ORSAM: Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?
Gaddur Haşim Killi-Abu Aziz: Halep’e bağlı Hamdaniye Mahallesi’nde yaşıyorum. Oto aksesuarları ve yedek parça satılan bir işyerim var. 48 yaşındayım ve 6 çocuğum var. Türkiye’ye 25 Eylül’de geldim. Reyhanlı’da ev kiraladım. Şimdide kışlık giysilerimizi ve yiyeceklerimizi getirmeye çalışıyorum.
ORSAM: Suriye’de yaşadıklarınızı ve Türkiye’ye geliş nedenlerinizi anlatır mısınız?
Gaddur Haşim Killi-Abu Aziz: Geniş bir işyerim ve çevremdeki yedek parça satıcılarına göre de çok fazla malzemem vardı. Halep’e havadan fıçılarla bombalar yağmaya başlayınca birçok apartman çöktü. İşyerleri ve arabalar yandı. Yığıntılar arasında kaldık. Şehre çevre ilçelerden, köylerden ve şehirlerden giriş-çıkış yapılamaz oldu. Benim evime de şarapnel parçaları isabet etti. Evim tahrip oldu. İki aile ile birlikte bodrum katını sığınak haline getirdik. Ancak su, elektrik ve gıda sorunu başladı. Can derdine düşen insanlar araba aksesuarı ve yedek parça almayı bıraktı. Zaten çoğunun arabası yandı. Birçok insanda göç edince yedek parça alacak kimse kalmadı. Ceyş El-Hur mahallemize geldi. Her cadde ve sokağa karargah kurdular. Semtimizde Esad’ın askerleri kalmadı ama uçak ve helikopterlerle her gün bombalanıyorduk. Ölen insanların dini vecibesini yerine getirme imkanımız bile olmuyordu. Boş bir parsele veya tamamen yıkılan bir binanın bahçesine gömüyorduk insanları. İnanması zor ama kimi kefensiz gömüldü bu insanların. Kiminin de cenazesi yıkanamadı. Çünkü bunları yapma imkanımız kalmamıştı. Cesetler kokmaya başlayınca hiç tereddüt edilmeden kefensiz gömüldüler. Halep’i daha önceden görmüş insanlar şimdi gitseler şehri tanıyamazlar. Okul, hastane, lüks oteller, işhanları, camiler yıkıldı, harabe oldu. Halep halkı taş yığınları arasında, canlarını hiçe sayarak, yıkıntılar arasında malzeme çıkarmakta, demir toplamakta, para bulma umuduyla her taşı her yıkıntıyı altüst etmektedir. Parçalanan ev eşyaları, mobilyalar fakir insanlar için yakacak yada ticari kazanç umudu oldu. Eşya ararken cesetlerle karşılaşanlar, onları oldukları yerde örterek gömüyorlardı. Şu an, Türkiye’de özgürüz ama huzurumuz yok. Tedirginlik ve umutsuzluk içerisindeyiz. Suriye parasına göre Türkiye’de yaşam pahalı. Ailem çadırkentte yaşamak istemiyor. Ancak mevcut param kirada oturmaya ne kadar yeter bilemiyorum.
* Bu söyleşi, 10 Ekim 2012 tarihinde Feyyat Özyazar tarafından Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilmiştir.