Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Suriye’den gelip Gaziantep’in Islahiye ilçesinde çadırkentte kalan Hadi Zekeriya El Kasimi ile söyleşi

ORSAM: Kendinizi tanıtır mısınız?
 
Hadi Zekeriya El Kasimi: Suriye’nin Hama İli El-Rummane Köyü’ndenim. 60 yaşındayım. Uzun yıllar devlet dairesinde işçi olarak çalıştıktan sonra emekli oldum. 3’ü erkek, 4’ü kız 7 çocuğum var. Kızlarım evli. 2 oğlum bizden uzakta, 1 oğlum ise Hama’da memur olarak çalışıyor.
 
ORSAM: Suriye’de yaşadıklarınızı ve sizi Türkiye’ye geliş nedenlerinizi anlatır mısınız?
 
Hadi Zekeriya El Kasimi: 1970’li yıllarda Baas Partisi’ne üye oldum. Baba Esad’ın yanlısı olduğum için Sünni olmama rağmen işe aldılar beni. Suriye’de işçi olsun memur olsun işe başlayabilmen için ya yüklü bir rüşvet vermen yada partinin adamı olman lazım. Tüm aile fertlerimiz parti üyesi olduğumuz için işe girebildi. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra işe alınan kişilerin çocuklarının rejimden yana propaganda yapması ve çevrelerindeki muhalifleri ihbar etmeleri istendi. rejim yanlısı biri, bir Sünni’ye yada muhalife iftira atıyor bile olsa ciddiye alınmakta ve iftira attıkları kişiler işkence görmekte, cezaevine konmaktaydı. Arap Baharı’ndan sonra iç karışıklıklar başlayınca bize ve bizim gibi birçok aileye yapmak zorunda olduğumuz görevler verildi. Bunlar rejim adına muhbirlik ve rüşvetti. Kabul etmeyene ise işkence vardı. Biz ve yakın akrabalarımız bu teklifi kabul etmeyince teker teker içeri alınmaya ve işkence görmeye başladık. Bazılarımızın malı, bazılarımızın canı gitti. Bazılarımızınsa namusuna el uzatıldı. Emeklilerin maaşlarını kesemediler ama çalışanları işten çıkardılar. Başka iş yapmalarına engel oldular, sefalete mahkum ettiler. Hama ili ve köyleri bombalanmaya başlayınca oğlum, gelinim ve torunlarımla birlikte Suriye’yi terk etmeye karar verdik. Çevremizde maddi durumu iyi olan ailelere evimi ve tarlamı satıp yola koyuldum. Her kavşakta ayrı bir gruba rüşvet ödeye ödeye sınıra kadar ulaştık. Ancak beladan bir türlü kurtulamadık. Zira aynı bölgeden olduğum insanlar benim geçmişte Beşşar yanlısı olduğumu bildikleri için bana güvenmiyorlardı. Aile fertlerimle İdlib’e yakın bir bölgede yalnız kaldık. Açlık, sefalet ve kir içinde yaşadık. Ulaşımın olmadığı, çarşı pazarın bulunmadığı, ıssız bir yerde üç gün kaldıktan sonra bir kamyon sahibiyle anlaştım ve Türkiye sınırına kadar geldik. 30 km’lik bir yol için 500 $ ödedim. Sınırda da beni, Türkiye’ye geçirmeleri için ayrı bir ücret ödedim. Silahlı grupların çoğu iç savaş bahanesiyle soyguncu çetesi oluşturmuşlar. Kimin muhalif kimin soyguncu olduğunu fark etmek imkansız. Ancak içlerine girince anlıyorsunuz. Yoksul, bitkin bir vaziyette Türkiye’ye gelince çadırkentlere sığındık.
 
* Bu söyleşi, 15 Ekim 2012 tarihinde Feyyat Özyazar tarafından Gaziantep’in Islahiye ilçesinde gerçekleştirilmiştir.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar