Aramak istediğiniz kelimeyi yazın
5 dakika okuma süresi
6 Mart 2015 Cuma günü ORSAM’da Tahran Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Dr. Davood Feirahi ile SETA Araştırmacısı Can Acun’un konuşmacı olarak katıldıkları “Türkiye ve İran Perspektifinden Müslüman Kardeşler Hareketi” konulu bir yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Bayram Sinkaya’nın yönetiminde gerçekleşen toplantıya ORSAM araştırmacılarının yanısıra üniversitelerden, araştırma kuruluşlarından ve çeşitli büyükelçiliklerden katılım oldu.
İlk konuşmacı olan Dr. Feirahi, Müslüman Kardeşler Hareketi’nin üç kavram çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bunlar Müslüman Kardeşler’e özgü demokrasi düşüncesi, diğeri din ve devletin bağımsız olması fikri, üçüncüsü ise ordu ve siyasetin bağımsız olmasıdır. Dr. Feirahi’ye göre Müslüman Kardeşler’in belki olumsuz olarak değerlendirilebilecek bir özelliği de tekfirci akımların da Müslüman Kardeşler teşkilatından yarar sağlamalarıdır. Örneğin Irak’taki Ensar’ul İslam hareketinin akidesi selefi olmasına rağmen teşkilatı Müslüman Kardeşler modelidir. Bu da gösteriyor ki Müslüman Kardeşler teşkilatının radikalleşme potansiyeli vardır. Dr. Feirahi’ye göre bu durum Müslüman Kardeşler’in hatası olmamasına rağmen radikal akımların Müslüman Kardeşler teşkilatından etkilendiğini göstermektedir. Müslüman Kardeşler’in hem başarılı hem başarısız olmasının da sebepleri vardır. Selefiler, Müslüman Kardeşler’e olumsuz gözle bakmakta ve fazla dindar olmadığını düşünmektedir. Seküler düşüncede olanlar içinse Müslüman Kardeşler selefi bir örgüttür. Dolayısıyla her iki grup da Müslüman Kardeşler’i nifak yapmakla suçlamaktadır. Dr. Feirahi’ye göre Müslüman Kardeşler’in geleceği için ise iki düşünce öne çıkmaktadır. Bir tanesi Müslüman Kardeşler’in moderniteyle barışmada en iyi yolu sunduğu düşüncesi, diğer ise Müslüman Kardeşler’in selefilik çıkmazında sıkışıp kalacağı fikridir. Sonuçta bugün Orta Doğu’daki olayları anlayabilmek için Müslüman Kardeşler düşüncesini iyi tanımak gerekmektedir.
SETA Araştırmacı Can Acun ise Türkiye ile Müslüman Kardeşler ilişkileri üzerinde durdu. Geçmişi eskiye dayanan ilişkilerin yakın tarihimizde uzun süre Milli Görüş Hareketi tarafından yürütüldüğünü söyleyen Acun, ilişkilerde iki önemli kırılmaya işaret etti. Birincisi Türkiye’deki 28 Şubat süreci, diğeri ise Milli Görüş Hareketi’nin Ak Parti ve Saadet Partisi olarak iki aktöre bölünmüş olması. Özellikle Ak Parti’nin Milli Görüş’ten kopuşu ile Müslüman Kardeşler’in Milli Görüş’ün hangi kanadı ile ilişki kuracağı problemiyle karşı karşıya geldiğini ifade eden Acun Arap Baharı’nın ise son dönemde ikili ilişkilerde en büyük kırılmayı yarattığını belirtti. Buna göre Arap Baharı’ndan sonra Mısır’da iktidara gelen Müslüman Kardeşler ile Türkiye arasında tecrübe paylaşımı olmuş ancak bu duruma önemli eleştiriler de gelmiştir. Türkiye’nin sadece Müslüman Kardeşler ile ilişki kurduğu ve Mısır siyasetindeki diğer aktörleri dikkate almadığı hususu bu eleştirilerin önde gelenidir. Acun’a göre Mısır’daki karşı devrim sürecinde Müslüman Kardeşler Mısır siyasetindeki diğer aktörlerden ayrıştığı yalnız kalmış ve Türkiye de bunun bedelini ödemiştir. Ayrıca Müslüman Kardeşler “medeni devlet” adını verdikleri ve şeriat hükümlerini içeren bir model geliştirmeye çalışırken Türkiye’nin kendilerine önerdiği seküler model de Müslüman Kardeşler arasında hayal kırıklığına neden olmuştur. Sonunda Mısır halkının özellikle ekonomik beklentilerini karşılayamayan Müslüman Kardeşler 30 Haziran sürecine girmiş ve Mursi’nin seçim sürecini başlatmasına dair Türkiye’nin de desteklediği çözümü kabul etmeyerek darbeye maruz kalmıştır. Ancak Türkiye’nin Müslüman Kardeşler’e yönelik politikası darbeden sonra da değişmemiştir. Bunun iki nedeni Müslüman Kardeşler’in sahip olduğu teşkilat ve radikalleşmeye karşı duruşlarıdır.
Toplantı katılımcıların soru ve katkıları ve konuşmacıların cevaplarıyla sona erdi.