Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Rusya Ukrayna Enerji Krizi-2009

Ukrayna, Rusya’nın doğal gaz akışını kesmesi ile 2009 yılına yeni bir kriz ile girmiştir. Bu kriz yalnızca soğuk kış şartlarında karşılaşılan enerji kesintisi olarak değil, aynı zamanda uzun zamandır ekonomik sorunlar ve siyasi istikrarsızlık yaşayan, uluslararası alanda ise yalnızlıkla karşı karşıya kalan Ukrayna’nın önümüzdeki dönemde yaşayacağı sıkıntıların bir habercisi olarak görülmektedir. Hayal kırıklığı yaratan NATO Zirvesi sonrasında, iç siyasi çekişmelerin bir kenara bırakılarak koalisyon hükümetinin tekrar kurulması ile birlikte en azından şimdilik iç politikada istikrar sağlanabileceği umutları tekrar yeşermişken, Rusya ile yaşanan borç ödeme ve fiyat anlaşmazlığı sonucu gazın kesilmesi, Ukrayna halkı ve iktidarına yeni bir darbe olmuştur. Bitmeyen Kriz: Rusya-Ukrayna Enerji Anlaşmazlıkları Doksanlı yıllar boyunca yaşanan enerji anlaşmazlıkları, Ukrayna’nın Rusya’ya yakın politikalar izlemesi sebebiyle çözülebilmişken, 2006 yılında ortaya çıkan doğal gaz krizi, hem Rus dış politikasında yaşanan dönüşüm, hem de Ukrayna’nın uluslararası alandaki yeni konumu sebebiyle ciddi bir krize dönüşmüştü. Doğal gaz satış ve transit ücretleri konusunda yaşanan anlaşmazlıkların zirveye çıkması sonucu Rusya, 2006 yılı Ocak ayında Ukrayna’ya doğal gaz akışını durdurmuştu. Yapılan müzakereler sonucu üç gün boyunca süren bu kriz çözülebilmiş, ancak hem Ukrayna hem de Rus enerjisinden Ukrayna üzerinden geçen boru hatları ile faydalanan Avrupa Birliği için bu kriz bir dönüm noktası olmuştur. AB alternatif kaynak arayışına girerken Ukraynalı liderler Batı ile daha fazla entegrasyonun gerekli olduğuna kanaat getirmiştir. Ancak 2007 yılında Ukrayna’nın doğal gaz borcunu ödeyememesi üzerine tekrarlanan kriz, 2008 yılının Mart ayında Rusya’nın Ukrayna’ya satılan doğal gaz miktarını düşürmesi ile sonuçlanmıştır. 2009’a Girerken Doğalgaz Krizi 2008 yılının son aylarında Ukrayna-Rusya enerji müzakerelerinde, Ukrayna’nın ödeyemediği doğal gaz borcu en kritik sorunu teşkil etmiştir. Rusya 1 Ocak 2009 tarihinde doğal gaz akışını tekrar kesmiştir. Kasım 2008’de Timoşenko iktidarının çabaları sonucu Gazprom ile Ukrayna arasında imzalanan anlaşma ile Naftohaz’ın Ukrayna’nın Gazprom’dan aldığı enerji için aracı şirket konumuna son verilmiş, Naftohaz’ın Rus enerjisinin ithali için ise tek şirket olmasına karar verilmiştir. Ancak Kasım ayının sonlarında Gazprom, yeni anlaşmanın işlerlik kazanması için Ukrayna’nın Naftohaz’a olan 2,4 milyar dolarlık borcunu ödemesi gerektiğini bildirmiştir. Aralık ayı boyunca süren müzakereler boyunca Ukrayna iktidarından çelişkili açıklamalar gelmiştir. Başbakan Timoşenko, Naftohaz’a olan borcun Ukrayna’ya değil, RosUkroEnergo şirketine ait olduğunu açıklamış, daha sonra Devlet Başkanı Yuşenko ise 1 milyar dolarlık borcun ödendiğini, geri kalanının ise 2009 Ocak ve Şubat aylarında ödenmek üzere bölündüğünü açıklamıştır. Ancak her iki açıklama da Gazprom tarafından reddedilmiştir. Gazprom eğer 1.67 milyar dolarlık borç ve 450 milyon dolarlık gecikme cezası ödenmez ise 1 Ocak tarihinde Ukrayna’ya gaz akışının kesileceğini açıklamıştır. 30 Aralık günü Naftohaz şirketi RosUkroEnergo’ya 1,5 milyar dolarlık ödeme yaptığını bildirmişse de Gazprom herhangi bir ödeme yapıldığına dair kendilerine bir bilgi ulaşmadığını açıklamıştır. Gazprom ayrıca Naftohaz şirketinin, gazın kesilmesi durumunda AB’ye gönderilen gazdan kesinti yapılacağı tehdidinde bulunduğunu iddia etmiş, ancak Ukrayna iktidarı bu iddiayı reddetmiştir.  Gazprom ve Naftohaz arasındaki müzakereler 31 Aralık günü kesilmiş, ertesi gün, yani 1 Ocak 2009’da ise Gazprom Ukrayna’ya yapılan günlük 90 milyon metreküp gaz akışını tamamen kesmiştir. Avrupa Birliği ülkelerine iletilen 300 milyon dolarlık gaz akışında henüz bir kesinti yaşanmamış hatta iletilen gaz miktarı arttırılmış olsa da Gazprom’dan yapılan bir açıklama krizin Avrupa’ya da yayılabileceğini göstermiştir.  Gazprom,  Ukrayna’nın 2 Ocak tarihinde sonraki 24 saat için Avrupa Birliği’ne iletilmesi beklenen doğal gaz için herhangi bir taahhütte bulunmadığını iddia etmiştir. Avrupa Birliği Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti ise krizin iki devlet arasında vuku bulduğunu ve Avrupa’ya gaz akışında sorun yaşanmadığı sürece müdahil olunmayacağını açıklamıştır. Rus Enerji Politikası ve Ukrayna ile İlişkiler Rusya’nın dış politikası 2000 yılı sonrası enerji politikaları ile şekillenmiştir. 2000 yılında Devlet Başkanlığı koltuğuna oturan Vladimir Putin, Rusya’nın devasa enerji kaynakları ve stratejik konumunu ekonomik ve siyasi güce dönüştürmeyi amaçlamıştır. Gerçekten de Rusya, Vladimir Putin döneminde, özellikle enerjiden elde edilen gelirler ile önemli ekonomik gelişme yaşarken, enerji ticareti Rusya için önemli bir stratejik araç haline gelmiştir. Henüz doksanlı yılların başında Rusya Federasyonu’nun kuruluşu sırasında ortaya konan siyasi hedefler ancak 2000 yılı sonrasında Putin yönetimi sırasında gerçekleştirilebilir olmaya başlamıştır. Rus siyasi geleneği güç politikaları ve süper güç olma konumunun muhafaza edilmesi üzerine inşa edilmiş, diplomasi ise ikinci planda bırakılmıştır. Putin döneminde de Rusya’nın uluslararası alandaki konumunu bu çerçevede ve enerji politikaları ile güçlendirmeye çalıştığı ortadadır. Ukrayna ile ilişkiler Rus dış politikasının en kritik ayağını oluşturmaktadır. Doksanlı yılların başında Rus Ortodoks Kilisesi ve Rusya Federasyonu’nun yeni ideolojisini belirleyenler tarafından Rus tebaası olarak yeniden tanımlanan Ukrayna üzerindeki hâkimiyet birçok uzman tarafından da Avrasya coğrafyasındaki hâkimiyetin en kritik ayağı olarak görülmektedir. Bu açıdan Ukrayna’nın Kremlin yörüngesinden ayrılması Rus çıkarlarına tehdit olarak görülmektedir. Batı yanlısı politikalar benimseyen Ukrayna ve Gürcistan gibi eski Sovyet ülkeleri üzerinde Rusya, enerji bağımlılığını kullanarak ekonomik ve siyasi baskı kurmaya çalışırken, Kremlin yörüngesinde kalan ülkeler için Rusya ile ilişkiler çok daha sorunsuz olmuştur. Özellikle Abhazya ve Güney Osetya’nın tanınabileceğine dair açıklamalar yapan Beyaz Rusya iktidarı, 2009 yılında Rusya’dan alacağı düşük enerji fiyatlarını bu pazarlığa borçlu görünmektedir. Kafkasya krizinde Ukrayna Devlet Başkanı Yuşenko’nun gösterdiği sert tavır, ardından Turuncu koalisyonun tekrar kurulması Rusya’yı tedirgin etmiştir. Ukrayna’da güçlü ve Batı yanlısı bir iktidar Rusya’nın çıkarlarına ters düşmektedir. Görüldüğü gibi bu ülkelerin içeride istikrarı sağlayarak dış politikada Batı yanlısı bir tutum sergilemeleri, özellikle NATO ve AB ile yakın ilişki içerisine girmeleri Rusya’nın aleyhinedir. Ukrayna’daki iktidar, her ne kadar kendi rezervleri ile kesintiye dayanmaya çalışacaksa da, uzaması halinde krizden siyasi anlamda ciddi biçimde etkilenecektir. Bir senedir siyasi istikrarsızlık sebebiyle önemli ekonomik sorunlarla boğuşan Ukrayna’da Turuncu koalisyona desteğin azalması, 2010’daki Başkanlık Seçimlerinde Rusya yanlılarının avantajlı konuma gelmesi, hatta ülkedeki iktidarın dağılmasına dahi yol açabilecektir. Bu kriz, ardı ardına iki NATO zirvesinden hayal kırıklığı ile ayrılmış, ekonomik sorunları giderek büyüyen, siyasi istikrarsızlıkla uğraşan ve Rusya ile devamlı çatışma içerisindeki bir ülkede iktidarı zayıflatacaktır. Özellikle AB Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti’nden gelen açıklama sonrasında Batılı devletlerden destek beklentisi iyice azalmış görünmektedir. Ukraynalı yetkililer Avrupa Birliği ülkelerine destek ziyaretlerinde bulunmaktadır; ancak şimdiye kadar bekledikleri sıcaklığı görebilmiş değillerdir. Başbakan Yulia Timoşenko’un Rusya ile ilişkileri konusunda gösterdiği hassasiyet doğrulanmış, Devlet Başkanı Yuşenko’nun Rusya-karşıtı duruşu Ukrayna aleyhine gelişmeler yaşanmasına neden olmuştur. Bu anlaşmazlıktan Rusya’ya karşı daha ılımlı bir duruşu savunan Timoşenko güçlenerek çıkacakken Rusya ile yaşanan enerji krizinden Devlet Başkanı Yuşenko’nun sorumlu tutulması olasılığı yüksektir. Yakın zamanda koalisyon tekrar kurulmuş olsa da Turuncu koalisyonun iki lideri arasındaki çekişme devam etmektedir. Bu noktada Rusya’nın son krizde Ukrayna’ya giden doğal gazı keserek aslında Başbakan Timoşenko’ya bir nevi destek verdiği iddia edilebilir.  Rusya’nın bu krizden amaçladığı yalnızca, Ukrayna’yı daha yüksek fiyatlar konusunda ikna etmek değil, ülkedeki siyasi ve ekonomik istikrarsızlığı arttırarak, bu kritik dönemde Ukrayna iktidarı üzerinde baskı oluşturmaktır. Bu baskı, uzun zamandır Kremlin yörüngesinden çıkmaya çalışan Ukrayna iktidarına yönelik bir uyarı niteliği taşımaktadır. Rusya son krizde de görülebildiği gibi Rus enerji kaynaklarına bağımlılıkları, Rus nüfus ve bunun gibi faktörleri kullanarak, bu ülkelere müdahale edebilmektedir. Rusya’nın Enerji Çıkmazı Ukrayna ile yaşanan anlaşmazlığın temelinde yalnızca Rusya’nın stratejik amaçları yer almamaktadır. Rusya’nın içerisinde bulunduğu ekonomik bunalım ve Orta Asya ülkeleri ile ilişkiler de bu kadar agresif bir tavır takınmasına sebep olan önemli faktörler olarak göze çarpmaktadır. Geçtiğimiz yıl içerisinde Orta Asya ülkeleri ile yeni enerji anlaşmaları imzalamayı kabul eden Rusya, artık bölgeden alınan enerji kaynaklarına eskisine oranla çok daha yüksek fiyatlar ödemektedir. Küresel kriz ve düşen petrol fiyatları ile ekonomik bir buhrana sürüklenen Rusya için Orta Asya’dan alınan yüksek fiyattaki enerjinin kârlı bir şekilde pazarlanabilmesi önemlidir. Aksi takdirde Rusya, en önemli silahı konumundaki enerji gelirlerini devam ettiremeyecektir. Bu açıdan Ukrayna ve diğer bazı ülkelere yönelik bu yüksek fiyat uygulamasının altında Rusya’nın da içinde bulunduğu krizin yattığı da söylenebilir. Özellikle Türkmenistan’dan alınan enerji için ödenen yüksek fiyatlar Gazprom’un belini bükmüştür. Ancak Rusya Türkmenistan’ı kaybetmeyi göze alamayacaktır, çünkü Avrupa ülkeleri için öngörülen talebin karşılanması ancak Türkmenistan’dan alınan doğal gaz ile mümkündür. Ayrıca Rusya Türkmen, Özbek ve Kazak enerji kaynaklarının dünyaya ulaştırılmasında stratejik konumunu kaybetmesi halinde enerjiye dayalı dış politikasını da çökme tehlikesi ile karşı karşıya bırakacaktır. Bu sebeple Ukrayna’da gösterilen sert tavır, Rusya’dan enerji alan tüm ülkeler için de gelecekte çok daha yüksek enerji fiyatlarının olabileceği anlamı taşımaktadır.[1] Krizin Yansımaları Ukrayna-Rusya arasındaki krizde taraflar arasında önümüzdeki hafta içerisinde bir çözüm bulunamaması halinde, aralarında Türkiye, Romanya, Bulgaristan[2], Yunanistan, Polonya, Makedonya’nın da bulunduğu ülkelerin de doğal gaz akışında sorunlar yaşanmaya başlanacağı kaydedilmektedir.[3] Nitekim 5 Ocak tarihi itibariyle Türkiye Enerji Bakanlığı’ndan yapılan bir açıklamaya göre Rusya’dan gelen doğal gaz miktarı günlük 40 milyon metreküpten 38 milyon küpe gerilemiştir. Rusya, Ukrayna’nın, Avrupa için gönderilen 295 milyon metreküp doğal gazdan 25 milyon metreküpüne el koyduğunu iddia etmiş ve Avrupa Komisyonu’ndan gözlemci talebinde bulunmuştur. Krize etkin bir şekilde müdahale ederek arabuluculuk yapabilecek aktör olarak görülen Avrupa Birliği’nin şimdiye kadar iki taraf arasındaki anlaşmazlığa taraf olmak istemeyişi sebebiyle sorunun çözümünde mesafe kat edilememiştir. Ancak kriz daha şimdiden Avrupa Birliği’ni vurmaya başlamıştır. Önümüzdeki kritik dönemde AB’nin daha aktif bir diplomasi yürütmesi gerekmektedir. Aksi halde Ukrayna-Rusya enerji krizi diğer ülkelere yayılma riski taşımaktadır.     [1] Şir, Aslan Yavuz “Rusya’nın Yeni Enerji Stratejisi” 19 Ağustos 2008 http://www.globalstrateji.org/TUR/Icerik_Detay.ASP?Icerik=1563 [Son Erişim: 5 Ocak 2009]
[2] Hâlihazırda Bulgaristan krizden etkilenmeye başlamıştır. 3 Ocak 2008 itibariyle Bulgar yetkililer gaz akışında basınç düşmesi sebebiyle gaz miktarında azalma olduğunu açıklamışlardır.
[3] “Russia seeks EU monitoring as Ukraine gas dispute intensifies” AFP, 4 Ocak 2009, http://www.google.com/hostednews/afp/article/ALeqM5jdcjRnEvGsHjIIgHtSm3933tkpvw
 

Etiketler

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar