Aramak istediğiniz kelimeyi yazın
5 dakika okuma süresi
11 Kasım 2016 Cuma günü, ORSAM tarafından “Terör Örgütleri Tarafından Sosyal Medyanın Kullanılması: IŞİD Örneği” başlıklı bir konferans düzenlenmiştir. Konferansta yabancı diplomatik temsilciliklerden, kamu kurumlarından, medyadan ve akademiden katılımcılar hazır bulunmuştur. Toplantı, Dışişleri Bakanlığı Güvenlik ve İstihbarat Genel Müdür Yardımcısı Fatma Ceren Yazgan’ın açılış konuşmasıyla başlamıştır. Yazgan, “terör örgütlerinin sosyal medyada aktif bir şekilde yer aldıklarını, buradaki kapasitelerinin ve imkanlarının da oldukça yüksek düzeyde bulunduğunu” belirtmiştir. Yazgan’ın ardından ilk rapor tanıtımı “Terörün Propagandası: DAEŞ Terör Örgütü ve Konstantiniyye Dergisi” başlıklı çalışmanın yazarı olan Sertaç Canalp Korkmaz tarafından gerçekleştirilmiştir. Korkmaz, “DAEŞ terör örgütünün Konstantiniyye dergisinde yoğun dini eksenli propaganda gerçekleştirdiğini, söylemlerini de ayetler ve hadislere atıfta bulunarak meşrulaştırmaya çalıştığını” ifade etmiştir. Ayrıca DAEŞ’in sahip olduğu söylemde yoğun bir şekilde ötekileştirme, düşmanlaştırma ve güvenlikleştirme üzerine kurulu bir dilin bulunmasının örgütün sahadaki eylemleriyle uyuştuğunu belirtmiştir. Toplantının ilk raporunun ardından ise TOBB Üniversitesinden Doç. Dr. Haldun Yalçınkaya ve Doç. Dr. Tansel Özyer, ORSAM’dan Doç. Dr. Şaban Kardaş ve Bedi Çelik tarafından hazırlanan “Türkçe Konuşan DEAŞ Destekçileri Üzerine Twitter Sosyal Ağ Analizi” başlıklı rapor takdim edilmiştir. Raporda, DAEŞ’in Twitter’ı oldukça etkin biçimde kullandığı belirtilmiştir. Rapor için baz alınan örneklemde 2567 kişinin attığı tweetler,seçilmiş tarihlerde incelenerek gündemlerinin ne olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Birinci raporda bulunan sonuçların aksine, ikinci raporda DAEŞ terör örgütünün öncelikli gündeminin PKK terör örgütü olduğu ve dini içerikli propagandanın ise kendineikinci sırada yer aldığı ifade edilmiştir.
ORSAM başkanı Doç. Dr. Şaban Kardaş tarafından yönetilen “Territoryal Dönemin Ötesinde DEAŞ Mesajının Gelişimini Anlamak” başlıklı ikinci oturumda ise sırasıyla Calgary Üniversitesinden Prof. Reda Alhajj, Royal Holloway Üniversitesinden Prof. Akil Awan, ICSR araştırmacısı Charlie Winter ve Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan Prof. Kâşif Hamdi Okur sunumlarını gerçekleştirmişlerdir. Prof. Reda Alhajj sosyal ağların oldukça karmaşık yapılar olduğunu ve dolayısıyla bunları analiz etmenin oldukça zor bir iş olduğunu ifade etmiştir. 11 Eylül sonrasında sosyal ağ analizlerinin kullanımının bu bağlamda öne çıktığı ifade edilmiştir. Alhajj, geçmişte yaşananlar bilindiği takdirde şimdiki gelişmeleri de analiz ederek geleceğe dair doğru tespitlerde bulunulabildiğini ve sosyal ağ analizleri sayesinde profillere dair pek çok detaylı bilgiye ulaşılabildiği ifade etmiştir. Prof. Awan dinin DAEŞ’in mesajlarında bir motivasyon unsuru olarak değil, bir motif olarak yer aldığını belirtmiştir. ICSR araştırmacısı Charlie Winter ise DAEŞ’in yaşadığı toprak kaybının medya bağlamında propaganda açısından da bir düşüşe yol açtığını ancak DAEŞ’in mesajlarının hala dolaşımda olduğunu belirtmiştir. Winter, DAEŞ’in yaşadığı toprak kayıplarına bağlı olarak söylemlerinde de bir yerelleşmenin ortaya çıktığını ifade etmiştir. Hitit Üniversitesi öğretim üyesi ve Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan Prof. Kâşif Hamdi Okur ise Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan raporun tanımını gerçekleştirmiştir. Prof. Okur, DAEŞ’in sahip olduğu söylemlerdeki dini vurgunun DAEŞ’in görünürlük kazanmasına etkili olmadığını belirtmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın DAEŞ’e dair iki rapor yayınlandığını ve farklı İslam ülkelerinden de katılımcıların yer aldığı bir şura gerçekleştirdiklerini, DAEŞ’e yönelik çalışmalarda bulunduklarını ifada etmiştir. Konferans, sunumların ardından gerçekleşen soru-cevap bölümüyle birlikte son bulmuştur.