ORSAM, çatışmalara psikanalitik bir pencereden yaklaşarak ortak bir diyalog zemini bulmaya çalışan International Dialogue Initiative (IDI) grubunun temsilcileri Prof. Dr. Vamık Volkan, Lord John Alderdice ve Dr. Robi Friedman ile görüştü. İlk olarak İsrailli analist, Haifa Üniversitesi Öğretim Üyesi ve International Dialogue Initiative (IDI) eşbaşkanı Dr. Robi Friedman ORSAM’ın konuğu oldu. Friedman ile Arap Baharı sürecini, İsrail’in Arap Baharı’na olan tutumunu ve Türkiye-İsrail ilişkilerini konuştuk.*
ORSAM: 2010 başından beri Ortadoğu’da yeni bir rüzgâr gibi esen Arap Baharı haraketlerinde sizce kazanan ve kaybedenler var mı?
ROBI FRIEDMAN: Çok önemli bir soru bence. Şu andaki durumda bence Libya ekonomik anlamda kazançlı çıkabilir çünkü gelirin büyük bir kısmı Kaddafi rejimi tarafından toplanıyordu. Şimdi halkın da bu gelirden faydalanma imkânı olabilecek. Kısa vadede Tunus ve Mısır zararlı çıkacak gibi görünüyor. Çünkü bu ülkelerde demokrasi rejiminin gelmesi gerekiyor. Demokrasi rejiminin de sağlamlaşması, kurumsallaşması için en az 30-40 yıl gerekmektedir.
ORSAM: İsrail’in Arap Baharı hareketlerinden ne gibi bir kaybı veya kazancı olacaktır?
ROBI FRIEDMAN: Kısa vadede İsrail için Arap Baharı sürecinin daha zor olacağını düşünüyorum. Ancak bence neticede İsrail bu gelişmelerden çok kazançlı çıkacaktır. Çünkü, Ortadoğu’nun yani bu bölgenin demokratikleşmesi bölge barışına katkı sunacaktır. Elbette kısa vadede yaşanan geçiş sürecinden ötürü bir istikrarsız bir dönem yaşanacaktır. Neticede Mısır’da ve diğer ülkelerde totaliter rejimler değişiyor ve değişirken bu dönüşümleri tetikleyen gençliğin siyasi anlamda deneyimsizliği zaman zaman çabuk karar vermelerine yol açabilir. Öte yandan uzun vadede bu değişim talep eden toplumların sükûnetle karar vererek ülkelerinde istikrarı sağlayacağını düşünüyorum. Bu istikrar da İsrail için büyük bir şanstır.
ORSAM: Türkiye ve İsrail ilişkileri özellikle Mavi Marmara’dan sonra siyasi anlamda kopma noktasına geldi. Son günlerde de Başbakan Erdoğan ve Başbakan Netanyahu’nun sert açıklamaları gündeme geldi. Bu bağlamda Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
ROBI FRIEDMAN: İki ülkenin ilişkilerinin bu denli kopma noktasına gelmiş olmasından dolayı büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımı belirtmeliyim. Türkiye ile olan ilişkiler İsrail’in varlığının, hayatta kalmasının en temel sacayaklarından bir tanesidir. Bölgede İsrail’in pek de fazla dostu olduğunu söyleyemeyiz. Bu nedenle umuyorum ki Türkiye İsrail-Filistin arasındaki görüşmelere katkı sunabileceğini fark eder. Türkiye sonuçları beklemeden, sonucun iyi veya kötü olacağını düşünmeden barış sürecine katkıda bulunmalı, iki toplum arasındaki arabulucu olmalıdır. Aslında Türkiye hem İsrailliler hem de Filistinlilerle diyalog kurabilecek tek ülke olması dolayısıyla bu arabuluculuk rolüne en uygun adaydır. Türkiye’nin bu bakımdan ABD’den çok daha doğru bir arabulucu olacağını söyleyebilirim.
ORSAM: Siz de başta İsrail-Filistin çatışması olmak üzere travma yaşayan grupları anlamaya, ortak bir konuşma zemini bulmaya yönelik çalışmalar ile ilgileniyorsunuz. 2007 yılında toplantılarına başlayan International Dialogue Initiative (IDI) diğer benzeri gruplardan hangi açılardan farklı?
ROBI FRIEDMAN: Bana kalırsa insanların duygularını, psikolojisini, sosyolojisini ve grupların kendi içinde ve birbiriyle olan dinamiklerini hesaba katmadan İsrail-Filistin çatışmasında bir çözüme ulaşmak imkânsız. Bu açıdan IDI farklı bir bakış açısı, farklı bir yaklaşım modeli sunuyor. Neden? Çünkü daha önce denenmiş olan tüm diğer yöntemler başarısız olmuştur. Elbette, ekonomik, siyasi ve diğer yaklaşımlar yanlış değil. Ama bir sorun var bu yaklaşımlarda, bir eksik var. O da son derece önemli olan duygusal, psikolojik, sosyal öğeleri dikkate almamaları. Görülüyor ki şimdiye kadar diğer yaklaşımlar işe yaramadı. Bu nedenle insanların yaşadıkları olaylarla duygusal anlamda neden bu kadar içli dışlı olduklarını anlamak gerekmektedir. İşte International Dialogue Initiative (IDI) çatışmalara çözüm bulmak için bu yöntemi geliştirdi.
Dr. Robi Friedman Kimdir?
Klinik psikolog, grup analisti Dr. Robi Friedman Uluslar arası Grup Analitik Cemiyeti’nin Başkanıdır. Friedman aynı zamanda İsrail Grup Analizi Enstitüsü’nün kurucularından ve şimdiki başkanıdır. Friedman İsrail Grup Psikoterapi Derneği’nin önceki dönem başkanlığını yürütmüştür. Rüyalar ve psikanaliz üzerine çalışmaktadır. Haifa Üniversitesi öğretim üyesidir. Çeşitli İsrail-Filistin diyalog gruplarında yer almıştır. Prof. Dr. Vamık Volkan ve Lord John Alderdice ile birlikte IDI grubun kurucu eş-başkanlarındandır.
www.internationaldialogueinitiative.com
www.robifriedman.com
*Bu röportaj Dr. B. Senem Çevik-Ersaydı tarafından 19 Şubat 2012 tarihinde Kudüs’te gerçekleştirilmiştir.