Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Suriye’den Türkiye’ye Gelerek Hatay’ın Reyhanlı İlçesine Yerleşen Ömer ile Söyleşi

Öğretmen olan Ömer, Halep’de başlayanlar saldırılar sonucu birçok yakının kaybetmiş. Önce Havaalanı yakınındaki köye yerleşmiş fakat saldırılar orada da başlayınca Türkiye’ye göç etme kararı almış.
 
ORSAM: Kendinizi ve Suriye’de iç savaş öncesi hayatınızı anlatır mısınız?
 
Ömer: Adım Ömer. 33 yaşındayım ve bekârım. Halep Üniversitesi’nden mezun oldum. Matematik, Fizik ve Kimya öğretmeni olarak çalışıyorum. Halep’te yaşıyorum.
 
ORSAM: Halep’ten ayrılma nedenleriniz nelerdir?
 
Ömer: Halep’in El İzaa semtinde ikamet ediyordum. Semtimiz, Filistin/Gazze’de yaşanan olayların benzerini yaşamıştır. Çok sayıda gösteri düzenleniyordu. Aynı zamanda hava bombardımanı Halep’in köylerini hedef almaktaydı. Bir cenaze merasimine katıldığımda bize yönelik hava saldırısı düzenlendi. Saldırıda 12 kişi öldü ve 25 kişi yaralandı. Bu 25 kişiden de 7’si daha sonra şehit olmuştur. Bu olaylar Halep’te rejime bağlı ordunun ile Özgür Suriye Ordusu arasında çatışmalar yaşanmadan önce gerçekleşmiştir.
 
ORSAM: Şehri terk etmek zorunda kalmanıza neden olan gelişmeler nelerdir?
 
Ömer: Ramazan ayında Halep’in Selahattin semti ve doğu bölgesine saldırılar başladı. Kardeşim Selahattin semtinde yaşıyordu ve saldırılar artınca yanıma kaçtı. Evimizin yakınına bomba düştüğü zaman şehri terk etmek zorunda olduğumuzu anladık.
 
Nisan 2011 tarihinde Halep’i terk ederek Teftanz köyüne göç ettik. Ancak Teftanz köyünün durumu Halep’e benziyordu ve sürekli bombardıman saldırısına uğramaktaydı. Orada bulunan evimiz, rejime bağlı ordu tarafından yakıldı. Köyün evlerinin yarısından fazlası ordu tarafından yıkılmıştır. Aynı zamanda köyden 400 kişi şehit edildi ve onlardan 45’i akrabalarımdı.
 
Devrim başlamadan önce, ailemden pek çok kişi rejim tarafından aranıyordu. 80’li yıllarda 8 amcam aranıyordu. Amcalarımdan 5’i ise ülke dışına kaçmışlardı. Al Gezal ailesinin mensuplarının çoğu kültürlüdür. Mesela ben ve diğer tüm kardeşlerim üniversite mezunuyuz. Bizler de zulme karşıydık. Gösterilere katılan ilk kişilerdeniz.
 
Ramazan ayında ordu Hama şehrine girdiğinde köyün ahalisi karakola baskın düzenledi ve karakolu ele geçirdiler. Ordu köyümüze 2011 Ekim ayının sonunda girdi ve aile fertlerimizden bir kişi şehit oldu. Daha sonra 2012 Ocak ayında bir baskın daha düzenlendi. Baskında yine ailemden 3 kişi şehit oldu.
 
Devrim başladığında bizlerde hiç silah bulunmuyordu. Bu yüzden köyün mensupları silah almak için ellerindeki tüm değerli şeyleri satmaya başladılar. Kimse silah dağıtmadı ve herkes kendi çabasına göre silah aldı.
 
Daha sonra ordu bir daha köye girmek istedi, ancak bu zaman silahlı direnç görünce, Özgür Ordu ile anlaşma yapmak zorunda kaldı. Anlaşma gereğince ordu köyün havaalanı tarafına yerleşmiştir.
 
ORSAM: Anlaşmanın esasları nelerdir?
 
Ömer: Ordu iki kez köye girmek istedi ancak 50 kişiden fazla zayiat verince bir anlaşma yapmak istedi. Önce silahlı çatışmalar durdu, daha sonra bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma gereğince ordunun yarısı çekildi, diğer yarısı ise köyün havaalanı bölgesine yakın bölgeye yerleşti.
 
Kız kardeşimin evi ordunun yerleştiği yere yakındı. Bize ait bir kamyon vardı. Kamyon üzerine hoparlörler yerleştirdik ve orduya hitap etmek başladık. Hitabımızda “kim ordudan ayrılmak isterse onu evine kadar sağ salim evine götürebiliriz” dedik. 
 
Aynı zamanda sürekli rejime karşıt gösteriler düzenleniyordu. Gösteriler ordu tarafından izleniyordu. Ancak onlar anlaşmadan ötürü herhangi bir şey yapmıyorlardı.
 
2012 Nisan ayında ordu 3. kez köye girmek istedi, ancak o zaman bambaşka şekilde geldiler. Saldırıda füze ve hava saldırısı kullanıldı. Ayrıca saldırıyı, 167 Ölüm Tugayı adı altında 7000 askerden ve yüz tanktan oluşan bir tugay düzenlemiştir.
 
O zaman da köyün ahalisi fazla zarar görmesin diye Özgür Suriye Ordusu köyü terk etme kararı aldı. Ordu girince çok sayıda şehit verildi ve 400 ev yakıldı.
 
ORSAM: Unutamayacağınız kadar derin bir olayla hiç karşılaştınız mı?
 
Ömer: Ordu, ahalinin barındığı bir yeri ele geçirince orada bulunan ailelerin gençlerini dışarıya çıkarıp, 10 kişiyi idam etmişti. İdam edilenlerden 5’i benim yakın arkadaşımdı. Amcam 72 yaşında olmasına rağmen ordu tarafından devrimi desteklemek suçuyla idam edildi.
 
Diğer bir olay ise Hacı Salih Gazal ile ilgilidir. Bu hacı 80 yaşında olmasına rağmen kendisini diri diri yaktılar. Tabi o da devrimi desteklemek suçuyla idam edildi. Al Mesul ailesine bağlı 104 yaşında olan biri yaşına rağmen çok soğukkanlı şekilde öldürüldü. Adamı öldürürken “daha yaşıyormuşsun, yeter artık” diye bağırıyorlardı. Ordu üç gün sonra köyü terk etti ve tekrar Özgür Suriye Ordusu köye girdi. Köyde hayat tekrar başladı.
 
ORSAM: Peki bu kadar olaydan sonra neden Halep’i terk edip köye yerleşmeye karar verdiniz?
 
Ömer: 2012 Nisan ayından Temmuz ayına kadar bize bombalı saldırılar düzenlemediler. Çünkü havaalanı köye yakın ve havaalanın zarar görmesini istemediler. Aynı zamanda ordu çok kayıp vermiştir. Bu yüzden 2012 Temmuz ayında köyü terk etmek zorunda kaldık. Önce Murret Nasrin’e gitmek istemiştik. Ancak saldırılar oraya başlayınca Türkiye’ye göç etme kararını aldık.
 
Pasaportum olmadığından ve ailemin pasaport süreleri geçtiğinden ötürü Türkiye’ye kaçak yollardan girmek zorunda kaldık. 2012 Ramazan’ın 15’inde Reyhanlı’ya yerleştik ve ev kiraladık. Şu an için durumumuz iyi. Çok çalıştığım için bir miktar para biriktirmiştim Allaha şükür.
 
ORSAM: Buradaki durum hakkında olumlu ve olumsuz görüşleriniz nelerdir?
 
Ömer: Türkiye halkı genel olarak misafirperverdir. Ancak buraya gelmeden önce ev kiraları 200 ile 300 Türk lirası arasındaydı. Ancak 800 TL karşılığında ev kiraladım. Bazı evlerin kirası ise 1200’e kadar yükselmiştir. Bu Türkiye’deki durumun olumsuz yönüdür.
 
Olumlu yönü ise Suriye’ye yakın bir bölge olduğu için fırsat oldukça Halep’e gidip gelebiliyorum. Ayrıca Reyhanlı halkı Arapça konuşuyor. Bu yaştan sonra Türkçe öğrenmek çok zor geliyor.
 
Yardımların dağıtılması konusuna gelince, öyle bir şeyin olmadığını söyleyebilirim. Herkes hırsız ve fırsatçıdır. Benim durumum iyiydi. Ancak şu an çalışmadığım için ve masraflar fazla olduğu için biraz bile olsa yardıma ihtiyacım var. Suudi Arabistan’da bulunan kız kardeşim bazen para yardımı yapıyor.
 
Gıda yardımı paketi bize önce bir şahıs tarafından getirildi. Ancak bu yardım bir kere yapıldı. Yardım alabilmek için tanıdığının olması gerekmektedir. Yani kısacası torpil gerekiyor.
 
Burada yardım denen bir şey yok. İnsanlar ya çadırlara gidecekler ya da Suriye’de kalıp saldırılar altında yaşayacaklar. Çok fakir aileler tanıyorum. Bu aileler de çadırlarda kalmak istemiyorlar. Onlara hiç kimse yardım eli uzatmıyor. Nedenini anlamıyorum; kötü idareden mi yoksa başka bir olaydan kaynaklanıyor? Suriyeliler ile konuştuğum zaman sanki Suriye’deki olayları yaşıyoruz, değişen bir şey yok gibime geliyor. Son olarak bu krizin bir an önce bitmesini ümit ediyorum. Allah kimseyi unutmaz.
 
*Bu söyleşi, 22 Şubat 2013 tarihinde Lina Zekeriya Saguj tarafından Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilmiştir.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar