Uluslararası Gündemde Suriye
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin katılımıyla gerçekleşen Suriye konulu Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi 14 Şubat Perşembe günü gerçekleşti. Erdoğan yaptığı açıklamada İdlib ateşkesine uyulması gerektiğini, sadece İdlib’de değil Suriye’nin diğer bölgelerinde de yeni insani krizlerin yaşanmasını istemediklerini söyledi. Erdoğan, PYD ve YPG Menbiç ve Fırat’ın doğusundan temizlenmeden Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanamayacağına vurgu yaptı. Suriye’de barış ve istikrar ortamının tesisi yönünde yürütülen ortak çalışmaları gözden geçirdiklerini ve birlikte atılacak adımları istişare ettiklerini de ekleyen Erdoğan; Suriye’de çözüm umudunun hiç bu kadar filizlenmediğine dikkat çekti. Ayrıca BM ile koordinasyon halinde dengeli bir komitenin en kısa sürede faaliyete geçmesini arzu ettiğini söyledi. Adana Mutabakatı konusunda da görüş beyan eden Erdoğan; ilgili kurumların bunun üzerinde çalıştığını, mutabakatı terörle mücadelede Türkiye’nin lehine kullanma gayreti içinde olacaklarını ve gereken tedbirlerin alındığını söyledi. ABD’nin çekilme kararı konusunda ne olacağının meçhul olduğunu ancak bu konuyla ilgili atılacak adımların takipçisi olacaklarını ve çekilme sürecinde güç boşluğu olmaması gerektiğinin altını çizdi. Son olarak da beşinci Suriye Zirvesinin Türkiye’de yapılacağını duyurdu.
Rusya lideri Putin ise yoğun bir koordinasyon ile Suriye krizinin çözümü için çalışmalar yaptıklarını; Soçi Zirvesi’nde önemli çalışma alanlarının belirlendiğini, Anayasa Komitesi listesinin büyük ölçüde onaylandığını, Suriye’nin yeniden inşası için gereken sürece kendileri sayesinde ulaştıklarını beyan etti. Putin İdlib'de ateşkesin geçici olduğunu, gerginliğin azaltılması konusunda anlaşılması gerektiğini ve teröristlerin saldırısının cevapsız kalmayacağını söyledi. Türkiye'nin sınır güvenliğini anlayışla karşıladıklarını söyleyen Putin, eninde sonunda Suriye'nin toprak bütünlüğü sağlanması gerektiğini ve ülkelerinin siyasi kaderini belirlemeye yalnızca Suriyelilerin yetkili olduğunu ifade etti. Rus lider çekilme kararı alan Trump’ın vaatlerini yerine getirdiğini ve ABD'nin çekilmesinin olumlu bir adım olacağını, Suriye'ye katkı sağlayacağını da sözlerine ekledi. Putin, Astana Sürecinin Suriye için kalıcı bir siyasi çözüm sürecine vesile olduğunu söyledi ve 12. Astana toplantısının Mart ayı sonunda yapılacağını duyurdu.
İran Cumhurbaşkanı Ruhani ise yapılan toplantıda terörle mücadelenin gereğinin konuşulduğunu ve herkes tarafından onaylandığını söyledi. İdlib’de garantörlerin mevcudiyetinin geçici olduğuna değinen Ruhani; İdlib’in Suriye hükümetinin bir parçası olduğunu, temizlenmesi gerektiğini ve Suriye’nin tamamının hükümetin kontrolü altında olması gerektiğini savundu. İranlı lider ABD’nin bölgeden çekilmesinin Suriye halkına mutluluk vereceğini ancak çekilse bile müdahalelerine devam edeceğini ileri sürdü. Ruhani, Suriye’nin toprak bütünlüğüne, Suriye Kürtlerinin haklarına ve Türkiye’nin güvenliğine önem verilmesi gerektiğini vurguladı. Suriye krizinin çözümünün siyasi bir şekilde olabileceğini söyleyen Ruhani, bütün dünyanın ve BM’nin son adıma ulaşmak için yardımlarını beklediklerini de sözlerine ilave etti.
Liderler ayrıca Suriyeli mültecilerin dönüşleri için neler yapılmalı yönündeki soruya cevaplar verdi. Putin bu konuda; “herkes mültecilerin evlerine dönmesini istiyorsa yaşam şartlarının olumlu olması için çalışması gerektiğini ve yapılan insanı yardımların engellenmesinin tuhaf olduğunu, herkesin Suriye’ye yardımcı olması gerektiğini” söyledi. Erdoğan; Anayasa komitesinin çalışmalarının henüz beklenen hızda olmadığını, bir an önce oluşması gerektiğini böylece Suriye halkının kendi kararını verebileceğini ifade etti. Suriye’ye söz verilen yardımların gelmediğini Türkiye’nin kendi bütçesinden harcama yaptığını söyleyen Erdoğan; şu ana kadar 310 bin mültecinin Türkiye’den geri döndüğünü, Suriye halkının kesin çözüm için haber beklediğini ve geri dönüşleri hızlandırmak için barışın burada sağlanması gerektiğini ifade etti. Ruhani ise bu konuda Suriyeli mültecilerin geri dönüşlerine yardım etmek istiyorsak Suriye’de terörizmle mücadeleyi arttırıp orada terör tehdidini bitirmemiz gerekir ifadesini kullandı.
Fırat’ın Doğusu
ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Joseph Votel, Suriye’deki ABD askerlerinin çekilmesinin haftalar içinde başlayabileceğini; fakat her şeyin sahadaki duruma bağlı olduğunu ve öncelikle sahada ihtiyaç duyulmayan teçhizatın temizlenmeye çalışıldığını belirtti. Bununla birlikte, yerel kaynaklar, ABD ordusunun, ABD tarafından kontrol edilen al-Tanf bölgesi ile sınırın paylaşıldığı batı Irak’ta kontrol edilen bölgelere büyük bir askeri konvoy gönderdiğini açıkladı. Güvenli bölge tartışmaları devam ederken, ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan, NATO toplantısında Suriye'nin kuzeydoğusunda koalisyonun şemsiyesi altında bir gözlem gücü oluşturulması yönünde planların gündeme getirileceğini ve ABD'nin Suriye'den çekilmesi ile bölgedeki güvenlik ve istikrarın nasıl sağlanacağı konusunda görüşmelerin devam ettiğini belirtti.
SDG Sözcüsü Mustafa Bali, IŞİD tarafından kontrol altında tutulan 41 bölgenin tekrar ele geçirildiğini ve Suriye’nin doğusunda bulunan IŞİD’in son askeri kontrol noktalarını temizlemeye çalıştıklarını belirtti. YPG savaşçıları, IŞİD savaşçılarının teslim olması ve örgüt tarafından tutuklanmış olan YPG militanlarının bırakılması karşılığında, Deyrizor bölgesinde bulunan IŞİD savaşçılarının aileleriyle birlikte İdlib bölgesine gönderilerek korunacağına dair teklif sundu.
BM Terörle Mücadele Başkanı, IŞİD tarafından gelen ağır kayıplara rağmen, terör grubunun halen küresel bir tehdit olarak kalmaya devam ettiğini belirterek, bunun bir rahatlamaya yol açmaması gerektiğini, 14 bin ve 18 bin arasında savaşçının olduğu Irak ve Suriye bölgesinin IŞİD için bir çekim merkezi olduğunu ifade etti. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Rami Abdurrahman tarafından yapılan açıklamada, giderek daha fazla baskıya maruz kalan IŞİD'in Suriye'nin başka bölgelerinden ve Irak'tan kaçırdığı büyük miktarda altını Suriye'nin Deyrizor vilayetinde tuttuğu son mevzide saklıyor olabileceğini iddia etti.
Bununla birlikte, ABD Başkanı Trump İngiltere, Fransa, Almanya ve diğer Avrupalı müttefiklerden Suriye'de yakalanan 800 IŞİD militanının teslim alınarak yargılanmasını istedi ve IŞİD’in çökmek üzere olduğunu belirterek hoş olmayan diğer alternatifin ise; bu militanların serbest bırakılmak zorunda kalınmasıdır ifadesini kullandı.
Suriye Rejimi bölgesi
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada, 19 Şubat 2019 tarihinde Suriye’ye topçu saldırısı yaptıklarını belirtti. Kuneytra bölgesine yapılan saldırıların İran’ın bölgedeki varlığını hedef aldığını söyleyen Netanyahu, bu saldırıların İsrail tarafından sürekli şekilde yapıldığını da sözlerine ekledi. Saldırıda can kaybı olmazken, maddi zarar meydana geldi. Bu sırada, İsrail ordusu Kuneytra ile sınırı olan Golan Tepeleri’ne askeri birlikler naklederek buradaki askeri varlığını güçlendirdi.
Türkiye, Rusya ve İran’ın inisiyatifleri ile yapılan Astana görüşmesinde taraflar tutukluların karşılıklı olarak değişimi konusunda anlaşmaya vardı. Bu noktada Suriye rejimi ile muhalifler arasında El-Bab’da tutuklu değişimi yapıldı.
Suriye rejiminin eski BM daimî temsilcisi olan ve şu an bakan yardımcılığı görevinde bulunan Faysal Mikdad, UNICEF’in Ortadoğu ve Kuzey Afrika Direktörü Geert Cappelaere ile 14 Şubat 2019’da bir araya geldi. Toplantıda, savaş sebebi ile zarar görmüş okulların tamiri ve aşı programı yürütülmesi noktasında fikir birliğine varıldı.
Beşar Esad’ın Suriye’de kalıcı olup olmayacağına yönelik tartışmalara İngiltere de katıldı. İngiltere 2011’den itibaren Beşar Esad’ın iktidardan ayrılması gerektiğini savunmaktaydı. Ancak İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt “Beşar Esad’ın Rus desteği sayesinde görevine devam edeceğini” söylemesi artık İngiltere’nin geçmiş pozisyonunu revize etmeye başladığını gösterdi. İngiltere’nin bu noktadan sonra Esad rejimine karşı nasıl bir yaklaşım sergileyeceği belirsiz bir duruma geldi.
İdlib, Fırat Kalkanı, Afrin bölgesi
İdlib’de varlık gösteren ve el-Nusra bağlantılı iki grup olan Heyet Tahrir uş-Şam (HTŞ) ile Hurras el-Din arasında yeni bir anlaşma yapıldı. Hurras ed Din HTŞ’den ayrılan bir yapı olmasına rağmen son dönemde ciddi gerginlik yaşamaktaydı. Taraflar bu anlaşma ile “birbirlerini yıpratmamak” konusunda anlaşmaya vardı. 6 maddeden oluşan anlaşmaya göre iki grup birbirlerine karşı basın üzerinden sözlü saldırılarda bulunmayacak ve birbirlerini kamuoyu önünde yıpratmayacaktır. Ayrıca ortak düşmanlara karşı da işbirliği yapılması kararı alınmıştır. Denetim noktaları ile ilgili problemi aşmak için de İslami bir mahkeme kurmaya kararı alındı.
HTŞ’nin İdlib’de kontrolü büyük oranda ele almasından sonra İdlib’e yapılan insani yardımlar kesilmeye başladı. 50’ye yakın sağlık merkezinin bulunduğu İdlib ve kırsalında finansal destek sıkıntısı yüzünden birçok sağlık personeli para alamadığından ücretsiz çalışma durumunda kaldı. Öğretmenler konusunda da benzer bir durum söz konusudur. Uluslararası sivil toplum kuruluşlarının İdlib’e yönelik yardımları kesmesinin temel nedeni, bu yardımlara HTŞ’nin el koyacağından çekinilmesi oldu.
Rejim tarafından Maaret el-Numan ve Han Şeyhun kasabalarına yapılan topçu atışı ve roketli saldırılarda 18 kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerden sekizinin çocuk olduğu İngiltere merkezli gözlem kuruluşları tarafından belirtildi.
11 Şubat 2019 tarihinde Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Rus mevkidaşı Sergey Şoygu’yu Ankara’da ağırladı. Yapılan görüşmede İdlib’deki silahtan arındırılmış bölgede barışı ve istikrarı sağlamaya yönelik daha kesin önlemlerin alınması kararlaştırıldı.