Suriye’de halk ayaklanması ile beraber uzun yıllardır gündeme gelmeyen Türkmenler de sesini yükseltmeye başlamıştır. Yeni dönemde kültürel, siyasi ve ekonomik haklarının güvence altına alınması için çaba sarf eden Türkmen hareketlerinden biri de İstanbul’da faaliyet gösteren Suriye Türkmen Topluluğu Hareketi. Hareketin Sözcüsü Ziyad Hasan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda Suriye’deki ayaklanmayı, Türkmenlerin durumunu ve Halep’teki genel siyasi ve güvenlik durumunu konuştuk.
Röportaj: Oytun Orhan, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
ORSAM: Öncelikle kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?
HASAN: Ben Suriye’nin Halep şehrinden Ziyad Hasan. Halep Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldum. İşim gereği Libya ve Irak’ta bulundum. 8 aydır İstanbul’dayım ve burada Suriye Türkmenlerinin Esad rejimi sonrası oluşacak siyasi yapıda haklarını alabilmeleri için gerek Suriye muhalefeti, gerek Türk makamları nezdinde girişimlerde bulunuyorum. Bu uğurda dava arkadaşlarımla birlikte kurduğumuz Suriye Türkmen Topluluğu siyasi hareketinin sözcülüğünü yapıyorum.
Siz Haleplisiniz. Hem Halep merkez hem de kırsalındaki siyasi, ekonomi ve güvenlik durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?
Siyasi duruma bakacak olursak, Suriye’nin en ücra noktalarına nüfuz eden Baas Partisi Halep şehrinin gerek merkezinde gerekse kırsalında her yere ulaşmış durumdadır. Ve şu an bu partinin tüm şubeleri birer istihbarat birimi gibi çalışmaktadır. Siyasetten fazla istihbarat işleriyle meşguldür. Halep’te en ciddi örgütlenmeyi Kürtlerde görmekteyiz. 15’i aşkın Kürt partisi var ve bunlar çok ciddi güç oluşturmaktadır. Buna ilaveten PKK terör örgütünün büyük syaıda sempatizanları var ve bunlar şu an bölgede ciddi bir güce sahiptir.
Ekonomik olarak, Halep şehri Suriye ekonomisinin lokomotifidir. Ancak ne yazık ki baba Esad’ın izlemiş olduğu dışa kapalı ekonomik politikadan ağır darbeler alan şehir sanayisi oğul Esad döneminde ise kontrolsüz dışa açılım ve üreticilere uygulanan yüksek vergi politikaları neticesinde ikinci darbeyi almıştır. Bundan dolayı devrim başlamadan önce üretimi bırakıp ithal alanına geçen iş adamı sayısı 50% oranından fazlaydı. İthale dayalı olan bu ekonomik yapıya bir de son olaylar ve ambargolar eklenince enflasyon çok ciddi bir şekilde tırmandı ve 10 ay önce 48 Suriye Lirasına tekabül eden 1 dolar, şimdi kara borsada 80 liraya alınmaya başlandı. Benzin, mazot, doğal gaz gibi temel ihtiyaçlar bulunamıyor. Bütün ürünlerde %100’ü aşan fiyat artışı var. Zaten fakir olan halk daha da fakirleşmiş bir durumdadır.
Güvenlik durumu ise, olayların başından beri Halep’te güvenliği elinde tutan ve bu konuda hiç taviz vermeyen rejim geçen son ay zarfında zaaf belirtileri göstermeye başladı. Kırsal kesimde kontrolü devam ettirmek için ordu birliklerini kullanmaya başladı. 2 haftadır Etarib ilçesini vuran ordu, son iki gündür Kilis’e çok yakın olan Azaz’ı da vurmaya başladı ve oradaki gösterileri bastırmak için 7000 asker yönlendirdi.
Şehir merkezinde çoğalmaya başlayan gösteriler, özellikle Halep Üniversitesi ve Arap aşiretlerin yoğunlukta olduğu bazı semtlerde çok sıkça görünmeye başlandı. Ve ne yazık ki Halep’te de ölü sayısı artmaya başladı.
PKK terör örgütü Kürt bölgelerinde çok bariz bir şekilde baş göstermeye başladı ve bazı yerlerde yollara barikat kurulmaya başladı. Ve son aldığımız bilgilere göre, Esad bazı Türkmen aşiret liderleriyle görüşerek, Halep kırsalında artan olayları bastırmak için Türkmenleri silahlandırmak istediğini açıklamıştır. Bu teklifi reddeden liderlere baskılar devam etmektedir.
Halep bugüne kadar diğer bölgelere nazaran daha sakin bir görüntü çizdi. Bunun nedenleri nedir ve bundan sonra bu durumun değişme ihtimali söz konusu mudur?
Halep’in yakın zamana kadar olayların dışında kalmasının nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:
– Şehirde farklı etnik ve dini gurupların bulunmasının yarattığı güvensizlik,
– metropol hayat tarzının getirmiş olduğu insanlar arası iletişim sıkıntısı (gösterilerin en yoğun olduğu yerlerin aşiret bölgeleri ve kırsal kesim ve üniversite olması bunun göstergesidir),
– rejimin uyguladığı çok sıkı ve acımasız güvenlik tedbirleri,
– farklı gerekçelerle önemli sayıda rejim taraftarının olması.
Ancak son ay zarfında gelişen olaylara bakılırsa ve içeriden aldığımız bilgilere göre tansiyon gittikçe yükseliyor ve olaylar Halep’te de geri dönülmez bir noktaya doğru ilerliyor.
Halep'te birçok etnik ve mezhepsel grup bulunmaktadır. Bu grupların Suriye ayaklanmasında aldıkları pozisyonu kısaca anlatabilir misiniz?
Halep şehrinde yaşayan gurupları şu şekilde sıralayabiliriz: Araplar, Hıristiyanlar, Türkmenler, Kürtler ve Ermeniler.
Sünni Araplar, farklı şehirlerde ayaklanmayı başlatan gruplar olmasına ve ön saflarda olmasına rağmen Halep’te hareketlenmeleri çok geç başlamıştır. Daha çok kırsal kesimle sınırlı kalmışlardır.
Hıristiyanlar ve Ermeniler, İslami bir yönetimin gelmesinden korkmaktadır. Bu gruplar Suriye genelinde rejimi destekliyor veya tarafsız kalıyor.
Türkmenlerin büyük bir çoğunluğu ayaklanmayı desteklemektedir. Özellikle Hama, Halep kırsalı, Humus ve Şam Türkmenleri. Bir kısım Türkmen de farklı nedenlerle tarafsız kalmayı tercih ediyor.
Kürtlerin ayaklanmaya katılımı çok lokal ve etkisizdir.
Halep halkının genelinin Suriye sorununun çözümü açısından nasıl bir yolu tercih ettiğini düşünüyorsunuz? Askeri müdahale, güvenli bölge oluşumu gibi seçeneklere nasıl yaklaşmaktadır? Kökten bir değişim mi yoksa uzlaşıya dayalı bir çözüm mü arzulanmaktadır?
Ayaklanmanın başladığı günden bu yana Halep şehrinde çok ciddi fikir ayrılıkları oluştu. Bu ayrılığı şu şekilde özetleyebilirim:
1- Halkın %70’i ayaklanmayı destekliyor. Fakat daha önce anlattığım sebeplerden dolayı bu ana kadar yalnız %30’u ayaklanmış durumda. Kırsal kesim ve şehrin bazı aşiret semtleri ve bu gurubun büyük bir kısmı askeri müdahale dahil kökten çözümden yanadır. Geri kalan %50’lik kısım ise her herhangi bir güvenlik zaafı yaşandığında sokaklara dökülmeye hazır durumdadır. Çözüm konusunda daha temkinli davranıyor ve güvenlik bölgesi oluşturmaktan yanadırlar.
2- Halkın %30’u farklı nedenlerle Esad’ı destekliyor ve bunların bir kısmı ulusal meclis dışındaki bazı muhaliflerle uzlaşıyı desteklerken, diğerleri meseleyi askeri yöntemlerle bitirmekten yanadır.
Suriye Türkmenlerinin bu ayaklanma süreci neticesinde beklentileri nelerdir, şu ana kadar Suriye muhalefeti içinde beklediklerini elde edebildi mi Türkmenler?
60 seneye aşkın zulüm ve asimilasyon politikalarına maruz kalan Suriye Türkmenlerinin devrim sonrası beklentilerini şu şekilde özetleyebiliriz:
– Siyasi ve anayasal reformların gerçekleştirilmesi, çok partili sisteme geçilmesi,
– yeni anayasa çalışmalarına Türkmenlerin de katılması,
– Türkmen halkının Suriye anayasasında asli bir unsur olarak tanınması,
– Türkçe’nin,Türkmenlerin yoğunlukla yaşadığı bölgelerde resmi dil olarak tanınması,
– devlet okullarında Türkçenin öğretilmesi ve anadilde eğitimin önündeki yasal engellerin kaldırılması,
– yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve yetki alanlarının arttırılması,
– Suriye halkının ve Türkmenlerin ekonomik şartlarını geliştirmek üzere sürdürülebilir bir ekonomik kalkınma sürecinin temellerinin atılması.
Ayaklanmaya çok ciddi destek veren Suriye Türkmenleri ne yazık ki bugüne kadar muhalefet nezdinde yapmış oldukları bütün başvuru ve çabalara rağmen halen dışlanmış bir durumdadır. Farklı guruplardan temsilcileri barındıran Suriye Ulusal Konseyi’nde şu ana kadar hiç bir Türkmen temsilci bulunmamaktadır. Türkmenlerin anayurdu Türkiye’de kurulan Suriye Ulusal Konseyi ne yazık ki anavatanın gözleri önünde Türkmenleri dışlamaktadır.
Sizin ve genel olarak Suriye Türkmenlerinin örgütlenme çabaları hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ayaklanma öncesinde kadar hiç bir Türkmen örgütümüz yoktu. Bu yöndeki çabalarımız ayaklanmadan sonra başladı, şimdi çalışmalarını sürdüren 3 siyasi gurubumuz var ve bunların birisi sözcülüğünü yaptığım ve Suriye’nin tüm Türkmen bölgelerinden temsilcileri olan Suriye Türkmen Topluluğu’dur. Ayrı guruplar halinde çalışmanın Türkmenlere çok zararlı olduğunu gördüğümüz için şimdi diğer guruplarla görüşüyoruz ve çok yakın zamanda ortak hedefler çerçevesinde beraber hareket etmeyi planlıyoruz.
Son olarak Türkiye'nin uygulamakta olduğu Suriye politikası hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu kapsamda Türkiye'nin Suriye Türkmenlerine desteği konusunda neler söyleyebilirsiniz?
Türkiye olayların başından beri dengeli bir politika izledi. Önce Suriye yönetimiyle görüşerek reformların gerçekleştirilmesi yönünde baskılar yapan Türkiye, diğer yandan kendisine sığınan Suriyelilere kucak açtı. Bu Türkiye açısından çok doğru ve yerinde bir davranıştı. Aynı süreçte Suriye muhalefetinin Türkiye’de organize olmasına müsaade etmesi, Suriye Ulusal Konseyi’nin İstanbul’da kurulmasıyla sonuçlandı. Bu da Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olacağı anlamını taşıyor.
Biz Türkmenlere gelince; şimdiye kadar gelişen bütün siyasi süreçlerin dışında kaldık ,bunda hem biz Türkmenlerin örgütsüz oluşu hem de Türkiye’nin ilgisizliği büyük rol oynadı. Ve eğer Türkiye’nin bize karşı olan tutumu bu şekilde devam ederse sürecin tamamen dışında kalmaya mahkumuz. Bu nedenle Suriye Türkmenlerinin Türkiye’ye mesajı şudur: Suriye Türkmenlerini desteklemek Türkiye’nin hem siyasi hem milli hem de tarihi bir görevidir. Bu görevi yerine getirmemek tarihin affetmeyeceği bir hata olacaktır.
Sayın Hasan çok teşekkür ederiz.
* Bu röportaj ORSAM Uzmanı Oytun Orhan tarafından 24 Şubat 2012 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir.