Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

IRAK TÜRKMEN CEPHESİ ERBİL İL BAŞKANI AZAD KÜRECİ İLE SÖYLEŞİ

ORSAM: Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?
 
KÜRECİ: Musul Üniversitesi Matematik Bölümü mezunuyum. Şu anda hem Türkmen okullarında öğretmenlik yapıyorum hem de ITC’nin Erbil İl Başkanıyım. Türkmen siyaseti 1992 yılında güvenli bölgede başladı. Öncesinde siyasi bir kuruluşumuz yoktu. Irak hükümeti bizi tanımamıştı. Irak’ta Kürt ve Arap olarak iki milletin varlığı kabul ediliyordu. 1970’te Baas hükümeti bize bazı kültürel haklar tanıdı. Bu sayede Kerkük’te ve Altunköprü’de birkaç tane Türkmen okulu açıldı. Erbil’de de 16 okul açılmasına karar verilmişti. Ancak Bu okullar 1972 yılında kapandı. 1970 yılında KDP ve Baas Partisi arsında bir anlaşma vardı. İki grup arasında 4 ili kapsayan bir ateşkes yapıldı. İlk olarak Irak Milli Türkmen Partisi, 1988’de Türkiye’de faaliyetlerine başladı. Irak’ta ise resmi olarak 1992’den itibaren faaliyet gösterdi. Ama Türkmenlerin hepsi bu parti içinde yer almadı. 1994 yılında Türkmeneli Partisi kuruldu. 1995 yılında Türkmen Bağımsızlar Hareketi kuruldu. Yani Erbil’de 3 parti faaliyete geçti. Sonra bu üç parti Irak Türkmen Cephesi’ni kurdu. Yani ITC bu üç partinin birleşmesiyle oluştu. Ben Irak Milli Türkmen Partisinde görev almaktaydım. Sonrasında ITC’de çalışmaya başladım. 1995’te yasama, yürütme, denetleme komisyonlarında görev aldım. 1996’da KYB ve KDP çekişmesinden biz çok etkilendik. İki Kürt partisi olan KDP ve KYB iktidar savaşına tutuştular. KYB, 1995 yılında Erbil’i ele geçirdi. KDP, Irak hükümeti ile anlaşarak, Irak hükümetinin Erbil’e girmesini sağladı ve burayı KDP ele geçirdi. KYB’liler de dağa kaçmak zorunda kaldı. O dönemde bizi kandırdılar. “Irak Hükümeti’nin sizinle sorunu yok. Size zarar gelmez” dediler. Ama 38 Türkmen idam edildi. KDP-KYB arasındaki savaşın faturası bize kesildi. Bu bizim ilk kırgınlığımızdı. Irak Türkmen Cephesi’nin bir parçası gitti. O dönemde bize sahip çıkan olmadı. KDP-KYB iç savaşında ABD, İngiltere ve Türkiye araya girmeye çalıştılar. Nitekim KDP ve KYB arasında anlaşma imzalandı. Erbil’de Barış İzleme Gücü kuruldu. Burada Türkmenler ve Asuriler görev aldı. Ama 1996’da kimse müdahale etmedi. ABD, KDP ve KYB’nin arasını yumuşatmak için Türkiye’yi devreye soktu ve Türkiye’de bunu kabul etti. Bu Kürtlerin lehine, Türkmenlerin aleyhine bir durum ortaya çıkardı. Bizim milletimiz Araplarla Kürtlerin arasında yaşayan bir millet. Bu Türkmenlere zarar verdi. 1998 yılında bizim bütün bürolarımız yağmalandı. Bize kimse sahip çıkmadı. Bu da ikinci kırgınlığımızdı. ITC, silahlı bir kuruluş değil. Bu nedenle KDP’nin ya da KYB’nin karşısında duramıyoruz. Türkmenler şehirlerde yaşadıkları için silahı pek bilmezler. Kürtler dağlarda yaşadıkları için silahlı mücadeleyi biliyorlar. Dağda silahlı mücadele şart. Kürtlerin bizimle en büyük sorunu stratejik sorundur. Onların büyük “Kürdistan” projesi var. Biz 80 yıl boyunca Irak’ın içinde eridik. Bir kısmımız Araplaştı bir kısmımız ise Kürtleşti. Eğer Kürtlerin söylediği gibi bir “Kürdistan” olursa kalan Türkmenlerde eriyip biter. Örneğin Erbil. 1920’de Erbil merkezinin nüfusu yaklaşık 10 bindi. 1977’de yapılan sayımda 48 bin Türkmen’in Erbil’de yaşadığı belirlendi. Bugün bir sayım olsa Türkmen nüfusu 48 bin çıkmaz. Çünkü insanlar dilini, kimliğini kaybetmiş durumda. Şii’yi Şii yapan İran; Kürt’ü Kürt eden ise ABD’dir. Peki, bize kim ne yaptı? Bizim arkamızda Türkmen’i Türkmen yapacak bir güç yok. Destek bekleyebileceğimiz tek ülke Türkiye. Araplar, Sünniler, Şiiler ve Kürtlerin arasında biz geri planda kaldık. “Kürtler küsmesin” diye bize yardım yapılmıyor. “Sünniler darılmasın” diye bizim arkamızda durulmuyor. Türkmenleri Kürtlere, Araplara kurban ettiler.  Biz Kürtlerden korkuyoruz, Kürtler bizden korkmuyor. Biz neden Kürt’ten korkuyoruz? Kürtler sayılarıyla, paralarıyla, güçleriyle bizi bitirir. Biz onlarla başa çıkamayız. Ne o kadar gücümüz var ne de dış desteğimiz. Türkmenler günden güne eriyor. Kürtler açık açık; “Siz Kürdistan sınırları içerisindesiniz. Eğer bizimle birlik olmazsanız biz sizi bitireceğiz”, diyorlar. Şu an Kürtler de Türkmenler konusunda ikiye bölündü. Bazı Kürtler, Türkmenleri zayıf, silahsız, güçsüz olarak görüyor ve yavaş yavaş bitirmeyi planlıyordu. Ama gördüler ki biz siyasette Araplarla ittifak yapıyoruz, bizi kazanmaya karar verdiler. Biz mevcut durumda Irak’ta denge sağlayıcı durumdayız. Araplar da Kürtler de şimdiye kadar bize samimi davranmadılar. İki tarafın arasında kaldık. Arkamızda da bizi yönlendirecek bir güç yoktu. Biz silahsız askerleriz, silahsız siyasetçileriz. Neden bu durumda olduğumuz çok açık. Kürtler açık açık; “Irak Arabistan ve Kürdistan olmak üzere iki coğrafyadır”. diyorlar. Biz Irak’ın parçalanmamasını istiyoruz. Eğer Irak parçalanırsa biz de parçalanırız. Kürtler parçalanmaz. Çünkü onların bir bölgesi var. Hepsi orada toplanır. Ama biz ikiye bölünürüz. Böyle bir parçalanmadan en çok biz zarar görürüz. Bu nedenle Kürtlerle yakınlaşıyoruz. Şunu unutmamak lazım ki Kürtler de Türkiyesiz olamaz. Kürtler İran’la, Maliki’yle, Suriye’yle samimi olamaz. Kürtlere en yakın olan taraf Türkiye’dir. ABD hem Türkiye’nin hem de Kürtlerin müttefikidir. Biz bugüne kadar Maliki hükümetinden de Şii gruplardan da bir fayda görmedik. Bizim için hiçbir şey yapmadılar. Irak’ı en çok seven, düşünen Türkmenler olmasına rağmen, en fazla zarar gören de Türkmenler oldu. Türkiye bizimle Kürtler arasında garantör olsa, bize güvence sağlansa, her şey daha kolay olur.
 
Suriye Türkmenleri ile ilgili neler düşünüyorsunuz?
 
Suriye Türkmenleri de tam bizim gibi. Bugün Suriye’de yerli Türkmen aşiretleri var. Onların bizden farklı olarak silahları var. Eğer silahlı mücadelenin arkası gelirse başarılı olabilirler. Ama haklarını alamazlarsa Suriye Türkmenleri de bizimle aynı eziyeti göreceklerdir. Türk Dışişleri, Suriye Kürtlerini bir araya getirdi. İsterdim ki Türkmenleri de toplasın. Çünkü orada Türkmenler ikinci millettir. Kürtler ilçelerde, köylerde, Türkmenler de Halep’te, Lazkiye’de yaşıyor. Bölgenin yerlisi Türkmenlerdir. Ama Suriye muhalefetinde Türkmenlerin adı yok. Çünkü arkalarında bir güç yok. Eğer ABD Kürtlerin arkasında durmasaydı Kürtler bugünkü durumlarına kavuşamazdı.  
 
Suriye Türkmenleri için Irak Türkmenleri bir şey yapıyor mu?
 
Onların çektiği eziyeti biz biliyoruz. Bizim yüreğimiz, canımız onlarladır. Ancak elimizden bu kadarı geliyor. Suriye Türkmenleri için bir kampanya başlatabiliriz. Ama benim tavsiyem; onlar bizim yaptığımız yanlışı yapmasınlar. Parçalanmasınlar. Suriye Türkmenleri birlik olsun. Önce davalarına inansınlar. Eğer menfaat, makam kaygısı güderlerse sonları bizim gibi olur.
 
Sayın Küreci teşekkür ederiz.
 
 
* Bu söyleşi ORSAM Başkanı Hasan Kanbolat, ORSAM Danışmanı Serhat Erkmen ve ORSAM Uzmanı Oytun Orhan tarafından 5 Eylül 2012 tarihinde Erbil’de gerçekleştirilmiştir.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar