Aramak istediğiniz kelimeyi yazın
3 dakika okuma süresi
ORSAM’da 20 Mayıs 2009’da, “Türkiye’nin Irak Politikasının Öncelikleri Ne Olmalıdır?” sorusuna yanıt aranan bir beyin fırtınası düzenlendi. Toplantıya çeşitli üniversitelerden akademisyenler, düşünce kuruluşlarından araştırmacılar ve ORSAM uzmanları katıldı. Türkiye’nin Irak politikasının güvenlik, siyasi ve ekonomik boyutlarına ilişkin görüşlerin dile getirildiği toplantıda, Irak’ta ve ABD politikalarında son yıllarda yaşanan hızlı değişimlerin sonuçları da tartışıldı. Toplantı sırasında yapılan değerlendirmelerde, Irak’ın kuzeyindeki devletleşme süreci, PKK terörünün artması ve Irak içindeki mezhepsel çatışma nedeniyle iki yıl öncesine kadar Türkiye’nin Irak politikasında güvenlik odaklı bir anlayışın ön planda olduğu; ancak Türkiye-ABD ilişkilerindeki olumlu gelişmeler, PKK’ya karşı yürütülen işbirliği, bölgesel Kürt yönetiminin PKK’ya desteğini azaltması ve Bağdat’taki merkezi yönetimin güçlenmesi gibi etkenler nedeniyle Ankara’nın çok boyutlu bir bakış açısı geliştirmesinin kolaylaştığı belirtildi. PKK terörünün Türkiye’nin dış politikasında katlanılamaz bir yük yaratmasının, Türkiye’nin yakın çevre politikalarındaki manevra alanını daralttığına dikkat çekilen değerlendirmelerde, 2004-2005’ten sonra Ankara’nın önceliğinin “PKK-Kuzey Irak-Irak” ekseninden “Irak-Kuzey Irak-PKK” eksenine doğru yön değiştirdiğine dikkat çekildi. Bu bağlamda, Irak’taki Kürt milliyetçiliğinin gelişiminde Türkiye’nin askeri caydırıcılık kartının kullanmasının uyarıcı bir etki yaptığı, Türkiye’nin güvenlik politikaları yerine farklı araçlar kullanmasının ise kendi ulusal çıkarları açısından daha iyi sonuçlar verdiği ifade edildi. Toplantıda, Irak’ın güvenlik sorunlarının bölgenin ve hatta Batı’nın güvenlik sorunları olarak tanımlanmasının Türkiye’nin Irak’a ilişkin mevcut söylemlerinin kabul görmesine katkıda bulunacağı fikri dile getirilerek, Nabucco-Irak bağlantısı gibi enerji politikası kartları üzerinden Batı’nın bölgede daha yapıcı ve sorumlu davranmaya zorlanabileceği kaydedildi. Toplantıda ayrıca; Türkiye’nin Irak’la ilişkilerinde merkez-yerel dengesini nasıl kurabileceği, İran’ın Basra bölgesindeki nüfuzunun Türkiye ile ilişkilerine ve Irak’ın siyasi sistemine etkileri, kuzey bölgesindeki yönetimin Türkiye’yle iyi ilişkiler içinde olma gereksinimi, Maliki yönetiminin geleceği, Irak’ın iç meseleleri ile Türkiye’nin bazı iç sorunları arasındaki etkileşim ve Türkiye’nin Irak politikasının yürütülmesinde Ankara’daki kurumlar arası eş güdümün önemi gibi konularda da çeşitli görüşler dile getirildi.