Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

CEYDA ALPAY: “BLACK SEA BOX PROJESİ KARADENİZ’DEKİ ÇEVRE SORUNLARINA DİKKAT ÇEKMEDE BAŞARILI OLDU”

ORSAM Su Araştırmaları Programı, UNDP “ Every Drops Matters” projesininde, Black Sea Box projesinin bölgesel yöneticisi Ceyda Alpay ile görüştü. Projeyi, sonuçlarını ve gelecek dönem çalışmalarını anlatan Alpay, Karadeniz’de kıyısı olan ülkelerde uygulanan Black Sea Box projesinin, UNDP’nin  “Every Drop Matters” ana projesinin alt projelerinden biri olduğunu,  bölgesel olan projenin başarısı nedeniyle küresel bir boyut kazandığını ve süresinin ve yayılımının genişletildiğini belirtti.
 
 
ORSAM: Sayın Alpay, öncelikle kendinizi tanıtabilir misiniz?
 
Ceyda ALPAY: 2009 yılından beri UNDP çatısı altında “Every Drops Matters” projesinde çalışıyorum. Projemiz Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Coca Cola işbirliğiyle beş sene önce “su ortaklığı projesi” olarak başladı. Bende bu projenin son bir senedir bölgesel yöneticiliğin yapıyorum. Boğaçhan Bey ise İsveç’ten küresel projemizin yöneticiliğini yapmakta. Bizim ilk olarak Coca Cola’yla başlattığımız proje bölgesel olarak başladı. Bunun içindeki ülkeler sırasıyla; Türkiye, Rusya, Ukrayna, Kazakistan, Ermenistan, Hırvatistan ve Romanya’ydı. Projemizin başarısı kanıtlanınca küresel bir boyut aldı, dünyaya açılmayı hedefledik ve bu konuda da adımlar attık. Şu an bölgesel projemizin kapanış senesindeyiz. Aslında 2011 sonunda projenin bitmesi beklenmekteydi. Ama bu süreyi 2012 sonuna kadar uzattık. Rusya, Ukrayna ve Kazakistan’da tamamlanmamış birkaç projemiz kaldı. Onlar tamamlanınca proje kapanacak. Türkiye genelinde, Beypazarı’nda Yağmur suyu hasadı projesi, Saray’da içme suyu projesi ve Karadeniz’le ilgili olarak da “Black Sea Box” projelerimiz gerçekleşti.
 
Bölgesel çalışmada ülkeler (Türkiye, Rusya, Ukrayna, Kazakistan, Ermenistan, Hırvatistan ve Romanya) neye göre seçildi?
 
Proje ortakları olan UNDP RBEC (Regional Bureau of Europe and CIS) ve Coca-Cola Avrasya ve Afrika grubunun kapsadığı ülkeleri ihtiyaçları doğrultusunda ve aynı zamanda örnek teşkil edecek şekilde kesiştirerek bu ülkelere karar verilmiştir.
 
Herhangi bir yeterlilik ya da iklimsel, coğrafi bir özellik arandı mı?
 
Yeterlilik değil ama tabi ki sorun arandı. Ülkelerde belirlenen sorunlara göre projeler tasarlandı. Mesela sadece yağmur suyu hasadı uyguluyor olsaydık bunu her ülkede yapamazdık. Ama biz her ülkenin kendi iklimine, kendi bitki örtüsüne, coğrafi konumuna ve o ülkede gereksinim duyulan konulara göre projeler ürettik. Zaten o ülkelerdeki ofislerle direk çalıştığımız için, oradan gelen taleplere göre projeler belirlendi.
 
“Black Sea Box” çalışmasını anlatabilir misiniz?
 
“Black Sea Box” öğretmenlere yönelik olarak hazırlanan ve sonuç olarak çocukların Karadeniz konusunda eğitilmesini amaçlanan bir eğitim kutusu. Bu eğitim kiti hazırlanırken WWF’yle, Karadeniz Komisyonu’yla, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü ve Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı’yla beraber çalıştık. Amacımız Karadeniz’deki problemlere dikkat çekmek, nasıl önleyebileceğimizi bulmak ve bunları çocuklara erken yaşta aşılamaktı. Bunun için eğitim kiti içinde çocuklara “el kitapçığı/handbook” hazırladık. El kitapçıkları, beş konu başlığı içeriyor. Konu başlıklarının altında detaylı diyebileceğim düzeyde anlatımlar var. Önce “Karadeniz’in hidrolojik özellikleri, ekolojik özellikleri, Karadeniz’in önemi, Karadeniz’deki türler” anlatılıyor. Daha sonra “Karadeniz’i neden korumalıyız? Karadeniz’i tehdit eden sorunlar nedenler ve biz bunlar için neler yapabiliriz?” sorularına cevaplar verilerek bitiriliyor. Buradaki sistem öğretmenlerin konuları kendilerinin okuyup, sentezleyip, öğrencilerin anlayabileceği şekle getirmelerine dayanıyor. Her ünitenin sonunda yaklaşık on adet oyun var. Bu oyunlar interaktif oyunlar. Kitapçıklardan sayfalar çocuklara dağıtılıyor ve çocuklar her oyunda Karadeniz’le ilgili bir şeyler öğreniyorlar. Bunun için “eğiticilerin eğitimi” yöntemini izledik. Karadeniz’e kıyısı olan tüm illerden öğretmenleri topladık ve öğretmenlere Karadeniz Eğitim Kutusu’nu anlattık. İçindeki oyunları beraber oynadık. Her okuldan 1-2 öğretmen geldi ve her öğretmene 1-2 kutu verildi. Onlarda bu kutuyu dönüşümlü olarak sınıflarda kullanıyorlar. Kutu ilköğretim öğrencileri için hazırlandı. İçinde kitapçığın haricinde oyun kartları ve iki poster var. 2009 yılında Türkiye ayağını başlattık ve bu senenin sonunda Karadeniz kıyısındaki tüm illerde uygulanmış olacak. Yaklaşık 950 öğretmene ulaştık. 2011 yılının başında ise Rusya ve Ukrayna’da “Black Sea Box” projesini başlattık. Şu an kutu Türkçe, İngilizce (dillerden birbirine çevirebilmek için), Rusça ve Ukraynacaya çevrildi. Daha sonra Gürcistan, Bulgaristan başta olmak üzere Karadeniz’e kıyısı olan tüm ülkelerde bu proje yapılacak.
 
Kitap hazırlanırken nelere odaklanıldı? Karadeniz’in deniz olarak kirliliği mi ana konuydu? Yoksa Karadeniz’e boşalan nehirlerin kirliliğine de değinildi mi?
 
Nehirlerin kirliliğine kısaca değinildi. Bunun dışında Karadeniz’in atıklar tarafından kirletilmesi, bilinçsiz avlanma, dışarıdan yabancı türlerin gelişi, diğer denizlerden gelen balast suyuna kadar çeşitli konular anlatılıyor.
 
2012’de Kore’de Expo2012 düzenlenecek. Expo 2012’de “Ocean and Coast Best Practice Areas” konulu bir bölüm olacak. Bunun için tüm dünya projeleri arasından 12 tane best practice proje seçtiler ve “Black Sea Box”’ da seçilen projelerden biri oldu. Bize bir stant ayrıldı ve tüm dünyaya “Black Sea Box”’ı tanıtma şansını yakalamış olduk. Orada projemizi anlatacağız, sunumlar yapacağız, çocuklara oyunları oynatacağız. Katılımın çok yüksek olması bekleniyor. Özellikle genç katılımcıların gelmesi umuluyor.
 
Genellikle projeler önce çocuk odaklı başlıyor. Projeniz kapsamında UNICEF gibi kuruluşlarla bağlantınız var mı?
 
UNICEF, iki kurum sürekli iletişim halinde olduğu Milli Eğitim Bakanlığı’na ulaşmamıza yardımcı oldu.
 
Projenin bitiminin 2012’ye kadar uzadığını söylediniz. 2012 son tarih mi? Yoksa daha da uzama ihtimali var mı?
 
Türkiye kısmı dağıtımı bitirdiğimiz için sonuçlandı. 2012 yılının sonunda Rusya ve Ukrayna dağıtımı da bitecek. Sonra Bulgaristan ve Gürcistan başlayacak.
 
Bundan sonraki projeleriniz neler?
 
Bu “Every Drops Matters” alt projelerinden biri idi zaten. “Every Drops Matters” olarak 35 ülkede devam ediyoruz. Ülke sayısının daha da artması bekleniyor. Yine her ülkenin kendi özelliklerine göre su alanında projelerimiz devam edecek.
 
Bu 35 ülkede hiç Ortadoğu ülkesi var mı?
 
Evet, var. Lübnan, Ürdün, Bahreyn, Filistin ve Birleşik Arap Emirliklerinde projelerimiz var. Geçen sene projenin küresel hale geldiğini bildirmek için İstanbul’da çalıştay düzenledik. Çalıştay’a projeye dahil etmeyi planladığımız ülkelerdeki yetkili kişileri çağırdık. Karşılığında da ülkelerinde yapılması gerekli proje önerilerini aldık. Talepler doğrultusunda her ülkeden mutlaka bir proje değerlendirdik.
 
Karadeniz’de tatlı su kaynaklarının kullanımıyla ilgili bir çalışma yapıldı mı?
 
Hayır.
 
Orada su kıtlığı değil su bolluğu var. Belki su kalitesiyle ya da yönetimiyle ilgili bir proje yapılabilir. Ama şu an öncelikli bir konu değil galiba.
 
Aslında Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler hala bizim ilgi alanımızda. Şu an daha çok “Every Drops Matters”  projeleri yapıyoruz. Yani daha çok çocukların ve kadınların dahil olabileceği bilinçlenmeyi arttırmaya yönelik projeler. Su kaynaklarının kullanımına dair bazı projelerimiz oldu. Örneğin Beypazarı’ndaki yağmur suyu hasadı projesini bu kapsama dahil edebiliriz. Türkiye’den gelen yeni projemizde yağmur suyu hasadı projesidir. Bu projede Ege Derneği’yle beraber çalışıyoruz.
 
Yağmur hasadı projelerinde bazen asit yağmuru ya da temiz olmayan yağmur suyu problemiyle karşılaştığınızda ne yapıyorsunuz? Bir arıtmadan geçiyor mu?
 
Beypazarı’ndaki projemizde çok basit bir kum-çakıl filtresinden geçiyor. Zaten ilk pilotu kurduğumuz anda yağmur suyu test ediliyor. Başarısız bulunduğu takdirde uygulamayı yapmıyoruz.
 
Yani çok ciddi bir arıtma gerektiriyorsa hiçbir şekilde uygulamaya yapılmıyor.
 
Tabi. Çünkü böyle bir durumda muhtemelen diğer sistemlerden daha pahalıya gelir.
 
Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
 
Projelerimizin örnek alınmasını istiyoruz. Bu nedenle Expo 2012’de gerekli özeni göstereceğiz ve Expo 2012 sonrası daha çok ses getireceğine inanıyoruz.
 
Yanıtlarınız için teşekkür ederiz. 

* Bu röportaj, ORSAM Su Araştırmaları Programı Uzmanı Dr. Tuğba Evrim Maden tarafından Aralık 2011’de Ankara’da gerçekleştirilmiştir.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar