Kerkük Merkez İlçe Meclisi Üyesi Sami Kolsuz ile Kerkük’te Türkmenlerin karşılaştığı sıkıntıları ve çözüm önerilerini konuştuk.
ORSAM: Sami Bey önce kendinizi tanıtır mısınız?
SAMİ KOLSUZ: Kerkük Merkez İlçe Meclisi üyesiyim. Mecliste Proje Komisyonu Başkanıyım. 2009’dan bugüne kadar Kerkük’ün merkezinde yapılan tüm projelerden biz sorumluyuz.
ORSAM: Biraz da geçmişinizden bahseder misiniz?
SAMİ KOLSUZ: 1961 doğumluyum. Kerküklüyüm. Babam Türkmen sahasında tanınmış bir kişidir. Edebiyatçı, araştırmacı, şair Türkmen diline çok büyük bir katkısı olmuştur bugüne kadar. Abdülaziz Bayatlı. Hem Arapça hem Türkmence basılmış birkaç kitabı da bulunmaktadır. Araştırma olarak da Irak dışında ve Irak içinde edebiyatta yaptığı çalışmalar üzerine ödüllendirilmiştir. Bir kardeşim uzun zaman hem şairdir hem de televizyonda spikerlik yapmıştır. Kız kardeşim Gülizar Bayatlı da televizyonda birkaç program sundu. Aşağı yukarı edebiyat ve fenle ilgili olan bir aileden geliyorum. Evliyim ve 2 çocuk babasıyım. Bağdat Üniversitesi’nden elektrik mezunuyum. 2003’ten beri Türkmen sahasında siyasi alanda çalışmalarım sürüyor. 2004 seçiminde sivil toplum örgütleri komisyon başkanıydım. 3 tane milletvekili Bağdat’a gönderebildik o çalışmada. 2006 senesinden bu yana iyi tarafları kötü tarafları göz önüne aldıktan sonra eğitime katkımız olsun diye eğitimcilerle birlikte Türkmen eğitimi ile uğraşıyorum. Amacım istişare olarak dışarıdan fikir vermektir. Sonuçta bir eğitimci değilim. Esas rol eğitimcilerdedir. 2009’da Kerkük ilçe meclisi kurulduğunda bu meclis bir uzlaşı üzerine kuruldu. 6 Türkmen, 6 Arap, 6 Kürt, 3 de Hıristiyan olarak bu meclis oluştu. Meclis başkanı Türkmen’dir, yardımcısı Arap’tır. Bu mecliste birkaç komisyon var. Komisyonlarda 3 ana etnik grup arasında üyeler paylaştırılmıştır. Proje komisyonunda Kürt de var, Arap da var, Türkmen de var. Hukuk komisyonumuz da aynı şekilde paylaştırılmıştır. Başlangıçta Kerkük’te olan siyasi baskıların altında çalıştık. Sanki Kürt illa Kürtçülük yapabilir, Arap Arapçılık yaparak üyelik yapabilir. Türkmen de Türkmencilik yaparak üyelik yapar. Irak çapında Kürtler her hakkını elde etmiş durumda. Kendi özerk bölgeleri de var. Artık Kürtçülük etmeye gerek kalmadı. Araplara gelince Arapların da özgürlüğü var. Irak bir Arap devletidir. Bağdat’ta hükümet Arap’tır. Dil Arapça yani Arapçılık etmeye gerek kalmıyor. Arada kalan bir tek Türkmen milletidir. Hala haklarından bir şey elde etmemiştir. Ne kadar milliyetçilik yaparsa kendi haklarını savunursa azdır. Çünkü bugüne kadar millet olarak Irak çapında bir hak elde edememiştir. Özellikle Kerkük’te bizim çok büyük sıkıntılarımız olmuştur. Çünkü gerçek idareye sahip değiliz. Emniyet teşkilatına hâkim değiliz. Devlet atamalarında gençlerimiz sıkıntı çekmektedir. Türkmen eğitiminin Kerkük’te ağırlığı vardır. Diğer bölgelere göre ağırlık bu bölgededir. Bu eğitime karşı Arap’tan Kürt’ten ağır propagandalar var.
ORSAM: Kerkük’te Türkmenlerin karşılaştığı sıkıntıları biraz daha somut örneklerle anlatabilir misiniz?
SAMİ KOLSUZ: Kerkük’te Daire Başkanları yani devlet ofisinin başındaki müdürlerin çoğu Kürt’tür. Bizim Türkmen memurları daireleri içinde sıkıntıdalar. Atamalar geldiği zaman torpilli olması lazım yoksa normal olarak ataması gelmiyor. Onun için gençlerimizin çoğu bugüne kadar işsizdi. Kerkük’e gelen tüm bütçe özellikle Kerkük’te olan Kürt bölgelerine hizmet olarak gönderiliyor. Buna da delilimiz odur ki bugün Kerkük’te arabayla gezerken Kürt bölgeleri sanki Kerkük değil. Bizim bölgelerimiz ise çok düşkün bir halde görünüyor. Polis teşkilatında bizim gücümüz çok azdır. Sözümüz o kadar dinlenilmiyor. Terörün bütün çalışması Türkmen bölgelerindedir. Şimdiye kadar 30-40 milyon dolar civarında bedel ödemişiz kaçırılan insanlarımıza. Kerkük’te devletin yaptığı projeler ne kadar Kürt bölgesindeyse kontrat yoluyla yapılıyor. Bu kontratların çoğu Kürt’tür. Çalışan şirketlerin çoğu Kürt’tür. Bizim iş adamlarımız kolayca iş alamıyor bu yüzden. Terör ve iş sıkıntısı bir araya gelince çoğu iş adamımız Irak dışına çıkmak zorunda kaldı. İşini malını bırakıp Irak dışına gitti. Eğitimde de sıkıntımız çok. Kerkük’te birçok Arap arkadaşımız var. Bunların çoğu öğretmendir. Çocuklarımız okullarımızda bu öğretmenlerle karşı karşıya geldiğinde sıkıntı oluyor. Bunları hala bir türlü gideremiyoruz. Kürt’te bu sıkıntı yok çünkü Kürtlerin okulları genellikle Kürdistan Bölgesi tarafından yönetiliyor. Güvenlik de yanlarında olduğu için kimse o okullara dokunmuyor, hedef almıyor. 2009’da Kerkük ilçe meclisi kurulduktan sonra düşündük ki siyasete ağırlık verirsek bizim bölgelerimiz sonsuza kadar hizmetten mahrum kalır. İl meclisinde olan Türkmen grubuyla bir anlaşmaya gittik. Siyaseti artık size bırakalım. Sizin de 2005’ten beri bir geçmişiniz var. Siz iyi bir denetim sahibisiniz. Siz kalın siyasetle ilgilenin biraz bizim ellerimizi sağın. Hizmet konusunda bir çalışma yapalım. Bu anlaşma 2 Türkmen grubun arasında oldu. Biri il meclisi biri ilçe meclisi. Bu anlaşmanın altında Kerkük’te başarılı projeleri ayarlamak yatmaktadır. Biraz da diğer gruplar bize yardım etti bu konuda. Biz bu sayede bugün Türkmen bölgelerine çok önemli projeler yapabildik. Su projeleri, altyapı projeleri, kanalizasyon, köprüler yapabildik. Bahçe ve park alanları yaptık. Gençler için spor alanları futbol alanları yaptık. Hala da 2009’da bugüne kadar yaptıklarımız geçmiş zamanda Kürt bölgelerine yapılanların %50sine yetmiyor. Çünkü 2003’ten 2009’a kadar tamamen Kürt hâkim olduğu için bütün projeleri kendi bölgelerinde yaptılar. Bir de kendi bölgelerinin sayısı kısıtlı olduğu için yani Kürt bölgeleri Kerkük’te 3 bölgedir. 3 bölge olduğu için yaptıkları projeler hemen göze çarpıyor. Fakat geri kalan %80’lik Türkmen bölgesine ne kadar para harcasak da yetmiyor çünkü alan büyüktür. Bizim turistik yerlerimizi bir gezinti, seyahat yerine dönüştüremiyoruz. Buna öncelikle Kürt engel oluyor. Ayrıca gelen para bu harcamalara yetmiyor.
Bunun dışında bir sıkıntı daha var. Kerkük’te arazi sahipleri Türkmen’dir. Geçmiş rejim zamanı devlet bunları ellerinden aldı. Kendine mülk yaptı. Yani tapuları sildi hepsini devlete mülk etti. Bugün bizim bunu değiştirme çabamız var. Herkes artık kendi arazisine sahip olsun. Bu da mahkeme yoluyla yargı yoluyla olması lazım. Buna da Kürtler engel oluyorlar. Çünkü yerler döndüğü zaman hepsi Türkmen’e dönecek. Türkmenler ekonomi bakımından canlanacaklar. Mal sahibi olacaklar. Bunu istemiyorlar. Bir de devlet bu 30 sene içinde yerlerin çoğunda projeler yapmış. Bu projelerin durumu ne olacak. Bu da bir sıkıntıdır. Üçüncü sıkıntı Bağdat tarafındandır. Yerlerin çoğu Türkmenlerindir. Bu tersine dönerse devlet bile arazisiz kalır. Devlet bir proje için araziye bulamaz ki yapsın. Devlet de bu araziyi döndürmeye yönelik bir politikaya sahiptir. Zirai araziler bunların içinde çoktur. Bu tarım arazilerinin hepsi Arap kesimin elindedir. Onlar da Araplar işsiz kalır diye devlet problem oluşturuyor. Bu sıkıntıların altında yine de milletimiz varlığını çok iyi koruyor. Türkmen, eğitimini kendi diline çevirdi. Kendi edebiyatına sahip çıkmaya yönlendirdi.
ORSAM: Kerkük’ün proje ve hizmet olarak en büyük sıkıntıları nelerdir?
SAMİ KOLSUZ: Su sıkıntısı var öncelikle. Kerkük’e gerçek kaynaklardan su gelmiyor. Kuyu suyu dediğimiz yerden kazılarak geliyor. Bu projede çalışmak üzere başlandı. 2-3 seneye biter. Bir de bugüne kadar yer üstünde toplanan sular vardı. Kanalizasyon tek noktada toplanıyordu. Yani bugüne kadar kanalizasyon yoktu. Bunun için belediye yabancı bir şirket gelsin, Kerkük’te ilk önce tasarım olarak yapsın sonradan uygulamaya geçsin istiyor. Daha bu yok. Ayrıca bugüne kadar birçok sokağımız hala asfaltlanmamış. Para yetmiyor. Kontratların sayıları yetmiyor. Çalışan arabaların sayıları yetmiyor. Asfaltla ilgili olan makineler yetmiyor. Çöp toplama sıkıntısı çok ciddi bir sıkıntıdır. Saddam devrilmeden önce Kerkük’ün merkezinde toplanan çöp günlük 150 tondu. Bugün 800 ton çöp topluyorlar fakat yeterli olmuyor. Neden yeterli değil çünkü Kerkük Saddam zamanında merkez nüfusu 400 bin kişiydi. Fakat bugün 1.400.000 kişi yaşıyor merkezde. Bu artış da sadece Kürt kesiminden Kerkük’ü kontrol etmek için oldu. Kürt kesimi buraya geliyor sürekli. Bu büyük sayı nedeniyle hizmet eksik kalıyor. Ne para yetiyor ne kişi yetiyor. Irak’ta belediye sisteminin çalışması Türkiye’den farklıdır. Biz de belediye şehir içinde olan yol, cadde ve sokaklarla ilgilenir. Parklarla ilgilenir. Kanalizasyon için özel bir daire, su için özel bir daire vardır. Merkezi hükümete bağlı hepsi. Yine elektrik için, hastane için, eğitim için özel daireler var. Bu yüzden belediye sadece parklar ve yeşil bölgeler ve yollara bakıyor. Bir de temizleme yani çöp toplama belediyeye bağlıdır. Belediyenin çöp toplama araçları vardır. Atama ile gelen memurlar ve işçiler vardır. Onların vasıtasıyla çöp toplanır burada. Bu yeterli değil çünkü devlet tarafından atama kolay değil. Zamanında 150 tonluk çöpü aynı kadro 800 tonluk çöpü götüremez yani. 2009 senesinde bu konuda özel bir proje sundum. O da özel şirketler gelsin toparlasın diye çöpü. 2010’da ilk bir grup geldi denetledi. Başarılı olmadı. 2011 senesinde 2 şirket getirdiler. Kerkük’ü 2ye böldüler. Hala da yeterli değil daha sistem oturmadı. Şirketlerimiz, bunu bir Iraklı olarak söylüyorum, bu işten ne kadar para kazanırım diye düşünüyor. Herkesin para kazanma hakkı var. Ama işi de hakkıyla yapmak gerekir. İşi yaptıktan sonra para kazanma hakkı var. Bu çok büyük bir sıkıntıdır bizde. İnsanlarımız para kazansın diye iş önemli değil. Çok uğraştık Türkiye’den bir özel şirket gelsin. Bu işi ele alsın. Ama ne yazık ki aldığımız duyumlara göre Basra’da bu konuyu bir Türk şirketi denemiş, Bağdat’ta bir Türk şirketi bu işle uğraşmış. Başarı elde edememişler. Bilmiyorum sebepleri nedir. Onlar oradan işçi getiriyorlar. Buradan da alıyorlar. Yetmiyor, ya sayı yetmiyor ya da Iraklı işçiler iyi çalışmıyor. Bu da bir sıkıntı yaratır. Ama Kerkük’te büyük bir kalkınma var. Özellikle bizde bir konu var. Bütçede Petro-dolar diyorlar ki zamanında bir karar geçti. Kerkük’ten çıkan her varil petrol karşısında Kerkük vilayetine 1 dolar tahsis olsun diye. Bu gerçekleşince bugün belediye zamanında 40 milyar para ayarlardık. Bugün bu yolla 200 milyar hazırlanabilir.
ORSAM: Mali olarak sıkıntı yok mu?
SAMİ KOLSUZ: Var da eskisi gibi değil. Kerkük 10-15 sene sonra tamamen bir şehir haline geldi. Görünen işler tamamen 3 yıla kadar biter. Ama her şey yerine otursun, su kanalizasyon çözülsün diyorsak daha 10 sene var. 2011-2012 senesinde 900 milyar Irak parası buraya sarf ettik. Gelecek sene için de merkez Kerkük için de yaklaşık 200 milyar ayarlandı. Planladığımız projeler 400 milyarlıktı. Yani 1-2 katıdır. Ümidimiz bu projeler bir şekilde ayarlansın. Yarısı 2013 yarısı 2014’te yapılsın. Büyük projeler var. Geniş caddelerin açılması var, tüneller var. Büyük bahçe sistemleri var. Spor alanında büyük adımlar atılıyor. Bu 400 milyarın 60 milyarına okullar açacağız. Yeni yapılan, tamir olan, yıkılıp baştan yapılan okullar var. 12 milyar temizlik için ayırdık. Yine de Kerkük bu parayla temizlenmez. Çünkü özel şirket şimdiye kadar yapamadı. Kerkük’te seçim sıkıntımız var. 2005’te Kerkük’te bir il seçimi yapıldı. Bugüne kadar hem ilçelerde hem de illerde Kerkük’te bir uzlaşı olmadı. Irak’ta sözgelimi il ve ilçeler 2012 yılının nisan ayında seçin yaptılar. Kerkük için özel bir yasa çıksın. Bugüne kadar anlaşılmadı. Seçim olacak mı olmayacak mı o belli değil. Olmayınca bizim sıkıntımız devam ediyor. Sıkıntımızın da ana noktası Kerkük’ün il meclisi 41 kişidir. 26 tanesi Kürt’tür. 9 tanesi Türkmen’dir. 6 tanesi Arap’tır. İl meclis başkanı Türkmen olduğu halde sonuçta kararlar oylamayla geçiyor. Onun için 26 tane yalnız başına isteği kararı istediği an geçirebiliyor çünkü sayıca çoğunluklar. Seçim olmazsa Kerkük’te bu dengesizlik çözülmez. Herkes yapılması konusunda ısrar ediyor fakat projenin üzerinde ne şekil uygulansın. Vali, vali yardımcısı, meclis başkanı nasıl alınır, nasıl paylaşılır, daire müdürlerinin durumu ne olur, nasıl paylaşılır bunlar bugüne kadar anlaşılmamış durumdadır. Bizim inancımız Kürtler gibi devletin boşluğundan istifade edip 600-700 bin civarında Kerküklü olmamalarına rağmen Kerkük’e sokmuşlar. Seçimlerde bunların oy verme hakları var mı yok mu kesin değil. Bugüne kadar hakları oldu. Oy verdiler. Seçime katıldılar. Biz artık bunlar seçime katılmasın diye ne kadar gerçekleşir o belli değil. Bu nedenle seçim sıkıntımız da var.
ORSAM: Sizce Kerkük’teki bu problemleri çözecek şeyler nelerdir?
SAMİ KOLSUZ: Ben Kerkük’te seçim için özel bir proje sundum. Geçer mi geçmez mi bilmiyorum. Irak Türkmen Cephesi bir gerçek görüş olarak aldı. Üzerinde çalışmalar sürüyor. Kerkük’te en önemlisi seçim yapılırken ana gruplar yani Türkmenler, Araplar, Kürtler bu 3’ünün meclisteki üye sayısının birbirine yakın ya da eşit olması lazım. Tek bir etnik tek başına çoğunluğu ele geçirmesin. Bugün il meclisinde Kürtler yalnız başlarına 41 taneden 26 üye ile çoğunluğu almışlar. Bu nedenle istedikleri kararları geçiriyorlar. Bir seçim olsun bunu gerçekleştirsin. Biz demiyoruz ki Kerkük bir Türkmen şehridir bu nedenle hepsi bizim olmalı. Bugün Kürt birinci derecede çoğunluktur haklı ya da haksız fark etmez. Arap çoğunluktur haklı olarak, haksız olarak. Çünkü Arap da Saddam Hüseyin zamanında Basra’dan, Nasiriye’den, Necef’ten, Bağdat’tan Arap bölgelerinden çok Arap aileleri getirilmiştir. Hatta eğitim konusunda para verildi, yer verildi. Devlette iyi bir memur seviyesi verildi. Bu nedenle onların hepsi bizim görüşümüzde haksızdırlar ama bugün katılırlar. Bunun karşısında bir tarafın çoğunluğu elde tutması olmaz. Sandalyeler ya eşit olarak bölünsün ya da birbirine yakın sayılarda olsun. Bu şekilde bir seçim olursa bu bizim zaferimizdir.
ORSAM: Sizce Kerkük’te özel statülü bir bölge mi olmalı yoksa merkezi yönetimle aynen şimdiki haliyle kalmalı mı?
SAMİ KOLSUZ: Aslında Türkmenler bu konuda bir anlaşmaya varamamışlar. 2 fikir var bu konuda. Özel bir durumu olsun ve Bağdat’a bağlı kalsın. Özel bir statü olsun ki kendine bağlı olsun yani ne Bağdat’a bağlı olsun ne de Kuzey Irak’a. Bence özel statü iyi fikir değil. Çünkü bugün biz bölge olarak Erbil’e daha yakınız. 70 km Erbil’le mesafe arabayla yarım saat. Bağdat 250 km uzaklıkta. Yani Kürt burada kontrol mevkiinde. Emniyeti tamamen kontrol altına almış. Özel statü olursa Kürt’ün kontrolünden çıkamaz Kerkük. Bağdat’ın etkisini Kerkük’ten kaldırırsak Erbil’in etkisini kaldıramayız. Kâğıt üzerinde yasalardan kalkar fakat uygulamada kalkmaz. Ayrıca bize göre Kerkük Türkmeneli’nin bir merkezidir. Kerkük’e özel bir statü verirsen kalan Türkmeneli Kerkük’ten kopmuş hale gelir. Bu nedenle Kerkük için özel durumla birlikte Bağdat’a bağlı yönetim daha iyidir.
ORSAM: Kerkük ilçe meclisinin bir üyesi olarak Türkiye’ye ne mesaj vermek istersiniz?
SAMİ KOLSUZ: Mesajımız çok net. Türkmenler Irak içinde ne kadar uğraşsalar da bugüne kadar yalnızdılar, güçsüzdüler. Türkmenleri yalnız bırakmamak, güçlendirmek lazımdır. 2004 senesinde vefat eden Muhsin Yazıcıoğlu’yla Ankara’da görüştüm. Bir tek söz söyledim. Irak topraklarından Türkiye’ye bir sıkıntı gelirse Türkmenleri ezip geçerek gelebilir. Aksi takdirde gelemez. Ne kadar Türkmenler Irak’ta güçlüyseler Ankara’da başını yastığa rahat koyabilirsiniz. Ne kadar Türkmenler Irak’ta güçsüzlerse o kadar Irak tarafından Türkiye sıkıntıya düşebilir. Bugün de bunu ispatlayacak çok örnekler var. Herkes biliyor, yaşıyor.
ORSAM: Çok teşekkür ederiz.
* Bu söyleşi ORSAM uzmanları tarafından 13 Kasım 2012 tarihinde Irak’ın Kerkük şehrinde gerçekleştirilmiştir.