takdirde ortaya çıkabilecek çevre ülkelerin müdahalelerinin de önüne geçmek olduğu öngörülmüştür. Bu ülkelerin başında Türkiye’nin geldiği ve Türkiye ile diyalogun devam etmesi, eğer böyle bir müdahale olursa ABD ile ilişkilerin bozulacağının ifade edilmesi, AB giriş sürecinin de aksayacağının Türkiye’ye telkin edilmesi de bu raporlarda yer almaktadır. 4. Irak’taki sorunların çözümü ve Irak’ın istikrarı için, Türkiye’nin öncülüğünde bölgesel bir işbirliğinin ABD tarafından teşvik edildiği ve desteklendiği söylenebilir. Böylece Irak’taki istikrarsızlığın en önemli sebebi olan, komşu devletlerin Irak’ın içişlerine müdahalesinin asgari düzeye indirilmeye çalışıldığı değerlendirilmiştir. 5. Irak’ın kuzeyinde oluşturulan otonom Bölgesel Kürt Yönetimi’nin şimdilik mevcut statüsünü muhafaza etmesi, Kerkük ve diğer tartışmalı bölgelerin ABD menfaatlerine uygun, ancak sorun yaratmayacak şekilde bir çözüme kavuşturulmasının ABD açısından önemli görüldüğü tespit edilmiştir. 6. Bağımsız Kürt devleti ilanının Türkiye ile birlikte İran ve Suriye’nin de müdahalesini gündeme getirebileceği ifade edilmiştir. Bu durumun önlenmesi için bir taraftan Kürt Yönetimi üzerinde baskı kurarken, diğer taraftan ilgili ülkelerin de ikna edilmesi, hatta ikaz edilmesi de önerilmiştir. 7. Türkiye’nin müdahalesinin; PKK terörünün tırmanması, Kerkük’ün Bölgesel Kürt Yönetimi tarafından ilhakı, Irak’ın kuzeyinde bağımsız bir Kürt devleti kurulması ve Türkmenlerin katliama maruz kalması durumlarından biri veya birkaçının gerçekleşmesi halinde olabileceği ABD tarafından değerlendirilmiştir. 8. Mevcut durum incelendiğinde, Türkiye’nin yapabileceği her türlü müdahalede PKK konusunu kullanacağı gerekçesi ile ABD tarafından PKK konusunun gündemden düşürülmesinin önem arz ettiği ortaya çıkmıştır. 9. Öncesinde, Irak’ın kuzeyine zarar vermemek ve bu yönetimle iyi ilişkiler içinde olmak kaydı ile PKK terörüne karşı yürütülmesi ön görülen ortak mücadele (istihbarat paylaşımı ve hava sahasının açılmasından öteye gitmemiştir), şimdi PKK’nın tasfiye edilmesi sürecine dönüştürülmeye çalışılmaktadır. 10. PKK terörünün ortadan kalkmasını esasen bu konuda zarar gören Türkiye istemektedir. Ancak PKK terörünün, teröristlerle ve bölücülerle pazarlık yaparcasına dolaylı da olsa görüşmelerle tasfiyeye çalışılması, dönüşü mümkün olmayan ayrılıkçı hareketlere imkân yaratacaktır. Bu terörün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesine ters düşen tedbirlerle önlenebileceğinin düşünülmesinin Türkiye’ye zarar vereceğinin bilinmesinde de zaruret bulunmaktadır. Bu nedenle terörün sona erdirilmesinde takip edilecek yolun seçiminde dikkatli olunması gerekmektedir. 11. Türkiye’nin komşularıyla iyi ilişkiler kurma yönündeki politikaları, tavizkâr bir duruma girmediği takdirde Türkiye’nin menfaatinedir. Bu çerçevede Suriye, Irak ve İran ile yürütülmekte olan karşılıklı yakınlaşma ve işbirliğini arttırıcı temaslara dikkat çekilmiştir. Türkiye-Suriye ilişkileri gelişmektedir. Türkiye’nin Irak ile ilişkileri gittikçe olumlu yönde artmaktadır. İran ile ilişkiler, birçok konuda ilerleme kaydetmiştir. Türkiye’nin bu faaliyetleri kendi inisiyatifi ile yaptığı ve bunların Türkiye’ye menfaat sağladığı ifade edilmiştir. 12. ABD’nin Irak’ta karşılaştığı direnişten sonra Musul, Bağdat ve Basra olarak bir bölünme senaryosu hazırladığı ifade edilmiştir. Bölünmenin etnik çatışmalar sonucunda kendiliğinden çıkması planlanmıştır. Ancak Şillerin ve Sünnilerin düşünülen plana uymadığına bu yüzden ABD’nin şimdiki düşüncesinin Türkiye’yi milli devlet statüsünden çıkartıp Irak’ın kuzeyi ile birlikte bir konfederasyon çatısı altında toplamak olduğuna dikkat çekilmiştir. 13. Türkiye’nin ileride Irak’tan gelecek gaza ihtiyaç duyacağına dikkat çekilmiştir. Kerkük’ten Türkiye’ye paralel iki hat ile günde 1,5 milyon varil petrol pompalandığı, zaten mevcut bir boru hattı bulunduğu ve Kuzey Irak’ta bulunan gaz işletilebilir hale geldiği zaman yeni bir gaz hattı çekmenin kolay olacağı belirtilmiştir. 14. Irak savaştan ötürü geniş ölçüde tahrip olmuş, bazı yerlerde alt yapısı hasara uğramış bazı yerlerde alt yapısının yapılması işi gecikmiş durumda olan bir ülkedir. Irak’ın yeniden yapılanma sürecinde Türkiye’ye çok büyük işler düştüğü ifade edilmiştir. Uzun vadeli bir perspektif içinde düşünülürse, yaşanan bütün sıkıntılara rağmen Bölgesel Kürt Yönetimi’nin dünyaya açılmak için en fazla güvenebileceği ülkenin Türkiye olduğunun üzerinde durulmuştur. 15. Irak’taki Türkmenlerin zorla asimile edildiği, kimliklerini açıklayanların ağır muamelelere tabi tutulduğu ve bu devlet politikası sebebiyle Türkmenlerin Türkmen olduklarını yüksek sesle söylemekten çekinir hale geldikleri veya Türkmen bölgesinin dışındaki başka yerlere yerleşmek suretiyle o kimliğini ön plana çıkarmaksızın topluma karıştıkları ifade edilmiştir. 16. Irak’taki Türkmen unsurunun bütün Irak’ın en çok okumuş, en iyi şekilde tahsil görmüş kesimi olduğu, dolayısıyla böyle bir kitlenin dağılmasının Türkiye için de Irak için de bir kayıp olduğuna dikkat çekilmiştir.