Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

ABDULHEKİM BEŞAR: “SURİYE’NİN ADEMİ MERKEZİYETÇİ BİR SİSTEME SAHİP OLMASINI İSTİYORUZ”

Suriye’de kurulan ilk Kürt partisi olan Suriye Kürt Demokrat Partisi 1957’den beri geçirdiği değişikliklere ve karşılaştığı örgütsel sorunlara rağmen bugün Suriye Kürtlerinin en güçlü partilerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle bugüne kadar Suriyeli çeşitli muhalif gruplarla yapılan röportajları yayımlayan ORSAM, Erbil’de Suriye Kürt Demokrat Partisi lideri Abdulhekim Beşar ile görüşmüştür. 
 
ORSAM: Öncelikle bize kendinizi ve partinizi tanıtabilir misiniz?
 
Abdulhekim Beşar: Adım Abdulhekim Beşar, Suriye Kürtleri arasındaki en önemli ve en geniş tabana sahip partilerden birisi olan Suriye Kürt Demokratik Partisi’nin Genel Sekreteriyim.
 
ORSAM: Bize partinizin tarihinden ve geçtiği aşamalardan bahsedebilir misiniz?
 
Beşar: Partimiz 14 Haziran 1957’de kurulmuştur. Şu ana kadar birisi 1972’de Kuzey Irak’ta olmak üzere 10 Kongre gerçekleştirdik. Suriye’deki rejimin uygulamalarına karşı mücadelemiz uzun yıllardır devam etmektedir. Bu uzun mücadele boyunca birçok yoldaşımız tutuklanmış ve çeşitli cezalara çarptırılmıştır. 1970’li yıllarda liderlerimizin çoğu uzun süre boyunca tutuklu kalmıştır. Yaşadığımız sorunlardan sonra en son yaptığımız kongre 2007 yılında gerçekleşmiştir. Bu kongrede ben genel sekreter seçildim. 2007 yılındaki kongrenin en önemli yanı ciddi bir özeleştiriye sahne olmasıdır. Bu kongrede yapılan özeleştiri ile amaçlarımıza ulaşamamamızın nedenleri tartışıldı. Bu kongre sonucunda başarıya ulaşamamamızın temel nedeninin düşmanlar olduğu fikri bir yana bırakıldı. Kürtlerin haklarını elde edememesinin temel nedeninin bizden kaynaklandığına ve en temel hatanın yeterli hazırlık yapılmamış olduğuna karar verdik. Ayrıca, aşiret bağları gibi nedenlerle de Kürtlerin istedikleri noktaya gelemedikleri kanaatine ulaştık.
 
ORSAM: Suriye’de Kürtlerin toplumsal yapısı hakkında bilgi verir misiniz?
 
Beşar: Bu konuda yapılmış net bir çalışma yoktur, ancak Suriye’nin dinsel ve etnik anlamda bir mozaik olduğu görülmektedir. Suriye’nin nüfusu şimdilerde 21-23 milyon civarındadır. Kürtlerin bunlar içindeki sayısı tahmini olarak 3.5 – 4 milyon arasında olduğu söylenebilir. Suriye’de Kürtler asıl olarak üç vilayette yaşamaktadır. Bunların en büyüğü Haseke’dir. Bunların dışında kalan iki bölge Ayn el Arap olarak da bilinen Kubani ve Afrin bölgesidir. Bu yerleşimlerde nüfusun çoğunluğu Kürtlerden oluşmaktadır. Bunun dışında Şam ve Halep’in merkezinde Lazkiye, İdlib ve Hama gibi yerlerin ise kırsal bölgelerinde Kürtler bulunmaktadır.
 
ORSAM: Suriye’de yönetim karşıtı gösterilerin her geçen gün arttığı görülmektedir. Bu gösteriler yoluyla ya da bazı silahlı grupların rejime karşı verdiği mücadele yoluyla Beşar Esad Yönetimi’nin devrilebileceğini düşünüyor musunuz?
 
Beşar: Rejimin ayakta kalmasının mümkün olmadığını düşünüyoruz. Bu kadar katliam ve şiddetten sonra rejim ayakta kalamaz. Zaten, görüldüğü gibi bu kadar güç kullanımına rağmen rejim ayaklanmayı bastıramamıştır. Fakat muhalefetin de ayaklanmanın başladığı dönemden bu yana geçen süreyi çok iyi kullanabildiği söylenemez. Bu süre zarfında özellikle Suriye Ulusal Konseyi bazı hatalar yapmıştır. Şu ana kadar Hristiyanlar ve Durziler “devrim”e katılmamışlardır. Çünkü, Baas rejimi onları yıllar boyunca bu rejimin devrilmesi halinde yerine İslamcı bir rejimin kurulacağına ikna etmiştir. İslamcı bir Yönetimin işbaşına gelmesi onlar için büyük bir sıkıntı yaratacağından bu gruplar halen protestoları desteklememektedirler. Bunun önemli sorumlularından birisi muhalefet hareketidir. Çünkü açık bir programa sahip değillerdir.
 
Kişisel olarak Beşar Esad’ın devrilmesinden sonra Suriye’yi İslamcıların yöneteceğini düşünmüyorum. Bence Suriye’yi bütün Suriyeliler yöneteceklerdir. Fakat, rejimin bu yöndeki propagandası Suriye’de bazı çevrelerde etkili olabilmektedir. Bu propagandanın etkilerini aşmak için muhalefetin 3 yönde çalışması önemlidir. Bunlardan birincisi çok açık ve net bir programın ortaya konularak doğrudan tüm taraflarla diyaloga geçilmesi ve Suriye’nin gelecekte çok daha güzel bir yer olacağının anlatılması gerekmektedir. İkinci olarak din adamlarının bazı fetvalarda vererek Hıristiyanların, Müslümanların ve diğerlerinin yeni Suriye’de eşit olacağını herkese ilan etmeleri gerekmektedir. Üçüncü olarak da bu insanlarla sahada doğrudan irtibata geçilmesi ve doğrudan vurgulanması gerekiyor. Sadece sokaklarda rejime karşı çıkmak yetmez, rejime karşı siyasi bir cephe de oluşturmak yararlı olacaktır. Bunlar yapılırsa rejimin sonunun geldiğini göreceğiz. Şu ana kadar ayaklanmaya katılanlar Sünni Araplar ve Kürtlerdir. Diğer grupların sadece entelektüel kesimleri ya da önde gelenleri ayaklanmaya destek vermekte, ancak bu gruplara bağlı olan halkın tabanda gösterilere destek vermediği görülmektedir.
 
ORSAM: Yaklaşık 1 yıldır Suriye muhalefetinde bir parçalanmışlık durumu gözlemlenmekteydi. Arap muhalefeti kendi içinde Kürt muhalefeti kendi içinde ayrılıklar yaşıyorken öte yandan bu iki ana muhalif grubun birbirleriyle ilişkilerinde de sorunlar vardı. Bu sorun çözülebildi mi?
 
Beşar: Bu tür parçalanmaların diktatöryel sistemlerde yaşanması normaldir. Demokrasinin oturması çok daha iyi siyasi sonuçlar ortaya koyacaktır. Demokratik bir sistemde küçük partiler büyük partilerin içinde eriyecektir. Çünkü, bu partilerin yaşamasının gereği kalmayacaktır. Diktatörlükle yönetilen rejimlerde ise bu farklı şekilde cereyan etmektedir. Kürtler olarak hem kendi içimizde hem de diğer partilerle en doğru biçimde anlaşmalar yapmaya çalışıyoruz. 26 Ekim 2011’de Kamışlı’da yapılan toplantıda 11 Kürt partisi biraraya gelerek bir Kürt Ulusal Konseyi’ni (KUK) oluşturdular. Bu kurumun faaliyetlerinin merkezi Suriye’de Kamışlı kentindedir. Ben de ilk başkanı olarak seçildim. Yarın başkanlık dönemim sona erecektir. Bir sonraki başkanlık için Yekiti Partisi Başkanı İsmail Hami’yi önerdim.
 
ORSAM: Suriye’de Arap muhalefet ile Kürt muhalefet arasında sorunlar vardı. Birlikte muhalefet etmek konusunda bir ilerleme sağlayabildiler mi?
 
Beşar: Ben, Suriye Ulusal Konseyi’ne üye olan partilerin çoğuyla görüştüm. Bir süre önce Suriye Ulusal Konseyi’nin lideri Burhan Galyun da Erbil’deydi. Kendisiyle görüştüm, bir ilerleme sağlandı ama kesin bir anlaşmaya vardığımı söyleyemem.
 
ORSAM: KUK’un Suriye Ulusa Konsey’inden beklentileri nelerdir?
 
Beşar: Bu iki konseyin birleşmesi durumunda Suriye nüfusunun yarısından çoğu tek bir çatı altında birleşmiş olacaktır. Ancak bazı anlaşmazlık noktaları vardır. Biz, gelecekte Suriye’nin ademi merkeziyetçi bir sisteme sahip olmasını istiyoruz. Çünkü Suriye farklı etnik gruplardan oluşmaktadır. Ademi merkeziyetçi bir sistemde her grubun haklarını verilmekte ve bu hakların kullanımı belli bir partinin kontrolü altına girmemektedir. Bu durum, diğer muhalefet partilerinin de bu çatı altında birleşmesini kolaylaştıracaktır. İkinci beklentimiz ise laik bir devlet. Laiklikten kastımız iki şeydir: Dinin devletten ayrılması ve dolayısıyla her bir kişinin Suriye’de istediği konuma gelebilmesi. Ayrıca bu laiklik sistemi çağdışı kalmış düşüncelerin devletin kurumlarına kök salmasını engeller.
 
SUK ile KUK arasında önemli bir anlaşmazlık noktası da Kürt meselesinin nasıl çözüleceğine yönelik yöntemlere ilişkindir. Bu noktada en çok ön plana çıkan husus kendi kaderini tayin hakkı’dır. SUK, Kürt sorunun demokratik bir biçimde çözülmesi gerektiğini söylüyorlar, fakat önerdikleri demokratik çözüm açık değildir. Ne anlama geldiğini bilemiyoruz. Bazı TV kanallarının ve okulların açılması ya da dergi çıkarılmasına destek verilmesi gibi yöntemler öneriliyor, bunu kabul etmiyoruz. Biz Kürtlerin haklarının anayasada yazılı olmasını ve anayasal hak haline getirilmesini istiyoruz. Diğer muhalif örgütlerin şunu anlaması lazım: Suriye sadece muhalefetin değil hepimizin devletidir. Muhalefet istediğini, verip istemediğini reddedemez. Bu tür düşünceler Baasçı düşüncenin verdiği eğitimin sonucunda gelmektedir. Biz ortak olarak kabul edilmek ve davranılmak istiyoruz. Ancak Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasını da istiyoruz.
 
SUK kendi kaderini tayin hakkının muhtemelen yeni bir devletin kurulmasıyla sonuçlanacağına inandığından buna karşı çıkmaktadır. Ancak, bizim Kürt devleti kurma isteğimiz yok, ayrıca coğrafya açısından da bakıldığında bu pek mümkün değildir. Çünkü, şu anda Suriye’de Kürtlerin yaşadığı yerler üç parçaya bölünmüş durumdadır. Hepsinden de önemlisi, bölgede yeni bir Kürt devletinin kurulması siyasi haritanın değişmesi anlamına gelecektir. Bu bölge ülkelerini de aşarak büyük ülkelerin dahil olacağı bir konudur. Buna süper güçler karar verecektir.
 
ORSAM: Şu andaki gösterileri ya da olaylar Beşar Esad Yönetimi’nin devrilmesi için yeterli olacak mıdır?
 
Beşar: Kesinlikle bu tek başına yetmez. Gösterilerden başlayarak içerideki tüm güçlerin birleştirilmesi gerekir sonra ise şuna çalışmak gerekmektedir. Bu ayaklanmaların tüm il ve ilçelere dağılması gerekmektedir. Bunu gerçekleştirebilirsek Suriye yönetiminin bu ayaklanmaları kontrol etme şansı kalmayacak, rejime yönelik dışarıdan ekonomik ve siyasi baskılar artacaktır. Bence, Suriye muhalefetinin birleşmesi gerçekleşirse dışarıdan bir müdahaleye gerek kalmayacaktır, çünkü, Suriye’de rejimin dayanağı olan en önemli iki kurum çökmek üzeredir: Ordu ve ekonomi. Bu iki faktörün birleşmesi rejimin devrilmesi için yeterlidir. Bunun dışında dış güçlerin doğrudan müdahale etmesi tehlikelidir. Çünkü özellikle İran dışarıdan müdahaleye karşı çıkacaktır.
 
ORSAM: Bugünlerde uluslararası basında Suriye içinde bir tampon bölge kurulması fikri tartışılmaktadır. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
 
Beşar: Tampon bölgenin kurulması iyi bir şeydir. Ancak nerede ve nasıl kurulacağı önemlidir. Mantık şunu gösteriyor ki, böyle bir bölgenin Türkiye üzerinden kurulması gerekiyor. Peki Türkiye böyle bir rolü üstlenecek mi? İran ile Türkiye’nin komşu olması onun için dezavantaj yaratmaktadır. Başlangıçta, Suriye halkında Türkiye’nin üstleneceği rol konusunda sıcak bir bakış vardı. Özellikle de Sunni Araplar Türkiye’nin hızlı bir biçimde müdahale edeceğini düşünüyorlardı. Ancak bu beklenti gerçekleşmedi. Bunun nedenlerinden birisi Türkiye’nin Suriye’deki Kürtler konusundaki endişeleri. Dolayısıyla Türkiye’nin tutumunda istikrarsızlık vardır. Türkiye’nin bu tutumunun değişmesinin çok net bir biçimde değişmesinin zamanı gelmiştir.
 
ORSAM: BMGK’den Beşar Esad Yönetimi’ni zora sokacak bir karar bekliyor musunuz?
 
Beşar: Bence Rusya kısa bir süre sonra tutumunu değiştirecektir. Rusya’nın önünde birkaç konu var. Örneğin kısa süre sonra yapılacak olan seçimler: Putin karar almak için zaman kazanmaya çalışıyor. Ayrıca Suriye’de kurulması planlanan yeni rejimin geleceği de belli değil. Üçüncü olarak da Suriye’nin tüm silahları Rusya kaynaklıdır. Rejimin değişmesi halinde bu silahların sırlarının batının eline geçmesinden korkuyor. Dolayısıyla bu destek vermemesi batıyla pazarlıklarının son bulmaması ve zaman kazanma çabasından kaynaklanmaktadır. Ancak, eğer BM’den bir karar çıkarılabilirse biz bundan memnuniyet duyarız. Biz, BM’den çıkacak her karara razıyız.
 
ORSAM: Türkiye’ye vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
 
Beşar: Bu Türkiye halkına bir mesajdır. Türk halkı ile Suriye halkı kardeş ve dosttur. Bu dostluk anayasa üzerinden tespit edilmelidir. Ayrı ülkelerden aile olarak yaşamalıdırlar.
 
ORSAM: Teşekkür ederiz.
 
 
 
* Bu röportaj 10 Şubat 2012’de Erbil’de gerçekleştirilmiştir. 
 

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar