Suriye’nin İdlib ili Muarra ilçesi el Rif Bölgesinden göç etmek zorunda kalan 34 yaşındaki Derviş Talib el Hasavi, eğitimini Halep Üniversite’si Edebiyat Bölümü’nde tamamlamış. 2 çocuk babası ve lise öğretmeni.
ORSAM: Suriye’de iç savaş öncesi hayatınızı, iç savaşta yaşadıklarınızı ve sizi Türkiye’ye getiren nedenleri anlatır mısınız?
Derviş Talib el Hasavi- Abu Mahir: Babam birkaç küçükbaş hayvana sahip, 8 dönümde arazisi olan fakir bir köylü, 2’de kız kardeşim var. Büyük fedakârlıklar ile beni okuttu. Huzurlu bir yaşamımızı vardı.
Muarre Bölge’si Ceyş el Hur’un ve el Nasr birliklerinin olduğu yerlerden birisidir. İç savaşın kızışması ile birlikte SUVVAR denilen gönüllü ve fedai birliklerde bölgemize gelince çatışmalar çoğaldı. Yıllarca yoksulluk çeken ve rejime karşı mücadele etmiş birisi olarak, görevimi bıraktım ve bende savaşçı birliğe katıldım. Görevimi bırakınca, öğretmenlik maaşımda kesildi, yaşadığımız bölgede bombalandı ne ev kaldı nede hayvan her şeyimizi kaybettik. Yaşlı babam, yaşlı annem, eşim ve çocuklarım ile birlikte ailemi Türkiye’ye gönderdim. Ailem 4 aydır Türkiye’de ben ise yılbaşında geldim.
Hem savaştım hemde arkadaşlarımın yiyecek, giyecek ve her türlü ihtiyaçlarını karşılamak için uğraştım. Birçok yaralıyı hududa kadar yetiştirip tekrar birliğime katıldım. Ceyş el Hur’da savaşanlara aylık veriliyordu. Bende aldığım paraları aileme gönderiyordum. Kumanyalar ile idare ediyor, baraka gibi yerlerde arkadaşlarımla yatıp kalkıyordum. Çok defa Taftanaz Bölgesi’ndeki havaalanını kuşattık, bizi geri püskürttüler. Düz bir arazi olduğundan fazla şansımız yoktu, her defasında yaralanıyor ya da şehit veriyorduk. Elimizde mevcut silahlar bir zırhlı birliği teslim almaya yetmiyordu, bize de güçlü silahlar gelmiyor, bazen de mermisiz bile kalıyorduk. Çoğu kez günde bir kez yemek yeme fırsatı buluyorduk. Dinlenme, yıkanma, çamaşır değiştirme ise ayda bir kere oluyordu. Şartlarımız zor olduğundan, arkadaşlarımızın çoğunun psikolojisi de bozuldu, bıktılar, yoruldular ve bazıları birliklerini terk etti. Firar ettiler. Aydan aya nöbetleşerek, geri bölgelere çekilip dinlenme imkânı olsa da, geri bölgelerde de ekmek, su, elektrik, barınma gibi sorunlar mevcuttu. Cephedekilerden bir farkımız yoktu yine bombalanıyordu çevre köyler, yerleşim alanları… Nerede bir ışık görürlerse, nerede bir baca tüterse bombardımana tutuyorlardı.
Sonunda ben de dayanamadım ve Türkiye’ye geldim. Ne iş bulursam çalışıyorum. Hamallıkta yaptım, nakliye yapan Suriyelilerin mallarını yükleyip Suriye’ye götürüp sattığımızda oldu. Ticari kazancı olan bazı eşyaları Türkiye’ye getirip satıyoruz. Kışı Türkiye’de geçirdikten sonra durum düzelmese yeniden savaşmaya döneceğim.
* Bu söyleşi, 15 Ocak 2013 tarihinde Feyyat Özyazar tarafından Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilmiştir.