Uluslararası Alanda Suriye Gündemi
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı Donald Trump ile Osaka’daki G-20 zirvesi kapsamında yapacağı görüşme öncesinde açıklama yaptı. Putin, Suriye’ye müdahale kararının doğurabileceği riskleri enine boyuna düşündüğünü, müdahalenin olumlu bir etkisinin Türkiye gibi bölge ülkeleri ile ortaklık ilişkileri geliştirmeleri olduğunu kaydetti. Putin, Suriye’ye müdahale etme kararındaki riskin yeterince büyük olduğunu ifade etti ve Suriye’ye müdahale etmenin, pasiflikten daha olumlu olduğuna karar verdiğini açıkladı. Putin, düzenlenen G-20 Liderler Zirvesi’nin tamamlanmasının ardından bir basın toplantısı düzenledi. Suriye’deki durumu Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştüğünü, ancak görüşmenin içeriğiyle ilintili detayları basın toplantısında konuşmayı gerekli bulmadığını belirtti ve ekledi: “Durum kontrol altında.” Zirve toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump da görüştü. İkili ilişkiler ve Suriye'deki gelişmeler başta olmak üzere bölgesel meseleler ele alındı.
Kudüs'te İsrail, ABD ve Rusya arasında Suriye konulu bir üçlü zirve gerçekleşti. Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Meir Ben-Shabbat arasında gerçekleşen üçlü güvenlik zirvesinde temel konu İran'ın Suriye'den çıkarılması için gerekli düzenlemelerin yapılması oldu. Zirvenin açılışında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, "Hepimiz güvenli ve istikrarlı bir Suriye görmek istiyoruz. Hepimiz Suriye'ye 2011 sonrasında gelmiş olan tüm yabancı askeri güçlerin ayrılması gerektiğini düşünüyoruz. Tüm yabancı güçlerin bölgeden ayrılması Rusya, ABD ve İsrail için iyi olur, aynı zamanda Suriye için de" açıklamasında bulundu. Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patrushev konuşmasında, "İran'ın bölgedeki tehdidin sebebi olarak gösterilmeye çalışılması ve terör örgütleriyle bir tutulması kabul edilemez" dedi. Söz konusu zirve ile birlikte bu ay içerisinde İsrail, ABD ve Rusya arasında gerçekleşen görüşmelerin sayısı üç oldu.
ABD yetkilileri BM'den "siyasi çözüme ulaşmak için başka yollar denemelerini" istedi. ABD’nin BM Büyükelçisi Jonathan Cohen verdiği bir demeçte, Suriye ihtilafı için ileriye dönük yeni bir yol bulunması gerektiğini ve siyasi bir çözüm oluşturma çabalarının şu ana kadar başarısız olduğunu dile getirdi. Suriye’nin anayasasını yeniden yazacak bir komite oluşturma çabalarının rejim tarafından engellendiğini ve ilerlemenin durduğunu belirten Cohen, BM Suriye Özel Temsilcisi Pedersen’i siyasi çözüme ulaşmak için başka yollar denemeye teşvik etme zamanının geldiğini ifade etti. Yapılan bu olumsuz açıklamadan bir gün sonra ise Amerikalı diplomat ve ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Franklin Jeffrey, özel bir röportajda Cenevre Barış Süreci’ni yeniden başlatabilecek bir atılım anlaşması olduğunu açıkladı.
New York'ta bir kaynaktan alınan bilgiye göre, BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen sonunda Rusya'dan yardım alarak uzun zamandır beklenen Anayasa komitesinin kurulmasına dair Esad rejiminden de onay aldı. Pedersen ilgili taraflarla yaptığı iletişimin anayasa komisyonu kurulması yolunda umut barındırdığını ve “artık bu oluşumun tamamlanmasının yolun açık” olduğunu ifade etti. Herkes tarafından kabul edilebilecek bir formül bulmak için yakında taraflarla bir kez daha iletişime geçeceğini söyleyen Pedersen, Cenevre'deki ilk toplantısında "Birleşmiş Milletlerin Anayasa Komitesinin çalışmasını kolaylaştırabilmesi" konusunda detayları kesinleştirmek için Suriye hükümeti ve Suriye Müzakere Komitesi ile istişarelerde bulunacağını belirtti. Kaynak, bu durumun yıllardır süren savaşa çözüm bulmak için bir kapı aralayacağını söyledi.
Fırat’ın Doğusu
Suriye Demokratik Güçleri Suriye hükümetiyle görüşmeler için şartlar ileri sürdü. Suriye Demokratik Güçleri sözde Komutanı Mazlum Abdi, Suriye’nin kuzeydoğusunda kurulan sözde özerk yönetim meclisinde yaptığı konuşmada ülkenin kuzeydoğu bölgeleri olmaksızın Suriye devletinin tam bir devlet olamayacağını söyledi. Açıklamada, Suriye’nin kuzeydoğusunda kurulan sözde özerk yönetimin Şam tarafından resmi olarak tanınması birinci şart olarak ortaya konurken, Suriye devletiyle diyalog kurulabilmesi için Şam’ın Suriye Demokratik Güçleri’ni de söz konusu yönetimin güvenlik organı olarak tanıması gerektiği vurgulandı.
Suriye Demokratik Güçleri’nin siyasi kanadı Suriye Demokratik Meclisi üyesi Sihanok Dibo, Nasr El-Hariri başkanlığındaki Suriye muhalefeti Müzakere Yüksek Kurulu ile birleşeceği yönündeki iddialar hakkında konuştu. Suriye Müzakere Yüksek Kurulu saflarına katılacakları iddiasını reddetti ve katılım noktasında bir taleplerinin olmadığını söyledi.
Fırat’ın doğusundaki sözde özerk yönetimi tarım arazileri için özel bir kurul oluşturduğunu bildirdi. Sözde özerk yönetimin verilerine göre yakılan tarım arazilerinin 40.860 dönüm olduğu belirtiliyor. Yönetimin bilgilerine göre Cizre’de 34.600 dönüm tarım arazisi, Fırat Bölgesi’nde 2450 dönüm arazi, Tabka’da 1.850 dönüm arazi, Rakka’da 1.500 dönüm, Deyr ez Zor’da da 350 dönüm ve Münbiç’te 110 dönüm yakılan tarım arazilerinin olduğu açıklandı. Komite yapacağı çalışmalarda yangınların kasıtlı yapılıp yapılmadığını araştıracak.
Rakka’da ABD destekli Suriye Demokratik Güçlerine karşı yapılan halk ayaklanmaları son iki hafta içinde arttı ve SDG artan halk ayaklanmalarını bastırmak için Tabka kenti sakinlerini üzerinde ekonomik baskıyı arttırdı. Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre uygulanan ekonomik baskı yüzünden sivil halk büyük sıkıntılar yaşamakta.
Deyr ez Zor’da SDG müttefiki Arap kabileler ve diğerleri arasında kabile çatışmaları patlak verdi. SDG’nin diğer kabilelerin köylerine saldırı başlattığı ve müttefiki kabilelere de silah desteği verdiği ve yaşanan çatışmalardan yararlandığı bilgisi yerel kaynaklardan tarafından doğrulandı.
ABD, YPG’ye 200 araçlık yeni bir yardım konvoyu gönderdi. Zırhlı araçlar, ağır ekipman ve petrol tankerleriyle dolu olan konvoy Türkiye'nin sınır kasabası Nusaybin'den görüldü. Daha öncesinde Türkiye'de yakalanan şüpheli bir teröristin yaptığı itirafta da ABD askerlerinin YPG kamplarındaki teröristlere ağır silah eğitimi verdiği bir kez daha ortaya çıkmıştı.
Suriye Demokratik Güçlerinin siyasi temsilcisi olan Sinam Mohamad, IŞİD’e karşı kazanılan zaferde yardım eden ABD’nin bundan sonrasında da bölgede güçlü bir şekilde olması gerektiğini ve savaşın yıktığı ülkeye siyasi bir çözüm bulunması için baskı yapmaya devam etmesi gerektiğini söyledi. Mohamad, ABD’de “şimdi bölgedeki gerilimleri azaltmaya ve yeni çatışmaları önlemeye odaklanmalı” dedi.
Suriye Rejimi Bölgesi
Suriye iç savaşına dahil olmayan fakat yeniden yapılandırma sürecinde aktif rol almak isteyen ülkelerin başında her ne kadar Çin gelse de Hindistan’ın da bu noktada harekete geçerek Suriye rejimi ile ikili ilişkileri geliştirme yoluna gitti. Suriye’nin Hindistan Büyükelçisi Riyad Abbas, Yeni Delhi’de Hindistan Konut ve Kentsel İşler Bakanı Singh Puri ile bir araya geldi. Hindistanlı bakan, Suriye’deki yeniden yapılanma sürecinde aktif rol almak istediklerini söyleyerek özellikle altyapı, akıllı şehirler ve sanitasyon gibi gelişim projelerinde yardım sağlayabileceklerini belirtti.
Rejim güçleri 25 Haziran 2019 tarihinde, muhaliflere yönelik saldırılarını daha da artırmak için Hama kırsalına önemli oranda takviye askeri mühimmat sevk etti. Sevkiyatta, ağır makineliler, lojistik malzemeler ve çeşitli askeri ekipmanların yer aldığı belirtildi.
İdlib, Fırat Kalkanı ve Afrin Bölgesi
Rejim güçleri 29 Nisan 2019 tarihinden itibaren İdlib’de Rusya ev Türkiye’nin anlaşmasıyla kurulan gözlem noktalarına saldırılar düzenlemeye başladı. Bu saldırılar daha çok İdlib’in güneyindeki 10. gözlem noktası olan Zaviye bölgesinde yoğunlaştı. 27 Nisan 2019’da rejim güçleri tarafından yine Zaviye bölgesindeki TSK gözlem noktasına aynı gün içerisinde iki kez ateş açıldı. Bu saldırı sonucunda bir asker şehit olurken, üç asker de yaralandı. Gözlem noktasında da çok ciddi hasar meydana geldi. Yapılan bu saldırıya TSK tarafından çok sert cevap verilerek saldırının yapıldığı rejim mevzileri vuruldu.
Rejimin 30 Nisan 2019’dan itibaren İdlib’e yönelik başlattığı saldırılar karşısında İdlib’de konuşlanmış olan muhalif güçler güçlü bir reaksiyon gösterdi. Muhalifler tarafından yapılan karşı saldırılarla rejimin ilerleyişi önemli ölçüde durduruldu. Ulusal Özgürleştirme Cephesi (NLF) sözcüsü Naci el-Mustafa yaptığı açıklamada 26 Haziran 2019’da Hama’nın kuzeyine gerçekleştirdikleri operasyonda 10 rejim militanını etkisiz hale getirdiklerini ifade etti. El-Mustafa, bu olaydan bir gün sonra da İdlib’in güneyindeki Kassabiyye köyüne yaptıkları operasyonda da birçok rejim militanın etkisiz hale getirdiklerini açıkladı.
İdlib’in güneyinde muhaliflerle rejim güçleri arasındaki sıcak çatışmalarda rejim güçleri defalarca hava unsurlarından yararlanarak muhalifler karşısında üstünlük kurmaya çalıştı. 28 Haziran 2019’da Suriye rejimi hava kuvvetlerine ait bir L-39 jeti saldırı yapacağı esnada muhalifler tarafından vuruldu. Uçaksavar füze (MANPAD) ile vurulan uçak acil iniş yapmak zorunda kaldı.