Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

BEHÇET BEŞİR RESUL: “UÇUŞA YASAK BÖLGE UYGULAMASI YAPILSIN AMA BU BÖLGEYE ASKERİ GÜÇ GETİRİLMESİN”

Irak’ta 1957 yılında kurulan Kürt Demokratik Partisi birkaç kez ayrılığa sahne olmuştur. Son yıllarda liderlik mücadelesinin yoğunlaştığı partiden ayrılan bir grup partinin önde gelen isimlerinden birisi olan Nasreddin İbrahim’in liderliğinde ayrıldığı partinin ismini koruyarak varlığını sürdürmektedir. Kürt Ulusal Konseyi’nin bir parçası olan Kürt Demokrat Partisi El Parti’nin Kuzey Irak temsilcisi olan Behçet Beşir Resul ile görüştük. 
 
 ORSAM: Bize kendinizi ve partinizi tanıtabilir misiniz?
 
Behcet Beşir Resul: Adım Behcet Beşir Resul, Suriye Kürt Demokrat Partisi El Parti kuzey Irak temsilcisiyim. Partimiz 1957’de kurulmuştur. Suriye’de kurulan ilk Kürt partisidir. Fakat daha sonra parti içinde bazı ayrılmalar olmuştur. Şu anda bizim partimizin lideri Nasreddin İbrahim’dir. Partimizin temel ilkeleri laiklik ve demokrasidir. Temel amacımız Suriye’yi demokrasiye getirmek ve Suriye’deki tüm etnik ve dinsel gruplarla demokratik bir ortamda barış içinde yaşamaktır. Partimiz, Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nin üyesidir.
 
ORSAM: Suriye’nin geleceği nereye gitmektedir?
 
Resul: Suriye güçleri hala ayaklanmaya karşı kuvvet kullanmaya devam etmektedir. Suriye yönetimi şu anda halkın, önceden görev yapmış yetkililerin ya da komşu ülkelerin önerilerini dikkate almamaktadır. Suriye Yönetimi askeri gücünü kullanarak katliamlarını sürdürmektedir. Bu şekilde devam ederse Suriye Yönetimi kendi kendisini bitirecektir. Bir gerçek vardır; o da Suriye halkının haklarından vazgeçmeyeceği ve sonuna kadar hakkını aramaya devam edeceğidir. Suriye halkı ne kadar kayıp verirse versin, ayaklanmayı sürdürecektir. Sonunda mutlaka zafer Suriye halkının olacaktır.
 
ORSAM: Sizin partinize göre Suriye Kürtlerinin sorunlarına nasıl çözüm bulunabilir?
 
Resul: Suriye’de KUK oluşum aşamasındayken bizim de parti olarak bu Konsey çerçevesinde bazı isteklerimiz oldu. Konsey oluştuktan sonra ise artık bu kurum çerçevesinde alınan kararları takip ediyoruz. KUK’un isteklerinden en önemlisi, Suriye’nin bütünlüğü çerçevesinde Kürt halkının haklarının verilmesidir. Rejim devrildikten sonra büyük bir ihtimalle yeni bir referandum yapılacağına inanıyoruz. Burada Kürt halkın isteklerinin ne olduğu belirlenecektir. Ancak şunu söyleyebilirim ki, bu istekler Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde olacaktır. Bu nedenle, diğer muhalefet partilerinden de şimdiden istek ve taleplerini açıkça belirlemelerini ve böylece Suriye’nin toprak bütünlüğüne zarar gelmesinin önlenmesini istiyoruz. Önemli bir noktaya işaret etmek istiyorum. Biz daha önce Irak ve İran Kürtleri’nin yaşadığı tecrübeleri gördük. Örneğin, Humeyni döneminde Şah’a karşı ayaklananların arasında Kürtler de vardı. Fakat, Humeyni iktidara gelince Kürtlere verdiği sözleri bir kenara bıraktı ve onları iktidardan dışladı. Aynı biçimde Irak Kürtleri de benzer bir tecrübe yaşadı. O yüzden biz de Suriye muhalefetine şunu söylüyoruz. Biz de Suriye muhalefetinin bir parçasıyız ancak haklarımızın şimdiden anayasal olarak tespit edilmesini istiyoruz.
 
ORSAM: Beşar Esad Yönetimi devrilirse Kürtlerin nasıl bir yönetime sahip olmasını istiyorsunuz?
 
Resul: Eğer Esad yönetimi devrilirse Kürtler ya federalizm ya da özerk bölge talep edecektir. Bu özerk bölge Kürt Bölgesel Hükümeti gibi olabilir. Biz federal bölgeden yanayız, çünkü bizim gördüğümüz kadarıyla federal bölge daha başarılı bir tecrübedir.
 
ORSAM: Suriye Ulusal Konseyi ile Kürt Ulusal Konseyi arasındaki ilişkiler nasıldır?
 
Resul: Son zamanlarda ilişkilerimizde önemli bir düzelme meydana geldi. Burhan Galyun’un liderliğindeki Suriye Ulusal Konsey’i ile görüşmelerimiz devam ediyor. Fakat tam bir anlaşmaya vardığımızı söyleyemeyiz. Aramızda iki önemli sorun var: Birincisi onlar bizim Suriye Ulusal Konseyi’ne üye olmamızı istiyorlar, biz ise KUK’un devamını istiyoruz. Varlığımızı korurken diğer muhalif gruplarla da anlaşmaya varmayı umuyoruz. Böylece bu yönetimi devirmeyi ve kan dökülmesini durdurmak istiyoruz.
 
Suriye Ulusal Konseyi’nin Kürtlerin haklarına daha fazla özen göstermesini isterdik, ancak hala Baasçı zihniyetten kurtulabilmiş değillerdir. Biz Suriye Kürtleri öteden beri bu yönetime karşı mücadele ettik ve çok sayıda kayıp verdik. Ancak, geçmişte mücadele ettiğimize benzer bir zihniyetin hala yaşadığını görüyoruz. Biz Suriye’nin bu zihniyetin dışında demokratik, ademi merkeziyetçi ve parlamenter bir ülke olmasını istiyoruz.
 
ORSAM: Beşar Esad Yönetimi’nin mevcut gösterilerle ya da yürütülen silahlı mücadele ile devrilebileceğini düşünüyor musunuz? Yoksa Yönetimi’n değişmesi için bir uluslararası müdahale gerecek mi?
 
Resul: Bu yönetimin çok önceden değişmesi gerekirdi. Fakat, işkenceler baskılar ve diğer kötü uygulamalar istihbarat ve güvenlik güçleri tarafından insanların ayaklanmasını engellemişti. Bu baskılar yüzünden 12 Mart 2004’te Kürt halkı bir ayaklanma gerçekleştirdi. Bu ayaklanma ile Kürtler yaşadıkları bölgeleri kontrolüne almışlardı. Fakat, diğer milletler bizimle işbirliği yapmadığı için ancak 1 hafta kadar kontrol altında tutabildik. Rejim güç kullanarak bu bölgeleri yeniden ele geçirdi ve 40 gencimizi kaybettik ve 450 – 500 kişi yaralandı 5000 kişi gözaltına alındı. Aynı zamanda Suriye yönetimi bize ambargo uygulamaya başladı ve bu nedenle 600000 kadar Kürt Şam ve Halep’e göç etmek zorunda kaldı. İnsanlar evlerini terketmek zorunda bırakıldılar. Aynı olaylar 1980’lerde Hama’da Arap kardeşlerimizin başına da gelmişti. O yıllarda da binlerce insan öldü ve onbinlercesi tutuklandı. Aradan uzun yıllar geçtikten ve Arap Baharı bölgeye geldikten sonra bu durum Suriye milletinin korkusunu yenmesine neden oldu. Bu nedenle hemen hemen tüm bölgelerde ayaklanma başladı ve kayıpları kimse önemsemiyor artık. Ayaklanma onur mücadelesine dönüştü. Hiçbir komşu ülkenin ya da diğer ülkelerin bize kışkırtması olmamıştır. Fakat biz komşu ülkelere teşekkür ediyoruz ki, bize yardımcı oluyor ve göçmenlerimizi ağırlıyorlar.
 
ORSAM: Bugünlerde uluslararası basında Suriye’de bir tampon bölge kurulması haberleri yayınlanıyor. Bu tür bir bölgenin kurulması hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Resul: Biz, komşu ülkeler ve diğer ülkelerden ayaklananlar için bir koruma istiyoruz, fakat Suriye’nin iç işlerine müdahale edilmesine karşıyız. Çünkü eğer bir askeri müdahale olursa kurunun yanında yaş da yanacaktır. Fakat, komşu ülkelerin Suriye halkını korumasını, yardımcı olmasını ve Suriye yönetimine baskı uygulamasını istiyoruz. Eğer BM’nin geçmişte Irak’ta uyguladığı gibi bir güvenli bölge kurulursa bu bizim için de uygun olacaktır. Ancak bu güvenli bölgeyi ancak tek bir koşulda kabul ederiz. Uçuşa yasak bölge uygulaması yapılsın ama yabancı ülkeler bu bölgeye askeri güç getirmesinler.
 
ORSAM: Beşar Esad Yönetimi ne kadar devam edebilecektir?
 
Resul: Şu andaki yönetimin ayakta durmasının nedeni dış destekçilerinden aldığı yardımlardır. Bu destekçiler ise Rusya, Çin, İran ve Hizbullah’tır. Eğer bu askeri ve maddi yardımlar olmasa iktidar ayakta kalamazdı. Fakat bunu görüyoruz ki,  artık iktidarın birkaç bölge hariç birçok bölgede gücü kalmamıştır. Her geçen gün daha fazla bölge Suriye yönetiminin kontrolünden çıkmaktadır. Fakat, uluslararası kamuoyundan Suriye konusunda gerçekçi bir destek görmüyoruz.
 
ORSAM: Yaklaşık Erbil’de Kürt muhalefetinin büyük bir kısmını biraraya getiren bir toplantı yapıldı. Fakat bazı Kürt partileri bu meclise katılmadılar. Dolayısıyla Suriye Kürtlerinin de hepsinin birarada hareket etmediğini görüyoruz. Bu sorunu Suriye Kürtleri nasıl çözmeyi düşünüyorlar?
 
Resul: Bu kongre Suriye dışında yaşayan Kürtler içindi. Siyasi bir kongre değildi. Kongreye 25 ülkede yaşayan Suriye göçmeni Kürtler katıldı. Asıl hedefimiz, bu ayaklanmayı nasıl desteklenebileceği ve basında Kürt muhalefetinin daha fazla yer alabileceği sorularına yanıt bulmaktı. Bu nedenle tüm partileri bu kongreye davet ettik. Fakat bazı partiler bu davete katılmadılar. Bunların arasında en önemlisi PYD idi. Kongrede, partilerin KUK çerçevesinde siyasetlerini birleştirmesi kararının alınması çok önemli bir kazanım oldu.
 
ORSAM: Teşekkür ederiz.
 
 
* Bu röportaj 11 Şubat 2012’de Erbil’de gerçekleştirilmiştir.
 

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar