Aiham Fen Fakültesi Kimya bölümü öğrencisi. Halep’in Kafr Hamra bölgesinde yaşıyor, saldırılar genellikle çevre bölgelerde gerçekleşiyormuş fakat babasının hastalığının tedavi edilmesi için sakin ve sessiz bir ortamda yaşaması gerektiğinden göç etmek zorunda kalmış.
ORSAM: Kendinizi ve Suriye’de iç savaş öncesi hayatınızı anlatır mısınız?
Aiham: Adım Aiham. 32 yaşındayım ve bekârım. Fen Fakültesi Kimya bölümü 3. sınıf öğrencisiyim ama şimdilik okulu dondurdum.
ORSAM: Suriye’de yaşananları biraz anlatabilir misiniz?
Aiham: Açıkçası ne olduğunu tam bilmiyorum. Olaylar başladığında askerlik görevimi yapıyordum. Halep halkı ile ilgili ise herkesin inandığı şey Halep halkının çıkarları peşinde koşan insanlardan oluştuğu ve bu yüzden devrime geç katılmalarıdır. Şu ana kadar Halep halkının yüzde 70’i rejim yanlısı olmaya devam etmektedir. Bunu kimse inkâr edemez. Aynı zamanda halk mevcut rejimden de kurtulmak istiyor. Halep’te durum gittikçe kötüye gidiyor. Halep, Humus’tan daha kötü olacaktır. Olayların bir şekilde durması gerekmektedir. Devrim yanlısıyım. Ancak Özgür Suriye Ordusunun açıklamasına göre onlara vaat edilen silah ve mühimmat hala ulaşmış değil. Sizce bize karşı olan devletlerin desteğinin beklenmesi mümkün mü? Tüm devletler çıkarlar peşine düşmektedir. ABD, Türkiye, Katar, Suudi Arabistan, Rusya ve şimdiki rejim bu durumdan faydalanmıştır. Örneğin Türkiye, olaylardan en fazla fayda gören ülkedir. Türkiye ekonomisi yüzde 13 oranla büyüdü. Bu durumun da iki nedeni var. Kiraların aşırı yükselmesi ve ticaret hacminin artması.
Katar ve Suudi Arabistan’a gelince, onların tek amacı devrimin ülkelerine uzanmamasıdır. Rusya ise bunlardan çok daha zeki; Rusya’nın amacı Suriye’de Müslümanlığının yayılmasını engellemektir. Tabi tekrar söylüyorum bunlar benim görüşüm.
ORSAM: O halde devrimin gerçekleşmesini yanlış bir adım olarak mı görüyorsunuz?
Aiham: Hayır, bunu demek istemedim. Özgür Suriye Ordusu’nun çalışma mekanizmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Bir bölgeye giriyorlar ve rejim o bölgeyi bombardıman altına tutuyor. Sonuç olarak da Özgür Suriye Ordusu o bölgeden zafer gerçekleşmeden tekrar kaçıyor. Mesela askeri değerlendirmelere göre o bölgeyi (Halep’te Kasr El Rais bölgesini) kurtarmak için ABD Ordusu’ndan bir tümenin iki hafta savaşması gerekiyormuş. Özgür Suriye Ordusu silahı olmadan o bölgeyi nasıl geçirecek ki?
Bence şu ana kadar devrim sürecinde önemli başarılar elde edilmemiştir. Elde edilen tek başarı ise halkın bütün olarak çalışmaya başlamasıdır. Çünkü daha önce halk uyku halindeydi. İmanı zayıflamıştı. Yolsuzluk ve rüşvet her müesseseye yayılmıştı. Şimdi ise dini uyanış ile bölgede Şii ve İran uzantısı durdurulmuştur. Bence bu devrimin en önemli başarısıdır. Diğer bir başarı ise Suriye’de mezhep ayrımı yapmadan bütün zalimlerden mesela Beşşar Esed, Mahluf, Rustum Gazale ve emniyet güçlerinden kurtarmasıdır. Bunlar Allah’tan korkmayan bir gruptur ve hiç ayrım yapmadan herkese zarar vermek istiyorlar.
ORSAM: Halep’ten neden çıktınız?
Aiham: Halep’in Kafr Hamra bölgesinde yaşıyoruz. Bizim bölgede bir şey olmadı ama olaylar ve saldırılar hep bizim çevremizdeki bölgelerde gerçekleşiyordu. Ancak babam hasta ve hastalığından ötürü tedavi edilmesi için sakin ve sessiz bir ortamda yaşaması gerekiyordu. Bu yüzden göç etmek zorunda kaldık, 1 Eylül tarihinde Suriye’den ayrıldık.
ORSAM: Aklından çıkmayan olaylara tanık oldunuz mu?
Aiham: Tabi, bir kez bize yakın bombalar düştü ve bir akrabam parça parça oldu. Çok kayıp verdik. Kardeşim doktor subay olarak çalışmaktadır, Şam’ın Tişrin Hastanesinde çalışıyor. Olaylar başladığından beri kardeşimi göremiyoruz. Açıkçası kardeşim rejimden ayrılmak istemiyor, çünkü onun başka hesapları var. Diyor ki “ben ayrılsam ve rejim kalırsa bizler ne yapacağız”. Ancak kendisi de bu rejimin bir an önce gitmesini de bütün gönlü ile istiyor.
ORSAM: Peki, rejimin ayakta kalma ihtimali varsa tekrar dönüp onun hükmü altında yaşamak ister misiniz?
Aiham: Bence bu çok zor bir soru; bu olursa demek ki büyük bir musibete uğrayacağız.
ORSAM: Peki, durum böyle kalırsa, yani yıpratma savaşı devam ederse ne yapacaksınız?
Aiham: Bilmem, ama belki geri dönüp daha sakin bir bölgede yaşamaya başlayacağız. Ama şimdiki durum geri dönmeye hiç müsait değildir.
ORSAM: Mezhepçilik hakkında görüşleriniz nedir?
Aiham: Mezhepçilik bölgeden bölgeye değişiyor. Mesela Halep’te mezhepçilik sorunu yoktur. Bir genç olarak değişik mezheplerden arkadaşlara sahibim. Aramızda hiçbir kin ya da nefret yok. Hatta benim en yakın arkadaşlarım Hıristiyanlardandır.
ORSAM: Peki, bu hisler devrimden sonra devam etti mi?
Aiham: Genel olarak mezhep ve etnik gruplar kendilerine kapanmaya başladılar. Bu da rejimin uyguladığı baskınlardan dolayı bence. Tarih boyunca en alçak ve en sinsi rejim bu rejimdir. Bazen bizleri hala Hafız Esed’ın yönettiği hissine kapılırım. Çünkü rejim istediği zaman plan yapıyor ve halkın zayıf noktalarını biliyor. 40 yıldan beri bunlar bizleri bu şekilde yönetiyor. Bunlardan kurtulmak çok zor. Devrim belki 10 yıl boyunca devam edebilir, belki de yarın bitebilir. Ancak halk arasında ektikleri fikirlerden kurtulmak için uzun zaman gerekiyor.
Mesela Halep tacirlerinin milyonlarca Suriye Lirası vergi vermesi gerekiyordu. Ancak hükümet bunların sadece yüzde 25’ini alıyordu. Biliyordu ki bir gün bu borçları başka şekilde tahsil edecektir ve işte şimdi tahsil etmeye başladı.
ORSAM: Rejim mezhepçiliği Suriye halkı arasında yayma politikasında başarılı olabildi mi?
Aiham: Evet, ancak yüzde 1 oranla başarılı olabildi. Bu oran, Şebiha ve güvenlik güçlerinin uyguladığı davranışlardan dolayı ortaya çıkmıştır. Ancak ben mezhepçiliği aklımdan bile geçirmedim.
ORSAM: Türkiye Hükümeti ve halkı hakkında ne düşünüyorsun? Sizlere nasıl davranılıyor?
Aiham: Türkiye Hükümeti’nin şimdiye kadar hiç kusuru olmadı. Bizlere tüm kapılarını açtı. Özgür Suriye Ordusu’nun şimdiye kadar ayakta durmasının nedeni Türkiye’den onlara giden yardımlardır. Türkiye halkı ise, bizlere Lübnan ve Ürdün halkından çok daha iyi davranıyor. Ancak Reyhaniye’de kiralar arttı. Evlerin kira bedeli 1200 liraya kadar çıktı. Bu yüzden oradan ayrıldım, ancak bence bu da normal bir durum.
Genel şekilde Türkiye halkı misafirperverdir, bizlere karşılıksız çok şeyler temin ettiler. Çocuklarımıza sütü bile onlar temin ediyor. Ancak Suriyeli yardım müesseseleri gıda dağıtımını üstlenmeye başlayınca yolsuzluklar ortaya çıkmaya başladı. Eğer aralarında Türk çalışanlar olmasaydı, bu yardımlar hayatta Suriyelilere ulaşmazdı. Çünkü Suriyeliler önce akraba ve tanıdıklarına dağıtıyorlar, sonra halkı düşünüyorlar. Türkler çok iyi insanlar ve Suriye halkına hizmet etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Suriyeli gençlere geri dönmemeleri için iş fırsatları temin edilmesini ümit ediyorum.
*Bu söyleşi, 27 Şubat 2013 tarihinde Lina Zekeriya Saguj tarafından Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilmiştir.