Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

MISSOURI DEVLET ÜNİVERSİTESİ’NDEN KÜRT SİYASETİ UZMANI DR. DAVID ROMANO İLE SÖYLEŞİ

Söyleşi: Selen Tonkuş, ORSAM Ortadoğu Uzman Yardımcısı

ORSAM: Öncelikle kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Dr. David Romano: Missouri  Devlet Üniversitesi Ortadoğu Politikaları Bölümü’nde Thomas G. Strong Kurulu Başkanlığını yapmaktayım. International Affairs, The Oxford Journal of Refugee Studies, Third World Quarterly ve Ethnopolitics gibi akademik dergilerde yazılarım yayınlandı. Aynı zamanda The Kurdish Nationalist Movement – Kürt Ulusal Hareketi (Cambridge University Basım Evi, 2006) kitabının yazarıyım. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde çıkarılan Rudaw gazetesinde haftalık köşe yazarıyım ve Türkiye, Irak, İran, Suriye, İsrail/Filistin gibi ülkelerde birçok yıl yaşadım ve saha araştırması yaptım. Ben aslen Kanada, Kubek’liyim.  

Ortadoğu’daki halk ayaklanmalarının 1991’de de fakto olarak kurulduğundan bu yana Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde politika yapımında belirleyeci içsel faktörler nelerdir?Örneğin siyasi partiler, aşiretler…

Ana siyasi partiler -KDP ve KYB – aynı zamanda Irak Kürdistan’ında 100 senedir ayrışma noktaları olarak rol oynayan belli aşiretleri, sufi hareketleri, kentsel merkezleri, bölgeleri ve Kürtçe’nin lehçelerini (sırasıyla Kırmançi ve Sorani) temsil ediyorlar. Dolayısıyla KDP-KYB ayrımı, şimdi KYB’den kopma Gorran da öyle, bölgede siyasi rekabetin itici gücü olan bir çok farklı ayrışma kaynaklarını temsil ediyorlar.

Sizce 1991’den Arap Baharı’na kadar olan süreç içinde KDP ve KYB ilişkisindeki dinamikleri, seçimleri ve muhalefetin rolü gibi etkenleri göz önüne aldığımızda, IKBY ‘deki demokratikleşmeyi ne düzeyde buluyorsunuz? Bu anlamda IKBY tarihinde, örneğin Gorran’ın KYB’den ayrılması gibi, kilometre taşları nelerdir?

Bence demokratik olmaktan ziyade, görece liberal olmakta daha başarılı oldular. 1994-1998 iç savaşından sonar 2003 sonrası seçimlerde KYB ve KDP’nin seçimlere ortak listeden girmesi demokratik seçim anlamında pek bir seçim şansı bırakmadı. Hükümet ve peşmerge de hala IKBY’den ziyade partiler tarafından kontrol ediliyor gibi görünüyor. Bunun haricinde IKBY’de istediğinizi söylemeniz ve yapmanız için daha çok imkan var, bu da epey liberal bir hükümet olduğunun göstergesi.

İç politika yapımını belirleyen faktörler ve bunların içinde demokrasinin yeri göz önüne alındığında Ortadoğu’daki değişimin Kürt Bölgesel Yönetimi’ne etkileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Eğer Arap Baharı’nı kast ediyorsanız, bu konuda birşey söylemek için erken olduğunu düşünüyorum. Yolsuzlukla mücadele dışında henüz başka bir değişim olduğunu gözlemlemedim.

17 Şubat gösterilerinde Arap Baharı’nın etkisi olduğunu düşünüyor musunuz? Aslında IKBY’de protestolar Arap Baharı’ndan önce başlamıştı. IKBY’deki 62 günlük gösteriler boyunca muhalefetin rolünü nasıl görüyorsunuz? Arap ülkelerinde daha da yoğunlaşırken, IKBY’deki gösterilerin sonlandırılışı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sanırım en ilginç olan Erbil’de Süleymaniye’nin Özgürlük meydanında yapılan gösteriler taklit edilmeye karar verildiğinde bunların hızlı ve ağır bir şekilde önlenmesiydi. Fakat sizin de dediğiniz gibi birkaç yıl önce Halepçe’de bile bugün Arap (ya da Kürt) baharı olarak adlandırılan gösteriler görmüştük. Muhalefet kesinlikle Süleymaniye gösterilerin merkezine kendisini yerleştirdi ve belki de malesef IKBY otoritelerinin göstericilere karşı bu denli sert olması da bu yüzdendi. Irak Kürdistan’ındaki halk yolsuzluktan, hükümetin şeffaf olmamasından ve büyüyen eşitsizliklerden – tıpkı Mısır’da olduğu gibi, ki IKBY Mübarek’in Mısır’ından çok daha liberal ve demokratik olmasında rağmen, bıkmış durumdalar.

2011’in ilk yarısında muhalefet gündemini uygulatmakta başarılı görünüyordu, KDP ve KYB muhalefetin taleplerini ciddiye almış gibiydi fakat Zaho olayları ve sonrasındaki sürece bakıldığında IKBY iç politikasında bir şey değişmiş gibi görünmüyor. Sizce Arap Baharı IKBY iç siyaseti belirleyicilerinde, KDP ve KYB’nin bölgeyi yönetiş şeklinde hiçbir değişikliğe neden olmadı mı?

KDP ve KYB için bir nevi tehlike çanı olmuş olabilir. Fakat patron-müşteri ilişkisi şeklindeki tüm sistemin değişmesi çok fazla çaba ve maliyet gerektirir. Genellikle liderlerin sadık takipçilerine partiye sadık olmaları için finansal destek almayacaklarını söylemesi büyük bir krize yol açar.

Bugünlerde IKBY’nin daha çok otokratik olma yolunda gittiğini gösteren olaylar oluyor, örneğin Mesrur Barzani’nin başına getirildiği Güvenlik Konseyi ya da vilayet meclisi seçimlerinin ertelenmesi. Bu gelişmelerle ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Karışık sinyaller görüyorum, dolayısıyla bu konuda ne söyleyebileceğim konusunda emin değilim.

Talabani sonrası dönemin iç siyasete yapacağı etkiler hakkında ne düşünüyorsunuz? KDP ve KYB’nin güçlerindeki mevcut fark göz önüne alındığında, KYB’nin daha fazla güç kaybetmesi ve KDP diktatörlüğüne yol açması sizce olası mı?

Talabani’den sonra KYB’nin liderlik vasıflarından bazılarının KDP tarafından absorbe edilmesi olasılığını düşününce KYB’nin daha da zayıflayacağını sanıyorum. Bu KDP egemenliğine yol açabilir ve bu daha küçük bir KYB de dahil olmak üzere birçok karmaşık farklı muhalif grupların KDP’nin gücünü dengelemek için birlikte hareket etmesine yol açabilir. Bundan sonraki soru ise KDP’nin ne derece muhalefeti tolere edebileceğidir.

Arap dünyasında yükselen İslamcı siyasi hareketleri düşünerek, IKBY’deki İslamcı siyaseti nasıl değerlendiriyorsunuz?

Belli bir rol oynadıkları doğru ama bence Irak Kürdistan’ında İslami partilerin yükselebilecekleri sınır belli. Birçok nedenden dolayı Arap ülkelerindeki gibi siyasette boy göstermeleri mümkün değil.

Sonuç olarak kısa ve uzun vadede halkların taleplerine daha fazla önem atfedilmesi gereken bu yeni bölgesel düzende IKBY’nin nasıl var olacağını düşünüyorsunuz?

Yolsuzluk yapıyorlar ama aynı zamanda kamu yararına olan programlara para da harcıyorlar. IKBY liderleri bugün Kongo’nun Mobuto’su doyumsuzluğunun limiti olmayan liderler değiller. Sanırım psikolojileri şu şekildedir: "Çok şey istiyorum (yolsuzluk) ama aynı zamanda ülkemi ve halkımı gelişmekte ve refah içinde görmek de istiyorum. Öyleyse bir bana, bir halka, bir bana, bir peşmergeye, vb…”

Arap Baharı’nın IKBY’nin dış çevresine yaptığı etkiye baktığımızda, öncelikle Bağdat ile ilişkilere etkisi ne olmuştur? Gösterilerle aynı zamanda 2011’de Bağdat’la da petrol yasası, tartışmalı bölgeler, peşmerge gibi tüm sorunlar da alevlendi. Sizce Arap Baharı IKBY’ninn Bağdat’a karşı duruşunda bu konulara ilişkin herhangi bir değişimi tetikledi mi?

Henüz değil, çünkü Bağdat Erbil’den büyük ihtimalle daha fazla yozlaşmış. Arap Baharı neticesinde cereyan eden en büyük sorun Suriye üzerinden oldu –Maliki tabiî ki Esad’I destekledi, Barzani de Suriyeli Kürtlerin başarılı olmasını istiyor ve Türkiye’ye daha yakın.

Arap Baharı’yla birlikte Kürtlerin bağımsızlık ilan etme olasılıkları da Kürt Baharı olarak dile getirildi. Bağdat’la derinleşen sorunlar bir tarafta, Maliki’nin uzlaşmaya yanaşmayan duruşu diğer tarafta, Arap Baharı’nın bağımsızlık ilan etme bağlamında Erbil-Bağdat ilişkilerine ne gibi bir etkisi oldu sizce? 

Erbil-Bağdat sorunlarının Arap Baharı ile hiç ilgisi olmadığını düşünüyorum.

Peki bu Kürt Baharı tartışmaları hakkında genel olarak ne düşünüyorsunuz?

Bence bir Kürt Baharı ancak Kürtlerin Kürtlerce yönetilen bir hükümetten daha iyi bir yönetim talepleri çerçevesinde Süleymaniye protestoları şeklinde var olabilir. Bu anlamda Arap Baharı bu taleplere yardımcı oldu. Fakat Suriye’de örneğin, Kürtler Esad’tan ya da Özgür Suriye Ordusu’ndan özerklik talep ediyor, bu bir Kürt Baharı değil. Bu sadece her Kürt karşıtı hükümet zayıf düştüğünde tekrarlanan bir düzendir.

Katılır mısınız bilmiyorum ama ben Barzani ve Talabani’nin duruşlarında IKBY’nin bölgesel konumuna ilişkin olarak bir anlaşmazlık olduğunu düşünmüyorum, Barzani Türkiye, Talabani ise İran kısmı ile ilgileniyor, dolayısıyla anlaşmazlık içinde görünseler de, aslında tüm hikaye ikisi arasındaki sessiz bir anlaşmadan ibaret. Dolayısıyla Barzani ve Talabani’nin Türkiye ve Türkiye’ye yakın müttefikleri ile İran arasında yürüttüğü denge siyasetine bakarsak, , sizce IKBY yeni bölgesel düzende bu dış politikayı ne kadar daha sürdürebilir? Ve Talabani sonrası süreçte IKBY’nin İran’a ve Şii Bağdat yönetimine karşı duruşunu ne belirleyecek? Daha Türkiye yanlısı ve Şii, İran karşıtı bir IKBY mi göreceğiz?

Çok iyi bir soru. Kesinlikle mevcut durum hakkındaki değerlendirmenize katılıyorum. Talabani sonrası için belki Berham Salih gibi birisi bu rolü üstelenebilir mi? Bunun mümkün olup olmadığını bilmiyorum ama mevcut stratejinin başarısı göz önüne alındığında, bu mantıklı bir seçenek gibi görünüyor. IKBY’nin bunca bölgesel rekabet ve baskıyı bu derece iyi dengeleyebileceğini kim bilebilirdi ki?

Bu geniş bölgesel dengede sizin de değindiğiniz Suriye krizinin, Maliki’nin Esad’ı desteklediği de göz önünde bulundurulursa, IKBY için önemi nedir? IKBY’nin Suriye Kürtlerine desteğini nasıl yorumluyorsunuz? Barzani’nin PYD ve Kürt Ulusal Konseyi’ni birleştirdiği son hamlesine nasıl bakıyorsunuz?

Barzani iyi bir çizgide ilerliyor- Ankara Suriye Kürdistan’ında bazı grupların etkilerini artırmalarını ya da özerklik elde etmelerini istemiyor, Barzani ise Irak Kürtlerine Suriye’deki soydaşlarına destek verdiğini bir şekilde göstermek zorunda, Maliki ise Esad’ı destekliyor. Bu kriz her ikisi de Suriye’de güç elde etmek için yeterince kapasiteye sahip olmasa da, hem Maliki hem de Barzani için ilk gerçek dış politika krizi. Bu durumun ne ile sonuçlanacağını gerçekten bilemiyorum.

Son olarak IKBY’nin bölgesel pozisyonunda Arap Baharı ve aynı sürede gerçekleşen Amerikan askerlerinin çekilmesi birlikte düşünüldüğünde nasıl bir değişiklik gözlemliyorsunuz? IKBY’nin geçirdiği dış siyasi olaylara bakıldığında, ilki 1991 ve ikincisi 2003’te olmak üzere, IKBY’nin dış siyasi konumu için mevcut değişikliğin ne derecede bir belirleyici faktör olduğunu düşünüyorsunuz? Ortadoğu’daki değişim IKBY’ye ne tür fırsatlar ve riskler yöneltiyor?

İlk defa IKBY komşu ülkelerdeki Kürtlerin durumuna ilişkin aktif rol oynuyor. Suriyeli Kürtlerin eğitilmesi IKBY için iz bırakan ve iddialı bir hamle. Fırsatlar çok büyük –başka bir özerk Kürdistan daha oluşabilir, Irak Kürdistanı’na eklenebilir ve IKBY’nin ve Kürt hareketlerinin gücünde önemli bir artışa neden olabilir. Yan komşuda siyasi bir mücadelenin ortasında kalmak ise tam anlamıyla bir felaket anlamına gelir.

*Bu söyleşi ORSAM Ortadoğu Uzman Yardımcısı Selen Tonkuş tarafından 2 Eylül 2012'de gerçekleştirilmiştir.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar