ORSAM: Kendinizi tanıtır mısınız?
Hadi Abdo Kelleş-Abu Kaddur: Halep’e bağlı Abuhudur Köyü Tellece Mezrası’nda yaşıyorum. Zeytinliğim ve zeytinyağı imalathanem var. 45 yaşındayım ve 6 çocuğum var. Halep’te liseden sonra 2 yıl Tarım Yüksekokulu’nda okudum ve Ziraat Teknisyeni oldum. Zeytinciliğin yanı sıra sebze-meyve üzerinde de uzmanlığım var, seracılığı da biliyorum.
ORSAM: Suriye’de yaşadıklarınızı ve sizi Türkiye’ye geliş nedenlerinizi anlatır mısınız?
Hadi Abdo Kelleş-Abu Kaddur: Suriye’de iç savaş başladığından bu yana iki kardeşim şehit oldu. Ceyş El-Hur bölgemize yerleştikten sonra ben onlara gıda temin ederek ve cephe gerisinde her türlü ulaşımlarını karşılayarak destek oldum. Halep’te onların yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayan, barınmaları için gerekli malzemeleri temin eden yardımsever insanlarla birlikte bir birikim elde edip adeta seyyar bir banka oluşturdum. Ceyş El-Hur mensuplarından, fakir ve muhtaç olanlar insanlara kadar yardımları ulaştırdım. Suriye Ordusu, Ceyş El-Hur ile karşı karşıya gelip yiğitçe ve erkekçe savaşmıyor. Yerimizi tespit edip, çevremizi ve üssümüzü uçaklarla bombaladıktan sonra top atışlarıyla bizi taciz ediyorlar. Bizimkilerde sadece savunma silahları mevcut. Uçakları, zırhlı araçları vuracak imkanları yok. Ceyş El-Hur mecburen bulunduğu bölgeyi veya düz araziyi terk etmek zorunda kalıyor. Dağlara, yamaçlara dağılıyor. Bölgemizde çok az dağlık olduğu için mağaralara ve terk edilmiş köylere sığınıyorlar. Bunu fırsat bilerek yerleşim yerlerine gelen Nizam Ordusu kadın, çocuk, yaşlı demeden katliama başlıyor. O bölgenin insanlarının beslenebileceği ne varsa yok ediyorlar. Açlığa, susuzluğa ve sefalete sürüklüyorlar. Bizi göçe zorluyorlar. Bende zeytinliklerimi, sebze ekili arazimi, evimi ve arabamı terk ederek İdlib’e oradan da Hatay Reyhanlı’ya geldim. Burada bir süre kaldıktan sonra çadırkente yerleştim.
* Bu söyleşi, 10 Ekim 2012 tarihinde Feyyat Özyazar tarafından Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilmiştir.